Bilinmeyen Jung-2

Bilinç, bilinçdışını arar, tıpkı aydınlığın karanlığı, mantığın da mantıksızlığın heyecanı ve telafisini araması gibi.

Kavranamaz düşünceler ve duygu durumları, psikosomatik hastalıklar ve daha bir çoğu zihnin denge ve telafiyi kabul etme isteksizliğinin sonucudur. (Bilinmeyen Jung)
Eril ve dişilin sonsuz kör dövüşüdür bu anlatılan. Erkek, kadını mantıksız, anlaşılmaz bulur ama onsuz da yapamaz, hatta öyle ki ölür!
İçgüdüsel eğilimlerimiz onların mekanizmalarını tanıdığımızda çok daha naif görünüyorlar.

Ne sürer iniş?

“Ne sürer dağa tırmanmak?Kırk yıl. Esmerdir yerli klavuzlar; ufak tefek, yürekli, kaypak. Rüşvet almazlar.

Kuzey yüzünü mü önerirsiniz? Kaş çatıyor bütün yüzler; seçin öyleyse. Seyyahlar, kendi yolculuklarını anlatırlar, sizinkini değil. Basılacak sağlam yerleri saklamaz buz. Kayaları okuyun. Onlar sözü yaşar.

Ve zirvede? Durursunuz.

Derler ki buradan görülebilirmiş şehir. Bilmiyorum.

Aşağı bakarsınız. Garip gelir yukarı bakmıyor olmamak; emin olamazsınız ne gördüğünüzden.

Kimisi şehir bu der; başkaları daha uzak bir Âlem sezer. Klavuzlar döner. Omuzlayın çantanızı, giyin ceketinizi. Buradan aşağı ne bir iz var, ne bir amaç, ne bir yol, ne de yollar.

Akşamın o uçsuz bucaksız inişinde, o altın renkli pusun ta içinde, bir kıpırtı, bir ışıltı belki:

Dalgalar mı, kuleler mi, tepeler mi? Uzak, uzak. Değişti kayaların dili. Bilirdim bir zamanlar ne dediklerini.

Ne sürer iniş?”

(Everest; Kadınlar Rüyalar Ejderhalar)

Rüya Kampı katılımcılarından Yorumlar-2

Üçüncü Rüya Kampı katılımcısıydım.Sibel Atasoy ile olmak yine çok keyifliydi.Diğer iki katılımcı arkadaşım da harikalardı.Sanırım bunu hep söyleyeceğim,şemaya aşık oldum!!! Şema,dağınıklığı toparlamak gibi hissettirdi bana.Kendiliğinden bir rüya yorumcusuydum zaten,sürekli balık tutmak beni yormaya başlamıştı.Şimdi balıklarını nasıl tutacaklarına aracılık edeceğim.Kızımın uzun metrajlı film tadında ki rüyalarını analiz edeceğiz.Dün akşam en kısa rüyasını çözdü..yarım sayfalık bir rüya sayfalarca analize ulaştı.Rüya deyip geçenlerden olmadım,özenle dikkat verilmeyi hakkediyor rüyalarımız.Dilini anladığımızda,kişi kendi özüne yine kendisiyle ulaşıyor.Yemek yemeyi çok seven biri olarak,nefis yemekler yemek..harkulade dingin,doğa anamızın kucağında olmak da ayrıcalıklıydı.Tekrar içten teşekkürlerimle:)))

İnce eleyip sık dokumak’ derler ya..Tam bu nedenle denemeden sınamadan tavsiye etmem.Bilinçaltının,bilince ulaşmasını sağlayan kişiye özel sembelleri anlamak,kendinden saklanmak,ama sonsuz bir sabır ve sevgiyle ona ulaşmanı bekleyen ÖZbeninle buluşmanın en kolay yolunu anlamak.Rüyaların dili…Gönül rahatlığı ile arkadaşlarıma tavsiye ediyorum.

