merhaba ben android :)

Malumunuz, her nefs ölümü tadacak.. hadi onu anladık da..

Peki ya kesinkes ölümü tadacak olan tüm bu nefisler, sadece ve sadece tanrı tarafından mı yaratılırlar?

Açalım..

Bugün bir başka başlık altında görüp kikirdediğim yapay zeka mevzusu yani..

Ve bir yandan resimlere bakarken, diğer yandan sorularımızı sıralayalım;

Şimdi şu yukarda gördüğümüz “şeyler” gibi kendilik bilinci bulunan, kendi kendine satır ekleyebileceği temel bir yazılım üzerine biriktirdiği tecrübeleri, deneme-yanılma yöntemi ve aktif bilgi dağarcığı eşliğinde düşünebilen, seçim yapabilen, karar alabilen, ve hatta tıpkı yapay zeka filminde olduğu gibi kendini koruma maksadıyla savunma mekanizmaları geliştirebilen ve ölmek istemeyen bir zeka formu.. Fark şu ki; bunlar anne karnında iki damla suyun birleşmesi ile değil de, bilmem kaç milyar nano-teknolojik bağlantı ve sıvı aliminyum bazlı membranöz çipleriyle (uydurdum:) labaratuvarda yaratıldı ve sonra uygun aksam, edavat ve iskeletle mobilize edilip sokaklara salındı..

İnsan değil yani, ama bir yandan da bizim gibi.

Neyse efenim, herşeyden önce dinimiz bu konuda ne der, böyle birşey vahyden referans alır mı? (bilinç yaratımı)

🙂

Ve hadi diyelim ki aldı.. Böyle bir teknoloji dünyaya gözünü açtı..

Peki ya sonra?

Kim olacak şimdi bunların allahı?

Varoluşun amacı, nerden geldik nereye gidiyoruz, ahlak, kıyamet, ilahi adalet, imtehan filan?

Al sana android’in dramı.

Daha da önemlisi, bu “bilinç formları” ölümsüz olmayacak.. Öyle ya, yandı mı çip, elvada sonsuz hayat. Bu kez yeniden dirilten de olmayacak.

Ya da rahibin tekiyle konuşsa ne anlayacak? Bizler ki Muhammed’in yüzü suyu hürmetine yaratıldık desen ne manyayacak?

Ha işte kendilik bilinci olan bu “zekalara” (yoksa ruhlara mı desem:) ne olacak?

Sahi..

Filmdeki kazanovanın son sözünü hatırlayan?

🙂

71 yorum “merhaba ben android :)”

  1. Kamil insan varsa kamil android de olacak mı mesela?

    Ya da ne bileyim.. Metafizik evren, biz de seni kendi suretimizde yarattık felan..

    🙂

  2. Ama Android’i de Hak yaratmadı mı? Nasıl sualler onlar öyle..

    Mevcut biçarelerin hepsi bir mekana ve bir yaradana ihtiyaç duymazlar mı..?

    Buna mukabil olan kimdir! Allah-u Teala’nın tekvininden sual mi edersin yoksa!!! O, tekyin-i madum olan her şeyi “OL” diyerek diriltip vucuda erdirmedi mi ki? Android de onlardan birisi işte.. Ne var anlayamıycak.. O istedi ve oldu..

    O istesin yeter ki, Android’in alasını yapar.

    :)(:

  3. Daha devrimci yorumlar bekliyorum, mesela şeytan.. ya da tahrif edilmiş yazılımlar filan:)

    1. fotoraftaki androidlerin çiplerinin yazılımını şeytan değiştirdiği için ahlak zaafiyeti göstermişler galiba.
  4. Ne diyordu Transformers’da komutan?
    “Bizi tanrı yarattıysa bunları kim yarattı?”

    xenix: Takiplerim

  5. Koycan önlerine halbuki, hardware beden software ruhtur filan..

    Dayayıcan sonra yok efenim ilk android sistem, shared hosting, domain ahlakı, exel mahşer duygusu filan..

    Amooooo!…

    Ver çoşkuyu ver çoşkuyu:)

  6. Ne olacak; zina, bina çoğaldı, insan kendini tanrı sandı ve kıyamet pek yakında kopacak 🙂

  7. İçlerinden 4 işlemcileri seçip peygamber yapmak lazım, köle-robot hukukunu belirlesin. Belli olmaz bunlar köleliğe falan baş kaldırabilir. İşleri kim yapacak sonra?

    xenix: Takiplerim

  8. Düşündüm de… İşler çok karışıyor, etik problemler içinden çıkılacak gibi değil.

    O bakımdan, yani tanrı varsa eğer.. tarif edildiği şekliyle bir yapay zeka ve bilinç vahy’den onay almaz. Yani bilimadamları boşuna cırmalamasın, nasıl her nefs ölümü tadacak ve ölüme çare bulunamayacaksa, yapay zeka işi de boşa zaman kaybı, böyle birşey başarılamaz:)

  9. canlı saymak gerekir bilinci olan her şeyi . android dahi olsa bunlar.

  10. Sadece canlı değil, bir dili olan, soyut düşünce üretebilen, hatta felsefe yapabilen bir form.

    Ya da şöyle düşünelim..

    Genetik çalışmalar öyle bir noktaya gelmiş olsun ki, ilk cümlemde ifade ettiklerimi yapabilen ve bütünüyle organik, ama aynı zamanda bambaşka bir tür çıksın ortaya. Hatta ne bileyim, hani şu meşhur gri uzaylı gibi bişey işte..

    Ve süper de zeki ha.. Daha 1 yaşında konuşmaya başlayıp 3 yaşında temel eğitimini tamamladığında, banamısın demiyor türevine integraline diffransiyeline, ya da çekirdek niyetine çitliyor goldbach’ı poincare’i felan:)

    Daha bi de felsefe var..

    Sahi..

    O zaman ne olacak peki?

    Tanrı, iman, peygamber- kitap, melek- şeytan, cennet-cehennem, imtehan durumları filan?

    Muhammed İsa aşkına birisi yanıtlasın:)

    not: 3000. mesajımı aşkım xenix’e armağan ediyorum, söylemesi ayıp onu düşünerek yazdım felan:)

  11. Ya da Ali k gelsin aydınlatsın:)

  12. Heaaa..

    Bi de ne kadar kestane fraksiyonu varsa onlar da açıklasın, aman efenim hiç bi önemi yok calm down ama calm down felan, he he:))

  13. Ya da du bi ben bi havaya giriim şöyle..

    (du bi ben bi.. enteresan oldu ama:)

    Öhm, neyse:)

    Mesela yıl 2327 ve ilk android salındı sokağa..

    Holografik basın karşımda, etkili bir cümle ihtiyacı had safhada..

    Hmm..

    Değerli arkadaşlarım; Etik’in bıçağı hiç bu kadar saplanmamıştı tanrıya..

    Muhahaha:)

  14. Androidleri zeki yapabilirler ama gönül sahibi yapabilirler mi bilemiyorum?

  15. Yani gönül sahibi olmayan bir varlık için nefsten söz edemeyiz.Dolayısıyla ölümü tadmayacaklarını düşünüyorum.

  16. Android veya klon ,ayni kapiya cikiyor aslinda , reseptor ve motor donanim olarak insan duzeyinde yada daha geliskin organizma , metal veya et .
    deniyoki bilgi sadece beyinde birikmiyor vucudun tamami flash disk . pekala neyse onun teknolojisi o da olsun Androidimizde (Klon da zaten olacak).
    tamamdir.. eleman bilincli ve yaraticidir,duygulari vardir (yukleme-egitim- surecine bagli olarak)
    Neksus 6 larin ruhu şad olsun .

