Gevezelik günü

Dışarda şahane bir bahar havası var, örnek düzeyde.Lakin ben sadece balkondan iletişim kurabiliyorum çünkü üç gündür tam bir nezle atağı geçirmekteyim, göz, burun birbirine karıştı. Yıllardır olmamıştı, o sebeple biraz da şaşkınım. Nezlenin bastırılmış ağlama isteği olduğunu bildiğimizden buna yol açan durumlara hemen bi göz attım tabi :))) Son iki haftadır üst üste şanssız çakışmaların yaşandığını ve bunlara ağlamak yerine sinir sinir güldüğümü seyredince, vayyy sibel dedim, her şeyin yeri ayrı keşke ağlasaymışın bi yi dedim. Neyse, bio sistem bize gerekeni süper bi şekilde çözüyor nasılsa. İyi haftalar olsun sevgili frekanslar.

Digi ikinci gösterimler kuşağında taze biten fringe’den boşalan yere Heroes’u koymuş, bugün başlıyor. Seyretmemiş olanlara öneririm, tadı güzeldir.
Oysa ben LOST’u koymasını dilemiştim, neyse.
Nezle akıntıları ve baş ağrısı sebebiyle dün gece yeni dizilere baktım yattiğım yerden. Sifi kuşağına bi komedi dizisi koymuşlar; Deadbeat… İşte komedisi böyle olur bilimkurgunun, tabi ille yapılacaksa. bizim senaristlere izlemelerini öneririm.
Ayrıca drama kuşağına da yeni bir astronot dizisi koymuşlar bugün başlıyor şimdi gördüm, umarım biraz boşluk doldurucu kalitede olur. İyi seyirler keyifler olsun

*

Üç kişilik salata yapmışım kendime, harika olmuş ama ancak iki kişiliğini yiyebildim. Tadını bilseniz 300-500 km sine bakmaz koşar gelirsiniz :))) Niye bu kadar çok yaptıysam diye sorunca, canım çok istemişti cevabını aldım… hımmm bu c vitamini deposudur, demek ki bünye ihtiyaç sinyali vermiş dedi çok bilmiş zihnim 🙂 Hep çıkarım hep çıkarım, aman tanrım sen bizi koru 🙂
Zaten vitamin hapları almıyorum diye annem başımda boza pişiriyor ben de ona ama doktorum sağlıklı beslenen birine vitamin gerekmez diyor, reçeteye yazmıyor diyorum. Annem ona da itiraz ediyor zaten gittin kendin gibi bi doktor buldun diyor hahahahahahaa Yahu acile kaldırılmışken sabahın dördünde doktor bulma şansın var mı! Adamcağız yani benim prof doktorum sabah amerikaya kongreye gidecekmiş, hastanenin acil çağrısına hemen cevap vermiş, sonra da geçerken bi uğrayıp stentini takmış, hepsi bu. kimse kimseyi bulmadı lineer planda ama çok boyutlulukta bir tanıdıklığımız olduğunun tam olarak bilincindeyim.
Doktorum hiç konuşmaz, yılda bir kere kontrol için buluştuğumuzda gözleri hep bilgisayarının ekranında olur, tahlil sonuçlarına baktığını ima eder şekildedir. ben zaten gerekmedikçe konuşmam (yazarken geveze olduğuma bakmayın!) yanılıp şaşıp bi şey sorarsam ki muhtemelen o soru annemindir bana defalarca tembih etmiştir hahaahahah… O zaman yüzünü bana çevirip şöyle bir bakar ve hemen ekranına döner ve en kestirme cevabını verip sessizliğine avdet eder. Allah razı olsun. Bazen içinde neler olup bitiyor merak ediyorum, doktorlarda çok cevher vardır, çoğu içinde hapsetse de bi kısmı da dışarı döküp bizleri şaşırtır. Belki benim profun da içinde bi Asimov yaşıyordur, sessiz sedasız, utangaç bi Asimov! Kim bilir 🙂 Aloha

İyileştiren frekanslar

Organları iyileştiren hz lerin bile belirlendiğini hatta sevgi/şifa frekansının 528 hz olduğunu söyleyen bir paylaşım okudum az önce, tepe çakra ile ilgili bir titreşimmiş.Bu konuda tedavi uygulayan bir doktor arkadaşım vardı, ondan beridir pek de resmi bir tedavi kanalı oldu mu duymadım. Seslerin üzerimizdeki etkisini anlayabilmek için de etkili bir haberdir bu. Sanki yeterince ciddiye alınmıyor mu acaba diye düşündüğüm oluyor.
Paylaştığım haberde dünyadan ve zamanlardan bu tür bir özetleme yapmış:http://onedio.com/haber/muzigin-iyilestirici-gucu-rahatlama-ve-dinginlik-verecek-icinize-isleyen-14-mistik-enstruman-491896