İlkay Yılmaz

*

Beyin Penatrasyonu.

……Kafam – metal plaka –delik –vajinam –trak –bırak –seks –kafa –hemşire – delik-arkadaşım ,

kısaca Rüyam arkadaşlar .

Rüyama hoş geldiniz .

Arkadaşım Fatma ve kızı beni yıllar sonra o kadar güzel karşılıyorlar ki Rüyamda , mutluyum . Fatma esmer çok cömert iyilik dolu bir kız benim liseden arkadaşım . Kızı 17-18 yaşlarda tombik , egoist sevgiliyi dehledikten sonra ben seni unuttum , sevmedim elimi sallasam ellisi tarzında yazılar yazan ama asla eski sevgilisinden vazgeçemeyen ,nefretle karışık sevmeye devam eden bütün ilgisi ve aklıyla hala o ilişkiyi yaşayan bir genç kız . Yakında hemşire olacak .

Bana Aaa ..senin kafandaki ne öyle ? diyor . Metal bir Plaka üstüne , kafamın sağ ön kısmına bir pil yerleştirilmiş . Kafamdan çıkarıyor o şeyi . Canım acıyor . Son Plakayıda ben çıkarmaya çalışıyorum ama acıyor .çıkarmıyorum . Ben bir kaza geçirmişim tedavi ederken o aptal hemşire kafama bu metal şeyi yerleştirmiş benden habersiz . Kızıyorum . O kadar mutlu bir buluşmayı böyle bozduğu için beni tedavi eden hemşireye kızıyorum . Rüya burada bitiyor ..

Ve Rüya Kampı gerçeğim .

Yoğun işten yakamı kurtarıp Karamürsele 3 saatte varıyorum . Orda her şey yeterince , hava –deniz –havuz vs . Karamürselin eni kesinlikle Sibel . Yani Aşçı , Yazar ,Rüya görüşmeci , Bakcı , bilge , kahin , çılgın ,genç ,üstat aklıma gelmeyen başka vasıfları var elbet . Onlarda sırasını bekliyor Yeniden Doğan olarak çıkmak için . Neyse sıra benim rüyaya geliyor çözümleme için .

Rüyanın çözülüşü ,benimde ağzımın açık kaldığı o anlar .

Rüya benim 17-18 yaş hayatımın TRAK! Diye durduğu benimde BIRAKtığım zamanları . Hayatımı yalpalatan TACİZ ! olayı sahnede .
Esmer türbanlı kadın yani Fatma gerçekte annemi temsil ediyormuş. Onun tombik egoist ,tripli kızıda benim .
Kafam , kafa değil siyah bir daire adeta – kara bir delik . Kafam kafa değil de, ne o zaman ? Vajinammış meğer .
Metal Plaka ve çıtçıtlı parçasıda beni taciz eden adam ,çünkü o adam ağır metal sanayi fabrikatörlerinden biri .
Beni taciz etmesinden sonra , derhal vajinamı İPTAL edip kafama taşımışım o bölgeyi. Neden bu kadar çok kitap okuduğumu (kafama soktuğumu ) şimdi anlıyorum .
Kitaplarımı vermekteki gönülsüzlüğümü , almaktaki doyumsuzluğumu şimdi anlıyorum . Vajinamla alacağım zevki kafamla almaya çalışıyorum çaresizce .
Yani kırkgün beni ıslatıp ıslatıp dövseler aklıma gelmez.
Birde ben tacize uğradığım o yaşlarda Marmara Hemşirelik kazanmıştım .
Rüyada beni tedavi eden kızdığım aptal hemşirede benim üstüne . O metal plakayı kendi ellerimle kafama çivileyende benim .

Rüya mesajını Sibel ve diğer arkadaşlarımın sayesinde verdi ve çözüldü .