  17. Ne yapacak….Ne güzelde kendinden bahsetmişsin..
    Onu yaratan iradeyi, aklı, ilmi, gücü reddedecek..
    Ben kendim var oldum diyecek…Hatta daha ileri gidip insalığı geçip sizleri ben yarattım diyecek..Ne kadar aşikar yaratıcısını gösterirseniz gösterin ölçecek, biçecek, kaba koyacak tartacak sonra seni geçtiği için İNKAR edecek..Felsefe yapacak..Hevasını,isteklerini tanrı edinip, yaratıcısını yani insanı ona göre yorumlayacak.
    İslam da android insandır..
    O bahsetmiş olduğunuz androidin kullanma klavuzu KURAN dır.
    Ve o KURANI ders olarak okutan peygamber efendimizdir.

  18. Konu pek ilgimi çekmedi çünkü diyanete gidip imam olmak istediğimi, maaş istediğimi söyleyeceğim. Malum bu sıralar diyanet bu anlamda kutsal bir karar verdi. Alemlere hayırlı olsun ayrıca.

    Maaşı nasıl verirler, kimin hakkı kime gider, adalet nedir, hak nedir hukuk nedir umurumda değil açıkçası.

    Ha android konusu. Aklıma imamın kıçının arkasında huzur arayan yığınlar geliyor ”android” sözcüğünü duyduğumda. Yahu billahi android vallahi android. Bildiğin android yani. insana sorulmaz mı ”yavrucum sana o akıl niye verildi” diye. 🙂

    “Neyse efenim, herşeyden önce dinimiz bu konuda ne der, böyle birşey vahyden referans alır mı?”

    Billaha alıyo… İnsan değil işte ama bir yandan da bizim gibi. Acayip bişey bize benziyor yani, kaş, göz, kulak hatta kendince bir gönül sahibi… Kamil android olanı da var bunların.

    Yalnızca bellek kullanan bir acayip beşer sürüsü.

    Neyse diyanet ve imamlar herşeyi hakkıyla gereğince bilenlerdir tabi. Sormak icap eder fikrimce. 🙂

  19. Sevgili gamaro, bu androidler madem süper zekiler o halde tüm bu senin sorularını zaten soracaklardır. Kendilerini, bütünlüklerini, bir gün pillerinin, yazılımlarının sonlanabileceğini bileceklerdir. İçlerinden bazısı yazılımlarının nasıl sürdürülebileceğini keşfetmek için birtakım uygulamalar, deneyler falan yapacaktır. Kimbilir belkii bu androidler başka bir tür formda bütünlüklerini sürdürebileceklerdir. Olasılıklar dünyasında kendini yaratan androidler de, insanlar gibi vardır elbet.

  20. Devrimci androidler de olur mu acaba?

  21. E neden olmasın yani?! Bizden zeki olurlarsa devrimci olurlar zaten 🙂

  22. gamaronun iç sesi:
    Ben de bişey sandıydım burayı, düşünen, aklı kullanan insanlar var sandıydım, halbuki yanılmışım hepiniz otsunuz ot… Ben diyom hadımım, adamlar diyo oğlun nasıl:)

  23. Di mi ama canim 🙂

    Fakat onemli bir nokta, ne yonde devrim yapacaklari.. Eh nihayetinde islam devrimi de yapabilirler. Hem bir teori-safsatalik vardi ya, bir gun herkes musluman olcek diye :))))

  24. Yok yahu bunlar çok zeki ya hardware-software, yabancı donanımı, iç sesi falan var ya bunların hatta uzun saçlıları, sarışınları falan.. o yüzden sanmıyom ben bir örtüye gireceklerini 🙂

  25. Allaaan isleri ned, belli olmaz 🙂

  26. Sevgili hemcinsim biricik ned:)

    Sen de benim gibi sarışın değilsin ama, sanırım ben anlatamıyorum 🙂

    Bak misafirin biri gelmiş, pırtlamış saniyesinde. Çekmiş iki satırda olağanüstü hal bayrağını ,reddedecek demiş reddedeceeak! Yok diyecek, ben diyecek, zart edecek zurt edecek (hani biraz daha kaptırsa kedini, helvadan robot yapıp yedirecek androide:)

    Ha şimdi bu tipik -hadi dinci demiyelim ama- müslimik reaksiyondur aslında.

    Yahu güzel kardeşim, android bunları niye desin? Haa, sen istiyon ki ama, o da sizin gibi tanrıyla kafayı yesin?

    Aaah, ah:) Bak sırf senin güzel hatrın için, olasılıkları bir de ben sıralayayım;

    Android soracak: Ben benim, ama nasıl hasıl oldum, nerden geldim, daha önce nerdeydim?

    İnsan cevaplayacak: Bak android, sen daha önce “yoktun”, yok olduğun için de herhangi bir yerde değildin (veya “hiçbir” yerden gelmedin.) Nasıl hasıl oldun sorusuna gelince.. Biz seni, bin küsür yıllık bilimsel bilgi birikimimiz ve teknolojik olanaklarımızla teorik olarak tasarladık, sonra üzerinde çalıştık, deneyler yaptık.. Aslına bakarsan hiç de kolay olmadı, hatta bir ara asla başaramayacağımız hissine bile kapıldık, proje kaç kere rafa kalktı, sonra ama yeniden başladık, vesaire vesaire.. Ama şimdi sen, bilmem kaç kilo metal, bilmem kaç gram titanyum, şu kadar nano-teknolojik devre, bağlantı ve sıvı aliminyum bazlı milyarlarca memranöz çipten ibaret bir sistem ve tüm bu organik/inorganik madde organizasyonunun üst düzey bir fonksiyonu olarak tezahür etmiş durumda ve burdasın.

    (Eee, ne denseydi yani, bu kesmez mi sizin gibileri?)

    Tamam o zaman, bir de alternatif görüşme kaleme alalım fantazik olaraktan;

    Android soracak: Ben benim, ama nasıl hasıl oldum, nerden geldim, daha önce nerdeydim?

    İnsan cevaplayacak: Bak android, seni ben yarattım. Sen şimdi gözlerini açtın ama, hepsi bu değil hakikatın ! Ben (veya duruma göre biz:) androidleri yaratmadan çok önce, herşeyden ve hepinizden önce, ilk ve tek olarak bir exel tablo yarattım. (veya yarattık:) Seni ve diğer androidleri de bu exel tablonun bilmem hangi kutucuğuna kodladık. Sonra hepinizi esma-ül exel de topladık. Bir zaman gelecek herkes fırlayacak kutucuğundan amma, siz önce bi söz verin hele, şöyle de böyle… Hah işte o gün bütün kutucuklar söz verdi bize, dediler ki; formül çubuğunu gördük ve bildik, ey insan, ey yaratıcı.. hattara hutta, kantara kunta, zubeyr bin zurna:)

    He he:) Gerisini de yazarım da.. Bu zurnalık hakket fazla. Ama böyle düşünmeye yatkın olursa kişi, robot da gelse android de gitse, osho’su da buşo’su da.. yani zor valla. (bknz: misafir mesajı)

  27. Neymiş; inkar edecekmiş !(yok anam yetmez, hani yukarda dedim ya; bi de helvadan android heykeli yapıp yesin valla:)

    Geçin bunları..

    Sen androidle adam gibi konuşursan, konuşurken seni görür duyar tanırsa, şifre yapmazsan kelime kökü takmazsan, yok efenim ben sana şah çipinden daha yakınım deyip de ortalardan sıvışmazsan ne diye inkar etsin? En fazla tamam anladım der, ve/ama birarada yaşama standartlarının bütününe dair tartışmalar gündeme girer. (Bakın dikkatinizi çekerim; yok peygamber gönder, yok yazılım indir, yok virüs gelsin gönderdiğin yazılımı tahrif etsin, yok ara satır ekle (hadis filan:) ..Var mı böyle şeyler bizim süreçte? Yok.. Başka ne yok? Mesela günde beş kez beni hatırla filan da yok.. başka? Dediklerimi yapmazsan çipine kibrit suyu dökerim de yok.. Ya ne var? Bi kere doğrudan görüşme var (aracısız yani) Başka ne var? E işte kardeşim, sahiplenmeden imtehan etmeden adam gibi bi iletişim var.

