Uyan uyan kızkardeşim

Kümüs kümülüs,  yandan verir kosinüs

Kulaktan dolgu maddesi, magazin çarptı bizi

Nasihat çok icraat yok, cır cır cır cır ötelim

Ağustosu yontalım, kış ayazı bekler bizi

Karınca kararınca, ben ninemin beşiğini

Hay geçmez olayıdım dualite eşiğini

Ankaranın taşına bak gözlerimin yaşına bak

Uyan uyan kızkardeşim şu feleğin işine bak

Ezelden gelirdiniz güzelden getirdiniz

Bir zorbaya kapılıp da yarısında bıraktınız

Ben bilmem yüksek yerden gelen emri

Dahi karşılamam, katar katar olsa emiri

Baş yarıldı baştan başa şu feleğin işine bak

Uyan uyan kızkardeşim şol özünün fişini tak

 

 

s.a

20.08.09 – Beylerbeyi

 

Kuantum Rikkat

Kuantum düşünce, kuantum iyileşme

Bıdı bıdı şaştım kaldım cadı kazanı

Sevelim sevilelim, eğitimler seminerler

Kurum kurum olmuş bacalar, çakralar

Aileyi dizelim, ruhunuzda gezinelim

Takıntı, kırıntı, kırpıntı, altın makas rıfkı

Çanlar kimin için çalıyor? Dikkat dikkat

Mesaj yanlış geldi, aldın mı bebeğin gazını

Bir musibet bin nasihattan evla kızım Rikkat

Yeni şeyler yeniden genelleşme kurbanı

Genelleşeceklerin geneli başımdan aştı

Bir çuval incir, bir an önce yiyelim

Yoksa yakındır eskinin yeniyi yutması

Aceleye gelmesin insan insana uymaz

Eli dursa ayağı durmaz, kel başa şimşir tarak

Kusturmadan bırak beni, zorla güzellik olmaz

Kuantum düşünce, kuantum ön sevişme

Merdivenin trabzanı kırık gönlümde hıçkırık

Aman da yaman, bir başkadır adıyaman(!)

Ağır dur molla sansınlar, alerjiden oldu hapşırık

Kılı kırk yardın be Sibel, uğultular bin desibel

Gözümün nuru, canım cicim yiğidim bacım

Konular ezilmesin kilimin altına itilmesin

Sürümden kazanmayın, insanı dürüm yapmayın

Bizden geçit olmaz, önden söylemezsek hiç olmaz

Kuantumun hasını, gel al artık şu bebeğin gazını.

 

s.a

20.08.09 – Beylerbeyi

 

Yok/Var

Tek tek basarak bade süzülmüyor bu düzende

Önce birini sonra diğerini basmalısın sakince

Yürümek… Bir basit yürüyüşte saklı bütün giz

On-onbir ayda bilemedin yaşında bu kıvama geliriz

“Yürüdü! Yürüdü! Nihayet yürüdü ” Muştular olsun

Ok yaydan çıktı, sevince garkoldu  aile fertlerimiz

Şükürler olsun yürüdü, yani yola çıktı mahdum(e)

 

O yol ki sonraları çıktığına pişman eder bazen

Sol ayak bilinmezden getirir koyar ortaya

Sağ ayak bilinen eder, hem de seni düşürmez

Bu denge kaybolursa yol biter hikaye başa döner

Bir başka bahara kalır insan evladının kaderi

Yok var, yok var, yok var, uygun adım gerekmez

Gerisini düşünme, yürü insan evladı yürü, yok var…

 

Seni ne kadar sever görmez misin? Ne ümitler besler

Yürütmek ve dahi büyütmek ister kaos annemiz

Dengeni kaybetmeyecek kadar güçlenesin diye

Gelir vurur arada dizinin birinin ardına ancak

Sen tökezleyip düştüğünde ağlar ağlar da seller olur

Tayfun oldu, kıyamet geldi zannedersin, ceza mı bu?

Düşün bir; ceza verecek idiyse ne gerekseydi iki bacak?

 

 Ödülden cezadan geçtik artık, şimdi güven çağındayız

Sevildiğine emin ol, yürü insan evladı bu yol senin

Ardına bakma, gözünü almasın mezar taşları

Var yok, var yok, yok var, uygun adım gerekmez

Ok yaydan çıktı, sevince garkoldu  aile fertlerimiz

Şükürler olsun yürüdü, yani yola çıktı mahdum(e)

 

Sa

18.08.09 – Beylerbeyi

 

Gez gez dur!

 

Hardal ne ki köfteye uya, sumak ne ki piyaza uya?

Birbirlerini çeken frekansları mı var? Yoksa yalnızca

Öğrenmişlik, ah alışkanlık, ah kafamın içindekiler!

Ah kafamın içindekiler, geziyorum dehlizlerinde

Ben gezmesem o bende gezer, sesi kulağımda

Açık, net, buyurucu… Gözüme gördürtür

Kulağıma duyurtur, elimi değdirtir, koşturur beni

Gez gez dur, kafamın içinde, gez gez dur!

Şaçmalamak işim gücüm, bekliyorum bişeyi

Rüyalarım? Onlara bile bulaşır belki kafamın sesi

“kes sesini!” diye bağıdım az önce çay koyarken

sustu aniden, bir derin boşluk oldu, belki düşerdim

başlamasa yeniden. Hayır hayır düşmezdim belki

ah çaresizce önemsiyorum burada kendimi!

 

Sa

15.08.09 – Beylerbeyi

Gevşe Güzelim

Gevşe güzelim 

 

Sıkma kendini rahat ol, bırak geçsin gitsin

aslında çocukken pekala bunları bilirdin

Örneğin acıtmazdı iğne sen gevşediğinde

Damardan, kabadan hele o vitamin iğneleri

O iri şırıngalar, yarım saat sürer en az zerki

 Büyük küçük, doktoru hemşiresi şaşardı

bak şu küçük kıza derlerdi, ne cesur ne azimli!

Büyümüş olsan da değişmedi formül

Gevşe, bırak geçip gitsin içinden

Öyle gevşe ki gelen geçsin içinden

Her daim aklında tut bunu, uyuma!

Bir papağan tut söyleyip dursun sana

Gevşe şimdi, gevşe hadi! Çözüm düşünme

Düşman yok bilirsin ne dışarda ne içerde

Alma gardını hazırlanma durduk yerde harbe

Bırak geçip gitsin, rahatla bırak gitsin

O şırıngadaki senin ilacın, derdinin çaresi

Unutup düşman sanma, sanki bilmezmiş gibi

Gevşe güzelim gevşe, hemen geçip gider

Sıkma kendini, şimdi şimdi geçip gider

Fotondan biçerim entarisini, açısını çatısını

Her ne göndersen de, çeksen de itsen de

Gezegen abilerim, kuzenlerim, güneşim

O tam benim ilacım, derdimin dermanı

Nasılsa gelecek nasılsa verilecek, sıkma sen

Engel koyma,  faydasız kendine acıma

Gevşe güzelim gevşe, hemen geçip gider

Sıkma kendini, şimdi şimdi geçip gider

 

 

Sa

13.06.09 – Beylerbeyi