Nasıl Uyuyorsunuz?

“Nasıl uyuyorsunuz?”

Öncelikle, uykuya dalmadan önce onların(tv,müüzik vs) dinlemesi oldukça yorucu. Bir ritüelden geçmek zorunda olmanız, uyuyabilmeniz için bir şeyler düşünmek zorunda kalmanız, ne hakkında rüya göreceğinizi bile kendinize söylemek zorunda olmanız. Kendinize söyleseniz de söylemeseniz de güzel şeyler göreceğinizi bilmiyor musunuz? Evet, kendinize örneğin, insan şunu söyleyebilir, “ Bugün çok yorgunum. Gerçekten de uyumam gerekiyor” çünkü pek çok kereler bu rüya haline geçiyorsunuz. Onlar gerçekten de inanılmazlar ve  oraya gidiyorsunuz. Sadece hatırlamıyorsunuz.

Nasıl uykuya dalıyorsunuz? Televizyonda Tarih Öncesi Uzaylıları seyrediyorsunuz. Bilgisayar oyunları oynuyorsunuz. Pek çok farklı şey yapıyorsunuz. Bu biraz doğal değil. Bu biraz garip. Yapmak zorunda olduğunuz bu şeylere, hadi açıkça sapıkça diyelim. (Adamus kıkırdar)

Söylemek istediğim şu. Uyku doğaldır. O şekilde tasarlandı. Onu o şekilde siz tasarladınız. Rüyalar çok ama çok doğaldır. Şuan sizler, yaklaşık bir düzine ya da daha fazlasında var oluyorsunuz. Sadece burada olduğunuzu sanıyorsunuz, ama orada, yakında sizlerin de giriş yapabileceği pek çok rüya âlemleri söz konusu. İşe gitmeye çalışırken bu bayağı bir kafanızı karıştıracak.

Bu uyumadan önce bir şeyler yapmak zorunda kalma durumu, hiç de doğal değil. Çünkü uyku durumu, doğası gereği çok doğaldır. Onu siz tasarladınız. O sizi tamamen kaybolmaktan koruyan küçük bir şey. Uykuya dalıyorsunuz ve doğal bağlantıların tekrardan kurulmasına, doğal yolla izin veriyorsunuz. Diğer âlemlere seyahat ya da deneyimleme diyeceğiniz doğallık. Geçmiş yaşamlarınız ve gelecek potansiyellerinizi içeren, doğal bir ara yüz. Ruhunuzla doğal bir etkileşim – sessiz bir etkileşim –  gerçekleşmekte.

Uyku olmasaydı burada kaybolma ihtimali gerçekten, gerçekten çok yüksekti. Bu nedenle bu akıllıca şeyi yarattınız. “Bütün kalmak için, yaşamımın bir kısmını vereceğim” dediniz. Ama şuan, insan uyumakta – uykuya dalmakta  – sorun yaşıyor. Doğal uyku durumuna müdahale ediyor. Nasıl uyuyabildiğini bile, şuan anlamıyor.

Bu konuya basit bir nedenden dolayı değiniyorum. Uykuya dalmak, insan için, şimdiye kadar yaptığınız en korkutucu şey olmalı. Öyle olmalı. En korkutucu şey. Niçin? Çünkü kontrolü bırakıyorsunuz. Tam anlamıyla kenardan aşağı atlıyorsunuz. Serbest bırakıyorsunuz. Bazen bunu aşırı yorgunluktan yapıyorsunuz. Aksi takdirde zihin çalışmaya devam ediyor ve olayları çözmelemeye çalışıyor. Ama sonunda, yorgunluktan uyuya kalıyorsunuz.

Diğer tarafa geçtiğinizde dostlarım, bu insanın yaptığı en korkutucu şey olmalı. Ama değil. Niçin? Sadece bu yaşamda, kaç yaşında olduğunuza bağlı olarak, bunu 18 000 kereden daha fazla yaptınız. Bu çok. Ona güvenmeyi öğrendiniz. Muhtemelen tekrar uyanacağınızı biliyorsunuz. Muhtemelen. Her zaman değil. Uykuya dalmak konusunu düşünmüyorsunuz bile. Sadece yatağa gitme konusunda çaba sarf ediyorsunuz.

