Arkadaşlar izleyeniniz oldumu bilmiyorum ama bir kez televizyonda denk gelmiştim.Sıradışı ortamlarda tohumlarını ortama göre bırakan bitki ve ağaçlar vardı.Bir türlü bulamadım.
Örneğin çölde tohumunu bırakan bir bitki,tohum top gibi ve rüzgarın etkisiyle çölde yol alabiliyor.Bir diğeride çok dağlık ve yüksek yerde yetişen iğne yapraklı çam ağacı türümsü bir ağaç,etraf kayalık olduğu için tohumları yaprak gibi,rüzgarlar beraber süzülüp toprak alanlara düşmeye çalışıyor.
Bilen yada bulabilen olursa çok sevinirim.Bulabilirsek bu ağaçlar nasıl oluyorda rüzgarı algılayıp tohumu ona göre bırakıyor,tartışmak isterim.
Bunun için rüzgarı algılaması daha doğrusu bilinçli yapmasına gerek yok ki.
Yani tohum diyelim ki dala belirli bir kuvvet ile tutunuyor ve rüzgarın şiddeti bu bağı kopardığında rüzgara karışmış oluyor. Ondan daha düşük rüzgar gücü de koparamıyor olsun.
Yani şimdi yazdım bu senaryoyu ama soruna yeterli cevap oldu mu?
ağaçlarda tohumu bırakmak için özelleşmiş bir yetenekten (havanın durumu vesayre) bahsedildiğini ilk defa duydum..genelde bitkiler uygun şartlar ve yerlerde tohumların çimlenmesi meselesini tohumun yapısı ve çimlenme mekanizmaları üzerinden hallediyorlar.
alphamale google tohumlarını fırlatan bitkiler yazıp bakarsan belki budur
Alphamale, ben de ilk kez duydum ağacın rüzgar algılama yeteneğini. Bir ara feysbuk’ta karşılaştığım bir fotoğraf vardı. Polonya’daki ağaçlar, eğrilikleri çok ilgimi çekmişti. Onu hatırladım.
yorumlar için teşekkürler.Anlatmak istediğimi biraz daha açıklayayım.Keşke belgeseli bulabilsem ve paylaşabilsem…
xenix:
Bu yüksek kayalıklarda yetşien ağacın tohumu sanki paraşüt gibi.yani inanılması gerçekten zor.Kanatları var sanki ve ağaçtan düştüğünde süzülüyor rüzgarın etkisiyle; böylece toprağa düşenler filizlenebiliyor…
eğer normal tohum bıraksaydı kayalıklara düşecekti ve üremesi mümkün olmayacaktı…
Şimdi anlayamadığım olay şu.Bu ağacın beynimi var?Yani diğer bir çok bitki gibi tohumunu pat küt düşürür ,o dış etkenlerle(yağmur rüzgar hayvanlar böcekler vs) gider bir yerde filizlenir ama bu ağaç…nasıl oldu da kayalığa yakın yaşadığını sezdi ve nasıl olduda tohumlarına incecik bir kanat yaptı?…
Evrimle bağdaştırmaya çalışıyorum.Binlerce yıllık bir tür olduğunu varsayalım acaba ağaçlar bir şekilde etraflarını algılayabiliyor mı?Türünün devamı için nasıl oluyorda ortama uygun tohum üretiyor?merak ettiğim konu bu…
teşekkürler rumana.sayende bol açıklamalı bir web sitesi buldum.helikopter gibi pervaneli olanlar var.şimdi araştırıp sebeplerini bulmaya çalışıcam.
link to waynesword.palomar.edu
alphamale ingilizcem böyle bir metni anlayacak seviyede değil malesef.dediğim şeyi yazınca çok bilgi vardı ama çocuklar için skandal bir video çıktı sadece:D belgesel yoktu.sanırım nisan 1997 syf 41de anlatılmış bu konu national geographic dergisinde.dün internette öyle görmüştüm.çok yerde bu yazıyordu.yani okumuş olabilirmisin acaba?
