Dirseğini bükmeden yemek!

Egonun, hastalığın tasarlanmış “mesajlarına”, yani entelektin oluşturmaya çabaladığı düzen ve yapı değişimlerine kodlanmış enformasyona açıklığı, çatışmanın içinden çıkılmaz bir çıkmaza dönüşmesini engellemeye yarasa da insan organizasyonu bu tür açıklığı olsa olsa güç kılacak bir paradoks üzerine kuruludur. Gerçekten de hasta olduğumuz çoğu zaman, psişe ile bir mesaj taşıyabilecek açık bir diyalogu sürdürmek için enerjimiz, umudumuz ya da ruh halimiz YETERLİ OLMAZ. Bu noktada dostlarımız ve bir doktor ya da terapist zaman zaman ihtiyaç duyduğumuz desteği sunabilir. (Whitmont)

Gerçekten de özellikle çeşitli şifa teknikleriyle çalışan arkadaşlarımız bunu deneyimlemişlerdir ki, hastalık anında mevcut erk düzeyi düşüyor ve kendine dönük bir çalışma yapamaz duruma düşebiliyorsun. İşte bu durumlar rüya görüşmeciliğinde sık sık anlattığım bir meseli hatırlatıyor,hani tanrının verdiği ziyafet ve dirsekleri bükmeden yemek! 🙂 Anladınız siz.
Birbirimizi desteklediğimiz ölçüde şifalanan yaratıklarız biz.

*

Bir tapınaktır doğa

Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı
Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman
Sembol ormanları içinden geçer insan
Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi

Bir derin, bir karanlık birlik içinde
Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş
Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi
Renkler, sesler, kokular karışır birbirine

Kokular vardır çocuk tenlerinden taze
Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil
Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül

İnsana sonsuz şeylerin tadını veren
Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular
Duyuları, düşünceyi alıp götüren

Charles Baudelaire

Yansımalar

Penrose merdivenleri gibi.
Sonsuz merdivenler.
Gördün mü?
Yanıltıcılar. İşte bunun gibi
kapalı döngü merdivenler…
…yarattığın dünyanın
sınırlarını gizlemekte yardımcı olur.
Peki bu katmanlar
ne kadar büyük olmak zorunda?
Bir binanın tek bir katından tut da
komple bir şehre kadar her şey olabilir.
Ancak yeterince karmaşık
olmalılar ki…
…kendimizi yansımalardan
koruyalım.
– Bir labirent
– Evet, bir labirent.
– Hatta labirentten daha iyisi.
– Yani, yansımalar bizi yakalamadan…
…daha fazla zamanımız mı olur?
– Kesinlikle.
Bilinçaltım oldukça
sakin görünüyor.
Huysuzlaşana kadar bekle.
Hiç kimse, birinin zihni ile
çevreyi değiştirmesini hoş karşılamaz.
Cobb artık tasarlayamıyor, değil mi?
Yapıp yapamayacağını bilmem
ama yapmaz.

*

Fikir bir virüs, bir parazit gibidir.
Çok bulaşıcıdır. Ufacık birfikir çok büyük bir hâle gelebilir.
Büyüyerek seni ifade edebilir ya da yok edebilir.
En ufacık bir fikir,”Dünyan gerçek değil” gibi mesela…
…her şeyi değiştirir.
Dünyandan, neyin gerçek olduğundan çok eminsin.
Sence o da öyle mi?

*

Beynimizin gerçek kapasitesininçok az bir kısmını kullandığımız söylenir.
Uyanıkken böyledir.
Uykudayken zihnimizinyapamayacağı bir şey yok gibidir.
Ne gibi?
Bir bina tasarladığını düşün.
Her cephesini düşünerek oluşturursun…
…ama bazen sanki kendiliğinden oluşmuş gibi hissedersin.
– Ne demek istediğimi anlıyor musun?- Evet.
– Sanki keşfediyormuşum gibi olur.- İçine doğmuş gibi değil mi?
Rüyadayken zihnimiz sürekli bunu yapar.
Yarattığımız dünyayı eş zamanlı olarak algılarız.
Zihnimiz bunu öyle iyi yapar ki farkına bile varmayız.
Bu da o sürecin ortasına girmemize şans tanıyor.
– Nasıl?- Yaratıcılık kısmını devralarak.
İşte burada sana ihtiyacım var.
Hayal dünyasını yaratacaksın.
Özneyi o rüyaya sokacağız…
…ve bilinçaltı o dünyayı kaplayacak.
Gerçek olduğunu düşünmelerini sağlayacak kadar detayı nasıl yaratacağım?
Rüyadayken gördüklerimiz bize gerçek gibi gelir değil mi?
Ancak uyandığımızda bir tuhaflık olduğunu fark ederiz.
Bir şey sorayım. Rüyanın başlangıcını hiç hatırlamazsın değil mi?
Olup bitenin ortasında bulursun kendini.
– Sanırım evet.- Peki buraya nasıl geldik?
Şeyden geldik…
Düşün Ariadne, buraya nasıl geldin?
Şu an neredesin?
– Rüyada mıyız?- Şu anda eğitim programındasın.

inception’dan alıntılar

*

“Bu gerçek mi” diye sormanın modası geçiyor, şimdi “Hoşuna gidiyor mu?” zamanı, değilse değiştir! sa

Bilinçaltına sakin olmasını söyler misin?
Bilinçaltımı kontrol edemem unuttun mu?