En altı üste bağlayıp bundan zevk almaya çalışmışım yıllarca . Hatta itiraf edeyim zevk de alırdım aslında
Şimdi ilk yapacağım şey dikey formdaki kapalı kitaplığımı dağıtmak ve saçmak .
Herkesin kitaplığı enine doğru ve duvara yayılmış durumdayken benim kitaplık dikey ve kapalı . Düşün artık.
Vay anasını .. Kafaya bak yaa.! iyi dayanmış bunca yıl .
Çünkü zor sayılacak bir işim var onu iki kere yordum ben .

Tabi ki bundan sonra Sezarın hakkı Sezara gidecek . 😉

Yani Rüya Kampı harikaydı benim için . Gelecek olan nimete kendinizi açarsanız , teslim olursanız , yeniden doğmayı kabul ederseniz . Doymuş ve yarı sarhoş ayrılırsınız Kamptan .
Hatta ben ve yol arkadaşım kısmen gerçek yaşama uyumda bizi çok güldüren bir gecikme yaşadık . Bir tür arafa girdik .
Zaten girmeliydik çünki o kadar açılımdan sonra gerçek hayatın hipnozuna girmek hakkaten vakit alırdı .

Hayatın muhteşem eşzamanlılığına guruptaki arkadaşlarınızın tamda ihtiyacınız olan durum ve yer içinde görev aldığına hayretle şaşıracaksınız . Human Design sizin kullanım kılavuzunuz , Rüyalarınızda sahip olduğunuz bu yaşamda onu revize etme Yeniden Doğma şansınız . BAK!lar ise her türlü arka plan verilerini size açık eden bir sistem . Kendime ve başkalarına derinden bakma , anlama ve değiştirme gücü verdi bana bu kamp .
Hayatı beklettiğiniz yeri bulmak ve devam etmek için harika bir fırsat.

Ve Sibel harika biri . Ne kadar çalışkan olduğunu kendim gibi biliyorum artık .
Tekrar gitmeyi yeni insanlarla tanışmayı , mevcut arkadaşlarla çözümlemeye devam etmeyi istiyorum .

Şimdi Rüyan hayırlı olsun dendiğinde , aslında hayretin bol olsun da dendiğini anladım .

Hayret Makamında kalın dostlar .. O zaman yeniden doğma şansınız olur . Tek şartla, vazgeçmeyi de bileceksiniz vakti geldiğinde ..

E.Y.

*

“Ama ben havlayan köpeklerden korkarım.” dedim. Çünkü rüyamdaki bilge bana “Sevgini vererek onlara yemek vermelisin” demişti.
Tüm yaşamım boyunca havlayan köpeklerden hep korktum. Sibel’in Rüya Kampı’nda bu rüyamı analiz ettik. Havlayan köpeklerin yaşamımda bağıran, sinirli, agresif insanları temsil ettiğinin farkına vardım. İlki babamdı. Bu rüyadan önce babam benim okuduğum kitaplara merak sarmıştı ve bana sorular sormuştu. Rüyada da ben yemek vermiştim bi köpeğe ve sevgimi de..
Şimdi artık havlayan köpeklerden korkmuyorum ve onları seviyorum,babama rahatça yaklaşıyorum;babam da bana:D
Sibel Atasoy ve Rüya Kampı sağolsun:D

Pembe Sineklikli Babam
Balkondayım, içeriye bakıyorum;babam elinde pembe sineklikle sinekleri öldürüyor, bizim için..Elinde artık pembe sineklik var…
Önceden ise elinde şiddet vardı,tehdit vardı,hırs vardı.. Hatta ezme, bastırma da vardı..
Sonra ben ilk başta kişisel gelişim yolculuğuma başladım, ardından da bütünlenme yolculuğuma..Bu yolculukta şimdilik son durağım Sibel Atasoy’un Rüya Kampı.. 2 defa katıldım ve babamın elindekiler birden değişip pembe sineklik haline geldi ve sadece bizim için..

