Bragg Yasası

DNA’nın çifte sarmal yapısı, Bragg yasası sayesinde keşfedilmiştir. Bu yasa, düzenli bir yapıya sahip bir katı içinde ilerleyen dalgaların, parlak beneklerden oluşan bir desen meydana getirecek şekilde birbirilerini nasıl güçlendirdiğini açıklar. Beliren beneklerin aralıkları ise katıyı oluşturan atomların veya moleküllerin aralarındaki muntazam mesafelere bağlıdır. Benek desenine bakılarak malzemenin mimarisi anlaşılabilir.

Avusturyalı fizikçi William Lawrance Bragg, kırınımın kristaller arasından geçen dalgalarda bile gerçekleştiğini keşfetmiştir. Tepeleri ve çukurları aynı hizada olan dalgalar aynı fazdadır ve üst üste geldiklerinde parlaklıkları artar, benekler oluştururlar. “Faz dışı” olan dalgaların tepeleri ve çukurları ters hizada olur. Bu yüzden birbirilerinin etkisini yok ederler ve hiç ışık çıkmaz. Dolayısıyla parlak beneklerden oluşan desende benekler arasındaki açıklık sayesinde kristalin atomları arasındaki uzaklık belirlenebilir. Dalgaların bu şekilde birbirilerinin etkisini arttırma ya da azaltma olgusuna “girişim” denir.

Bragg bunu iki dalgayı göz önüne alarak matematiksel olarak ifade etmiştir -biri kristalin yüzeyinden yansıyan, diğeri de yalnızca bir atomluk katman kadar girip yansıyan ikinci dalga. İkinci dalganın aynı fazda olup ilk dalgayı güçlendirmesi için ilk dalganın boyunun bir tam sayı katı kadar ek bir mesafe gitmiş olması gerekir. Bu ek mesafe ışınların geliş açısına ve atom tabakaları arası açıklığa bağlıdır. Bragg yasası belli bir dalga boyu için gözlemlenen girişim ile kristaldeki açıklıkların arasındaki ilişkiyi ortaya koyar.

Passengers ve Dahası

Dün gece Passengers filmini izledim, güzel bir konu işlemişler. Sıkılmadan izleniyor. Son yarım saatte olanlar ise Bilimkurgu sınırlarının ötesine geçip başka bir boyutun yardımını filan gerektiriyor,yani insana atfedilecek şeyler değil yaşananlar, bu sebeple BK uzmanlarını hiç de mutlu etmediğinden eminim 🙂

Bu filmden hatırımda kalacak sahneler herhalde, geminin harikulade dış dizaynı (5000 kişi kapasiteli) ve kozmos bahçesini açıkta seyrettiğin teraslardır. Tabi kosmoza balıklama atladığın küçük gezintiler.
Ha bir de önceden fragmanında görüp bizi şaşırtan yerçekiminin kalkıp yüzme havuzu suyunun havada yaptığı dans! Tabi buna yüzerken yakalanan kahramanımız için hiç de hoş bir anı olmadı.
*
Çok eskiden okuduğum bir kitap bu sabah raftan önüme düşünce, onu da bi tekrar etmem gerektiğini anladım: L.Y.Watson-Ölüm Yanılgısı
Bunun doğru olduğunu varsayarsak, sara bir bozukluğun belirtisi değil, belki de tedavisidir.
Ölmek, hemen klinik ölümü izleyen bir anlık br süreç değildir. Ani ölüm vakalarında bile olağanüstü karmaşık, birbirine bağlı geçmişi yaşayış dizilerine zaman vardır.
Ölüm, bütün yaşam boyunca vardır ve yaşamın sürekliliğini sağlayabilmek için, kritik anlarda onun öğelerinden yararlanılmaktadır. Artık organizmayı YAŞAMAK İÇİN ÖLEN biçiminde tanımlamaya başlayabiliriz.
*
Oscar adaylarından birini daha izledim. Bu yılki adaylar bir tuhaf, ne iyi ne kötü diyebiliyorsunuz. Geçen yılki adaylar çok etkileyiciydi kıymet bilememişiz, hatta bi kaç yılın oscarlarına yetebilirlerdi. Neyse Hell or High Water için hiç bir akılda kalıcı konusu olmamasına rağmen yine de güzeldi diyeceğim. Teksas’a gitmiş hatta bi kaç ay yaşamış gibi hissediyorum şu an kendimi. Müzikler şahane, çekim güzel, oyunculuklar harika! Konusuz bir film ancak bu kadar iyi olabilirdi. Yani sıradan ve akılda kalmayacak bir kurgu; iki kardeşin Texas’ın batısında bir dizi banka soygununa karışması ve biri kızılderili diğeri de emekli olmak üzere olan iki polisin bu kolay avın peşinde koşmasını anlatıyor. Fakat aslında kızılderililerin olan bütün bu toprağın orduyla bile değil bankalar aracılığıyla yağmalandığını, fakirliğin tıpkı illetli bir hastalık gibi nesilden nesle geçtiğini dert ediyor bu film. İnsan üzülüyor tabi.
Bu arada bölgesel ata sözleri, mizah içeren konuşma ve atışmalar da zevk veriyor. Fakat ille de müzikleri…
*
Üç Cisim Problemi bu hafta bitmedi, halen elimde. Ted Chiang’tan sonra Cıxın Lıu artık çağdaş Çinli Bilimkurguculara iyice dikkat kesilmemi sağladı. Bu çok eski büyük medeniyetin epeyce acı görmüş uzantıları dünyaya neler söylüyor siz de merak etmiyor musunuz?