bir de bahsettiğiniz şeyi şöyle algıladım.bu tıpkı balıkların yüzgeçlerinin olması gibi doğal bir şey.doğal seçilim yani.yaşadığı ortama uyum sağlayamayan türler yok oluyor.bitkilerde yaşadığı ortama her şeyleriyle uyum sağlamaya çalışıyor.kaktüsün diken yapısıyla,sık bitki örtüsünden dolayı güneşe ulaşmak için metrelerce uzayan ağaçlarla,daha az ışıkla yetinebilen bitkilerle,yüksek ağaçların meyvelerini yemek zorunda kalan zürafaların boyunlarının uzun oluşuyla,yine varolan şartlarda içinde bulunduğu doğaya kök salabilecek özellikte tohumlarını üreten bu şekilde atan bitki ya da ağaçlar arasında aynı durum var sanki.ayrıntılı bilgim yok ama bu doğal seleksiyon dediğimiz şeye dair bir durum bence.bitkiler hayvanlar biz insanlar devam etmek için nasıl yapmamız gerektiği ile ilgili özellikleri yüzyıllar içinde kazanıyoruz.kazanamayanlarımız yani daha katı ve değişmez değişemez olanlarımızda yok oluyor bu süreçte.bu nasıl bir şey ayrıntısı biliniyor mu bilmiyorum ama tüm türlerde hayatta kalma,her şartta devam etme bilinci vardır belkide.
evet belgeselin adı BBC’s The Private Life of Plants ama youtube da tam olarak mevcut değil.
Ama kayalık olayını ben yanlış hatırlamış olmalıyım görünüşe göre dünyanın belli bölgelerinde uçan tohumları ve benzerlerini bulmak mümkün.
botanikçi bir arkadaşımız çıksada bize açıklasa ağaçlar nasıl oldu da glider(süzülen) tohumlar yapmayı seçti.Sonuçta rüzgar ,basınç zıtlıkları olmazsa bunlar süzülemez?
o zaman rüzgarı,yada havanın bitkiler üzerinde etkilerinimi araştırmalıyız aslında?tam bir bilmece
Ağaçlar tohumlarını meyve yolu ile dağıtmayı nasıl seçti de denilebilir. Veya meyve yapıp içine tohumunu koymayı nasıl akıl etti gibisinden.
Hayvanlar için doğal seçilim nasıl işliyorsa bitkiler içinde aynı mantıkla işlediğini düşünmek gerekir..Yani bir özelliğin oluşması mutlaka çok daha basit çok daha primitif birşeyler üzerinden başlamış olmalıdır.
Dolayısıyla ilk tohumlu bitkilerin ,tohumlarını dışardan bir meyveyle kapladığını düşünmemek gerekir.Günümüzde bile pek çok bitki tohumu yenilmeye değer bir halde değildir.Bu özellik geçmişteki tohumların evimleşmesi hakkında bize fikir verebilir.
Ayrıca ozmotik basınç denilen bir olgu var…sırf ozmotik basınca bağlı çalışabilecek pek çok işleyiş evrilebilir..beyinsel bir yapının kontrol ve denetimine gerek kalmadan bitkinin yağmur alması, sıcağa maruz kalması gibi dışsal nedenlerle bu mekanizmalar hareket eder…tohum kozasından salınır.
mesela parklarda ağaçlardan yeni düşmüş kozalaklar hep kapalıdır..onu uygun bir yerde (nem almayacağı) kurumaya bırakırsanız açılacak ve tohumlarını dökecektir.
Bence tersten düşünüyorsunuz. O ağacın tohumları zaten süzülen cinsten olmasaydı yüksek kayalıklarda ağacın ne işi vardı?
Doğal seçilimi hayvanlar üzerinde anlayabiliyorum(aslan ceylan örneği) ama ağaçlarda örneğin ,mantık dışı geliyor.Diyelim ki ağaç tohumunu hazırladı dediğiniz ozmotik basınç ile şekillendirdi ve tohumunu bıraktı.Bu noktadan sonra evrim sürecinde tohum ile ağaç arasında hiçbir bağ kalmıyor.
Tohum ağaca geri dönmüyor,veya ağaç tohumunu takip edemiyor(ağacın beyni ve bilinci olmadığını varsayarsak) 4bin sne yaşamaya devam edebilen bir canlıdan bahsediyoruz.Olduğu yerde.
