Lem’in başyapıtı sayılan Solaris de, iletişimin imkansızlığına ve insanbiçimliliğin sınırlarına adanmış bir romandır: Solaris gezegeninde tek bir canlı yaşamaktadır. Gezegenin yörüngesini bile değiştirebilecek kudrette ve zekada olduğu anlaşılan dev okyanusun canlı olduğuna kimsenin şüphesi yoktur ama okyanusun sırrı o güne dek çözülememiştir. Romanın anlatıcısı Kelvin, Solaris gezegenine indiğinde, araştırma üssünü dağılmış halde bulur. Bilim adamlarından biri kısa süre önce intihar etmiş, ötekiler çıldırmanın eşiğine gelmişlerdir. Kelvin’le birlikte biz de anlarız; Okyanus, gezegendekilerin zihinlerini didik didik ederek onlara kendi yaratısı olan ‘konuk’lar yollamaya başlamıştır. Daha Solaris’teki ilk gecesinde Kelvin de konuğuyla karşılaşır. Yıllar önceki sevgilisi, Kelvin yüzünden intihar etmiş olan Rheya, karşısındadır. Üstelik, ölümünün belgesi, kolundaki iğne iziyle birlikte. Ötekilere göre şanslıdır Kelvin: Konuğu, rüyalarından fırlayıp gelen, bilinç dışının bir ürünü, bir sapkınlık nesnesi değil, eski sevgilisidir. Rheya, bir klon, okyanusun ürünü bir yaratıktır. Gerçek bir insan değildir. Gerçek? Rheya da kim olduğunu bilmez. Konuklar, Solaris’in, “kendi yalnızlığına gömülü bu Tanrı”nın amaçsız yaratılarından biri midir, yoksa insanlarla bir iletişim kurma çabası mı? “Evet, okyanusla iletişim! Bana göre mesele temelde çok basit. İletişim belirli bir bilginin, düşüncelerin, en azından bulguların, açık seçik olguların alışverişi demektir. Ama ya alışveriş olanaksızsa?” der Kelvin, gerçek bir insan olmadığı için kendini tekrar öldürmek isteyen Rheya’ya: “Fil nasıl dev bir mikrop değilse, okyanus da dev bir beyin değil… Tabii ki çok değişik yakınlaşmalar olabilir, bunlardan birinin sonucu da işte burada, şimdi, benimle olman. Seni sevdiğimi anlaman için çırpınıyorum, sırf senin varlığın bile hayatımın Solaris’i araştırmaya adanmış 12 yılını alıp götürüyor, bense seni alıkoymak istiyorum.” Romanın atmosferi ürperticidir; farklı bir canlıyla ilişki öyle bir temele oturmuştur ki, temel problem insanda düğümlenir. Okyanus vardır, hepsi bu. Sorun insanlardadır. İnsanbiçimciliğe (hayvanbiçimciliğe de) ciddi bir saldırıdır Solaris. Lem’in hicvi burada daha karadır, insanî tepkilerle alay, çaresizlikle sarmalanmıştır. Gözlemciler, farkına bile varmadan gözlenmişler, deney yapmaya geldikleri bir dünyada acımasız bir deneye tabi tutulmuşlardır belki de. Acımasızlık? Kuşkusuz, üçdağlar, uzatankaslar, öykünceler, bakışıkçalar, çevikçeler, mantarsılar, omurgamsılar yaratıp sonra onları hemen yok eden Okyanus için, bu türden duyguların anlamı olup olmadığı da belli değildir. Lem’in her zaman sevdiği dil oyunları, uyduruk kelimeler, Solaris’te insanbiçimciliğin sınırını gösterme işlevi üstlenirler: Okyanus’un benzersiz, tek kelimeyle farklı oluşumlarına dünyalı bilimin koyduğu isimlerin tümü de dünyevîdir. Rahatlıkla bilim felsefesi derslerinde ‘yardımcı kitap’ olarak okutulabilecek olan Solaris, en hızlı bilimkurgu romanlarındaki kadar gerilimli, heyecan verici bir kurguya sahiptir. Sonunda Kelvin’i hala Okyanus’u kavramaya çalışırken bırakırız. Tıpkı Yıldızlardan Dönüş’te olduğu gibi. Sürprizli sonlara itibar yoktur: Kelvin bir bakıma hala Rheya’sını bekliyordur, ona bunca acı vermiş bir deneyi tekrar yaşamayı, kabusunu yeniden görmeyi… “Kelvin yeni indiği Solaris istasyonunu neredeyse terkedilmiş bulduğu ve bilim adamı Snow’un onu görüp paniğe kapıldığı sırada, niye kimsenin onu karşılamadığına ya da Snow’un neden böyle davrandığı konusuna dair benim de hiçbir fikrim yoktu. Aslında bütün bir gezegeni kaplayan bir okyanus hakkında da bir fikrim yoktu. Metni izlerken okur bütün bunları nasıl sırayla anladıysa ben de öyle keşfettim. Tek bir farkla; romanın yaratıcısı bendim. Yıldızlardan Dönüş’te, dünyaya geri gelen astronot gördüğü ilk kadınlardan birini korkutunca bir duvara tosladım; “betrizasyon” sözcüğü çıktı ortaya.” (“Reflections on My Life”, Microworlds)
Halikarnas radyo ve Bir Kadini Öldurmek
Halikarnas radyoda sevgili Yesimle yaptigimiz sohbetin canli kaydi:
Gılgameş
Gilgamış kendi gölgesiyle yarışıyordu, az kalsın onu geçmeyi başaracaktı
Gilgameş tüm dunyaya karşı. Kendisini takip eden birisi olup olmadıgını kontrol etmek icin bi an olsun arkasina dönüp bakmamıştı.
Etkili Dinleme ve Rüya Görüşmesi
Gezi Maliyeti!
GEZİ maliyetleri hesaplanıyo orada burada, 100 milyon lirayı aşmış bi hesapta. Ortak noktaları para cinsinden olmaları, euro,lira,dolar vs.
İnsan açısından maliyetler daha önemli değil mi, 4 insan canını kaybetmiş, 8000 yaralı, evlerin içine gaz bombaları düşmüş, gözünü kaybeden sayısı 13 sanırım. Hadi bunlar da beden cinsinden, ya o çok önemsediğiniz moral, ahlak cinsinden maliyeti ne olmuş. Fiyat sorduğunda ne kadar sevimsiz geliyor insanın kulağına. Ruhun özgürlüğünü kazanmak için varlık aleminde yaptığı mücadele pek çetin dostlar. O varlık ki zaten ruh sayılır
**
“Ne yaptıysam sizin için yaptım”
“Sağol”
“Saçımı süpürge ettim!”
“Sağol da…”
“Ben sizin hizmetkarınızım”
“Ya.. A..Allah razı olsun tabi de.. Bi şeyyy söyl..”
“Sonsuza kadar hizmetinizdeyim”
“Yok o kadar olmasın artık. Hem ne zaman istediklerimizi dinledin ki?”
“E ben bilirim. Allahın izniyle tüm ihtiyaçlarınızı biliyorum”
“Yani ne diyim şimdi abi, bu günlerde herkes olmuş bi medyum! Ha bi de okumadan alim, yazmadan mürekkep olunuyor. Ayrıca ihtiyaç sahibine sormak esastır, değil mi? Bu da var yani.”