Asal Sayılar

Matematik insanoğlunun tüm ilgi alanlarının arasında mekik dokuyan öylesine engin bir konudur ki, bazen içinde kaybolup gidersiniz. Arada bir temel esaslara geri dönmeniz gerekir. Sayıların temelinde sayma sayılar vardır: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, … Peki bunun bile temelinde başka sayılar var mıdır?

Mesela 4 = 2 x 2 ‘dir, dolayısıyla daha temel bileşenlere ayrılabilir. Diğer sayıları da böyle ayırabilir miyiz? Neden olmasın, işte birkaç tane daha: 6 = 2 x 3, 8 = 2 x 2 x2, 9 = 3 x 3 . Daha küçük sayıların çarpımından oluştukları için bunlara “bileşik sayılar” denir. Bazı sayılarıysa ayırmak mümkün değildir: 2, 3, 5, 7, 11, 13, … bunlara asal sayılar veya kısaca asallar denir. Asal sayı yalnızda 1’e ve kendisine tam bölünür. Peki 1 de asal mı diye sorabilirsiniz. Geçmişte birçok matematikçi 1 i asal kabul etmiş olsa da teoremlerin tutarlılığını sağlamak adına 1 asal sayılar arasından çıkarılmıştır. Bu yüzden asal sayıların tanımına “1 den büyük” ifadesi eklenmiştir
Asal sayıları incelemek bizi temelin de temeline götürür. Asal sayılar matematiğin atomlarıdır adeta. Diğer tüm kimyasalları meydana getiren kimyasal atomlar gibi asal sayılar da diğer sayıları meydana getirir. Bu gerçeği matematiksel olarak ifade eden teorem “aritmetiğin temel teoremi” adıyla bilinir.

Asal sayıları belirlemeye yarayan bir formül ne yazık ki yok. Dahası bilebildiğimiz kadarıyla hiçbir kalıba uymazlar.
Bir başka zorlu soru ile asal sayıların bir örüntüye sahip olup olmadığıdır. Carl Fredrich Gauss 1792 de henüz 15 yaşındayken belirli bir n sayısından küçük asal sayıların adedini tahmin etmek için bir formül önerdi. Buna günümüzde asal sayı teoremi denir. n = 1000 için formülün verdiği tahmin 172 dir. Gerçek adet olan 168 bundan daha küçüktür. Bunun her n değeri için geçerli olduğu düşünülüyordu, ta ki n = 10371 (1 ve ardından 371 tane 0 içeren devasa bir sayı) sayısında tahminin gerçek sayıdan büyük olduğu gösterilene dek. Asal sayılar her zaman böyle sürprizlerle doludur.

Asal sayılar sonsuzdur. Öklid, Elemanlar adlı kitabında “asal sayılar belirli bir miktar asal sayıdan daha çoktur” diye yazmış ve zarif bir şekilde ispatlamıştır. Asallar sonsuza uzansalar da insanoğlunun en büyük asalı bulma sevdası hiç dinmemiştir. Şu andaki rekor bir Mersenme asalı olan 274207281 – 1 ‘dir ki yaklaşık olarak 1022338618, ya da başka bir deyişle 1 in ardında 22.338.618 tane 0 olan bir sayıya karşılık gelir.
Asal sayılarla ilgili öne çıkan iki cevapsız soru “ikiz asallar problemi” ve “Goldbach sanısı”dır.
İkiz asallar, aralarında 2 fark olan asallardır. İkiz asallar sonsuz mudur? Bunu veya aksini ispat etmeyi başaran olmadı bugüne kadar.

Goldbach sanısı ise “2 den büyük her çift sayı iki asalın toplamı şeklinde yazılabilir” Örneğin 42’yi 5 + 37 veya 11 + 31 veya 13 + 29 şeklinde yazabiliriz. Devasa sayılar da dahil olmak üzere bugüne kadar denenmiş her sayıda bu sanı doğru çıksa da genel ispatı yapılamamıştır.

Asal sayıları “matematiğin atomları” olarak tanımladık. “iyi de,” diyeceksiniz, “atomlardan bile daha temel parçacıklar, sözgelimi kuarklar keşfedildi.” Matematik geri kalır mı hiç? Gauss, örneğin 5 gibi bazı asal sayıları 5 = (1 – 2i) x (1 + 2i) şeklinde yazabileceğimizi gösterdi.

Deniz kablumbağası

Dün gece yattığımda bir groklama deneyimi yapmak istedim. Neyi groklayacağıma dair bir fikrim yoktu fakat aniden deniz kaplumbağası geldi gözümün önüne! Muhtemelen iki gün önce instagramda onun suda yüzüşünü gösteren kısa bir video gördüğüm için olduğunu sanıyorum.

