Mayın
Zaman benim sabır benim
hepsi bohçam içinde karar benim
/Vaktaki bin sekiz yüz seksen üç. Ferman okundu baş üstüne;
tütün içen tütün eken karakaşlı karagözlü kavruk eller
tütün eksinler tütün üstüne, duyun-i umum üstüne reji üstüne/
O gün bu gün vuruldu sırtıma
bir acı bir ur
vur Allah vur
yüklendi kambur
harç ödedik
haraç ödedik
tabaka tabaka borç ödedik
ciğerimizden hiç eksilmedi duman
beşimizi bire saydılar
balyalar gibi hesaba katılmadı
yirmi bin baş
yirmi bin telef
pusulara düştük
kurşunlara geldik
yenildik
kolculara
…
/Yokluğu evirdiler, evirdi kadınlar bebeklerini
arpayı paylaştı atlar ilk kurşundan kurtuluşa kadar
on iki kardeş on iki memet, on iki ali; yendiler on ikiyi/
Aynı gün karar verildi
aynı gün
on iki keser
on iki çiviye
on iki sefer
basmayın sırtıma
mayın var
yüklü sırtıma basmayın
hayın var
bilirim
tartısı tartmaz feleğin sırtımdaki kamburu
omzumdan ağar kaynar sular
beni yakmaz
beni yakmaz ama
etmez mi ederim
sözün/ün yarısı kadar
…
/1950 – 1970 :
ağa toprağını bildi devlet sırrını. Ya ben,
kimi kim bildim; derdimi uğraş edindim kendime
mayın ektin ekin diye, ektin beni yem diye
mayınla kilitledin kalbimi fitil elinde
her çaktığında fitili dalımdan bir gül eksildi bir çitil
gün gelir, gün gelir isterim diye
bir beni belledin bir beni ; kem diye/
Vakit dar abuzer
vakit dar
karabulutları aralasınlar
kurşunlar
namlulardan üçer beşer fırlar
vakit dar abuzer
kurşunlar avazımdan hızlı
benden önce verirler kara haberi
köye benden önce ulaşırlar
kuşlar abuzer
kuşlar
kanatlarına alırlar mı beni
beri yanına taşırlar mı kapıların
beyaz bulutlar mayınları gösterir
öyle değil mi abuzer
mayınlara basmam ben
ölmem
öldüremezler abuzer
mavi bulutlara mayın döşeyemezler
…
/toprak anaya kuma getirdiler
ayırdılar oğuldan kızdan yardan ettiler
toprak anayı kısır ettiler, gözünü bağlayıp hapsettiler
acı tohum ektiler, acıları acıyla yönettiler/
Ah be çocuk
ah be çocuğum
içimden koptu gel
gel öpeyim seni
ala şafakta ezanlar öpmesin
canımdan böldüğüm tenini
belleyin çocuğumu dedi zalha anası
o’nu güneş doğurdu
ay doğurdu
bu topraklar doğurdu
adı abuzer
on sekizinde
zar içinde kalmasın
bahtı çalmasın diye karaçalıya
dolandım karaçalıları
yanık olsun
yaman olsun istedim düşleri
toprak olsun ekip biçsin
tarım olsun
geçim olsun
ırgat yerine makineler mektepler
ne varsa medeniyette
abuzerimin de olsun
…
/1970-1980 :
Seni tam on ikiden tanıyorum.
Cereyanın muma çevirdiği vakitlerde, şan-lı tepsiler içinde avane teresler içinde
kilis gecelerinde bol keseden bol dökerken konsomatrislerine
Seni arsız yürüyüşünden tanıyorum
sınır işinden namussuz gülüşünden
kasaba otellerinden lobilerden, soğukoluk tünellerinden
kaşıkçılıktan ulan kaçakçılıktan, namlulardan kurşunlardan
patır-patır düşen başlardan emdiğin kandan
tekmilinden tekamülünden, emir alışından isteğinden
işaretinden ve en büyük numarayı çevirişinden
seni gördüm. gördüm seni, bir ayağın kunduracıda
kim bilir kim öteki ayağın hangi yazı-turacıda/
Pusulasız yolcular gibi ceylanım
kekliğim ürkek
bir dal arar bir dam
göçten yorulmuş kanadıyla kuşlarım
umut benim bulut benim dağ benim
rüzgar benim rüzgarım
başıma sardığım poşu güneş eskitir
güneş benim
bilirim başıma narh koyanı
bilirim gövdemi kemiren kurtları
benim başımdır
alınıp satılan
üç dal gövdesi
bir fidan
…
/Atlasta bir yer değildir vatan, vatan evimdir, rahat ettiğim yerdir
gidip gelemem, varıp göremem, ekip biçemem, toprağım mayın ekilidir.
toprağım kilitlidir. Deyin bana bezirganlar deyin
vatanım neresidir
vakit geldi. Hep on ikiye kurdunuz saatleri
ve beni hep on ikiden vurdunuz
/Keleş ekmek fiyatına süt fiyatına, mayın dulları götüremez evlerine
kim alacak senin kelleni kim tuz ekmek fiyatına.
öbek-öbek mayın, dama-damar sınır içinde, kol- bacak içinde
parça-parça geçerken onca kaçak içinde, beni vuranlar içinde
memleket içinde, memleketi sırtından vuranlar içinde
rezanların bertil sayar hesap-kitap içinde/
Çarığımın teki mayın
hani benim diğer ayağım
elim kolum dilim çığlığım hangi kitapta
duyulmaz sayhalarım
ne yana baksam kerbela
her taşın altında pusu her taşın altında bir yılan
dipsiz kuyularda birikir bela
bir yanım dağ bir yanım ırmak
dağ kendine yaslanır yatağında uyur ırmak
kalbim bedeninde mahpus
kalbim gün sayar
elbet kendine varır
yola çıkmış kervanlar
…
/1980-2007:
senin başkentlerin başka kentlerin, senin parçala böl yönetlerin,
senin yeşilin üniforma yeşilin, barış yeşilin; kore’de sırtıma geçirdiğin yelek.
Hangi toprak tohumsuz, susuz, emeksiz
hangi toprak kamufle; varın bakın, ayrık otlar ekilidir diplerinde/
Big-ben‘in akrebi on iki
on iki çalar menkul demokrasi
statue of liberty
telaviv kudüs ağlama duvarı
arabın yelelellisi
petrol ekber
dolar ekber
saat on iki
kalbim çalındı
kapım çalındı
evim çalındı
sufle ve replik; money repuplic
…
At sahibine kişner bir de huysuzlandığı zaman …
…
Takvim yaprakları için notlar : 1995/31-123