Halüsinasyonlar

Halüsinasyon (varsanı) kelimesi köken olarak iki özelliği barındırır: “düş görmek” ve “aklı başından gitmek”. Latince alucinari, yani “aklın içinde şaşkın gezinmek” sözcüğünden geldiği düşünülmektedir.

Halüsinasyon en basit şekliyle, orada olmayan bir şeyin -bir ses, koku, görüntü- algılanmasıdır. Halüsinasyon, gerçekte fiziksel olarak varolmayan bir şeyin, kişi uyanık ve bilinçliyken, var gibi hissedilmesidir. Bu, uyaran olmaksızın algınan bir durumdur. Bazı halüsinasyonlar son derece kendine has, çoğu geçici, gerçekdışı ve şaşırtıcıdır.

Halüsinasyonların ortaya çıkması psikolojik açıdan bir çok şekilde açıklanmaktadır. Freudcular halüsinasyonları biliçdışı arzuların ya da isteklerin yansıtılması olarak görür. Bu durumda, kişinin “gerçek” bir şeyler hissettiği, ancak bu şey bilinçdışında olduğundan bunu ifade edemediği öne sürülür.

Bilişsel psikologlar biliş sürecindeki sorunlara, özellikle de, olaylara dair diğerlerinin kavrayışlarıyla ilgilenen üstbilişe dikkat çeker. Yani halüsinasyonlar, başkalarının davranışlarının  yanlış yorumlanmasıdır.

Bununla birlikte, nedenlerle en net uğraşanlar biyopsikologlardır. Halüsinasyonları öncelikle beyindeki hasarlardan ya da kimyasal dengesizliklerden kaynaklanan kusurlarla açıklamaya çalışırlar. Beyindeki bölgeleri saptayıp, halüsinasyonlara yol açan farmasötik süreçleri belirlemeyi başarmışlardır.

Yine de, belli bir kişinin neden çok belirli bir halüsinasyonu gördüğü hala gizemini korumaktadır.

Tesla Bir Başkadır

Aşağıda sunduğum, Tesla ile 116 yıl önce yapıldığı iddia edilen röportaj belki de sadece bir şakadır (aldatmaca demiyorum bile) çünkü önemli olan şu; sizin tanıdığınız Tesla bunları söyler miydi? Benim cevabım: Evet
İnsanlar yanılabilir. Einstein da Tesla da yanılmış olabilir. Yanılgı sanılan şey, zaman ve algıya bağlı bir çıkarsamadır.
Bence, alemi dinlemek için kendinden sessizleşmek, duyduğunu ifade etmenin zengin yollarını keşfetmek ve denemek her şeydir. asa

Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz?

Tesla: Bu doğru bir soru, tüm sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Gazeteci: Bazıları sizin Hırvat olduğunuzu söylüyorlar. Küçük bir köyde doğmuşsunuz, öyle mi?

Tesla: Evet, tümü doğru. Aslen Sırbım. Ancak Hırvatistan benim anavatanım, bundan gurur duyuyorum.

Gazeteci: Fütüristler, 20. yy’ın sizin başınızın üstünde doğduğunu söylüyorlar. Manyetik alanı kutsuyor, indüksiyon motoruna ilahiler söylüyorlar. Sizin buluşunuz olan alternatif akım, bugün fizik ve kimyayı dünyanın yarısına hakim kılabilir. Endüstri sizi en büyük hayırsever ilan etmek üzere. Tesla laboratuvarında ilk defa atomu kırabildiniz. Deprem titreşimlerine sebep olabilen bir cihaz yaptınız. Siyah kozmik ışınları keşfettiniz. Beş elementin sırrını araştıran Empedokles gibi, varlığın sırlarına vakıf oldunuz. Birçok kişi için ilahi bir figür gibisiniz.

Tesla: Evet, bu anlattıklarınızın bazıları en önemli buluşlarımdan birkaçı. Ancak ben yenilmiş bir adamım. Yapabileceğim en büyük şeyleri yapamadım.

Gazeteci: Bunlar nelerdir, bay Tesla?