528 Hz ile ilgili şu örneği de 45 dk dinledim:

https://www.youtube.com/watch?v=6xpI00ShS4M

otuzuncu dakikaya kadar hoş olmayan beden tepkileri ve mide bulantısı vardı, şimdi başımda özellikle sol yanında bazı tepkiler var ve ısınmaya başladım, nerdeyse terledim. Kırkbeş dakika sonunda kendimi çok daha her şeyi yapabilme gücünde hissediyorum, adeta çevremdeki ışık arttı. Gerçi sabah oluyor bunlar belki ışık zaten artmıştı 🙂 Bir süre her gün bu 45 dklık dozu alacağım, gelişmeleri bilahare yazarım.

Benim istanbulda evde bir rüzgar çanı var (aslında pek yakınımda bulundurmayı sevmem onları çünkü sessizlik severim ve tekrarlayan sesler beni yorar ve sinirlendirir, hatta ilk gençlikte siren sesleri filan bayıltıyordu.) bu güzel şey adeta canlı, inanılmaz hoş bir şarkı söylüyor. Zaten şarkısıyla Katarda dikkatimi çekmişti ve sevgili sahibesi tarafından bana hediye edildi. Ben bu kadar nazik ve güzel şarkılar söyleyen bir başka çan görmedim. 🙂

Benim güzel kompozitörün bi ara sesini almıştım ama bu hiç de onun mükemmel ve birbirinden farklı şarkılarını yansıtmıyor. Belki de sesini kaydettiğim için utanmıştı!   https://www.facebook.com/sibel.atasoy.58/videos/vb.100000352852204/862427530445667/?type=3&theater

Ata Yakıtına ihtiyaç kalmasın!

Hollanda dünyanın en çok bisiklet kullanıcısına sahip ülke ve aynı zamanda bisiklet için dünya üzerindeki en güvenli yer. Bunun sebebi, ülke genelinde mükemmelce tasarlanmış, bisiklet yolu altyapısı. Peki Hollanda, yüksek kalitedeki bu bisiklet ağını nasıl kurdu?
Bu kısa videoyu herkesin seyretmesini arzu ederim (altyazı için teşekkürler), kamu ihtiyacı arttıkça devlet yönetiminin iradesi mecburen buna cevap verir. Önemli olan ihtiyacın belirmesidir, her herde her zaman bu doğal kaide işler. İzleyeceğiniz Hollandanın hikayesi sadece bizden 70 yıl önce başlamış ve ilerleyerek bugünlere ulaşmış. Beğendiyseniz kendi yorumlarınızla paylaşınız lütfen.

http://gezginlerkulubu.org/hollandalilar-bisiklet-yollarini-nasil-elde-ettiler/
Katı yakıt yerine kendi gücünü kullanmak metaforik olarak da çağımızın bir gereği, içindeki BEN’im i keşfet ve ata yakıtlarına ihtiyacın kalmasın. nokta