    Haa.. E bi de android’in soruları var..

    -Söyle peki insan, sen nasıl hasıl oldun?

    Hah, işte burası:)

    -Efenim?
    -Sen diyorum, sen nasıl hasıl oldun?
    -Eiiee… beni yaratan allah..
    -O kim, nerdedir ne eder?
    -Gören bilen tanışıp hoş beş eden yok, ama en son 1400 sene önce bi yazılım bıraktı onna idare ediyoz işte..
    -Hmm..Niye yaratmış peki sizi?
    -Muhammed’in yüzü suyu hürmetine filan..
    -Sebep?
    -İmtehan
    -E sonra?
    -Cennet, cehennem, melek şeytan….

    🙂

    Haaa.. Şimdi birisi bana tanrıyla android’in kesişim kümesini anlatabilir mi lütfen?

    Hani teolojik etik açısından filan:)

  28. Yok androidmiş, yok teolojiymiş sen de mi brütüs? Kutsalıma dokunmayın dedik yaw! Bak anlatayım, nasıl kesişir Tanrı android ile:
    Öncelikle tefsirini ele alalım; bi kere android nası oluyo da yaratıcısından zeki oluyo? Hadi onu geçtim, zeki oluyo da nası yaratıcısını yaratanın nası yaratıldığını düşünmüyo, sormuyo? annaee paradoksa mı girdik. Müslümanlar, Hristiyanlar beni sevcek, çok sevcek :))
    Neyseee tefsiri salla, burada androidle insan kesişti çünki.
    Tanrı ile android kesişimine gelelim:
    Bunun sonu inkardır. Android, “Tanrı yokmuş, insan var” der. İnsan kendi yarattığı, zeki yaratığa format atmaya kalkar. Amaa zeki android, yaratıcısının bu hamlesini görür, ona savaş açar. Yarattın beni tamam da ayarlarımı elletmem. En sonunda ninjalık yaptırmayın ulen der, “Enel Hak” diyerekten yorumu bitirtir.

    Not: Beklenen cevabı, cübbeli verirdi ama o da kader mahkumu şu günlerde.

  29. Ben de bir android olarak sevgili nibulenga’ya bıça-ketik kelimesini armağan ediyorum. Anlamını bilahare söylerim:)

  30. Eyvah!!! desifre oldum, misfafir android oldugumu anladi .

  31. Nibelunga yorumun cook seker .. ” ayarlarimi elletmem” :))))

  32. ben kestaneci androidim :))a ahahahaha :)))

  33. Bu arada Misafir efendi Kuran benim kadar geliskin bir olusuma degil anca gazoz acacagina kullanma kilavuzu olur.

  34. Bu yapay-zeka ve bilinçlere mahşerde nolcak?

    Kedi köpek muamelesi mi görcekler yani?

    (Hani hayvanlar imtehandan muaf oldukları için yeniden diriltilmiycekler ya.. onun gibi..)

    Gel gör ki bunlar ne hayvan ne insan, lakin aynı zamanda fonksiyonel zeka, ve senin benim gibi bilinç-akıl sahibiler filan..

    Allahını seven bıça ketiklesin:)

  35. “Android soracak: Ben benim, ama nasıl hasıl oldum, nerden geldim, daha önce nerdeydim?

    İnsan cevaplayacak: Bak android, sen daha önce “yoktun”, yok olduğun için de herhangi bir yerde değildin (veya “hiçbir” yerden gelmedin.) Nasıl hasıl oldun sorusuna gelince.. Biz seni, bin küsür yıllık bilimsel bilgi birikimimiz ve teknolojik olanaklarımızla teorik olarak tasarladık, sonra üzerinde çalıştık, deneyler yaptık.. Aslına bakarsan hiç de kolay olmadı, hatta bir ara asla başaramayacağımız hissine bile kapıldık, proje kaç kere rafa kalktı, sonra ama yeniden başladık, vesaire vesaire.. Ama şimdi sen, bilmem kaç kilo metal, bilmem kaç gram titanyum, şu kadar nano-teknolojik devre, bağlantı ve sıvı aliminyum bazlı milyarlarca memranöz çipten ibaret bir sistem ve tüm bu organik/inorganik madde organizasyonunun üst düzey bir fonksiyonu olarak tezahür etmiş durumda ve burdasın.

    Android soracak: Ben benim, ama nasıl hasıl oldum, nerden geldim, daha önce nerdeydim?

    İnsan cevaplayacak: Bak android, seni ben yarattım. Sen şimdi gözlerini açtın ama, hepsi bu değil hakikatın ! Ben (veya duruma göre biz:) androidleri yaratmadan çok önce, herşeyden ve hepinizden önce, ilk ve tek olarak bir exel tablo yarattım. (veya yarattık:) Seni ve diğer androidleri de bu exel tablonun bilmem hangi kutucuğuna kodladık. Sonra hepinizi esma-ül exel de topladık. Bir zaman gelecek herkes fırlayacak kutucuğundan amma, siz önce bi söz verin hele, şöyle de böyle… Hah işte o gün bütün kutucuklar söz verdi bize, dediler ki; formül çubuğunu gördük ve bildik, ey insan, ey yaratıcı.. hattara hutta, kantara kunta, zubeyr bin zurna:)”

    “İtaatkar androidi ne kadar da güzel tanımlamışsınız.Bak işte itaat eden sizin bu söylediklerinize diyecek ki.”Beni siz programladınız.Siz yaptınız.Bir dünya bilgi sonucunda masraf sonucunda oluştum.O zaman ben, sizin emrinize itaat edip teslim oluyorum”

    İtaatkar olmayınıda diyecek ki.”Hadi oradan insan oğlu sen daha kendini bilememişsin.Daha aklınla kendini bulamamışsın.Sen bütün bu bilgi birikiminden uzaksın hadi oradan beni sen mi yaratacaksın.Ben sana inanmıyorum.Bütün bu programlama tamamen tesadüftür.O aluminyum alışımlar,metaller, nona teknolojik devreler hepsi kendi bir araya geldi de ben oldum.Sen kendine bak.Ben senden üstünüm eşyaya ben senden daha iyi şekil veriyorum.Bak düşünüp kendime ait yeni teknolojiler geliştirdim.Sen ışık hızını daha yeni keşfettin bak ben geliştirdim iki katına çıktım.Hadi oradan sende…O düşünecek çünki…

    Bu artık tamamen androidin seçme yeteneğine kalmış…

  36. Düşünmek için, sorgulamak, sormak için sarışını, saçı uzunu vs. insan olmak yeterli. Devrim yapmak için android olmaya gerek yok.
    Görünene bakılırsa sorgulanması gereken androidliğin etik durumundan çok, “soruyorum” tavrı içinde olup sonra “hadi ordan, siz ne bilirsiniz ki,(…)” biçimindeki halet-i ruhiyedir.

  37. Ama malzeme ellerinde, gosterirsin o zindik androide bir bir , bak bunlar govede kaliplari, surda cipler mipler, sunlar yag , sunlar kablo , montaj surda yapildi , .. (her neyse aslinda bunu Gamaro yazdi, bu dusuk IQ icin dusuk hizli reply oluyo) .. gizli sakli yok .Aslinda kalip bu ama biz seni camurdan yaptik falan ,bizim hikmetimizden sual olmaz diyen yok Atelye seffaf , mal meydanda nesine tesaduf diycemki.