Bana mantıklı gelen tek teori tamamen varoluşsal bir özellik olması.
baal bu konu üzerinde daha geniş bilgin varsa ve anlayabileceğim şekilde aydınlatmaya çalışırsan sevinirim.okuduğum makalelerde tohumların herhangi bir evrim sürecine dahil olduğu konusunda bir bilgi bulmadım.
dip not,ağaçları seviyorum:)
xenix yani varoluşlarının başından beri devam eden bir yöntem diyorsunuz…Ama burda rüzgar faktörü var.tamamen şans mı sizce bir ağacın uçak-helikopter şeklinde tohum üretmesi?bu tohumların rüzgar yardımıyla dağılması…
Hayır şunu diyoruz. Süzülebilen tohumlar üreyemeye ve ağaç olmaya dolayısı ile tekrar tohum vermeye daha elverişlidir. Bu elverişlilik sayesinde daha çok süzülen tohumlar daha çok ürer. Daha çok üreyen ağaçlar daha çeşitli tohum üretirler.
Bir bitkinin üreme şeklini zaman içinde değiştirmesi, örneğin hayvanlar tarafından toprağa gömülerek üreyen bir bitkinin tohumunun, zamanla rüzgarla taşınacak kadar hafif hale gelmesi mümkün değildir. Kayısı çekirdeği gibi ağır bir tohumun aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, binlerce, milyonlarca hatta milyarlarca yıl geçse de, rüzgarla taşınacak kadar hafif bir tohum haline gelmesi, kenarlarında kanat benzeri yapıların oluşması imkansızdır. Bu, hiçbir yönden mantıkla ve bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan bir iddia olacaktır. Çünkü doğada böyle bir değişimi planlayacak ve uygulayacak bir şuur yoktur. Doğadaki taş, ağaç, toprak, hayvanlar böyle bir planlama yapamazlar. Bitkinin kendisi de doğanın bir parçasıdır ve tohumlarında bilinçli düzenlemeler yapacak bir yeteneğe sahip değildir.
Bu gerçekler düşünüldüğünde tohumların ilk ortaya çıktıkları andan itibaren şu andaki özelliklerine sahip oldukları hemen anlaşılmaktadır
bunca soruyu konuyu anlamaya ve teolojiden uzak ,biyolojiye yakın tutmaya çalıştığım için soruyorum….
belki de o yetenekleri ve bilinçleri vardır.bu neden o kadar uzak bir seçenek olsun ki.bilimsel olarak ispatlanmış mı bitkilerin bilincinin olmadığı.bizimki gibi beyin ve algı ilişkisi üzerinde oturmuş bir bilinç değil,farklı türden bizim bilmediğimiz bir bilinç olabilir bu.o zaman iş hücre yapımıza kadar iner.lizozomdan tutalım ribozoma kadar hiç durmadan bir şeyler yapan hücredeki bu yapılar bizimki gibi bir bilince mi sahipte bunları gerçekleştiriyorlar.farklı bir şeyler olmalı içlerinde.belki tıpkı bizim nefes almamız gibi elzemdir onlarında bunu yapması.bitkilerde bir şekilde yapılması gerekenin farkındalar.bu yüzden farklı türden bir bilinçleri neden olmasın.”beyin yoksa bilinç yok” bu bizim yanlış bir algımız sanırım.bitkilerin acı çekmediğine anlamadığına yada algılamadığına katılmıyorum
Doğal seçilimin özü aynı kaynaklar için yapılan rekabete dayanır..Aynı tür ağaçlar birbiriyle ve diğer tür bitkilerle rekabet halindedirler..Bu rekabetin en bariz görülebileceği alan daha fazla güneş ışığı alabilme yarışındadır. bitkiler dışardan bakıldığında sanılabileceği gibi pek de kardeş kardeş yaşayan canlılar değillerdir.
Bitkiler arasında ışık kapma rekabeti değişik boyda ve değişik yaprak özelliklerine sahip ağaç türlerinin ortaya çıkmasının sebebidir.Mesela çınar ağacının dallanmasına ve yapraklarının şekline dikkat edilirse örneğin bir çam ağacından çok farklı olduğu görülür.