Devamını oku “Tesla Bir Başkadır” →

Bilinçli Haipule yapalım

Dünyamıza Olgunluk, bilgelik ve merhamet içeren bir yapının hakim olması için Haipule yapalım.

Haipule; yeni bir rüyayı oluşa getirmek anlamını taşır. Dış dünyanın rüyasını değiştirmenin bir yolu Kahiki’de (PO’nun Orta dünyası) yeni bir rüya yaratmak ve onun yerine geçmesini sağlamaktır. Haipule çok eski zamana ait bir uygulamadır:
HAİ: Arzu veya ihtiyaç/Şimdi için bir teklif/Bildirim
PULE: Dua/Olumlama/Sihirli büyü
HA, yani derin nefes ve hatırlamayla güç verme anlamlarındadır. Yeni bir rüya yeterli enerjiyle gerçekliğe dönüşür.

Haipule’nin 2 şekli var.

  1. Kısa Haipule: Her gün içsel rüyamızla gerçeğe dönüştürdüğümüzü öğrendik. Kısa Haipule, yani şu anda yaşadığımız hayat dediğimiz şey, iç rüyayla ortaya çıkmış olan dışsal gerçeklik. İç rüyanın bileşenleri, kişinin ve atalarının aldığı kararların, inançların, seçimlerin, duyguların, düşüncelerinin sonucu görülen bir rüyadır. Yani dışsal gerçekliğimizde istemediğimiz şeyler olmuş olabilir ve bunun sebebi daha evvelki kabullerdir. Hangi unsurun neyi tetiklediğini bilemiyoruz. Bunu öğrenebilmek için çeşitli yöntemler var. İç rüyanın dışa yansımasından memnun değilsek, öncelikle neyi değiştirmemiz gerektiğini bulmamız lazım. Dış rüyada memnun olmadığımız unsurların iç rüyada değiştirilmesi için bugüne kadar okuyup uyguladığım tüm yöntemler arasında, rüya görüşmeciliğinden daha gerçek bir yöntem bulamadım. Bu değişim süreci , o konunun önem derecesi, kişinin enerjisinin yüksekliği, kişinin o konuya ne derece odaklandığına göre değişir.

Gördüğümüz rüyaları , rüya görüşmeciliği ile ya da buradaki ismi Moike ile aydınlığa çıkartmazsak, yani rüyanın söylemek istediği anlamı ortaya çıkartmazsak o rüyanın versiyonlarını değişik zamanlarda tekrar görürüz. Hatta bir süre sonra o tekrarlayan rüyalar aydınlatılmadığı için biter ve KU kişiye durumu anlatmak için artık rüya yerine hastalıklara, kazalara, ölüme kadar döker, o vasıtayla anlatmaya çalışır.

  1. Uzun haipule ise daha ziyade nesnel gerçekliği değiştirmek gibidir. Bunun rüyadan gerçeğe dönüşmesi, onun için tahsis edilen enerjinin miktarına bağlıdır. Yani nesnel gerçekliği değiştirmek için de Haipule yapılabilir ama buna vereceğin dikkat, zaman ve ona yönelecek olan enerjinin miktarı son derecede önemlidir. Bu tek kişinin enerjisiyle olabilecek bir durum değil gibi görünüyor genelde. Bunun bir örneğini yeni dünyada olmasını istediğiniz şeyler başlığı altında uygulamıştım.

Bu -Kısa haipule- uygulama nasıl yapılır? 