Bir de bunu kontrol edebilselerdi batı dünyası, çok isterdiler ama mümkün değil çok şükür. Yoksa evrenimiz grönland gibi donuverirdi!

Yaşam Tasarımı Danışmanlık (Human Design)

Yaşam Tasarımı Danışmanlık
(Human Design)

Yaşam Tasarımı, dört eski bilgelik geleneğini alır ve aslında işlevsel olarak nasıl bir tasarımla bu dünyaya gelmiş olduğunuzu gayet sade bir dille ortaya koyar. Bu çalışmada hem astrolojinin gereği doğum anınıza dair göstergeler hem de doğumdan üç ay öncesinin –beynin ön lobundaki neokorteksin açıldığı ve ruhun bedene girdiğinin söylendiği andır- bilgileri yer alır. Doğuma ait astrolojik hesaplama yapıldıktan sonra çıkan veriler geliştirilir ve üç eski bilgelikle birleştirilir: Çakra sistemi, I Ching ve Kabala. Böylece tüm bu bilgiler ışığında kişinin Yaşam Tablosu’nu elde ederiz.
Yaşam Tasarımı, her biri gerçek doğamız ve yaşamdaki rolümüze dair bir şeyler söyleyen, dokuz merkez, otuz altı kanal ve altmış dört kapıdan oluşur. Dokuz merkez, açıp kapama vanaları gibi, benliğimiz içindeki enerji akışını düzenleyen çakralar, yaşam enerjisi merkezleridir.
Her kanalın iki ucunda, nötrinoların bıraktığı mührün, gerçek doğanızın DNA’sını temsil eden altmış dört kapıya ilişkin rakamları vardır. İnsanların hepsinde eşit olarak bulunan bu kapılardan, her bir insanda “aktif olan kapılar” değişiklik göstermektedir.

Yaşam Tasarımı, pratik anlamda, gündelik yaşamınıza neler katabilir?

  • Bu yaşamda sizi harekete geçiren içsel doğanızı, olabildiğince detaylı öğrenmenizi sağlar.
  • Uyum yakalayabileceğiniz, içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz, doğanızı tamamlayan insan ve oluşumları bulabilmenizde önemli ölçüde kolaylık sağlar.
  • Sevdiğiniz, sorumluluk hissettiğiniz insanların (aile üyeleri, amir ya da memurlarınız, dost ya da anlaşamadıklarınız) güçlü yanları, zaafları, becerileri ve dinamiklerini anlayarak onlarla tatmin edici ilişkiler kurmanıza, yaşamı keyifli bir dans halinde tadabilmenize aracılık eder.
  • Kucak açtığınız veya direndiğiniz ihtiyaç ve duygularınızı derinlemesine hatırlatarak, farkındalığınızı genişletir. Bu durum, ruhsal açığa çıkışınızla birlikte, gündelik yaşamınızı kolaylaştıran huzurlu anlara davetiye çıkarır.
  • Gerek kişisel, gerekse profesyonel iş yaşamınızda, sizi gerçekten tatmin ve hoşnut eden bir varoluş için, gerekli kararları almanıza yardımcı olur.

Yaşam Tasarımınıza ulaştığınız anda, hem bireysel(parçacık) hem de birleşik (dalga) yanınıza dair bir genişleme hissine sahip olabilirsiniz. Şüphesiz bu sistem hiçbir şekilde bir sihirli değnek değildir: Çünkü sihirli değnek sizsiniz! Bu sistem, uzun bin yıllar boyunca unutmuş olduğunuz bu gizemli parlaklığınızı size hatırlatmak için bir aracıdır yalnızca.
Kendinizle, eşinizle, arkadaşlarınızla, çocuklarınız ve ebeveyninizle, patronunuz ve iş arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz, bu sistemin gücünden etkilenir. Yaşam Tasarımı sistemi ile her birini daha derin bir seviyede anlamayı öğrenir, hoşnutluğun alanını genişletebilirsiniz. Bu size, benliğe ve varoluşa dair gerçekten mantıklı, taze ve net bir anlayış sunar.

Sibel Atasoy
Danışman-Görüşmeci

*

https://soundcloud.com/undroidmusic/dreams-shaper

İnsan ve Deniz

Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;
Deniz aynandır senin, kendini seyredersin
Bakarken, akıp giden dalgaların ardından.
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin.

Haz duyarsın sulardaki aksine dalmaktan;
Gözlerinden, kollarından öpersin; ve kalbin
Kendi derdini duyup avunur çoğu zaman,
O azgın, o vahşi haykırışında denizin.

Kendi âleminizdesinizdir ikiniz de.
Kimse bilmez, ey ruh, uçurumlarını senin;
Sırlarınız daima, daima içinizde;
Ey deniz, nerde senin o iç hazinelerin?

Ama işte gene de binlerce yıldan beri
Cenkleşir durursunuz, duymadan acı, keder;
Ne kadar seversiniz çırpınmayı, ölmeyi,
Ey hırslarına gem vurulamayan kardeşler!

Charles BAUDELAIRE
Çeviri: Orhan Veli KANIK

Resim. Sa