İnsan Filtreleri

İnsani filtrelerimizin, mevcut düzenimizi korumak adına yapıldığını biliyor, anlayışla karşılıyoruz, bunlar müthiş kale duvarlarıdır 🙂 ve-lakin bunlarda bi delik açmadan farklı bir gerçekliğin inşa edilmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. İşte bilincimizin aumakua (yüksek benlik-Ben’im) bölümü, gerçek ebeveynimiz olarak bu çelişkiyi alt ediyor.
Öncelikle filtremize aykırı düşen herhangi bir beyanın ilkini uyanık bilincimizle (Lonomuzla) hiç görmüyor/duymuyoruz çünkü bu tohum aşaması. Belli bir süre sonra bu beyan ikinci kez -muhtemelen farklı bir yerden- geldiğinde bunu görüyor ve fltremize aykırı olmakla birlikte hafif bir tanıdıklık hissi duyarak onu lonomuzun karar verilecekler bölümünde incelemeye tabi tutmak üzere rafa kaldırıyoruz.
Zaman içinde bilinçli ya da bilinçsiz bu filtre delici duyum hakkında lehte aleyhte kanıt topluyoruz! Ve eğer bir gün gelir de lehte kanıt oranı çoğunluğa geçerse ani bir vahiy almış gibi o duyumu eski filtrenin yerine geçiriyoruz.
Tohumu atanı hatırlamıyoruz bile çünkü tohum yeşerip patlamadan önce yok sayılır.
*
Sonradan Amerikalılar ismini alacak olan istilacılar/fetihçilerin kızılderililere yaptıkları şeylerden (kolonizasyon) tam 500 yıl sonra bu kez gelecekten gelen bir gurup tarafından kolonize edilmeleri ve üstelik bu istilacıların adının “observer” gözlemci olmasının manidarlığı üzerine bir kitap yazılabilir. Ya da kısaca etme bulma dünyası denebilir ki normalde beşyüz yıldan fazla sürmeliydi bu ödeşme. Bir şeyler hızlanıyor.
“Gözlemciler”, Fringe yazarlarınca oldukça insanlaştırılmışlar ve tıpkı kendilerine benzetilmişler. Yeni bir şey hayal edebilmek hele barışçıl şeyler hayal edebilmek ya zor ya da para getirmiyor!
Bunun hakkında biraz düşün-elim.
Fringe in beşinci sezona geçerken bir kırılma yaşadığını düşünüyorum, planlanan observerlar ile ortaya çıkanlar arasında büyük çelişki var ve bunun sebebi diziyi öteye taşıyacak hayal yakıtının tükenmesi olabilir. Çare olarak ise eski numaraya (böl/yönet/silah sat) baş vurma seçimini yaptıklarını ve bu seçimin de tam tersine dizinin sonunu getirdiğini hissediyorum.
Aynı tür hayal yakıtı tükenişi Heroes, Flashforward, Terminatör Sarah Connor Cronicles, Lost gibi standart üstü yapımlarda ortaya çıktı maalesef. İnsanın yolculuğu böyle bir şey, önce olayın geçeceği alanı programlamak zorundasın yoksa 13.th floor daki gibi yolun /dünyanın bittiği yerde buluveriyorsun kendini.
İç rüyanın dışa yansıması süreci oldukça gizemli bir işlem. Birilerinin hayal etmesi gerekiyor bu kaçınılmaz. Birileri de hayal edilip projekte edilmiş olanları daha 3B’de gerçekleşmeden – ama başka frekansta oluşuma geçenleri- önce görebiliyor, medyumlar, vizyonerler gibi. Her şey kuantum dolanıklık alan/an’da oluyor. Biz ise hala çaresizce lineer anlamaya çalışıyoruz.
Bence kendi sınırlarını zorlayarak ellerinden geleni yapıyorlar tıpkı her birimiz gibi. Ve hepsine teşekkür borçluyuz. Bu konuları görselleştirebilmek başlı başına mucize.

En iyiler sıralaması

Bilimkurgu kitaplarından seçki

01- …Ve Sonra Hiç Kalmadı / Eric Frank Russell
02- Balıkçıl Gözü / Ursula K. Le Guin
03- Mevki Uygarlığı / Robert Sheckley
04- İkiz Yıldız / Robert A. Heinlein
05- Paslanmaz Çelik Sıçan / Harry Harrison
06- Rocannon’un Dünyası / Ursula K. Le Guin
07- Kaybolan Miras / Robert A. Heinlein
08- İki Dünya Savaşıyor / Poul Anderson
09- Uzay Tacirleri / Cyril M. Kornbluth & Frederik Pohl
10- Son Tiryaki / Müfit Özdeş
11- Kızıl Gezegen / Robert A. Heinlein
12- Yer Açın! Yer Açın! / Harry Harrison
13- Dünyaya Orman Denir / Ursula K. Le Guin
14- Ergenlik Ayini / Alexei Panshin
15- Paslanmaz Çelik Sıçanın İntikamı / Harry Harrison
16- Otomatik Piyano / Kurt Vonnegut Jr.
17- Gökteki Göz / Philip K. Dick
18- En Son Kale / Jack Vance
19- Mülksüzler / Ursula K. Le Guin
20- Hukuk Gladyatörü / Frederik Pohl & Cyril M. Kornbluth
21- Uzay Elbisemle Yolculuğa Hazırım / Robert A. Heinlein
22- Vulcan’ın Çekici / Philip K. Dick
23- Postacı / David Brin
24- Teşkilat / Cyril M. Kornbluth
25- Pısırıklar Çağı / Frederik Pohl
26- Kobaylar Kampı / Thomas M. Disch
27- Şok Dalgası Süvarisi / John Brunner
28- Yıldız Gemisi / Brian Aldiss
29- Yüksek Şatodaki Adam / Philip K. Dick
30- Bu Ölümsüz / Roger Zelazny
31- Triton / Samuel Delany
32- Bağışlanmanın Dört Yolu / Ursula K. Le Guin
33- Alfa Ayının Kabileleri / Philip K. Dick
İsmail Yamanol’dan

Tabi bu seçki kişiseldir daha birçok güzel kitap var ve bu listeye Asimov’un tüm kitaplarını da ekleyebiliriz.