Yaz Tatili ve Başarı

Amerika’nın kuruluş yıllarında her topluluğun, kasabanın, köyün kendi başına üstlendiği eğitim düzenine 19.yy da çeki düzen verilmek üzere girişim başlatıldı. İnsanlar genelde ancak yeni fikirlere şekil verirler ve çıkış noktamız hep mevcut durumdur: bildiğimizden yola çıkıp bilmediğimize ulaşırız. O zamanki reformcuların bildiği, tarım mevsimlerinin düzeniydi. O yüzden okul takvimi ekim – hasat – dinlenme dönemlerine göre ayarlandı. Toprağın fazla işlenmesiyle tükendiği ve nadasa bırakılması gerektiği gibi, zihinlerin de fazla çalışma ve öğrenmeyle sulanacağına inanılıyordu. Bunu önlemek için uzun bir yaz tatili gerekliydi.

Yaz tatillerinin eğitim üzerindeki etkisi pek az dile getirilir, vazgeçilmez bir olgu olarak görülür. Ancak öğrencilere okul yılının başında ve sonunda yapılan testler nasıl çocukların yıl içinde ne kadar öğrendiklerini gösteriyorsa, yaz tatilinin başında ve sonunda yapılan testler de çocuğun tatil döneminde ne kadar öğrendiğini veya unuttuğunu gösterir. Bu testlerde varlıklı çocukların tatil döneminde bilgi ve görgülerinin daha da arttığını, yoksul çocukların ise aksine azaldığını görmekteyiz. Bunun başlıca sebebi, daha önce de sözünü ettiğimiz yetiştirme farkıdır. Varlıklı aileler yazın da çocuklarının kamplarla, kitaplarla öğrenimini sürdürmesini sağlarken, yoksul çocukların tek seçeneği televizyondur.
Devamını oku “Yaz Tatili ve Başarı” →

Pirinç Tarlaları ve Matematik Testleri

Güney Çin’de bugün Sanayi bölgesi olan İnci Nehri deltası ve Guang Zhou bir zamanlar tamamen pirinç tarlalarından ibaretti. Bugün bile Nan Ling dağlarına yaslanmış dalgalı tepeler Çin’in önemli pirinç yetiştirme bölgelerinden biridir.

Pirinç Çin’de binlerce yıldır üretilmektedir. Japonya’dan Singapur’a kadar doğu Asya’ da pirinç yetiştirme teknikleri Çin’den yayılmıştır.

Pirinç tarlaları buğday tarlası gibi topraktaki bitki, taş vs temizlenerek ekime açılmaz, inşa edilir. Pirinç tarlaları ya girift teras dizileri halinde yamaçlara oyulur, yahut da bataklıklarda veya nehir çevresindeki ovalarda büyük emek sarf ederek inşa edilir. Sulanması gerektiğinden etrafı setle örülür. En yakın kaynaktan su kanalları kazılır. Setlere, bitki belli bir seviyeye kadar su altında kalacak şekilde su akışını ayarlayan delikler açılır. Suyun süzülüp gitmesini önlemek için tarla tabanının kil olması gerekir fakat pirinç fideleri sert kile ekilemeyeceğinden kilin üstü yumuşak çamurla kaplanır. Kil çanağı adı verilen bu toprak parçası adeta bir mühendislikle öyle ayarlanır ki hem bitki optimum seviyede su altında kalsın, hem de fazlası akıp gitsin. Gübreleme de ayrı bir hünerdir. Başta insan dışkısı, çeşitli maddelerden oluşan gübrenin verilme miktarı ve zamanı doğru ayarlanmazsa faydadan çok zarar getirir.
Devamını oku “Pirinç Tarlaları ve Matematik Testleri” →

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.