Ama zihnin üzerinde çalışmaktan yorulmadığı bir şey var – “Peki ya şimdi ne olacak?” Neden? Çünkü onu hiç bu âlemde deneyimlemediniz. Onu tam burada hiç deneyimlemediniz. Bu nedenle, size bunu yaptıran pek çok endişe, dehşet, pek çok programlama, hipnoz, üstünü örtme ve alışkanlık mevcut.

Bunu bir dakikalığına düşünün. Uykuya dalma ile ilgili bu şeyi, bir düşünün.

Bu tamamen serbest bırakma. Bu tamamen serbest bırakma ve güvenme. Bu tamamen derin bir nefes almak ve ahhh, sadece serbest bırakmaktır. Diğer âlemlere gitmektir. Rüyalarınıza girmektir. Bunu yapacak kadar rahat hissediyorsunuz. Bunun olmasına neredeyse her gece izin veriyorsunuz.

Aydınlanma gerçekten de neredeyse aynısıdır. Onun için çaba sarf etmek zorunda değilsiniz. Onun için bir hap almanız gerekmiyor. “Bu gece nasıl uyuyacağım?” diye üzerinde düşünüyor musunuz? “Şu beni yorar ve uyumak istememi sağlar.” Hayır, sadece olmasına izin veriyorsunuz. Her gece, uykuya dalma tecrübesini yaşıyorsunuz.

Tam uykuya dalmak üzereyken, ne kadar harika olduğunu biliyorsunuz. Bir şekilde     “ Yapıları serbest bırakıyorum. Kontrolü serbest bırakıyorum.” diyor ve hemen uyku durumuna geçiş yapıyorsunuz. Aydınlanmada da aynı şey oluyor; ama uykuya dalmak yerine, siz gerçekten de uyanıyorsunuz.

Adamus

Rüya Kampı Katılımcılarından mesajlar-1

Ülkü kaya

Merhaba dostlar…Dünya yılı 2012 Rüya Kampı -1 ‘e katıldım.

Denize nazır , hoş, rahat ve aydınlık bir mekanda, gerçek bir üstadın rehberliğinde zihinsel ve ruhsal tarifsiz lezzetler aldığım hem bilimsel hem de fantastik bir yolculuğa çıktım aslında.

Eğitim sürecinde rüya aleminin kapılarını aralayarak uygulamalı teknik çözümleme yöntemini incelediğimiz gibi, bende iz bırakan rüyalarım – belki de ”riya”larım 🙂 tek tek çözümlenerek bilinçaltımdan çekilip alındı. Bu özgürleşmenin en doğal ve kolay yoluymuş öğrendim .

Sadece rüya deyip geçmemek ve rüyaya gereken dikkati , kıymeti vermek …

Öğrenilen teknikler ışığında rüya çözümleyerek insan denilen mucizeyi biraz daha yakından tanımak ve bir ”rüya görüşmecisi” olup çevremdeki insanların rüyalarını çözümleyerek onlara yardım etmek…

Bir ”usta”nın elinde evrilip çevrilmek de katıldığım bu kampın bana en büyük hediyesi oldu. Eh artık geriye buradan aldıklarımı hazmetmek sindirmek ve benden neyin çıkacağını heyecanla beklemek kaldı…. HAYROLSUN !
Sibel Atasoy’a gönülden teşekkürlerimi, saygılarımı , sevgilerimi sunarım.

Rüya Kampı- ki Rüya gibi bir Kamptı 🙂 ardından heyecanla öğrendiklerimi uygulamalı olarak kendimde ve rüya görenlerde test etme zamanı… Kamptan ayrılır ayrılmaz hemen taze taze iki rüya görüşmeciliğinde bulundum.

İlk rüya bir takside geçiyordu. Rüya anlatan , kendini basit bir taksi içinde seyir halinde görüyor. Taksiyi taksi şöforü kullanıyor…Sıradan bir mahalleden geçiyorlar. Rüyanın hepsi bu… Ne kadar basit dedim içimden hemen kendi kendime yorum getirdim . İşte ACEMİ olmamın işareti ; kendi iç sesimle de olsa rüyaya yorum getirmek ! Sonra çözümlemeler başladı. Sorular cevaplar, rüya üzerinde hummalı bir iz sürücülüğü. Meğer bu basit rüya içinde neler barındırıyormuş bir bir ortaya çıktı. Bu rüyayı çözümlerken rüya gören kişinin günlük hayatında ” taksi” ye binmekten ve taksi şöforlerinin davranışlarından nefret ettiğini soru cevaplarda gördük . Buradan hareketle kişinin bir konuda kendi kendini suçladığını , kendine yakıştıramadığı bir zaafından dolayı kendine öfke duyduğunu ayan beyan izledik.