İmgenin zihnimde belirmesiyle birlikte deniz kablumbağasını groklamaya niyet ettim ve beklemeye başladım. Her zamanki gibi uzun süre hiç bir şey olmadı. Defalarca bu kez olmayacak herhalde fikri geldi ve ona aldırmadım. Sonunda birden değiştiğimi hissettim, anlatması oldukça zor.

Belli belirsiz bilgelik dolu bir gülme hissi ile geldi. Sanki hafifçe çökerek dev bir deliğin ağzına benzedim, karanlıktım ama aynı zamanda kozmozu tasvir eden sönük bir görüntü gibiydim. Hayatımda böylesi bir dinginlik yaşamamıştım. Zaman durmuştu, nefes almıyordum. Sadece kosmoza benzeyen o şey, ben vardım, tartışmasız huzur. Kıpırtısız derin bir sessizlik halinde kalakaldım. Zaman zaman sibel olan minik yüzdem şimdi ne olacak diyordu fakat bu soru geçip gidiyordu. Bu deneyimi tarif etmek öncekilerden çok farklı çünkü sadece sonsuz bir bir dinginlik-devinimsizlik var. Bunun hakkında daha ne söylenebilir bilemiyorum. Adeta Tibet rahip adaylarını kıskandıracak bir vecd hali. Çok uzun zaman bekledim belki bir değişiklik olur diye ama milim kıpırdamadı. Muhtemelen en uzun -dünya zamanı bakımından- groklama seansım oldu.

Teşekkür ederek Deniz kablumbağasının enerji bedeninden ayrıldım ve o dinginlikle hemen uyumak istedim. Uykuya geçme döneminde hala o hareketsizliği-sukuneti sürdürdüğümü fark ederek rolden ayrıldığımı bikaç kez kendime hatırlatmak durumunda kaldım. Zihnim hayatımda hiç olmadığı kadar uzun ve net biçimde durmuştu.

Sabah uyandığımda deneyim hala gündemimin ilk sırasındaydı kahvemi yudumlarken deniz kablumbağaları hakkında bilgi edinmeye çalıştım. İnternette gezinirken doğal hayat sayfalarının dışında bir de şöyle bilgi buldum, benim groklama deneyimime uyduğu için şaşırdım, şöyle yazıyordu:

Deniz Kaplumbağası Dünya Ana’nın sembollerinden biridir ve koşulsuz sevgiyi, her yerde “evinde” hissetmeyi temsil eder. Kabuğunun sırt kısmında bu kadim uygarlıkların özel işaretlerini taşıdığına inanılır.

 

 

Duygusal Zeka

Duygusal zeka duyguları anlama, yönetme ve kullanmayla ilgili yetenekleri sınıflandırmaya yarayan tasnifleyici bir çerçevedir.

“Duygusal zeka” teriminin izi 40 yıl önceye dek sürebilse de, eseasen 1990’da  yayımlanan etkili bir makaleye ve Daniel Goleman’ın 1995 tarihli popüler kitabı Emtional Intelligence’a [Duygusal Zeka] dayandırılır. Özellikle işinde başarı kazanmak isteyenleri ilgilendiren muazzam bir sanayi yaratmıştır. Bir çok kitapta, bilişsel yetenek ya da akademik başarının genel yaşam başarısına katkısı %20 iken kalan %80 i EI ye atfedileceğine dair bir çok iddiada bulunulmuştur.

Duygusal zekayı oluşturan özelliklerin, etmenlerin, yeteneklerin ve becerilerin neler olduğu konusunda bir fikir birliğinden söz edilemez. Bu konuyla ilgili piyasadaki testlerin ve kitapların sayısı arttıkça, durum iyileşeceğine kötüleşmektedir. Kuramların çoğunda duygusal farkındalık ve düzenlemeden söz edilmektedir.