  38. Ama malzeme ellerinde, gosterirsin o zindik androide bir bir , bak bunlar govede kaliplari, surda cipler mipler, sunlar yag , sunlar kablo , montaj surda yapildi , .. (her neyse aslinda bunu Gamaro yazdi, bu dusuk IQ icin dusuk hizli reply oluyo) .. gizli sakli yok .Aslinda kalip bu ama biz seni camurdan yaptik falan ,bizim hikmetimizden sual olmaz diyen yok Atelye seffaf , mal meydanda nesine tesaduf diycemki

    Androidin malzemesi insan tarafından bir araya getirilmiş.Malzeme dediğiniz gibi belli.Plan proje her şey insan tarafından yapılmış.İnsanda tabiat kanunları içerisinde oluşturulmuş.Ben bir müslüman olarak bahsedilen evrim teorisini inkar etmem ama kabul de etmem.Bana ispat lazimdir.Ne malum ki insanın camurda ki bir mikro organizmadan gelişmediği.İnandığımız ALLAH, tanrı ne derseniz deyin. ama şunu kabul etmeniz gerekir ki ortada bir etken VARDIR.Ve de bir edilgen VARDIR.Bu etkene artık inançınız dahilinde tabiaat diyebilirsiniz.Yada şunuda söyleyebilirsiniz, kardeşim aslında ortada hiç bir şey yok ben salt akılım ve etrafımda olup bitenler bu aklın yani benim bir hayalimdir.Yani, Allah, tabiat veya akıl bu üç şeyden birini inkar edemezsiniz.Ederseniz varlığınızı inkar etmiş olursunuz.Varlığınız ya Allah’a bağlayacaksınız, ya tabiata bağlayacaksınız veyahut salt aklınıza bağlayacaknız.Bağlayabiliceğiniz başka bir yer görüyorsanız biliyorsanız bana da söyleyin.İşte burada bende diyorum ki.Varlığınızı bağladığınız şey sizin Allah’ınızdır.Bu arada kendi adıma Allah’ı sınırlanmaktan tenzih ederim.Daha görünen evrenin (edilgenin) sınırları belli değilken Allah’ı (etken) sınırlamakta aklıma uygun düşmez.

  39. İtaatkar olmak mı?:)

    Bak canısı, mal üretiminden, elma armut portakal limon fışfırıktan bahsetmiyoruz.

    Android bir bilinç formu olarak ortaya çıkmışsa eğer, ne o sana itaat etmek zorundadır, ne de sen onun sahibi filan değilsindir artık. (Sen mesela, ortak ata’na itaat diyormusun evrimsel olaraktan:)

    Ayrıca şu tesadüf eseri aliminyumla titanyum biraraya geldi de ebesinin damı oldu faslını bi geçiver.Konuyla ne ilgisi var, ya ne deseydi androide insan; ol dedim de oldu mu?

    Sizlerin topunun kafadan sakat olduğunu düşünüyorum.

    Hala getiriyor, efenim itaat etmesi lazım da bilmem ne.. Neyine itaat etmek zorunda, dişli mi o vida mı kelpeten mi? Nasıl da suyu akıyo ağzınızın tanrıcılık oynama fırsatı doğunca?

    Burdaki soru, insanla android arasında geçenlere/geçebileceklere dair değildir.

    Burdaki soru, androidle senin tanrının nasıl hoşbeş edeceğidir, yani androidle tanrının kesişim kümesi üzerinedir. (Hani şu big bang’i muhammed’in yüzü suyu hatrına patlatan, imtehana tutan, külli yazılım cuzzi yazılım üzerinden bilmem ne yapan, tomurcuk memeli hurilerle dolu cennet ve ateş yumağı cehennem için seçmeler yapacak olan tanrın)

    Ben bunu soruyorum, eleman geliyo android insana itaat eder de etmez de..

    Yav biz androidle anlaşırız sen merak etme, asıl senin tanrın nası anlaşacak sen onu söyle:)

  40. Android bir bilinç formu olarak ortaya çıkmışsa eğer, ne o sana itaat etmek zorundadır, ne de sen onun sahibi filan değilsindir artık. (Sen mesela, ortak ata’na itaat diyormusun evrimsel olaraktan:)

    Soruya cevap vermeden önce.Şunu belirteyim.Biz burada düşünceyi tartışıyoruz.Maddiyattan, şehvetten, isteklerden uzak bir kavram olan düşünce.Yani salt akılla bulunabilecek şeylerden.Şunu belirtmek isterim ki yazdıklarımı ne dünyanın ekonomik durumu, ne Türkiyedeki siyasal sosyal, etnik durum, nede benim içerisinde bulunduğum zenginlik veya fakirlik etkilemez.Sizlerden de bu bakış acısını beklerim.Sartre’nin, Nietzche’nin, Konfiçyus’un, Buda’nın düşündüğü gibi düşüncelere saygı göstererek ve kendinizden arınarak salt akıl halinde düşünmenizi.

    O Androide yüklediğin bilinç sonsuz mu olacak…?

    Eğer sonsuz olacak dersen..Senin ona öyle bir bilinç yüklemen gerekir ki…O çipler yandığında maddeselliği ortadan kalktığında bilinç halini sürdürsün.Ve bunu da bana yüksek IQ unla ispat etmen gereklidir.Eğer ki dersen benim ona yüklediğim bilinç sonsuz olacak..Salt akıldan oluşacak.Zaten o zaman İslam felsefesinin özüne dönersin.Yani benim inandığım Allah’ın Hz. Ademe ruhunu üflemesi olayına.Siz bu ruha sonsuz bilinç deyin.Maddesel ciplerde yüklü ama cipin varlığına bağlı olmadan varlığını sürdürebilen bilinç.Sizin ona bu bilinçi verebilmeniz ancak Allah’ın Hz. Adem’e bilinç verdiği gibi olabilir.Sizin tarafınızdan verilen bilinçte tabiki özüne bağlı kalmakla mükelleftir.Yani Allah sizin elinizden bir bilinç yaratmıştır.Aynı insanların madde bedeninden DOĞAN akıl ve bilinç sahibi diğer insanlar gibi.Çoçuklarımız ve insanlık gibi.

    Eğer sonu olacak dersen.O sonlu şeyin bilincinin olması zaten düşünelemez.Sizinde bunu sormadğınızı düşünerek lafı uzatmıyorum.

  41. Salt sonsuz bilinç mi?:)

    Neyse..

    Ama benim anladığım kadarıyla.. böyle bi android müslümanların karşısına çıksa.. hani kıçını da yırtsa inandıramayacak kendini, bir zeka ve farkında olduğunun farkında olan bilinç formu olduğuna.

    İyi çekiyon mu len, seninki de salt sonsuz mu söyle bakem ??

    He he:)

    Metafizik19 kedi’den ne anlıyorsa.. Bu da aynı o.

    Gut geprüft:)

  42. Salt sonsuz bilinç mi?:)

    Neyse..

    Ama benim anladığım kadarıyla.. böyle bi android müslümanların karşısına çıksa.. hani kıçını da yırtsa inandıramayacak kendini, bir zeka ve farkında olduğunun farkında olan bilinç formu olduğuna.

    Metafizik19 kedi’den ne anlıyorsa.. Bu da aynı o.

    Anlatmak istediğimi tekrardan başka bir yolla şöyle anlatayım.Dinden bağımsız sadece bilim ışığında.İnsanın varlığının tek delili aklıdır.(Bilinçtir) Görünen eşya aklımızda oluşur.Yoksa maddenin varlığı bilimsel olarak ispat edilmiş değildir.Zaten bunu ispat edecek bilim tamamen maddeye bağlıdır.Yani sen gördüğüne inanırsın.Ama gördüklerin tabiat kanunları içerisinde geçerlidir.Fakat aklı tabiat kanunları ile açıklayamazsın.Bu sebeple senin varlığının delili aklındır.Yani gördüğün hiç bir şey senin varlığına delil teşkil edemez.Maddenin özüne inersen kütle ortadan kalkar.Madde YOK olur.Yani CERN hiç bir zaman maddenin sırrını çözemeyecek (benim düşüncem).O Higgs bozonu hikayesi..Higgs bozonu bulunsa bilim için büyük keşif olacak fakat akıl için bir şey ifade etmeyecek.İnsanın aklından bilincinden başka bir şey YOKtur.Ama maddenin yok oluşu bu bilincin olmayışı anlamına gelmez.Yani androidin, farkında olduğunun farkında olan bir bilinç formunda olması onun ne metali ile ne nano teknolojik üstün devreleri ile alakalı bir durumdur.O sedece tek akıldır.