Şenay Karakaş

Şifala-n-mak

Şaman, evrende mevcut olan majik güce inanmış ve bu güçten insanların faydası için istifade etmeyi denemiş ve başarmış kişidir. (Prof F.Bayat)

*

Niyetin, saf niyetin üstesinden gelemeyeceği bi şey yok, hatta zaman zaman irkiltici!
Hayatın, insanın önüne çıkardığı engeller, zorluklar da niyetin sağlamlaşmasını sağlayan araçlar. Bu mekanizmayı bilseniz dahi hep uyanık olmak gerçekten kolay değil.

**

Bu yazıyı dikkate almanızı öneriyorum:Tıklayınız

“Bir büyücü bilir ki eğer hayaletlerinden kurtulmazsan, onlar senin için gelirler.”
Yazıdaki “büyücü” kelimelerini, gerçekliğin rüya oluşuna ayanlar olarak değiştirerek okuyun lütfen. Çünkü bu kelimenin bağlı olduğu pagan geçmiş şimdi aynı işlevlerle modernleşmiştir.Kelimelere ve kullanılan alet edevata bağlılık sizi özgürleşmekten geri koyabilir.

**

“Rüya görmenin başlı başına nasıl bir gücü olduğunu hiç kimse rüyasında dahi görmemiştir!” Ursula K.Le Guin

*

Kaos, düzen-de olan- için vardır. sa

**

Kahramanın yolculuğu, minicik farklarla tarihin bilinen tüm zamanlarında, şaşırtıcı bir tutarlılıkla sunulup durmakta, keşif değil yeniden keşif çabası sürüp gitmektedir. Aranan ve tehlikeli biçimde elde edilen tanrısal güçlerin (tezahür ettirme)daha en başından beri kahramanın kalbinde olduğu ortaya çıkar. O kim olduğunu öğrenen ve gücünün uygulamasına geçen “Tanrının oğludur”.

Bu bakış açısıyla kahraman, hepimizin içinde saklı duran, yalnızca bilinmeyi ve yaşama katılmayı bekleyen tanrısal yaratıcı ve kurtarıcı imgenin simgesidir. (Tamamı için tıklayınız)

Sonsuzluk, toz ve maymun!

Don Juan, sonsuzluğa atlarken ve dönüşü olmadığını söylediğinde CC’nin derin üzüntüsünü görüp ona şöyle demişti; “her şeyin her zaman olduğu yere gidiyoruz, kimbilir bir gün toz olup gözüne kaçarız”
Kelimeler böyle değildi ama ah benim ezber kabiliyetim yok, ben böyle algılamışım! :))))

**

“Kalkanın yerini, ölenin erini alırlar” atasözü bir fact tir, yani durum tespiti yapar. Fakat insanımız burada şöyle bi çıkarım yapmış, “aman yerinden kalkma, aman erini kaptırma!” Bak sen şu işe, kulaktan kulağa oyunu nereye varmış!

**

Maymunluktan neden ayrılamadın biliyor musun?
Yalnızlık ve yenilgi korkusundan!
(Red Book-Jung)

Yoğunluklu dişi yanını kullananlar “yalnızlık”, eril tarafını kullananlar da “yenilgi”korkusundan göçemediler maymunluktan galiba.

Buradaki maymunluk kelimesini Jung evrim teorisine atıfla mı söylüyordu şimdi hatırlayamadım, RED Book’u okuyalı epey oluyor ama ben daha ziyade evrim açısından değil de taklitçilikle bağlantılı söylüyorum 🙂

-*

Lame Deer (Topal geyik) Richard’a diyor ki senle ben iyi anlaşıyoruz çünkü sen sanatçısın. Sanatçılar da beyaz dünyanın kızılderilileridir. Onlar da bizim gibi düşte yaşayanlar, tembeller, paraya inanmayan savuran aptallar, öte dünyacılar diye aşağılanırlar, oysaki beyaz adamın gerçeği kötü bir düş ve dumanlı bir kabustur. Onun yanılsamasına inanmamak daha iyidir.