Çınar nispeten büyük yapraklar açar ve çevreye yayılan büyük bir dallanma gösterir. Ama çam ağacı daha dikey yukarıya doğru yükselir..boyuna göre çok fazla çevresel dallanma göstermez..Üstelik yaprakları da incecik iğneler gibidir.
Demek ki bu iki tür evrimsel geçmişlerinde saydığımız özelliklerini seçecek çevresel baskılara maruz kalmış olmalılardır.Çam ağacı daha soğuk havaya ,daha fazla yükseltiye ve enleme doğru bu baskıların seçtiği özellikleri yüklenerek evrillirken,mesela Çınar ağacı da güneş rekabetinin daha yoğun olduğu, yükseltisi fazla olmayan ,daha sıcak,ışık ve su rekabetinin daha yoğun yaşandığı yerlerde avantaj sağlayan şimdiki özellikleriyle donanmıştır.
Yani, bir planlayıcı olması şart değildir.
Ortak ata olabilecek bir bitki varsa, mutasyona uğrayacak ve kallıtımı sağlayacak bir materyal(genom) mevcut ise geriye sadece çevresel şartların seçmesi kalmaktadır.Yani zaman!
Bu yazdıklarımı hipotetik olarak algılamalısınız…yani herhangi bir ansiklopediye veya makaleye dayanarak bunları birer bilg olarak yazmadım..Sadece böyle olmuş olabilir manasındadır…Mümkündür anlamında.
Ozmotik basıncın tohumu şekillendirmesi söz konusun değil.Canlıları mevcut hallerine koyan sahip oldukları genler ve bu genlerin çevreyle etkileşmesidir.
Ozmotik basın sadece kasları ve sinirleri olmayan bir canlıda basit belli hareketlerin yapılmasını sağlayabilir anlamında söyledim.
Mesela içindeki sıvıyı kaybeden kuruyan bir bitki dokusu, büzülmeye uğrar ve büzülmenin etkisiyle yırtılabilir ve böylece mesela tohumu salabilmek için gerekli bir hareket yerine getirilebilir gibisinden….
Mesela alıntıladığım yazıyı yazan kişinin amacı doğadaki gerçeklere yaklaşmak değildir..bilakis doğadaki gerçekleri belli bir perspektifte bozulmaya uğratarak kendi doğmasına uydurmaya çalışmaktır.
Kayısı meyvesinin zamanla rüzgarda uçacak bir tohum haline gelmesini beklemek,”…evrim doğruysa bu hadi bakalım böyle olsun da görelim..” gibi bir test ortaya attığını düşünmek ve bunun üzerinden evrimi yanlışladığını sanmak ancak evrimi anlamamış olmakla açıklanabilir.
Nasıl ki hayvanlar ortak bir atadan dallara ayrılarak evrimleşmişse bitkiler içinde aynısı geçerlidir..Yani insan maymundan evrilmemiştir.İnsanlarla günümüz maymunları ortak bir atadan evrilmişlerdir.Geçmişe doğru gidildikçe ortak bir atada birleşirler…”Kayısının tohumu rüzgarda uçsun..”’ diyen biri ”’insan maymundan evrilmiştir” benzer hatta daha da beter bir yanlış yapıyor demektir.
Ortak atadan dallara ayrılma dedik…şimdi mesela kayısı ağacı ve meyvesiyle benzer özellikler sergileyen erik ağaçları ve şeftali ağaçları var.Meyveler yapısal olarak birbirine benzemekla kalmaz..Erik ağacına kayısı dalı aşılandığında bu aşı tutar ve meyve kayısı meyvesi verir…Aynı olayın tersi de geçerlidir.Erik ,kayısı ve şeftali arasında genetik bir akrabalık söz konusu olmasaydı böyle bir aşılama ve aşının tutup meyve vermesi düşünülemezdi.
O halde kayısı ağaçlarına ata olabilecek bir familya (aile) bulabiliyoruz demektir…günümüzdeki farklı türler olan kayısı,şeftali ve erik ağaçları(bu arada şuan aklıma gelmediği için yazamadığım fakat aynı ailenin üyesi olan pek çok başka tür ağaç da listeye eklenebilir) geçmişte yabani bir tür erikte kesişiyor olmalılar.
Dolayısıyla onalrın tohumlarında bu aileye ait özellikler gelişebilir.