Başbakanın Türk baharı olarak nitelendirdiği 2002 yılı:
“AKP nin iktidara geldiği 2002 SEÇİM SONUÇLARI
Toplam Seçmen……………………
Toplam Kullanılan Oy……………………….
Toplam Geçerli Oy……………………….
… Oy kullanmayanların sayısı……………………
Geçersiz ve kullanılmayan oy toplamı…………………..
Kendinizi ikna edin
Parayı her türlü eylemin başarı ölçüsü sayan bir maneviyat ile, derinliğin, anlayışın ve merhametin olduğu bir maddiyat arasında birinden birini seçmek zorunda değiliz, karşıtımızı içerebiliriz ki bunu reddeden sadece zihnimiz, biz zaten bütünüz.
*
Padişahı kendi iradesiyle üzerinden silkelemeyen, kanunla cumhuriyet şapkası giyen varlığımız, şimdi hangi yana uzayacağını bilemiyor, güneşe bakıyor ki bilsin gölgesi ne yöne düşmüş!.
*
Toplumun sivil toplum örgütlerinden, medyadan mahrum bırakılması büyük sorun çünkü insanlar kendilerini ifade mercilerini kaybetmiş oluyorlar ve diyemedikleri duygu ve düşünceler içlerini şişiriyor. Bu şişkinlik sık sık kaynama noktasına getirir artık insanları. Bence yönetimin psikolojik sosyolojik danışmanları -herhalde vardır- bu aksaklığı bir an önce gidermeliler. Yoksa “hesap sorarım” cümlesi ve ses tonu ile sindirilen kurumlar bu yönetime kar değil ciddi zarar getirecektir. Bunu zaten herkes görüyordur çok önemli bi buluş yapmadım sadece hatırlanması ve hatırlatılması lazım diyıe düşünüyorum o kadar.
Sevgi yoksa tolerans olmalı.
Sevgi yoksa tolerans olmalı.
Sevgi öğretilmez, önerilmez evet belki özendirilebilir o kadar çünkü insanın elinde olan bi şey değildir, sevmeye sevmemeye zorlanamaz, insan kendine bile başaramaz bunu.
Ama başarılabilecek bi şey var; saygı…
Onu öğretebilir, önerebilir hatta yokluğunu azıcık-minicik bi an içincik kınayabilirsiniz 🙂
Sevgisiz gösterilen saygı samimi olabilirmi?
Olur. Avrupanın çoğu yerinde uygulanıyor. İnsan tolerans göstermeyi öğrenebilir, eğitim sistemine dahil edilirse tabi. Bizim küçüklüğümüzde yurttaşlık bilgisi diye bi ders vardı, tam olarak söylediğim şey değilse de bi miktar provası gibiydi
*
Dualite yaratılmaya karar verildiğinde iki temel canlı tipi oluşturulmuş ve
aynı robotlara program yüklenir gibi onlara ana felsefeleri yüklenmiş:
1.İnsanlar – ana programları: Gittiğiniz yerde başka bir varlık oluşumuyla
karşılaştığınızda onlarla iyi geçinin ve paylaşın!
2.Sürüngenler – ana programları: Gittiğiniz yerde başka bir varlık
oluşumuyla karşılaştığınızda onları yok edin; çünkü bunu yapmazsanız onlar
sizi yok eder! Tabi buradaki insan kelimesinin şu an kendimize verdiğimiz isimle alakası
yok.
aynı robotlara program yüklenir gibi onlara ana felsefeleri yüklenmiş:
1.İnsanlar – ana programları: Gittiğiniz yerde başka bir varlık oluşumuyla
karşılaştığınızda onlarla iyi geçinin ve paylaşın!
2.Sürüngenler – ana programları: Gittiğiniz yerde başka bir varlık
oluşumuyla karşılaştığınızda onları yok edin; çünkü bunu yapmazsanız onlar
sizi yok eder! Tabi buradaki insan kelimesinin şu an kendimize verdiğimiz isimle alakası
yok.
*
Sanıyoırum artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, alanlar boşalsa çadırlar toplansa bile bişeyler oldu içimizde. Açıkçası ben Başbakanımızın ses tonunun değiştiğini görmeden rahat huzur bulamayacağım, en azından şu an öyle hissediyorum. Fakat malum insanız ve bi yanımız fena halde unutkan ve alışkandır . Diğer yanımız da neyse ki akışkan.
Support Gezi
http://supportgezi.org/?p=5&lang=tr
…özetle, insan olduğumuz unutulmasın. biz işimizde gücümüzde insanlarız. ama artık işimiz gücümüz bu mücadele hak ettiği yere varana dek karşı durmak olacaktır. yoksa insan olmamızın ne anlamı kalır?
Evrenin tetikleyicisi AŞK’tır
Evrenin tetikleyicisi AŞK’tır
03 Haziran 2013 Pazartesi 16:02
Mayıs 2013’te TRUVA Yayınları’ndan çıkardığı son eseri “BİR KADINI ÖLDÜRMEK” daha şimdiden okurların ilgisini çekerken yazar Atasoy; “Bir Kadını Öldürmek, bir erkeğin, hayatına giren kadınlarda kendini var edebilmesinin öyküsü…
Uzun yıllar büyük şirketlerin üst yönetimlerinde görev yaptıktan sonra aniden kariyerini bırakıp Fethiye’de bir adada yaşamaya karar veren Sibel Atasoy ile yaşamı ve yazarlık kariyeri üzerine konuştuk. Mayıs 2013’te TRUVA Yayınları’ndan çıkardığı son eseri “BİR KADINI ÖLDÜRMEK” daha şimdiden okurların ilgisini çekerken yazar Atasoy; “Bir Kadını Öldürmek, bir erkeğin, hayatına giren kadınlarda kendini var edebilmesinin öyküsü… Bu öyküde, kadına ve erkeğe dair şimdiye kadar ele alınmamış yönler bulacak, cinselliği yeniden yorumlayacaksınız.” diyor.
Umut Beslenesi Deneyim
Başbakanımız ayağı yurt toprağına değer değmez zehir zemberek bi konuşma yaptı, herhalde havaalanı civarında minik sarsıntılar hissedilmiştir. Huzursuzum.
Fakat dün Taksime giden bi arkadaşıma sordum, ne gördün ne duydun diyerek, şöyle mesaj atmış:
“Öteki’si bulunmayan bir masal dünyası… Çok farklı gruplar; ‘suyunuz var mı’ diyecek kadar yakın, güvenilir ve sevecen, ‘şu an uygun değiliz’ diyecek kadar saygı-mesafeli, özerk; çadır birimleri görünümünde parka yayılmış… Bir tür demokratik-komünal yaşam biçimi eskizi… Bir bakıma sür-reel, ütopik; bir bakıma ‘özlenen’ fakat ‘genelleşmesi henüz zor,’ kutlanası bir ezber-bozma girişimi… Nefs-i emmare mahkûmları için “kahrolası”; nefs-i mülhime yolcuları için “ders alınası, iftihar edilesi, umut beslenesi” bir deneyim… ”
Bunları okuyunca tahterevallinin iki yanının dere-tepe olduğunu ve bu durumda son derece de normal olduğunu hissettim. Siz benim bu kadar ayar düşkünü olduğuma aldırmayın (rahmetli dedem ayarlar müdürüymüş sivasta) yine de, moralinizi yüksek tutun. Huzursuzluğa alışkınım ben, bu da geçer yahuuuu