Kalıplar ve Mümkünlük

Harika bi noktaya parmak basmış bugün svamiji:)

22 Aug 2013

22 Ağustos 2013, 08:45

The first and foremost fundamental relationship that exists for you is the relationship between your “pattern” and your “possibility”

Aapkay jeevan may pehlaa mahattvapoorN sambandh hai aapkey “pattern” aur sambhaavnaa key beech kaa sambandh.

 

Your relationships lead you towards more patterns or towards possibilities.

aapkay sambandh aapko aur adhik “patterns” kee taraf ley jaa saktey hai yaa firr sambhaavnaa kee taraf ley jaa saktey hai.

 

if you are living with possibilities, even if you are part of a big family, even then you are living sannyas.

40 ALTIN KURAL

Günümüzde bu uzunlukta bi listeyi okuyacak insan sayısı azdır, ben bunun üzerinden madde madde gidilmesini öneririm 🙂
ŞEMS-İ TEBRİZİDEN 40 ALTIN KURAL
——————————— Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.Şayet Allah dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla…Yok eğer Allah dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

– İkinci Kural:Hak Yol’ unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

Tek bir yıldız altında

tek bir yıldız altında(wislawa szymborska )

rastlantıdan, onu gereklilik olarak adlandırdığım için özür dilerim
eğer yanılıyorsam, gereklilikten de özür dilerim
mutluluk onu sanki benimmiş gibi aldığım için kızmasın bana
ölüler anılarımda yanıp söndükleri için ne olur darılmasınlar
zamandan, dünyanın bir saniye içinde gözden kaçırılan çokluğu adına özür dilerim
eski aşkımdan yenisini ilk sandığım için özür dilerim
uzak savaşlar, evime çiçek getirdiğim için bağışlayın beni.
kanayan yaralar, parmağıma iğne battı, bağışlayın
uçurumdan bağıranlar, menueti çaldığım plak için özür dilerim
istasyondakiler, sabah beşteki uykum için özür dilerim
kışkırtılan umut, bazen gülüyorum affet.
çöller, bir kaşık suyla koşmuyorum diye affedin beni
ve sen atmaca, hani yıllarca aynı
hep aynı kafes içinde, devinimsiz aynı noktaya bakan
doldurulmuş olsan bile hoşgör beni.
aytendemetkesilmiş ağaçtan masanın dört ayağı adına özür dilerim
büyük sorulardan, küçük yanıtlar için özür dilerim
gerçek, bana pek önem verme
ağırbaşlılık, göster bana yüce ruhunu
varlığın gizi, dayan eteğinin kuyruğundan ipleri yoluşuma
ruhum, beni suçlama, sana ara sıra sahip olabildiğim için
her şeyden, her yerde olamadığım için özür dilerim
herkesten, herkes olamadığım için özür dilerim
biliyorum aklamaz hiç bir şey beni yaşadığım sürece
cünkü, kendim, yine kendim engelim.
dilim, bana kızma acı sözleri ödünç alıyorum
ve sonra onları daha yumuşak göstermek için çabalıyorum diye

Bilginin Doğası

Dün bi arkadaşımın sorusu üzerine kendi geçirdiğim evrelere göz atmak zorunda kaldım ve en büyük değişimin bilgi konusundaki tavrım olduğunda karar kıldım.
Önceleri bilgiyi arıyordum ve bulduğumda ona SAHİP oluyordum. Şimdilerde ise “gerektiğinde”-ondan önce değil- yalnızca bilginin önünden çekiliyorum, o bana sahip oluyor. Bunun düpedüz teslimiyet olduğunu gördüm.
İlkinde ulaşılan bilgi sınırlıydı, yöntemseldi, izah edilebilir, mantığa uygun bir yapıdaydı. O bir teslim alma idi
İkincisinde, yöntemsiz, mantıksız ve sınırsız, ihtiyaca binaen.
Nasıl oluyor diye sorgulamaya kalktığınızda bi rüyanın sizden kaçması gibi kaybolup gidiyor.
Sanırım BAK -Birleşik alan kullanımı yöntemi de bu değişimin bi göstergesiymiş.
Hani YENİ’den Doğanlarda bi tekerlememiz vardı:
Birinci elden deneyerek
İkinci elden dinleyerek
Bilinmeyenden bilmeyerek….
heyo hey hey heyyo…

Hayat Yolu

Herkes arabayı nasıl hareket ettireceğini biliyor ama çok azı nasıl durdurulacağını bilir. Hatta diyebiliriz ki, çoğu kişi arabalarını kullanan değil, arabalarınca kullanılan oluyorlar.
Not. Araba sembolünün “hayat yolu” olduğunu bilir miydiniz?

*

İki üç gece önce bi rüya görüyorum, detaylarını bildiğimiz kelimelerle izah edebilecek gibi değilim, tamamen bilmediğim şeyler: Fizikçilerin dediği gibi ORADA Bİ KIPIRTI VAR! Sadece şu sözcükleri duyorum: META MORFOZ… Bu kelimenin anlamını bildiğimi düşünüyorum ama bi türlü aklıma gelmiyor rüyada fakat kelimeyi unutmayıp bu hayata taşımak için çok uğraşş verdim ve gerçekten de bu kelime ile uyandım. Hala anlamı boştu, sözlükten bakmak zorunda kaldım. Kafam iyice boşalmış benim hahahaha.

*

Soyuttan somuta, somuttan soyuta tercüme hayat boyunca durmaksızın yapılan zevkli bir faaliyet olmalı, eğitim sistemimizi buna adapte etmeliyiz, oyun haline getirmeliyiz.Tek ayakla sekerek ilerlemek zahmetlidir, yoksa bi yanlışlık yok hiç bi şeyde.