Devamını oku “Bilinçli Haipule yapalım” →

Moonlight -Ay ışığı

Yeni bir dizi başladı; Big Little Lies. İlk bölümünü izledim ve beğendim, bunları “yeni nesil diziler” olarak adlandırıyorum. This is us dizisini andırıyor. Çok kaliteli bir yapım. Başta nicole Kidman olmak üzere bir çok ünlü rol alıyor. Hırslı anneler, iki arada kalan çocuklar, zarif bir mekan, arka plan. tam psikoloji dersi. Madeline’in dediği gibi “nazeketimizle öldürürüz!”
Hakikaten de birini öldürmüşler, ilk bölümde kimliğini öğrenemedik ama oldukça vahşi bir cürüm olmuş. Bu arada yedi yaşında bir kız aynı yaşta bir oğlanın boğazını sıktığını iddia ediyor. Boynunda morartılar var. Oğlan ben yapmadım diyor. Anneler ve taraflar suçlama ve savunmaya girişiyorlar.
Çok mucuk görüntülerin ardında hastalıklı bir şiddet var, ama kim onlar?
*
Moonlight filmini izliyordum da, daha ilk sahneden dikkatimi çekti; Kavgaya, sataşmaya, itilip kakılmaya, küfüre ve kabalığa aynı şekilde cevap vermeyen biri EZİK midir? Ezikliğin kanunu ne zaman ve kim tarafından yazıldı?
Bunun ingilizcede kavramsal karşılığı looser olarak biliyrum. Yani kaybeden! Peki neyi kaybediyorsun?
Efelik taslamayı, lider sayılmayı filan mı acaba?
Yaşayabilmek için mi gerekiyor yoksa?
Belki sadece içe dönüklüktür. Duyarlılıktır belki? Pasiflik mi bu gözü korkutan şey? Yoksa sessizliğin ardındaki güç mü hissedilir de korkulur ondan?
Filmi bitirdikten sonra:
Tam da tahmin ettiğim gibi bir süreç gelişti, spoiller olmasın izlemeyenler için fakat ben Chiran’ın kendi gibi olmak isteyen ve bu sebeple sürüye katılmayan çok cesur bir çocuk ve genç olduğunu anladım. Onun aksine Kev, kendi olmadığını ve yaşamak için aslında hiç de desteklemediği bir tavrı ve arkadaşları kabullendiğini itiraf etti. En azından henüz iş işten geçmeden, henüz otuzunu devirmeden bunu anlayıp yolunu çizdi.
Gördüğüm kadarıyla Moonlight, Oscar yarışında Arrival’ın rakibi olabilecek bir film. Hem de tipik zenci filmlerinin ezberini bozduran bir hikaye.
Veee büyük ödülü de aldın.
Arrival’ı anlayamamış olsanız da, Moonlight’ı anlamanızla huzur bulacağız. Teşekkürler Akademy
not: Bu filmde pek güzel bir kapak açıklama da vardı: çocuğa ibne de denmişti, manasını bilmiyor ve soruyor, cevabı veren yardımcı erkek oyuncu oscarını alan M.Ali şöyle cevapladı: “eşcinsellerin kalbini kırmak için kullanılan bir kelime!”

Kavramsal bir yerinden oynatma

Önsözde Dick’in BK’nin ne olup olmadığıyla ilgili görüşleri var, bu görüşler hikâyeler için bir perspektif oluşturabilir, daha da ötesinde türe burun kıvıranlar için ağza vurmalık terlik vazifesi görebilir. BK iyidir, iyi bir şiir kadar iyidir, bazen daha da iyidir. Dick ne güzel anlatıyor mevzuyu aslında:

“Biz bilimkurgu okur yazarları (şu anda bir yazar olarak değil okur olarak konuşuyorum) bilimkurgu okuyoruz, çünkü okuduğumuz bir şeyin, içinde yeni bir fikir olan bir şeyin zihnimizde harekete geçirdiği zincirleme tepkiyi seviyoruz.” (s. 8) Neyse, Dick der ki her uzay macerası BK değildir, ileri teknolojinin yer aldığı her metin BK değildir, bir metnin BK sayılabilmesi için temel malzeme olan ayırt edici yeni bir fikir lazımdır. Ayırt edici ve tutarlı bir fikir. Olmuş veya olabilecek olaylara karşı insanın konumu bellidir; bir yabancı. Geçmiş hatırlanamayacak, bilinemeyecek kadar geride, gelecek yok veya öngörülemez, öyleyse toplumu bu bilinmeyene itmek gerekir. “Bilimkurgunun özü budur, toplum içindeki kavramsal bir yerinden oynatma. Böylece yazarın zihninde yeni bir toplum üretilir, kağıda aktarılır ve kağıttan da okurun zihninde sarsıcı bir şok oluşturur, tanıyamamanın şokunu. Okur okuduğunun gerçek dünyası olmadığını bilir.”

Kaynak