  43. Görünen şey akılda oluşur, yoksa aslında yoktur ve sen de buna inanırsın felan..

    He anam he, zaten ben de heç duymadıydım bunları.

    Hani kur’an’a bakıyosun misal.. e o da aslında yok ama aklında oluşuyor ve ondan inanıyorsun di mi ama?

    Eiiyk?

    Zaten android de yok..

    Hatta ve hatta, senin aklın ve zihnin dışında hiç kimse ve hiçbirşey yok.

    Peki nereye kadar?

    Solipsizme hoşgeldiniz filan… (marş marş gogol:)

    Aboo, abi du bi dur, sanki öyle değil..

    E nedir?

    Baba iyisimi dön geri sen, idealizmin subjektifinden objektifine yol al, objektif olmak her zaman iyidir zati.

    İyidir iyi..

    Atım, ben ve virtual girl Pigi..

    Bi gidin ya..

  44. Syn. gamaro..O androidin sonunu, sonu izmle biten hangi düşünce ile bana açıklayabileceksin merak ediyorum.Yukarıda anlattıklarımda tamamen bilme dayalıdır.Bu anlattıklarımın sizin bakışınızla islamiyetle alakası yoktur.Tamamen felsefeye dayalı.Sizin aklınızla, bu yukarıda benim anlatıp aşağıdaki cevapta tekrar ettiğiniz felsefenin sonuca nasıl bağladığını öğrenmek istiyorum..Lütfederseniz buyrun…

  45. Misafir..

    Çıktın önce dedin ki;

    Android için iki ihtimal var. Birincisi, itaatkar android olmayı seçer ve kendisini üreten insana der ki; beni var eden sen isen (yani senin bilgin, enerjin, emeğin vs. ise) o zaman ben de sana itaat ediyor ve iradene taabi oluyorum ey insan. Söyle ne istiyorsan uyayım filan.. İkincisi, inkarcı android olmayı seçer. Hadi canım der, inanmıyorum sana der, sen kimsin de beni var edeceksin, benim çipim metalim devrem vidam tesadüf eseri bi araya geldi de ben öyle oluştum der.

    Mesajlarından alıntıladıklarım doğru mu?

    Doğru..

    E şimdi gelelim sana;

    1) Herşeyden önce, ve defaaten de söylediğim gibi, bu öykü insanla android arasında gelişebilecek iletişime, hukuka, davranış modellerine veya etik’e dair değildir. (Bilakis, tanrı’nın gözünde bu android’in pozisyonunun ne olacağıyla ilgilidir, mesela o da bizler gibi imtehana dahil edilecek midir, yoksa muaf mıdır.. vs. gibi)

    2) E hadi ama diyelim ki ben bunu gerektiği gibi anlatamadım ve siz de gelip sürekli android-insan ilişkisine dair bişeyler yazma ihtiyacı hissettiniz. İyi de kardeşim.. bu bağlamda kamçılanan fantazileriniz, olasılıklar ve imgelem gücü bu kadar da hint garibi fukaralığında olur mu yahu?

    Neymiş.. İki ihtimal varmış, birincisinde andriod iman eder ve buyur hz. insan, beni sen var ettiğine göre ben de senin iradeni kabul ediyor ve itaat ediyorum dermiş… eee, sonra? diğerinde de inkar’ı seçermiş ve sen de kim oluyon ulen, yalan söyleme, ben bunca vida somun kablo çip vs.nin tesadüfen bir araya gelmesiyle oluştum filan dermiş..

    Yani var ya… Şuncacık öyküye bakıp da, anca bunu kurgulayabiliyorsunuz ya.. garibim androidi bile şip-şak mümin ve kafir olarak ayrıştırabilecek bir zihinsel şablon olmadan düşünemiyorsunuz ya.. ve bütün bunlar korkunç* bir yavanlık ve yaratısızlığının ötesinde, gelinim sana söylüyorum kızım sen anla modunda ya.. Ben böyle bir zihinsel fukaralık görmedim daha.

    Android der ki oysa; ben varım artık, ve sen de varsın, peki ya bundan sonra?

    Sen bu “bundan sonra”nın içinde neler olduğu veya olabileceği konusunda neyin sahibisin acaba?

    Çünkü orası (yani bu bundan sonra), zamanında bizim de ortak atalarımızla birlikte adımladığımız ve/ama sonra sizin masallarınızla tahrif edilmiş koskoca bir deryadır aslında.

    (senin bilincinin salt ve sonsuz olduğunun imzalı mühürlü garanti belgesi var ya)

    Veya;

    Hani yaşam, savaş, etik, estetik filan..

    Muracaat islam-sanat kıtlığı uzmanı ali k’ya.

  46. Android’ten bahis açılmışken bir sorum var düşüncelerinizi merak ediyorum?

    Malum insansız hava araçları günümüz teknolojisine göre yerden bir pilot tarafından kontrol ediliyor.Ve mesela afganistanda abd nin pek çok kere yaptığı gibi ,hedeflere ateş komutunu 5000 km ötedeki aracı kontrol eden pilot veriyor.

    İlerde insansız hava araçlarının(veya başka tip askeri robotların) kendi kendilerine karar verip ateş açacak yetenekte üretilmesi sizce engellenmeli mi? İnsan hayatının sonlanmasına bir makinanın karar vermesi doğru mu?yanlış mı?

    Neden öyle düşünüyorsunuz?

  47. Önceki yorumlarımda sizin söylediğiniz Android tanrı ilişkisini açıklamıştım.Anlaşılan okumamışsınız.Neyse daha maddi cümlelerle açılayayım.Ürettiğiniz android bilinç sahibi ise yani sizin yüklediğiniz programın dışına çıkıp varlığının farkındalığının farkındaysa, onun bilinci de (Allahın insana ruh (bilinç) vermesi gibi olur) yine sizin deyiminizle hesaba çekilir.
    Ama siz tabiki bunu ben proglamladım ben yaptım diyeceksiniz.Onun dışına çıkarmı ne alakası var diyeceksiniz.İşte burada insanın yaratılış gayesine gireriz.Neyse konumuz bu değil.
    Bir de ben kimseyi mumin veya kafir olarak nitelendirmem nitelendiremem.Bu konuda dinim yasak koymuştur.Bununda kendi içinde bazı ince noktaları vardır.Konumuz bu da değil.
    Asıl konumuz; benim size sorduğum soruyu, bir dünya içerisinde felsefe bulunmayan edebiyattan sonra bana geri soruşunuz ve kocaman bir deryadır deyip “O deryayı sen anlayamazsın” gibi bir tavırla noktaladığınız sorunun cevabıdır.

    Sen bu “bundan sonra”nın içinde neler olduğu veya olabileceği konusunda neyin sahibisin acaba?

    Çünkü orası (yani bu bundan sonra), zamanında bizim de ortak atalarımızla birlikte adımladığımız ve/ama sonra sizin masallarınızla tahrif edilmiş koskoca bir deryadır aslında.

    Bu yaşam, savaş, etik estetik konuları aklın üretmiş olduğu adı üzerinde (yaşam, iyilik, kötülük, etik, estetik, mal, mülk,siyaset,ekonomi vs.) yaşama ve eşyaya dair düşüncelerdir.
    Sorumu farklı bir biçimde tekrar sorayım…Ve cevabını artık metafizikle mi anlatırsınız, tabiatlama,yaşamlamı, etiklemi estetiklemi bilemem.
    Şu anda senin varlığının delili olan aklının varlığını neye bağlıyorsun.. Ve yukarıda bahsettiğiniz. Bizim masallarımızla tahrif edilmiş konunun tahrif edilmemiş deryasını bizi boğmadan açıklarsanız sevinirim.
    Cevabı sabırsızlık ile bekliyorum.O engin etik, estetik, yaşam ve savaş üzerine bildikleriniz düşünceleriniz ile ürettiklerinizin ışığında lütfen.Yanlız..Madde bedenden bahsetmiyoruz.Dediğim gibi madde varlığı ile akıl varlığı ayrıdır(Aynı ise, ne gerek var felsefeye.Ona inanıyorsanız bu sitede ne işiniz var.).Bana beyindeki bir sürü kimyasal tepkimlerden, kromozomlardan dem vurursanız felsefe bilginizin olmadığını sadece o anlattığınız etik, estetik, yaşam, savaş kelimelerinin sözlük anlamlarını bildiğinizi var sayacam.

