Kutsal Kitaplar, “EY İNANANLAR İNSAN ETİ YİYİNİZ ! ” deseydi…

*Toplumsal ahlak mı, dinler mi bize insan eti yememeyi öğreten? Yoksa özgürce seçmiş olduğumuz bir şey mi?

*Toplum tarafından sınırları belirlenip toplumadaki bireylere zorla kabul ettirilen adına "toplumsal ahlak" denilen eylem biçimlerinin, "iyi" olup olmadığı tartışmaya açık bir konudur.Özgürlüğünü kullanamayan -yani salt kendi iradesiyle doğru/yanlış, iyi/kötü kavramlarından birini seçemeyen-  bireyin düşünsel bağlamda iyiyi seçebileceği şuhpelidir.Evrenselliğinin bile olmadığı "iyi" bir ahlak demetinin peşine takılıp neler yapılmaz ki..! İnsan öldürülür, kişi susturulur, farklı olmak yasaklanır, istediğiniz gibi düşünemezsiniz, namus bekçileri her an yanımızdadır ve daha neler neler... Ahlak efendi sana 'insan yeme, domuz yeme, ot yeme,enginar yeme' diyorsa yiyemezsin!! Ahlakın toplumlar, toplumların da insanlar tarafından oluşturulduğunu unutmamak gerekir.Bir insan, içinde bulunduğu toplumun ahlak sınırlarında yaşıyor ve hatta bu sınırlara  bir de mensubu olduğu dinin o muhteşem değişmez kaidelerini ekliyorsa o varlığın "birey" öldüğünü söylemek imkansızdır.Çünkü  her  birey biyolojik bir organizma olmak zorundadır ama her biyolojik organizma olan insan birey olmayabilir... Etrafında kimse insan yemiyor diye insan yemeyen bir birey, birey değil;   topluma ayak uyduran makineleşmiş insandır.<!--break-->

<img src="https://sonsuz.us/files/ahlak5hz1.jpg" style="margin:9px" align="left" />*Özellikle ahlak kurallarının sınırlarının keskince çizilmesinde en önemli rolü oynayan "DİN", çoğu inanan için 'ne derse haklı bulunan, ne isterse yapılan'  ilahi kanunlar  bütünüdür.Peki ya o adına toz kondurulmayan dinler(semavi veya değil) şöyle seslenseydi: "Ey inananlar, insan eti yiyiniz!" Bu insanlar gidip kardeşini, komşusunu yerler miydi? Yedikten sonra:  "Bilmem kaçıncı sürenin bilmem kaçıncı ayetinde böyle buyurur ve biz de sualsiz inanlardanız, öyle demişse kesin doğrudur." mü diyeceklerdi??? Ne de olsa yaradan olarak kabul edilen Tanrı'nın adaletinden sual olunmaz.Kitapları hep doğrudur(her ne kadar hiç birinin asli olmasa da...) Bazı kesimler de "Biz  KÜLTÜREL müslümanız/insan yiyicisiyiz" diyerek bu halaya katılıp ellerinden mendili bırakmayı reddeceklerdi... En tehlikeli kesim bunlardır bence.Ne gerçek bir inanandırlar ne de gerçek bir inkarcı.Kültür ne gerektiriyorsa ona "evet" derler ve yaparlar.Başka bir kültürde doğup yetişselerdi o kültürün evetçisi olacaklardı.Yani içinde bulundukları kültür "insan ye!" derse ilk başta ellerinde tabakla koşacak olanlardır bunlar...  İlginç!

*Konunun bir başka muhattapı olan nihilist ve ateistler var.Madem Tanrı yok, peygamber yok, ahlak olmamalı, neden sağınızda ilk gördüğünüz insanı yemiyorsunuz? Toplumdan sıyrılıp kişisel hazlarınızın peşinden gitmek omuzlarınıza çok mu ağır geliyor?

*Herhangi bir hayvan( at,eşek,kuzu,kaplumbağa,ahtapot,denizyıldızı,maymun beyni) yenir.Onlar ne de olsa hayvandır ve insanlar tarafından yenmek için varlardır.Acaba insan yemememizin nedeni, bir gün yenme sırasının bize gelebileceğinden korkuyor olmamız  midir? Yoksa cidden ınsan etinden hoşlanmayacağımızı düşündüğümüzden mi? Kim bilir...