Belli başlı Duygusal Zeka modellerinin ortak yönleri

Ortak yönler  Kendini bu özelliklere sahip gören yüksek puanlılar…
 Uyumluluk Esnek ve yeni koşullara uymaya istekli
 İddiacılık  Açıksözlü, dürüst ve diğerlerinin hakkını koruyan
 Duygunun ifadesi  Duygularını diğer insanlara aktarma yeteneğine sahip
 Duygu yönetimi (diğerleri)  Diğerlerinin duygularını etkileme yeteneğine sahip
 Duygu algısı (kendi ve diğerleri)  Kendi duygularından ve karşındakinin duygularından emin
 Duygunun düzenlenmesi  Duygularını kontrol edebilme yeteneğine sahip
 Düşünmeden hareket etme (düşük)  Düşünceli ve hemen telaşa kapılmayan
 İlişki becerileri  Kişisel ilişkilerinin içini dordurma yeteneğine sahip
 Özgüven  Başarılı ve kendinden emin
 Kendini motive etme  Motive ve terslik çıktığında hemen pes etmeyen
 Sosyal yetenek  Mükemmel sosyal becerileri olan başarılı ağ kurucular
 Stres yönetimi  Baskıya dayanıklı ve stres yönetme yeteneğine sahip
 Empati özelliği  Başkasının gözünden bakma yeteneğine sahip
 Mutluluk özelliği  Neşeli ve yaşamından memnun
 İyimserlik özelliği  Kendine güvenli ve “bardağın dolu tarafını” görmeye eğilimli

EI sıklıkla duygusal zeka katsayısıyla (EQ) ölçülür. Kişinin kendi bildirimlerine dayalı ölçüm, EI nin esas olarak bir kişilik özelliği olduğu fikrini doğurur. Potansiyel maksimum performans ölçütü ise, EI yı bilişsel bir yetenek olarka gören fikirlere yol açar.

Üzerinde tartışılan daha temel bir konu, EI nin bilişsel yetenek testleriyle gerçekten ölçülüp ölçülemediğidir. Yani, duygusal düzenleme gibi EI kavramları, duygusal deneyimin özelliği nedeniyle, nesnel yetenek testleriyle güvenilir ve geçerli bir biçimde asla ölçülemez.

Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)

Hank wesselman, Afrikalı kabilelerle yaptigi uzun sureli antropolojik çalışmalardan sonra bu yazidaki sonuca varmış.. Ruhsal Dünyaya Uyanış kitabından alıntılar:

Şamanlığı uygulamakla bir şaman “haline gelmek” arasında fark vardır. Kişisel gelişim ve şifa için şamanlıgı her yönüyle hayatımiza tasiyabiliriz ama bu durum illa ki şaman oldugumuz anlamına gelmez. Şaman olmak kafaya takılacak bir şey olmamalıdır. Bilfiil geleneksel bir şaman olmadan da bu kadim sanatı günlük hayatımızda pratik sonuçlar almak icin, vizyoner amaçlar icin kullanabiliriz. İşte bu sebeple urban şaman kavramı dünyada hızla yer bulmaktadır.

Sana muazzam bir mutluluk ve sevgi veriyorum. Buraya gelen ya da geçen herkes mutluluk, bolluk, bereket ve esenlikle kutsansın.

Devamını oku “Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)” →

Bir şeyin Rüyasını Görmek

Bir şeyin Rüyasını Görmek Deneyimi
Tarih: 2/4/2017
Konu: Zemzem suyu nedir?

İlahi/Evrensel bir dokunuşun üzerinde olduğu, taa uzay derinliklerinden bir filtrasyon ya da enerji ile sürekli bir temizleme ile aktivasyon var, suyun yeraltındaki rezervlerine kadar inen .. Bu, aynen gökkuşağının bir ayağı şeklinde olan dokunuş ..
Suyun moleküler yapısı diğer sulardan çok farklı … Su damlacığı motifinin yatay olanı şeklinde olan bu suyun molekülleri içinde bulundum, sanki denizde derinlere dalar gibi içinde yüzdüm…
Ek olarak bu suyun dokusu da, doku derken, 20 cm genişliğinde ruloya sarılı bir şerit gibi düşünün, sürekli akıyor, rulo sürekli dönüyor .. Bu dokunun alt fonu siyah beyaz ve göz işaretleri ile bezenmiş! Şöyle hissettim; göz motifleri öyle ki, sanki üçüncü göze hitap eden, üçüncü göz farkındalığını artıran bir su …
Mağara gibi bir yerde kaynayan sular var … Nedir burası tam anlayamadım ama suyun birşeyi değiştiğinde çok farklı bir hale geliyor .. Burada şöyle bir şeylerler hissettim: Diğer sularda 42 olan bir veri bu suda 45 … Acaba hangi veri, bil(e)miyorum.. Ya da 45 olduğunda başkalaşan, başka özelliklere dönüşen bir su … ?!
Bu su ile kişiler arasında bir bağlantı var .. İki seçenek; ya bu su kendini içeni tanıyor, biliyor veya bu su kendini içebilecek olanları kendisi belirliyor (nasip olma hali gibi birşey) ..
Suyun akışı sessiz ama farklı müziklerle farklı hale gelebilme yeteneği oldukça üst seviyede.

Fahri Yavuzer

Not: Her şey rüya görür makalesi için tıklayınız