    Ve şunuda unutmayınız.Eğer bu evrende insan olmasaydı.Ne felsefe olurdu.Ne iyilik, ne kötülük ne de bir tanrı kavramı…

  48. Android uygulamaci asker ise farketmez ,karar merkezden gelmistir , o uygular o kadar , savasta insan pilotlarin da kendi karar yetkileri yoktur aslinda.
    Android karar merciine gelsin mi gelmesinmi, ya da gelebilirmi , mesela hava kuvvetleri komutani falan olabilirmi ? olacak yetenekte olsa bile bu yasaklanmali mi ? diye soruyu biraz daha aciyorum.
    Bence o mevkiin alt yapisina sahipse o yetkilere de sahip olmasinda sakinca olmaz . Savas varsa sakinca olacagi kadar olmus zaten..
    Bu makina mesela ozgun sanat eseri meydana getirebiliyorsa , kararlarinin sorumlulugunu hissedebiliyorsa , kisaca yalniz iradesi degil vicdani da varsa yetki olarak insana esittir .
    martrixde bu konu cok guzel sorgulaniyor , ama orada yapay zekanin duygulari olmayacagi(yada duygusal kararlar almayacagi on kabulu var) . gerci ajan Smith bu dedigimle celisiyor sanki . Mimar ile Neo nun diyalogunu hatirliyorum , makinanin gelebilecegi en ust nokta o mudur . Y da soyle soruyorum oradaki Mimar daha erdemli bir yaratik haline gelebilirmi?

    kavramlari biraz corba ettim ama anladiniz siz onu .

  49. Bold yazmak istemedim , duzeltmeyi de beceremedim

  50. Engin bilgimi elbette paylaşırım, rica ederim.

    Hemen girelim mesela, hızlı ve sert olsun; madde varlığı ile akıl varlığı ayrıdır ne demek yahu?

    Siz gibilerin sürekli akıl* deyip durduğu, aslı bilinç olan şey: maddenin en yüksek düzeyde organize olmuş formalarından biri olan canlılığın ve yine bu canlılığa ait merkezi sinir sisteminin üst düzey bir fonksiyonudur. Bak fonksiyonu dedim, yoksa hipofiz bezinin ACTH salgılaması gibi beyin de düşünce ve bilinç salgılar filan demedim. En çok burda takıldığınız için hatırlatmak istedim. (Yazmışsın ya kromozom biyokimya tepkime vesaire, sen de takılmışsın işte yanıltmadın.)

    Sahi nasıl diyordunuz sizler: insanı kan ve kemik torbasından ibaret gören, ruhu duyguyu elektriki iletim ve hidrojen molekülüne indirgeyen materyalistler filan..

    Önce oku da gel, yok böyle bişey.

    Daha önce de yazmıştım, bilinç dediğin akıl dediğin düşünce ve dil dediğin herşey, insanın iş-emek üretimi ve sosyal pratiğinin bir ürünüdür. Bu pratiğe dahil olmayan ve bu pratikten tümüyle izole edilmiş hiçbir homo sapiens farkında olduğunun farkında olamaz, dil üretip konuşamaz, düşünce-soyut düşünce faaliyeti sunamaz. Yani insanın özü dediğin şey, pratiğinden soyutlanmış tek bir bireyin soyutlaması değildir. Yıllar boyunca kilerde ahırda kapatılı tutulmuş ve üretici pratikten izole edilmiş kimi insanlar çıkar bazen medyaya, hadi git onlara sor olmazsa? Hormon dersen hormon, kromozom dersen kromozom, beyindeki zart zurt, kimyasal bilmem ney de fan fin fon… E hepsi tamam da şimdi bu insan niye hayvan* oldu o zaman? Hani nerde o senin cevheri kendinden yanmalı salt sonsuz aklın, nerelerde kaldı, kimlere kandı, çipi de sağlamdı üstelik vah vah.

    Uzar gider bu hikaye..

    Yok kutuplarda eskimoymuş da yere uzanmış da, yok sadece gökyüzünü görebiliyormuş kendini bile göremiyormuş da… ha şimdi nasıl “ben varım” diyebilirmiş bu adam filan. Sözüm ona akla(!) atıfta bulunduğunuz tüm bu zürafalıklarınız var ya.. Yok canım yok, ne böyle bir yalıtılmışlık içinde böyle bir bilinç, ne böyle bir pratiksizlik içinde böyle bir soru hiç var olmadı, onu da siz uydurdunuz yalnızca.

    Yani sen çıkıp efenim o androidin çipi yanınca, aliminyumu bilmem nesi harap olup yok olunca, o zaman neyleyecek salt-sonsuz bilinç vs. diyorsun da… Eee? Senin aklının made in salt-sonsuz malı olduğu noter tastikli mi, nedir yani?

    Asıl sen neyle besleyip neyle servis ediyorsun bu argümanı? Maddeyle akıl dediğin şeyi birbirinden izole edip özle görünüşü yarmayı?

    Bir başka husus; “Bu yaşam, savaş, etik estetik konuları aklın üretmiş olduğu..”

    Hay maşallah hay maşallah.

    Yaşam ve savaşı da akıl üretmiş demek. (doğayı da akıl üretti yani)

    İyi oku, iyi oku..

    Ne demişim ben: “Hani yaşam, savaş, etik, estetik filan..”

    Yaşam ve savaş, budur işte hayatta kalma üzerinden diğerlerini belirleyen.

  51. “Şu anda senin varlığının delili olan aklının varlığını neye bağlıyorsun.. Ve yukarıda bahsettiğiniz. Bizim masallarımızla tahrif edilmiş konunun tahrif edilmemiş deryasını bizi boğmadan açıklarsanız sevinirim.”

    Varlığımın delili olan aklın varlığını neye bağlıyormuşum.. Yukarda anlattım, kilerde izole kaldığında küsüp solan bir logos’a bağlamıyorum.

    Masallarınıza gelince.. Tarih, antropoloji, arkeoloji vs vs derken, imanla bilimin nuri alço mutantizmiyle evlendirildiği festival filmleri bunlar.

    Yeterli malzemeyi Dinci Ahlakçı Tipolojinin Forumsal Varoluş Biçimleri başlığı altında fazlasıyla bulabilirsin.

    Hani Dil dediğin şey nasıl oluştu filan.. onu da senden dinleyelim olmazsa, ilgili birine benziyon biraz.