Rüya dilini önemseyip üstünde çalışmaya başladığınızda gizlenmiş herşey nasıl da ortaya çıkıyor.

İkinci rüya başka bir kişiye ait ve daha da ilginç bir sonuca götürdü bizi. her ayrıntı inanılmaz önemli ve atlanmaması gerekiyor. Bu girift rüyayla ilgili tecübeyi de daha sonra paylaşmak istiyorum .

Nihayetinde Rüya Kampı uyanma – uyandırma yolunda bir merkez. Hoş ve mutlu kalın…

*

Roshanak Kamali

Sibel hanim ruya kampi icin size cok tesekkur ediyorum,beklentimin cok ustundeydi..degisik goruslerle tanistim.O guzel ortam’da egitim almak cok zevkliydi.. ruya kampi ve ruyalar nasil bilinc altimizi temsil ettigi,benim icin degisim noktasi oldugunu soyliye bilirim…her sey icin tekrar tesekkurler.
saygilar
Roshanak

*

Hanife Altuntaş

rüya çalışmalarına bundan çok önce öğrenci olarak katılma şansım olmuştu. eskiden beri rüyalar konusunda çok ilgili olduğum için bu fırsatı kendim için önemli bulmuştum..bilinen klasik yöntemlerin çok dışında çözümleme teknikleri öğrendim.en önemlisi de hem kendimde hem de diğer katılımcı arkadaşlarda, çözümlemenin tüm süreçlerini ve son aşamada bulmacanın kayıp parçasına ulaşıp bütünü tamamlamanın şaşkınlığı ve mutluluğunu gözlemledim. sonraki süreçte de, asistan olarak bu çalışmalara destek verdim ve kişisel olarak çok boyutlu düşünme ve görme konusunda hatırı sayılır katkıları olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.yeni düzenlenecek rüya kampı bu açıdan çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.ayrıca rüya görüşmecisi olarak sibel atasoy’un yetkinliği bence tartışılmaz..böyle bir eğitmenle gece gündüz bi arada olmayı da önemli bi şans olarak görüyorum:)

ben şimdiden çözülmesini arzu ettiğim rüyalarımı hazırladım, bekliyorum:)

sevgilerle.

**
şşehnazz tango
bir süredir rüyalarımın samimi çığlıklarına kulak veriyorum .. . bayağı güçlü bir rüya günlüğüm oldu diyebilirim , çok şifalandırıcı , akıllı bir ses olduğunu kişisel deneyimlerimle yaşıyor ve hissedebiliyorum…
böylesi içten ve kararlı sese seninle kulak vermek /görüşmecilik yöntemini ,uygulamasını öğrenme fırsatı bulmak gerçekten şans olacak benim için ..

YAŞASIN diyorum …

teşekkürler.
**

Ersin Koc
Hayatını rüyalarından aldığı destekle ve heyecanla yaşamış/yaratmış (hatta rüyalarında eğitim görmüş) biri olarak bu kampın ne kadar önemli olduğunu sezebiliyorum. Özellikle Sibel ile bunu gerçekleştirmek büyük bir keyif olacaktır.
Şunu söyleyebilirim ki, rüyalarımız gerçeğimizin yarısı, çünkü yaşamın kendisi kusursuz, kesintisiz -sandığımız- bir rüya! Ve son yıllarda gitgide rüya ile gerçek birbirine karışıyor, bu yüzden rüya farkındalığı giderek daha da önemli hale geliyor.
Çok heyecanlı 🙂

**
Elif Poshor

Merhaba!

Bu çok güzel rüya çalışmasını benimle de paylaştığınız için çok teşekkürler! Daha dün rüyalar üzerinden çok önemli farkındalıklar ve şifa yaşadım, ve bir buçuk sene olacak herhalde Şehnazla başlayıp rüyalarımı yazalı, durmadan devam. ve ne büyük destek oldular.

