Yasalar/düzen ve Doğal akış

Dünyada ne kadar çok tabu ve yasak olursa,
Bir o kadar yoksul insan olacaktır.
İnsanlar ne kadar şiddetli silahlara sahip olursa,
Devlet o kadar sıkıntıda olacaktır.
İnsan ne kadar çok kurnazlık ve beceri sahibi olursa,
İşler o kadar kusurlu görünecektir.
Ne kadar çok yasa ve emir göze çarparsa,
O kadar çok hırsız ve soyguncu olacaktır.

Lao Tzu

**

Bir asmanın, hırsızı ya da yoldan geçen arsız bir kişiyi kovaladığı görülmüş müdür hiç? Ama insan, toplumun eşitlik anlamına geldiğini unuttuğunda ve onu yasalarıyla bozduğunda, işte o gün hırsız doğdu.

Epiphanes

**

Dış yasalar, kurallar (şeriat), iç disiplini az olan ya da hiç olmayanlar için yararlıdır elbette ancak diğerleri için yaratıcılığı ve özgürlüğü boğan bir kabus haline gelir. Ve bütün insani evreler işte bu açık hapishanede sanki karşıtlıklar gerçekmişçesine bir delilik halinde yaşanır gider. sa

Bütünselliğe ulaşmak

Her kadının, ömrünün bir yerinde kurtlarla koşmayı hatırlaması gerekir. Bisiklet sürmek gibi asla unutulmayan bişeydir bu. Böylece kendi erilliğine kapı açan kadın, gerçek dişilliği de görür, artık bir erkek tarafından onaylanmayı beklemez, bütünselliğini ele geçirir.

**

Neye inanıp, neyi sık sık dilinize düşürüyorsanız, zamanın buna uyması kaçınılmaz olur; çünkü zaman sizsiniz.

**

Büyük bir şans eseri (ya da bilmediğim bir sebepten) konratım sona erdikten sonra(2003), Oyun Kuramını ve Bir Kadını Öldürmek kitabını yazdım. Bunlar yaşamın tüm mekanizmalarını deşifre ediyordu. Oyunların kaza ya da şans eseri (nerden bakıyorsanız birini seçersiniz) başladığını ve yine ancak bu sebeple sona ermezlerse sonsuzca süreceklerini söylemiştim (2004).
Ve bundan sonra derin bir can sıkıntısına kapıldım; çünkü mekanizmalarını bildiğiniz bir oyunun zevk vermeyeceğini sanıyordum.
Başlangıçı(tanrı) aramaya kodlanmış yaşamımın sona erişiyle serbest kaldım bir süre. Neredeyse her gün sabah uyandığımda yine yaşıyor olduğuma şaşırıyordum çünkü hayatın kendisi için işlevsiz kalmış unsurları eleyeceğini biliyordum. Fakat sonunda her gün yeniden doğmayı kanıksadım ve yaşam için hale işlevimden ümit kesilmemiş olduğunu anladım.
Bu kez kendimi yanlara açılmaya adadım. Bu ayrı bir serüvendir.
Şu an itibariyle o günkü sıkıntıya-boşluğa, kaza unsurunu başlangıç ve sona atfedişim ve oyun içindeki salınımını bildiğim halde göz ardı edişimin sebep olduğunu biliyorum. Bu küçücük ayrıntı ise devasa bir fark ortaya çıkarıyor; çünkü Oyun’un bildik mekanizmalarına rağmen onu sonsuzca gizemli hala sokuyor.
Ve bu gizem, yaşamdan zevk almak için yeter şartı fazlasıyla sağlıyor 🙂

Rüyalarla yeniden dirilmek

Rüyaların, içindeki muazzam ve haberin dahi olmadığı sen ile buluşmanı sağlıyor, bu büyük olanağın farkında mısın?
Yoksa o muazzam senin barındıklarıyla karşılaşıp alabora olmaktan mı çekiniyorsun? Eğer öyleyse bil ki, buzdağının görünen minik ucu olarak eriyip gidersin bu hayattan fakatbu kez tamamen hiçliğe karışamamak seni zamansız gibi zamanlarda yakalar.
Korkunun ecele faydası yok der atalar, en hayırlısı hala hayattayken ölüp yeniden dirilmektir.

**

Rüya görüşmeciliği yöntemi, insanların için olağanüstü bir aydınlanma ve şifalanma fırsatı sunduğu halde, bununla neden yalnızca bi kaç insan ilgilenir?
Bu sorunun cevabı oldukça basit; çünkü insanlar doğdukları andan itibaren “öğretme” denen dıştan yükleme türü eğitime tabi tutulurlar ve sistem onları bilginin dışardan alınacağına dair hipnotize eder. Böylece aslında alıcı/verici bir sistem olan insan mekanizması sadece tek yönlü çalışmaya başlar; cevaplar hep dışarda ve hazır sunulmalıdır insanlara. Bu hayat tarzı, dünya insanını tek yönlülüğe mecbur bırakır, içsel bilgeliğe uzanan diğer yönü kullanılmaya kullanılmaya pas tutar, yaratıcılık ve ayma kapasitesi ve bunun sağladığı doğal sevinç günden güne sönen bir ateş gibi ufalır.
Kullanılmayan uzuvlar beden bilgeliğince saf dışı kalırlar ve nesilden nesile giderek kaybolurlar.
Bu tespitlerim size bir şeyler hatırlatabildi mi?

Birleşik Alan Kullanımı-BAK, mutabakat rüyasının lücididir diyebiliriz.

Bugün, az sonra

Bu haftaki Yaşamevi Radyo Programı konusu:
“Rüya Gerçekliği”
Konuğum ise; Rüya Görüşmecisi, Yazar, Sevgili Sibel Atasoy.
20 Haziran Çarşamba sabah saat:10.00’da Radyo Halikarnas’ta buluşmak dileğiyle…
İnternetten dinleyerek canlı yayında bize katılmak isteyenler için: http://www.halikarnas.fm/live_other.html
Ayrıca Facebook / Halikarnas Radyo Grup’a katılıp görüş bildirebilirsiniz.

Canlı yayını kaçıranlar için :

http://www.youtube.com/watch?v=wq4d45y37HQ&feature=youtu.be

Rüya Kampı başladı

İlk Rüya kampımız sürprizlerle başladı ve gerçekten işlerliği olduğunu gördüğüm bir hava içinde devam ediyor. Şu an öğle sonrası yüzme-dinlenme molasına girdik. Bu hafta, hatta son ana kadar ilginç şekilde hastalık ve başka nedenlerle beş iptal yaşadık. Hastalık ve sorunlarla boğuşan arkadaşlarımıza en içten şifa dileklerimizi sunuyoruz.
Evdeki hesap çarşıya uymuyor! Hele artık hiç uymuyor:)
Velakin biz evdeki hesaba değil ÇARŞIya razı olanlarız.
Sürprizlere açığız.
Bize sunulmuş hayat piyangosuna müteşekkiriz.

**

Gerçekliklerin nasıl oluştuğunu, sürdürülebilir kılındığını anlamak için bir binanın, boş araziye nasıl yapıldığını an be an izleyin. Ne kadar sürerse bir yıl, beş yıl ve sonunda o gerçekliğe taşınanları da izleyin, taşınma kamyonlarını, bavulları denkleri seyredin. Ne kadar çok insanın bunca yıl içinde o gerçekliğin inşasına katkı sunmuş olduğunu iyi seyredin. Müteşekkir olacaksınız.