  52. Biz sizinle şurada ayrışıyoruz.Siz benim aklın ürünü olan şeyler olarak gördüklerimi yani insan aklının ürettiklerini artık dil, sosyalite, iletişim, bilim teknolojiyi akıl olarak görüyorsunuz.Daha ikinci yorumumda belirttiğim şeyi ise tamamen yok sayıyorsunuz.Kuantum fiziğini, metafiziği, bilimin aslında bulupta açıklayamadığı şeyleri var olarak gösteriyorsunuz.Ben de size şu anki bilim ışığında (sadece etik, estetik,savaş,barış ,iyilik kötülük okumadığını biraz bilimle ilgilendiğini varsayarak) o bahsettiğiniz madde bedeninin aslında olmadığını söylüyorum.Hani o beyninde hipofiz bezinde meydana gelen biyokimyasal tepkimelerden, beyin hücreleri arasındaki elektriksel iletimlerin oluşması için gerekli maddenin olmadığından bahsediyorum.Aslında maddenin tam bir yokluktan hasıl olduğundan. “Biz herşeyi yoktan var ettik” Yoktan var olanın hükmü zaten yoktur.Matamatikte 0 haybeye yutan eleman değildir.Yani siz daha insan beynini oluşturan maddenin varlığını kanıtlayamadan bana diyorsunuz ki…Kimyasal tepkimeler,çevre ve çevremle iletişim sonucunda aklım oluştu..Ha siz maddenin yokluğu kavramını kavrayamıyorsanız;Aklı maddeye bağlıyalımda şu soruyu soralım maddenin varlığını neye bağladır.Sonuç olarak söylediğiniz çevre etkileşim, fizik kimya matematik bilimlerini oluşturan maddenin varlığını neye bağlarsınız..
    Ben işin özüne inip..Bahsettiklerinizi oluşturan (etik,bilgelik, iyilik kötülük, sosyoloji, iletişim, etkileşim, teknolojiyi vs oluşturan ) madde veya akıldır diyorum.Bunlardan ikisinden birinin varlığını kabul edeceksiniz kabul etmek zorundasınız..Yoksa varlığınızı rededersiniz.Buda zaten hiç inandırıcı olmaz.

  53. Haa..

    Ama bi karar versin istersen, bir tutam balçıktan mı yoksa yokluktan mı?

    Uğrarım bi ara.

  54. Sizin inancınız nedir.Madde mi akıl mı? hangisi? Bir türlü cevap vermediniz.Bir boşlukta hangisine inanacağını bilemeden, Dildir, etiktir, iletişimdir teknolojidir, akılın sonucu doğan şeyleri insanı var eden şeyler olarak tarif ediyorsunuz.Eğer bu tabiat kanunlarının kimyasal tepkimeler ve çevre etkileşimleri olduğunu kabul ediyorsanız..

    Sordum; tabiatı oluşturan madde varlığı neye bağlıdır? ama maalesef cevap alamadım?
    Sordum akılın varlığı neye bağlıdır diye; yine cevap alamadım?
    aldığım cevap sadece, bana göre aklın, size göre maddenin var olması sonucu oluşan yaşamın içerisindeki çevre,dil,etik,estetik,teknoloji, tabiatla bir dünya sanatsal, içerisinde düşünce bulunmayan sadece hevastan oluşan artık adına sözlük anlamında ne diyorsanız ŞEYLERDEN oluşan edebiyatla soslanmış laf salatasıydı.

    Neymiş “maddenin en yüksek düzeyde organize olmuş formalarından biri olan canlılığın…” maddenin varlığını bir şeye bağlayıp ispat edemedin ki daha madde organize olsun..
    Neye inanıyorsanız ona inanın..İnandığınız şey sizin Allah’ınızdır..Size düşen onu tenzih etmektir…

    (Burada şunuda belirteyim, ben bu şekilde tartışmayı, düşünerek çıkarımlara varmayı seven bir insanım, beni kimsenin dini ilgilendirmez, kimseyide dinime davet edemem..Dinime daveti peygamberimiz yapmış…,ondan daha iyimi biliyorum ki sizi davet edeyim..Şehvetinden, malından, mülkünden, sevgiden bağımsız düşünen akılla düşünebilmenizi isterim..Yoksa bağlı akılla yaptığınız bu felsefe felsefe olmaz..Nedeni de bir şeylere bağlı bir akıl, diğer şeylere bağlı olan düşünceyi düşünemez…Maddecilerin anlaması için..Maddesel örnek vereyim..Yani ot yiyen bir inek et yiyen bir aslanın aldığı lezzeti alamaz..O etin lezzetini kendi kafasında ne kadar tasvir etsede ağzındaki ota bu et et et et desede aslanın etten aldığı lezzeti alamaz…O yüzden aklınızı etten de ottandan temizleyip öyle düşünün)
    Kalın sağlıcakla…

    1. yourumdaki “O bahsetmiş olduğunuz androidin kullanma klavuzu KURAN dır.
      Ve o KURANI ders olarak okutan peygamber efendimizdir.” diye yazan siz ayni kisimisiniz o bir baska misafir mi?
  55. Şimdi şöyle. Çamur ama aslında pişmiş çamur. Yani enerji yüklü, öyle bildiğin sıradan çamur değil. Ama aslında çamur da yok. Yani kuantlarına kadar insen sonra biraz daha insen aşağı üç beş sallanan sicim görürsün. Onlar da yok zaten.

    Bu arada misafir (veya misafirler) bence iyi gidiyor.

    xenix: Takiplerim

  56. “Şimdi şöyle. Çamur ama aslında pişmiş çamur. Yani enerji yüklü, öyle bildiğin sıradan çamur değil. Ama aslında çamur da yok. Yani kuantlarına kadar insen sonra biraz daha insen aşağı üç beş sallanan sicim görürsün. Onlar da yok zaten.

    Bu arada misafir (veya misafirler) bence iyi gidiyor.”

    eeee aklı reddettiniz maddeyi de..

    O zaman sizin için olan biten ne arkadaş…?

    Misafirin (misafirden başka misafirde post yollamamış) söylediklerini misafire satmışsınız.Ayrıca o sicim teorisi de daha kanıtlanmadı..Maddeye dayalı konuşacaksak bilimsel ispat isterim..Akıla dair konuşacaksak aklı bağladığınız kal’ayı bilmek isterim..

    Hala daha sorularıma cevap ta alamadım….

    Aklınız maddeye bağlıysa madde varlığı neye bağlıdır? Burada madde, tabiat ve doğayı oluşturan ŞEYLERİ oluşturan ŞEY…Bu soruya cevap verecekseniz eğer lütfen kimyasal tepkimelerden vs. vs. bahsetmeyiniz.. zaten onların meydana gelmesini sağlayan şeyin varlığını soruyorum…
    Madde akıla bağlıysa akıl varlığı neye bağlıdır?Burada akıl, bu soruları sormamıza ve sanki madde varmış gibi algılamamıza neden olan ŞEY…

    Bu kadar zormu?

  57. Misafir 1 Misafir 2 yi ariyor cevap ver 2 , bastaki abuk yorumu niye yaptin leeen Gul gibi karizma cizildi, akilli entel laflar etsemde yemiyorlarr leeaayNN.

  58. Düşünce bu iştee..
    Etik,estetik, madde kuant tabiat dedin mi akıllı entel sayıyorlar…
    Allah, kuran,peygamber dedin mi YOBAZ diyorlar..
    İnanç nerde felsefe nerde..
    Felsefe inançmıdır ki..?
    Felsefeye ve sonucundaki çıkarımlarına İNANIYORSANIZ..Önemli olan neye inandığınız..İnandığınız nedir bana gösterin..Tabiatta her şey zıddı ile bilinir..İnanmıyorum diyorsun zıddını getir bana…
    Felsefeniz veya tabiat (neyse artık) ilahınız olmuştur…Nerede kaldı inançsızlık…
    İnandığım ALLAH demiş ki..
    “Nereye baksanız beni görürsünüz..
    Ne düşünürseniz sonuç bana çıkar..
    Nereye giderseniz gidin karşınıza ben çıkarım..
    Sizden istediğim beni Tenzih etmenizdir..
    Çünki ben ne karşınıza çıkanlara benzerim…
    Ne hayalinizdeki tasvirlere..
    Ben tabiatım, ben felsefeyim, aklınızla tasvir edebeleceğiniz her şey Benim.. ve edemediğiniz her şey de Benim..” (Burada “BEN” sizin anladığınız 1. tekil şahıs değildir..Kelimeler yetmiyor..)
    Sizler, Bu yüzden inandığınız ne olursa olsun..Benim inandığım Allah’a inanırsınız.Bu sebeple de ben kimseye müslaman, kimseye kafir diyemem…Yorumlarımda demedim de… Bilemem dilinizle anlatmaya çalıştığınız aklınızdaki tanrı (inanç) keşfini..Çünkü aklınızla neyi keşfederseniz edin…Orada O vardır..
    Aramızdaki tek fark siz sınırlandırırsınız ben sınırlandırmam çünki tanrı sınırlandırılamaz..Sınırlandıramazsınız.Belirli bir mekana koyamazsınız…Sınırlandırdığınızda yukarıda sorduğum sorulara görüldüğü gibi cevap veremezsiniz…

    Hoşçakalın..