çok önemli ve benim için de heyecan verici bir çalışma, öncelikle bunu yaptığınız için teşekkürler…çok katılmak ve birlikte çalışmak isterim ama bu haziran’ı becerebilir miyim, pek emin değilim – belki zamanı vardır. çok hızlı değişimler var gerçi, belli de olmaz.

çok sevgiyle, elif

**

Ebru Dündar
Ayık! haldeki gerçekliğimizle müdahale edilebildiğini öğrendiğim ve tecrübe edenleri de duyduğumdan beri rüyalara dikkat kesildim, izlemeye aldım ama sanırım öncelikli olarak ilgimi çeken başka şeyler olduğundan dolayı enerjimi her rüyama yöneltmedim. Çok çok enteresan ya da saplantılı şekilde aynı şeyleri gördüğüm rüyalarla ilgileniyorum.
Rüyalara farklı açıdan bakışımda Sibel’in çok etkisi var, rüyaların sadece günlük hayatın yansımaları ya da bir hayal değil dikkat edilmesi gereken ve bize kendimizi tanımada bir çok ipucu veren gerçeklikler olduğunu anlamamı sağladı (yani ben öyle anladım).

Diyeceğim o ki, rüya kampı için içimde heyecan duydum (öğrenme zamanım yaklaşıyor belki de). Rüya görüşmeciliği yapmayı planlamıyorum ancak analizlerle, önce kendime ve ardından bir kaç kişiye bile fayda sağlasam ne nimet diye düşünüyorum. Diğer yandan şu an konaklamalı şekilde bir yere gidemiyorum. O nedenle konaklamadan, günü birlik programlar halinde bir uygulama olursa severek, isteyerek bu çalışmaya katılmayı arzu ediyorum.

katılacak tüm arkadaşlara keyifler olsun

selam ve sevgiler

Kendi yok Allahı var.

Günaydın frekanslar, Siyoux’ların dediği gibi hepimiz akrabayız; insanı bitkisi, solucanı, taşı toprağı,denizi. Onları elinizi uzatıp da okşadınız mı hiç bilmiyorum (oturduğunuz yerden bile kolayca yapabilirsiniz), dokunduğunuz an içinize ılık ılk bi şey akar, şaşırtıcı şekilde her seferinde olur bu. İşte sanırım bu sevgi olsa gerek.

**

Freud da bu konuda(rüyalar) çok çabalamış, şimdi kendi yok Allahı var 🙂

Yine de Jung’un tarzı eski geleneklere daha uygun ve insana daha çok saygı duyan bir yöntemdir. Benim uyguladığım analiz yöntemi Jung’un başlattığı ve onun izdeşlerinin geliştirdiği basit ama müthiş etkili bi şekil.
Jung, yöntemlerini bilfiil kendi üzerinde denemeye cüret eden yürekli bi adam. Yazmakta olduğum kitapta onun rüyaları ve vizyonlarına (türkçeye çevrilmemiş) da yer vereceğim kısmetse.

“Kendi yok Allahı var” deriz birinin arkasından yalan söylemeyi ya da bazı gerçekleri reddetmeyi kendimize yasak etmek için. Ne hoş bi sözdür bu.

Hatta Jung’un rüyalarını analiz ederken ben de bu halk sözünün( Kendi yok Allahı var) kuantumcasına tercüme edilmişi olan Birleşik alanı (BAK) kullandım. Başarabildim mi diye sormuyorum, denedim diyebilmek benim için yeterli zevki veriyor.

*

Uyumanın ve uyanmanın sınırlarını hiç bilemeyeceğim galiba.

Rüya Kampı-4

Bu hafta sonu gerçekleşecek kampımızdan sonraki etkinlik tarihi belli oldu. Eğer aklınızda katılmak vardıysa hızlı davranın sevgili dostlar çünkü sadece üç katılımcı alabiliyoruz. Yoğun bir saha pres çalışması bu bildiğiniz gibi ve katılanlardan güzel dönüşler, değişim haberleri alıyoruz. Galiba amacımıza ulaşıyoruz. Sevgiler

  • 3 Ağustos 2012 Cuma Hafta sonu

Rüya Kampı, sadece üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isimdir.
Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.
Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan Dördüncü “Rüya Kampı” hakkında detaylı bilgi ve kayıt olmak için lütfen [email protected] adresinden bizimle iletişime geçiniz.