G Milat

14 yorum “Kutsal Kitaplar, “EY İNANANLAR İNSAN ETİ YİYİNİZ ! ” deseydi…”

  1. Aslında YEMEK fiili karnını doyurmak anlamında kullanıldığında doğada kendi türlerini yiyen cok az tür olduğunu söyleyebiliriz ki bunlar bir elin parmaklarını gecmiyor bildiğim kadarıyla… İnsanin “düşünen” bir hayvan olduğu gerçeğiyle yola çıkarsak biraz ihtiyaç temelinde gelişen bi durum olarak görüyorum ben bunu. Doğada ki besin zinciriyle alakalı bir durum bu, etçiller otçullarla beslenir genelde (istisnalar var tabiki).. Birazda sahiplenme duygusuyla alakalı sanırım, tıpkı ailenden birine zarar vermeyi istememek gibi hayvani bir güdü.. Ama dinin ve ahlakın bu konu üzerindeki etkisi konusunda katılıyorum size, bunun sebebinin Ahlak ve Din olarak bize yanitilmasi yanlış.. ve evet haklısınız kültür bize insan yemeyi dayatsaydı şu anda insan yiyor olurduk muhtemelen:) bu arada yazı cok ilgimi çekti :):)

  2. Acaba hiç kendi türünü yiyen bir canlı var mı? Veya varsa bile bunlar nelerdir.

    Kendi türünü öldürüpte yiyen veya öldükten sonra yiyenleri de ayırmak gerekiyor. Konu bence ne ahlaki ne de dinsel bir şey. Tamamen evrimin doğal sonuçlarından. Çünkü kendi türünü yiyen canlıların türü çok daha çabuk tükenecektir.

    )kapa parantez

  3. insanlar varoldudundan itibaren birbirlerini yiyerek hayatlarını sürdürüyor olsalardı zamanımızdada birbirimizi şimdi olduğu gibi fikirsel olarak degil fiziksel olarakta sindirim bazında yiyiyor olacaktık tabii öyle oluncada sürekli yeme ihtiyacımız oldugu gibi tersi diğerleri tarafından yenilme korkusu sürekli oldugundan insanlık günümüz zamanına gelişmiş bir biçimde gelemeyecek yabani bir hayvan çizgisi dışına çıkamayacaktı insan günümüze müdahale görmeden gelemezdi ve bu müdahaleleri, adına din deyin ahlak deyin dönemin yaşayanlarından farklı donanımda insanlar deyin müdahale olmuştur bu günlere gelmiştir insanlık. bizler kendi başımıza gelişimimizi tamalayabilecek çokta tozkondurmadığımız varlıklar degiliz, günümüzde kendi özgürlüğümüzün kaç kişinin özgürlüğüne engel olduğunu bir düşünelim .Ben dinlerin ve onunla birlikte gelen toplumsal ahlak kurallarının insan hayatı ile birlikte süregelmiş olmasından memnunum ,insan etiyiyip yenmemiş olmaktanda 🙂

  4. Mesele et meselesi degil zaten.. Insanlarin bazi eylemleri yapip yapmamaktaki kararsizliklarinin kaynagi nedir… Insan eti yemeyiz ama neden? Ahlak mi, biz mi, dini inancimiz mi buna engel olan?

  5. biz birşeyler yaptığımızda sonuçta yanlış olduğunda bir sorumlu aramak hastalığımızı bir türlü tedavi edemedik malesef kendimizden başka her yerde ararız dermanı ama asıl sorun tabiiki bizde ne ahlak ,ne din, bizim seçtiklerimizden sorumlu tutulamaz ben buna inanıyorum

  6. bu konuda daha önce şöyle dediğimi hatırlıyorum: ve bir sabah bakıyorsun komşun yok! onu, bir diğer komşun yemiş üstelik ertesi gün sen de onu yemeyi düşünüyorsun…bence kesinlikle dinlerden önce sosyal yaşamı düzenleme iddiasında olan yazılı olmayan kurallar var. İddiasında diyorum çünkü bu yazılı olmayan kurallar çoğu kez düzen yaratmaz daha çok keyfi uygulanışa vurgu yaparlar…yani bence…fakat; yaklaşımınız ilginç ve beğendim zira dinler bildiğim kadarıyla birbirinizi yemeyin de dememiştir…yani demişse bilmek isterim..Sorunuzun bence cevabına gelince yani neden insan eti yemiyoruz? kesinlikle insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan “güvenlik” ihtiyacı yüzünden…sıranın birgün kesinlikle bize geleceğinin derin, kederli bilgisinden…

  7. “..Kardeşim.