Ayrılık kullanışlı bir yanılsamadır.
İkinci prensip KALA’nın sonuçlarından biridir bu çıkarım.
Ayrılığın bir fayda uğruna kurulmuş bir rüya (oyun) olduğu gerçekten bilinse hayatta çözülmeyecek hiç bir şey kalmaz. Bizler aslında çok boyutluyuz. Tüm sorunlar, hastalıklar ayrılık bilincinin farkındalıksızlığından kaynaklanır. Bunu zihinleriyle yürekleriyle tastiklemiş olanlar bile zaman zaman işin ucunu kaybedebilir. Hiç sorun değil, Gurdjieff hocanın da söylediği gibi bu yolculukları bir gurup halinde yapıyor oluşumuz bizi bu unutkanlıktan kurtarır çünkü bir arkadaşımız bizi nazikçe dürtükleyiverir ve hemen uyanırız 🙂 Aloha budur işte
Bir düşünün eğer %100 empatiye sahip olunsaydı yaşamak ne zor olurdu (2 rakamı empatiyle ilgilidir). Kahunalar kendilerini, faydalı limitler (ayrılıklar) yaratmakta özgür hissederler. Buradaki kilit nokta, ayrılığın mutlak mı kurmaca mı olduğunu bilmektir. Kurmaca olduğunu bildiğin durum CC bilgisindeki kontrollü deliliğe tekabül eder. Kurmaca olduğunu kabul etmek İz sürmenin gereğidir. Yani ayrılığın keyfi olduğunu bilmek; özgür hissettirir, esnetir, savaşmak için sebepleri yok eder, akışta olmayı, birlikte barış içinde büyümeyi teşvik eder.
Her şeyin bağlantılı ve bir olduğunu, ilişkide olduğumuz her kişinin kendi reenkarnasyonumuz olduğunu, ayrılığın keyfiliğini bildiğimize göre;
Diğer kişileri göz ardı edip yalnızca kendimizle kalırsak, muhtemelen en iyi ihtimalle mutabakat rüyasından koparız ki bu amacımıza ters düşer ya da daha kötüsü narsistik uyarılara/tedavilere maruz kalabiliriz.
Diğer yandan eğer kendimizi ilişkide olduğumuz kişilere adayıp, nasılsa fark etmiyor diyerek kendimizi unutursak bu kez de bireyselliğimizi kaybeder ve aumakuamızın KU’muzu büyütüp geliştirme aracılığından mahrum kalırız.
O halde UÇlara kaymadan bu muhteşem sistemi deneyebilmek için elimizdeki bu fırsatı(hayatı) sevinçle değerlendirmeliyiz. Sevginin birlikte büyümek olduğunu her anımızda hissettiğimiz armoninin hakim olduğu şahane bir şarkı olduğumuzu hatırlamak dileğiyle… Aloha
Not: bir de şöyle düşünün: Her türlü somut ve soyut sınırların bizleri ayırdığını, bütünlüğümüz için bir tehdit ya da kayıp olduğunu sanaduralım aslında SINIRlar şeylerin ortak noktalarını gösterirler! Bunu bir düşünün sevgili arkadaşlar. Sınırların, faydalı ayrılık oluşturmadaki rolünü örnekleyin hayatınızda.

Sealand

Sealand, 1967’de İngiliz ordusunun eski binbaşısı Roy Bates ve ailesi tarafından kurulan ve hukuki statüsü tartışmalı olan platform-ada şeklinde bir “ülke”. Dünyanın en küçük ülkesi.

Uluslararası karasularda bulunduğu için, adanın devlet statüsüne çıkarılabileceğini ilan eden Bates, kendine “prens” unvanı da verdi. Ertesi yıl Kraliyet Donanması Roy’u adadan atmaya çalıştı, ancak platformdan açılan uyarı ateşine maruz kalan askerlerin girişimi başarılı olmadı.

Bayrağı

Daha sonra da bir İngiliz savcı, platformun İngiliz karasularının 3 mil açığında olması dolayısıyla Roy Bates’i haklı bile buldu. 1974’te ise Roy Bates işi bir anayasa çıkarmaya kadar vardırdı ve ardından “egemenlik simgesi olarak”, bir bayrak, milli marş ve Amerikan Doları ile eşdeğer bir para birimi olan Sealand Dolarını kabul etti.

Yine kendisi gibi birçok ülke tarafından tanınmayan KKTC ile bir milli maç yapmış ve KKTC 6-1 maçı kazanmıştır.

Ocak 2007 de 10 000 000 sterline satılığa çıkartılmıştır.

Resmi sitesi : http://www.sealandgov.org/

Kolay Kandırılıyoruz

Greater Idaho Falls Bilim Fuarı’nda, bir lise öğrencisi, çevre insanlarına hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti. Delikanlı, “Dihydrogenmonokside” adlı maddenin kullanımının yasaklanmasını, mümkün olmadığı taktirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.

Maddenin zararlarını, duvarlara astığı afişle açıklıyordu:

1-Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir.

2-Tabiata büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.

3-Gaz hâline geçmiş şekli, çok ciddi yanıklara sebep olabilir.

4-Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar.

5-Erozyona yol açar.

6-Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.

7-Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur.

Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. 43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı. Sadece 1 kişi yasaklanması istenen “Dihydrogenmonokside”in H2O, yani hayatın can damarı “Su” olduğunu söyledi.

Delikanlının bu projesi; “Ne kadar kolay aldatılabiliyoruz?” yarışmasının birincisi ilân edildi!

Lise öğrencisi; “Amacım; kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış kanaatlara saptırılabileceğini göstermekti.” dedi.