Maniyerizm

Maniyerizm, 1520’lerin Floransa ve Roma’sında , merkezi Avrupa’yı bölen Protestan Reformu, binlerce kişiyi öldüren veba ve 1527’de Roma’nın yağmalanması gibi toplumsal sarsıntılar sırasında gelişti. Bu huzursuzluklara tepki duyan birçok sanatçı, ahenkli Rönesans ideallerini terk edip daha duygusal içerikli imgeler yaratmaya başladılar.

Correggio tablolarında uçsuz bucaksız alan ilüzyonları yarattı. Figürlerini aşağıdan bakıldığında göründükleri şekilde resmetmedeki yeteneği, Maniyerist ressamların, figürlerini alışılmadık pozisyonlarda veya pozisyonlardan çizmelerine ve çarpıcı imgelemler yaratmalarına ilham verdi.

Maniyeristlerin en gözde konularından biri çıplaklıktı. Genellikle uzatıp şeklini bozdukları figürlerde görülen ortak özellikler arasında dar omuzlar, geniş kalçalar ve uzun, incelmiş eller ve ayaklar sayılabilir.

Özgün ve bakanların ilgisini çekecek değişik unsurlara sahip eserler meydana getirdiler. Bunun altında yatan hakim düşünce sanat daha ilginç ve dikkat çekici kılıp kışkırtıcı ve düşündürücü hale getirmek ve sanatçıların klasik oranlar ve üsluplarla istedikleri şekilde oynayabileceklerini göstermekti.

e Sayısı

e’yi tek rakibi π ile karşılaştıracak olursak, π’nin heybeti ve Babillilere dek uzanan muhteşem geçmişi yanında e daha dünkü çocuk sayılır. Tarihin tozlu sayfaları için fazla genç ve hareketlidir. Nüfus, para veya ne tür fiziksel nicelik olursa olsun, “büyüme”nin olduğu her yerde kendini gösterir.

e, yaklaşık değeri 2,71828 olan bir sayıdır. 17. yüzyılda büyük sayıların çarpımını toplama olarak ifade edebilmemizi sağlayan logaritma fikri üzerine eğilen matematikçiler yeni bir matematik sabitiyle karşılaştılar.

Tıpkı π gibi e de bir irrasyonel sayıdır, dolayısıyla tam değerini asla bilemeyiz. İlk yirmi basamağı şöyledir: 2,71828182845904523536…

e’yi bayağı kesir olarak yazmak istersek, iki basamaklı sayılar içinde en yakın oran 87/32 dir. İlginç bir şekilde üç basamaklı sayılar içinde ise en yakın oran 878/323 tür. Bu ikinci kesir birincinin bir tür palindromik açılımını andırır.

Büyümeyle ilgili konularda e sayısı kilit bir role sahiptir. Örneğin ekonomik büyüme ve nüfus büyümesi bunlar arasındadır. Radyoaktif bozunma modelleri de yine e sayısını temel alır. Fakat e sayısının geçtiği konular bunlarla sınırlı değildir. Olasılık, Poisson dağılımı, çan eğrisi, mühendislik, ve bu liste uzayıp gider.

Garden Tiki Nedir

Garden Tiki Nedir: Hawaii bilgeliği Huna geleneğinden bir terim olup, hayal ederek yarattığımız, çeşitli amaçlar için rüya bedenleri ile gidebildiğimiz kahiki (orta dünya) içinde bir yerdir. Orada merak ettiğiniz her şeyi sorabilir, normal hayatta bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylarla birebir görüşüp, karşılaşabilirsiniz. Bahçe, içsel dünyamızın tutarlı bir kısmıdır çünkü PO’nun yakın bölgelerinde bulunduğu için daha tanıdıktır.

Yapılandırılmış rüya- Bu içsel yapının Hawaii ismi TİKİ dir.

PO’ya daha derin girdikçe odaklanmanız da güçleşir. Sık sık istediğiniz amaçtan uzak düşersiniz ya da bilinçli farkındalığınızı yitirebilirsiniz. Bu zorluğu aşmanın bir yolu en eski şamanların bulduğu Yapılandırılmış Rüya çözümüdür. Yapı her zaman özgür irade içerir. Bir şeyi yapmadan önce birden çok rehberlik almış olabilirsiniz ama onu yaptığınızda ortaya farklı bir şey çıkar. Çünkü özgünlüğünüz bunu gerektirir. 
Kendini serbest bırakarak, neyi nasıl yaptığını formülize ederek değil de zevk aldığınız şeyleri toplayacaksınız, sisteme sürekli veri girişi yapacaksınız, bunların ne işe yarayacağını o kadar da dert etmeden planlamadan, veri almak adına zevkli vakit geçireceksiniz. Veriler sizin içinizde size özgün bir bağlanış gerçekleştirirler, aklınızla buna müdahale etmeniz gerekmiyor ve birden bire ortaya sizi şaşırtan şeyler çıkıverir (‘bunu nasıl yaptım nerden biliyorum da nasıl söyledim’ dersiniz). Aslında öyle bir veri girişi yoktur ama yüzlerce başka veri girişi vardır ve sizin iç rüyanız, onun içinde yeni bir bağlanış gerçekleşmiştir.
Bunun gerisinde derin bir fikir bulunmaktadır. 