    Sen
    düşünceden ibaretsin,
    geriye kalan et ve kemiksin.

    Gül düşünürsün, gülistan olursun.
    Diken düşünürsün, dikenlik olursun..”(mevlana)

    slm.

  8. Insanin dogasi geregi yemez, Mersseh’in dedigi gibi.Ben de yazida belirtmistim “Ya bir gun sira bana da gelirse…” diye millet birbiirni yemiyor.Ahlak, dinler duzen falan hikaye… Simdi bilsek ki bir gun sira bize gelmeyecek hemen elimizde catal bicakla kosa kosa en yakindaki adamin tadina bakayim deriz.Hayvan yemekten farksiz olur insan yemek…

  9. Insanin dogada kesfetme duygularina olan zaafi yuzunden yerdi diyorum ben,insan eti yemekle bir insani oldurmek arasinda cokmu farkvar sadece tat alma duyusu insan etinin tadina gercekten isyan edermi belki bilmiyoruz bile cunki deneyimimiz yok… bir insani oldurdugunde bir bilinci kapatiyorsun nedeni sadece daha cok senin gibi olmadigidir,ben bugune kadar nedenin baska bir temele dayandigi gormedim…vahsiligimiz ve cehaletimiz yuzunden kendimizi bir omur boyu anlamiyoruz,eger oyle olmasaydik gucumuzu nerede kulllanacagimizi bilirdik ,ve sorunlari olmadan cozerdik,bu kadar sorun birazcik akilda nasilda hayati sekillendiriyor.

  10. Sayin g milat
    Yazinizi aslinda cok aciklayici olmus. Metaforlarinizdan anlamayan arkadaslar var. Ancak siz de bazi seyleri anlamamissiniz.
    Madem degerler uzerinden konusuorz o zaman nesnel ahlaki yok saymanin getirdigi bir takim sancil sonuclar olacaktir. Yalnizlik duygusu ve hayata durust bakmanin getirdigi karamsarlik bunlardan bazilaridir. Nihilistler tanriyi yok etmenin getirecegi sonuclari insan olmanin verdigi gerekliliklerle dusunerek, bu konuya sizden bin kat daha fazla yogunlasarak yonelmislerdir. Ornegin, albert camus tanriyi yikip yerine insan adalet koymus, sartre sosyal sorumlulugun sancisini cekmis, nietzche tanridan sonra kaybolmamak icin “guc istenci” onsavinda bulunmus, kierkgaard secimle bireysel tanrisina ulasmayi ongormustur. Tum bu nihilistik filozoflar “hersey mubah” demek yerine insani anlayip ona gore felsefelerini belirlemisler. Nihilist insan bir sokak kopegi degil hayata durust bakmanin sonuclarina perspektif getirip katlanan insandir. Bir filozof, bir sanatci, bir edebiyatcidir. Sizin ima ettiginiz BIREY olma edimini fazlasiyla gerceklestirmistir. Bence sorulariniza cevabi once onlar versin sonra siz harmanlayip kendi ozgun cevabinizi verirsiniz. Nesnel ahlaka baskaldiri ozgun ifade istencinden gelir cunku.

  11. Sorular icimizdeyse cevaplari da orada bir yerdedir mutlaka…

    Yukarida bahsettigim sey, insanlarin toplumsal normlar karsisinda bir piyon gorevi ustlenip toplumda halihazirda kabullenilmis ahlaki degerlerin ne oldugunu onemsemeksizin onlari kabullenmeleridir.Omuruzde yemediginiz bir yemegi caniniz cekmez. Ahlaki kosullardan dolayi da (atiyorum) domuz eti yemiyorsaniz “bacon strips” yeme sansiniz yoktur ve belki de cok seveceginiz bir tadi omrunuz boyunca hic bilmeden oleceksiniz.