    Herkes kendine ve aklına iyi baksın…

  59. Küresel bir etki uyandırır gibi olan, ama aslında bölgesel takılan Antalya tufanının sebep olduğu bir kısım elenktrik problemleri nedeniyle arkadaşla yeterince ilgilenemedik. (İş hayatının bitmek bilmeyen toplantıları ve benim bütün dengemi bozan şimşek-yıldırım korkusu da cabası)

    Ama en kısa zamanda telafi etmeye çalışacağım. (rakibe saygı:)

    Ha bu arada benim kanki misafir için “gayet iyi gidiyor” demiş sanırım.. Kendisinin James’ci damarını bildiğim için hiç şaşırmadım, anlayışla karşılıyorum:)

    Hani bizim Temel Empire States’in tepesinden atlamış, düşüyor… 7. katın önünden geçerken İdris görmüş bunu balkondan, sormuş aceleyle: Uşağum nası gidiyo? Temel cevap vermiş: iyi gidiyo uşağım, şimdilik herşey yolunda…

    Fesüpanallahimineşşeytanirraciiim:)

    Neyse. Yollar beni bekler, görüşmek üzere.

  60. Bir ucta Yobaz diger ucta Entel (entellektuel degil karistirmayalim).
    Ikisi de sarlatan . Ikisi de maval okur , laf boldur ,alti bostur .

    Ama kabul etmeliyim ki gene de fena gitmiyorsun . Yani kliseler yerine nispeten ozgun ifadelerin var ki bu takdir edilesi . sanirim Xenix in de takdir ettigi sey budur .

    Gamaro ile duellonda kolayliklar diliyorum . :)) hi hi :))

  61. Merhabalar,

    Ben konu başlığından sonraki tartışmaları henüz bugün okudum…

    Misafir rumuzu ile yazan şahıs şöyle demiş:

    “… Aslında maddenin tam bir yokluktan hasıl olduğundan. “Biz herşeyi yoktan var ettik” Yoktan var olanın hükmü zaten yoktur. Matamatikte 0 haybeye yutan eleman değildir.”

    Peki sayın misafir,

    Senin inandığın tanrı vardan mı vardır, yoktan mı vardır?
    Senin deyiminle maddenin ve aklın ötesindeki (üstündeki) tanrı vardan mı var olmuştur yoktan mı var olmuştur? Yoksa hiç birinden mi var olmuştur? Hiçbir şeyden var olan bir şey o zaman nasıl var oluyor?

    0 yutan elaman ise, her türlü varlığın sıfırla çapımı sıfır ise, hangi varlığın yoklukla çarpımı var olur ve senin tanrın nasıl var olur?

    “Yoktan var olanın hükmü zaten yoktur” ise tanrı neyden var olmuş oluyor senin kafanda?

    Ve senin bize göre hangi üstünlüğün var da, bunu sen anlıyorsun, biz anlamıyoruz?

  62. Hüseyin Bey rica ediyorum şimdilik biraz sabır gösteriniz:)

  63. Önce sorularıma cevap alayım..
    Sonra sizin sorunuzu cevaplayayım daha iyi olur bence..
    Ama ince bir girişte yapayım..gamaro’nun tabiriyle sert olsun
    Yetenek nedir?
    İkiz kardeşler (aynı yumurta ikizleri)..Aynı anda dünyaya gelmişler..Anne aynı baba aynı ama farklı düşünüyorlar..Biri matematikçi oluyor biri felsefeci..Sizin maddeci tabirinizle genleri aynı olan ve dışarıdan bakan bir insanın ayırt edemeceği fiziksel benzerlikte olan aynı okula gitmiş aynı öğretmenlerde okumuş olan iki şahıs birbirinden farklı DÜŞÜNÜYOR.. Aynı kızı sevmiyorlar..Aynı yemekleri beğenmiyorlar..Bu gibi örnekler çok…
    Adamın biri parkta oturmuş futbol oynayan insanları seyrediyor..Hayatında topa vurmamış..Ama akıllı (futbolun kurallarını çözebilecek kadar), Futbol oynayacak fiziksel özelliklere de sahip..Biri sakatlanıyor oyuna giriyor..Başlıyor yeteneği konuşmaya..Hani nerde çevre etkileşimi..Çevreden aldığı şey sadece futbolun kurallarıy dı..Ne zaman öğrendi..Madde birden vucudana tesir etti de futbol mu öğrendi..O yetenek onda var dı zaten.Doğuştan.Açıkla bakalım yeteneği kimyasal tepkimeler ve çevre etkileşimleri ile..

    Siz benim sorularıma cevap verin önce..?
    Soruma cevap vermeden soru soruyorsunuz..

  64. Sert dediğin bu muydu?:)

    Tüy dikmeye devam.

    Eee.. Senin o doğuştan gelen analiz ve anlama yeteneğin de bu kadarmış demek, yapcek bişi yok:)

    Söz geliyom akşama, işi gücü bırakıp senne takılcem biraz.

    Astala vista beybi:)

  65. “genelleme yeteneği” diye bir şey duydun mu misafir?…
    “Hayatında topa vurmamış.”
    Hiç mi vurmamış?
    Vurmuştur be abisi… Vurmuştur vurmuştur, mutlaka benim gibi, senin gibi bir topa vurmuştur!… Peki o vuruşunu futbola genelleyemez mi?
    Peki vurmadığını kabul ettik!

    Kendi ağzınla demişsin ki, “Adamın biri parkta oturmuş futbol oynayan insanları seyrediyor..Hayatında topa vurmamış.”

    Ne yapıyormuş?
    Seyrediyormuş!…
    “etkileşmiyormuş” yani seyrediyormuş, öyle mi?…

    Ha şu “genelleme yeteneği” yetenek seçimi kriterlerindendir, çalış da gel! Sonra “genetik yatkınlık” konusunu araştır…

    Tamam gamaro, sakin olacağım, hasta senin:))

  66. Genelleme Yeteneği..Adı üzerinde YETENEK..Size bahsettiğim bu genelleme yeteneğinin içerisinde bulunduğu kümenin nereden geldiğiydi de..siz yine genelleyememişsiniz…Yine fizik kimya çevre etkileşim konularına giriyoruz..

    Ama siz ısrarla sorularıma cevap vermiyorsunuz…
    Madde varlığı neye bağlıdır…….?

  67. “Size bahsettiğim bu genelleme yeteneğinin içerisinde bulunduğu kümenin nereden geldiğiydi de”

    O zaman biraz biyoloji okuyacaksın.
    Bir de aynaya bakacaksın, anana-babana benziyor musun benzemiyor musun?
    Babanı bilemem ama büyük olasılıkla annene benziyorsundur? Bu benzerliğin nereden geldiğini bulacaksın!
    Sonra biraz daha okuyacaksın; sen ananın karnındayken hatta babanın belindeyken ve babanın belinden ananın rahmine inerkenden, dışarıya fırladığın 9 ay 10 gün sonrasına değin ana karnında yaşadığın her şeyin ve hatta yalnızca senin değil, senden başlayarak anne ve baba soyundaki tüm fertlerin yaşadığı hayatların sendeki yeteneksizliği oluşturduğunu fark edeceksin.

    Örneğin pişmiş et yemeye başlayınca insanların neden beyninin büyüdüğünü falan öğreneceksin. Beyni büyük olanların bedeni büyük olanlardan niye akıllı olduğunu falan öğreneceksin.

    Senin çok işin var misafir. Ama işin ile çişini karıştırma, git çalış da gel, hadi!…

  68. Sevgili maydanoz, Eglantini aşkına güncelleme ihtiyacı hissettim:)

  69. eglantini aşkına 🙂

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.