Garden Tiki, Kahiki’nin (orta dünya) içindedir ve hatırlayabildiğimiz rüyaların ötesindedir. Bu özel yer , hayal ederek- hafızamızın ya da arzularımızın dışında- yarattığımız ve sadece rüya bedenlerimizle (enerji bedeni) ve çeşitli amaçlarla gidebildiğimiz bir yerdir. Dinlenmek için, şifalanmak için, kavramak için, macera için vs amaçlarla garden tikiye gidebilriiz. Bu bahçenin sizin gözetiminizde çalışan uşaklar,elfler, periler yardımcı bir ekibi bulunur. Onları bahçenin efendisi (yani siz) öneriler ve araçlarla ve çeşitli kaynaklarla beslemektedir.
Her kişiye özel bir garden tiki var. Bu bahçenin de ağaçları florası ve hayalinize uyan bilinçli ya da bilinçsiz bir görünümü olacaktır. Bahçeyi değiştirseniz o da sizi değiştirir. Bu tüm hayat deneyiminizin değişmesidir.
Garden Tikide merak ettiğiniz her şeyi sorabilir normal hayatınızda bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylar birebir görüşebilirisiniz (onları çağırın, arzu ettiğiniz şekilde misafir edip ağırlayın). Bahçe, içsel dünyanızın tutarlı bir kısmıdır. PO’nun uzak bölgelerinden daha tanıdık gelebilecek bir kısmıdır.
Rüya Görme sırasında ikinci dikkate girip hiç tanımadığın yerlere savruluyorsun, bi çok şeyi tanımlayamıyorsun, çok hızlı geçiyor, tutamıyorsun ya da çok nadir objeleri tutabiliyorsun çünkü bu PO’nun daha derin kısımlarına sürükleniyorsun anlamına geliyor. Ama Garden Tiki, PO’nun Kahiki bölgesinde kurulduğu için daha tanıdıktır.
Size bir an evvel bir rüya bedeni (enerji bedeni )yaratmaya başlamanızı (yani farkındalık kazandırmanızı) öneriyorum diyor Serge hoca. Bu beden, fiziksel bedeni bıraktığınızda kullandığınız aslında bir rüyaya dalar dalmaz otomatik olarak ortaya çıkan bir başka bedeninizdir. Onu şimdi arzunuza göre bir şekle dönüştürebilir isterseniz yeniden değiştirebilirsiniz. Ona bu şekilde bilinçli odaklandığınızda güçlenecek ve esneklik kazanacaktır. Bahçenizde istediğiniz her şeyi değiştirebilir, istediğiniz detayı ekleyebilirisiniz. Fiziksel bedeninizden çıkıp rüya bedeninize geçip düşlediğinizde önce bir mağaraya oradan da bahçenize geçtiğinizi hayal edin. Bahçenizdeki birkaç objeye odaklanın. Bazı seslere, kokulara dikkat edin. Onları döndüğünüzde hatırlamaya ve her gittiğinizde yeniden bulmaya niyetlenin. Sınırsız bir alandasınız rahat olun. Oraya her gittiğinizde, bıraktığın şekilde bulduğunda onu büyümek ve değiştirmek için serbest bırakmış olursunuz. Bu bahçe, deneyiminizin bir başka gerçekliği olarak serpilip büyür. (Ben bunu sadece hayal ettim oysa yatağımda yattığımı biliyorum, öyleyse gerçek olamaz demeyin! Her şeyin bir başlangıcı var)

Özel bölgelere şaman seyahati;
Bir çok kültürün efsaneleri hatta masalları bazı sihirli yerlerden bahseder, hatta onun fiziksel özelliklerini tanımlar, isimlerini verir. Öyle ki; bazı maceracılar oraları bu fiziksel dünyada aramaya çıkmışlardır. (Kaf dağının ardı  ) Hayır, onlar burada değildirler ama gayet gerçektirler. Onlar PO’da bulunur, oranın sakinleri ve ziyaretçileri için tamamen gerçektir. Oralara aslında rüyalarınızda bir çok kez seyahat ettiniz. Çok çeşitli görünümdeydiler. O yerlere Hawaiice PAİULE denir. Çok modern yerler olabileceği gibi volkanlar, çöller de olabilir. Siz öncelikle kendi bahçenizle bilinçli olarak başlayın, bunu zaten bilinçsiz olarak yaptığınız seyahatlerin bilinçli hale gelmesi takip edecektir.
Aloha sevgili frekanslarım