Kamplara yalnızca 3 kişi alınabileceği için kayıt açısından talep tarihleri öncelikli olacaktır.

Etkinlik programı:
Cuma günü
15.00 Yerleşme, havuz ya da denize girme, dinlenme
18.00 Çay kahve eşliğinde ikindi sefası
18.30 Yaşam Tasarımı hakkında bilgilendirme ve kişisel dosyaların katılımcılara takdimi, sorulara cevaplar
20.30 Akşam yemeği
Cumartesi
08.00 Deniz kıyısında yürüyüş ve yüzme
09.00 Kahvaltı
10.00 Rüyalar konusunda genel bilgilendirme, rüya çeşitleri ve uygulamalı çalışma
14.00 Öğle yemeği
15.00 Dinlenme, güneşlenme-havuz
17.00 Kişisel rüya analizleri ile soru sorma sanatı uygulamalar
20.00 Akşam yemeği
21.30 Karamürsel şehir merkezinde gezinti veya katılımcıların isteği doğrultusunda bir BAK (BirleşikAlan Kullanımı) oynanacak. BAK nedir: https://blog.sonsuz.us/?p=4102

Pazar
08.00 Deniz kıyısında yürüyüş veya yüzme
09.00 Kahvaltı
10.00 Katılımcıların rüyalarının analizi, uygulamalı çalışma, sorular
14.00 Öğle yemeği
15.00 Ayrılma saatine kadar havuz ve deniz

Toplam 13 saatlik yoğun bir çalışma ve yanı sıra keyifli bir ortamda hafta sonu geçirmek için rüya konusuna özel ilgisi olan arkadaşlarımıza dikkat çekici bir fırsat sunduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle sağlık ve farkındalık konusunda eğitmenlik yapan kişiler, psikologlar için danışanlarına büyük yardımı olabilecek bir sistem olduğunu da belirtelim. Daha önce bu eğitimi alan arkadaşlarımız, çalışmalarında kullandıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını belirtiyorlar.

Rüya eğitmenimiz Sibel Atasoy hakkında bilgi:
https://blog.sonsuz.us/?page_id=2

Özgürlüğe mahkumiyet

J.P.Sartre, insanoğlundan “özgürlüğe mahkum” olarak söz etmiştir.

Bu ifadesinde özgürlük, insanın kendisinin efendisi olduktan sonra kendisini yaratmaya mahkum olduğu ölümsüz bir korkunç son gibi görünmektedir. Hatta ünlü sinekler romanında kahramanını “kendiminki dışında hiç bir yasaya mahkum değilim” diye bağırtır.

Demek ki, kendi sorumluluğunu almak kolay bi şey değildir. Yoksa insanlar dış emirlere neden boyun eğsinlerdi!

Sartre’a göre dış yasaya mahkum değilsen özgürlüğe mahkum olursun. Ve belli ki bu onu çok korkutmuştu. Dünyanın tamamına yakınını da korkutuyor zaten.

Oysa bunu sevinçli bir oyun gibi, kendini önemsemeden, çocuk masumiyeti (ve gaddarlığı) ile yapabilirsin, çok kolaydır. Sadece hedef belirlemişler için irileşir, devleşir ve korkutucu hale gelir.

‎”kendi sandığına” objektif bakılamaz; bu pinokyonun canlanmasına eş bi durum. Bir bilgisayarın, programına hakim olması imkansız gibidir. Fakat herşey cümle sonlarında gizlice açık bırakılmış minik bir olasılığı(tohumu) işaret eder.

Don juan bu farkındalığın iki yolla yapıla/olabileceğini söylemişti, yanlış hatırlamıyorsam şu mealde bi şeydi; Ya iç konuşmayı tamamen susturursun ki bu durumda mutabakat rüyası  çöker, ya da kendini tonalle dolup taşırırsın, bu durumda mutabakat rüyası patlar! Bana göre çökmüş, patlamış fark etmez. Velakin burada önemli ve ortak tek özellik, her iki yöntemin de savaşçı kusursuzluğu ile yapılması ve ehil bir iz sürücü olmaktır. Yoksa rüya çök/patlayınca sonsuzluk ırmağında yitip  gitme olasılığın vardır ve ancak denetimli bir deli, çökmüş bir rüyayı sanki duruyormuş gibi seyretmeye devam edebilir, bunu içine sindirebilir.