    Burada yemek olarak bahsettigim sey tamamen semboliktir.O yemegin yerine; ozgurluk, haz, istenc, bilgi vs gelince iste o zaman anlasilabilir toplumlar ve bireyler arasindaki ucurum

    G Milat

  12. Ben anladığımı sanıyorum sizi Sayın G Milat. ancak bu yanılgı şuradan kaynaklanıyor, Din insanlara bazı şeyleri yap/yapma dediği için insanlar Dine inanıyor. Şöyle bir söz vardır. Din fıtrattır. yani yaratılış, duymuşsunuzdur belki
    Bir hadis vardır, “Sizden biriniz kardeşinin etini yemek ister mi ? İşte gıybet buna eştir ” diye , burada anlatılmak istenen gıybetin ne kadar kabul edilemez bir günah olduğudur. Ancak verilen örneğe dikkat ettiniz mi ?
    Bu verilen örnekte; İnsan eti yemenin haram olduğu, gıybetinde buna benzediği , bu sebeple gıybet edilmemesi söylenmiyor.
    İnsan fıtratında olan bir özellik kullanılarak gıybetin ne kadar kötü ve çirkin bir şey olduğu anlatılmaya çalışılıyor.
    Yani Din fıtrattır sözünün gereğince insan yaratılışına hamuruna uygun emir ve yasaklar söyleniyor.
    Bu nabza göre şerbet vermek değildir. Bu yaratanın yarattığı kullarına uygun emir ve yasaklar vermesidir.
    Yani bir bilgisayardan , torna gibi demirden bir çubuk imal etmesi istenmediği gibi, insandan da varoluş maksadına ve yapısına aykırı isteklerde istenmiyor.

    Bu fabrikada yapılan bir makinenin kendi kullanım klavuzunu hazırlamak gibi bir şey. Yani Din insanın kullanım klavuzudur. ama insan o kadar harikulade bir varlıktır ki kullanım klavuzuna aykırı davranışlarda çıkabiliyor.

    Ama üretici tüm bunları öngörebildiği için, hangi case de hangi durumun olacağını klavuza yazmış.
    

    Klavuza aykırı durumların sonucunda olabileceklerden, sorumluluğun tamamen kullanıcıya ait olduğu belirtilmiş.

  13. Kanı haramdır malı helaldir fetvaları veren zihniyetin devamı Diyanette yuvalanmış ve mankafa sürüsü, imamın kıçından uydurduğu inancı uygularken insan yeti yiyen acayip mahluk davranışı segileyebiliyor kolaylıkla.

    Mankafalı Diyanet ehli, dekolte giyiyorsun sonrada bana tecavüz edildi diyorsun ifadesini kullanabiliyor işte. İnsan eti böyle de yeniyor.

  14. “Yani Din insanın kullanım klavuzudur. ama insan o kadar harikulade bir varlıktır ki kullanım klavuzuna aykırı davranışlarda çıkabiliyor.
    ”

    Insanin bir kullanim klavuzu olamaz.Insan ne sizin tahmin ettiginiz kadar mukkemmel bir varliktir ne de dusundugunuz gibi bir kullanim klavuzuyla anlasilabilecek kadar sinirlidir. Insanin tek siniri kendisidir

    Yukarida yapilan yorumdaki celiskilere gelecek olursak; Din insanin kullanim klavuzudur demek son derece yanlistir.Boylelikle hem insana hem de mensubu oldugunuz dine saygisizlik yapmis olursunuz. Kullanim klavuzuna ihtiyaci olan seyler sadece makinelerdir ve hic bir arac bir kullanim klavuzu oldgunun bilincinde degildir… Insan ise dinleri bir diger insandan ogrenir (zamanla ona o dini ogreten insani ilahlastirir, yucelestirir) ve uygulamaya calisir. Tipki toplumsal ahlak gibi…

    Bir insan grubunun olusturabilecegi olasi bir isyana karsi onlem icin ya din ya da toplumsal ahlak kullanilir.Boylece de sinirsiz olan insanin sinirlari cizilir ve kukla oynatilmaya hazir hale gelir. Ahlaksizligi savundugum dusunulebilir; fakat yazida bahsettigim sey butun ahlak yasalarinin reddedilmesi gerektigi degil, toplumlar tarafindan bireye dayatilan ve insana sinir cizen bazi normlarin kabul edilmeden once insanin kendi ic muhakemesinin yapmasinin gerekliligidir.
    G Milat

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.