Bir Krizi Çözmek Neden Bazen Düğümü Daha da Sıkar?

Bir ayakkabı bağını çözmek kolaydır; iki ucunu bulur, doğru yerden çekersiniz. Çok taraflı bir toplumsal krizde ise “uçlar” çoğu zaman görünmez. Devletler, şirketler, topluluklar, ideolojiler ve geçmiş travmalar birbirine dolanmıştır. Bir tarafın geri çekilmesi bile sistemi gevşetmek yerine yeni bir ilmek oluşturabilir. İşte topolojik düğümler, çatışmaları yalnızca tarafların talepleriyle değil, ilişkilerin değişime direnen yapısıyla düşünmemizi sağlayan şaşırtıcı bir araç sunar.

Düğüm, karmaşıklıktan fazlasıdır

Matematikte düğüm, üç boyutlu uzayda kendi üzerinden geçmeden kapanan bir eğridir. Bir düğümü çekebilir, bükebilir ve esnetebilirsiniz; fakat kesip yeniden bağlamanıza izin verilmez. Bu nedenle önemli soru, şeklin ne kadar karışık göründüğü değil, sürekli dönüşümlerle basit bir halkaya çevrilip çevrilemeyeceğidir. Sosyal çatışmalara uygulandığında bu ayrım değerlidir: Gürültülü bir kriz yapısal olarak basit olabilirken, sakin görünen bir gerilim son derece dirençli bir bağlanma düzeni taşıyabilir.

Buradaki benzetme tarafları ipin parçaları olarak görmekten ibaret değildir. Düğümün üstten ve alttan geçen kısımları; güç asimetrilerini, bağımlılık ilişkilerini veya gündem üstünlüğünü temsil edebilir. Eğrinin kesişimleri, aktörlerin aynı kaynak, toprak, kimlik ya da anlatı üzerinde karşılaştıkları noktalardır. Kapalı yapı ise çatışmanın kendi sonuçlarını yeniden üreten geri besleme döngüsünü gösterir: Güvensizlik silahlanmayı, silahlanma tehdidi, tehdit de daha fazla güvensizliği doğurur.

Krizin topolojik haritası nasıl çıkarılır?

İlk adım, aktörleri sıralamak değil, kritik ilişkileri belirlemektir. Kim kime ekonomik olarak bağlıdır? Kimin güvenliği başka bir tarafın korkusunu artırmaktadır? Hangi tarihsel anlatı, bugünkü tavizi ihanet gibi göstermektedir? Ardından bu ilişkiler bir düğüm diyagramına veya zaman içindeki hareketleri göstermek için bir örgüye dönüştürülebilir. Örgü kuramı özellikle yararlıdır; çünkü tarafların konumlarının zamanla nasıl yer değiştirdiğini, geçici ittifakların nasıl çaprazlandığını görünür kılar.

Modelin ikinci adımı, görünüş değişse bile korunan özellikleri aramaktır. Düğüm teorisindeki bağlantı sayısı, renklendirme kuralları veya polinom değişmezleri burada doğrudan toplumsal ölçüler değildir; fakat araştırmacıya doğru soruyu sordurur: Hükûmet değiştiğinde, yeni bir anlaşma imzalandığında ya da söylem yumuşadığında hangi ilişki gerçekten aynı kalmaktadır? Örneğin liderler değişmesine rağmen kaynak bağımlılığı korunuyorsa, kriz biçim değiştirmiş fakat topolojik çekirdeğini kaybetmemiş olabilir.

Çözmek mi, kesmek mi?

Reidemeister hareketleri, düğüm diyagramını kesmeden değiştiren üç temel işlemdir. Sosyal karşılıkları; bir yanlış anlamayı gidermek, iki temas noktasının sırasını değiştirmek veya gereksiz bir gerilim halkasını küçültmek gibi düşünülebilir. Arabuluculuk bazen yeni bir kaynak eklemeden, yalnızca etkileşimlerin sırasını düzenleyerek çatışmayı sadeleştirir. Önce güvenlik garantisi, sonra kaynak paylaşımı konuşmak ile bunun tersini yapmak aynı sonuç değildir. Topolojinin dersi açıktır: İçerik kadar işlem sırası da belirleyicidir.

Fakat bazı düğümler, izin verilen dönüşümler altında çözülmez. O zaman “kesme” gündeme gelir: Anayasal reform, mülkiyet düzeninin değiştirilmesi, silahlı yapıların dağıtılması veya dış garantör eklenmesi gibi sistemin kurallarını dönüştüren müdahaleler. Kesmek güçlüdür ama bedelsiz değildir; yanlış yerden yapılan kesik, tek krizi birkaç bağımsız çatışmaya bölebilir.

Topolojik yaklaşım kusursuz bir tahmin makinesi değil, disiplinli bir düşünme biçimidir. İnsanları geometrik nesnelere indirgeme tehlikesine karşı tarih, duygu ve etik değerlendirmelerle birlikte kullanılmalıdır. Yine de önemli bir sezgi sunar: Her gerginlik daha sert çekilerek çözülmez. Bazen yapılması gereken, tarafları zorlamak değil, onları birbirine bağlayan yapının hangi hareketlere izin verdiğini keşfetmektir. Çünkü bazı krizlerde sorun ipin zayıflığı değil, düğümün zekâsıdır.

Muhabbetimiz bol olsun

Olay basitçe şöyle gelişiyor:
1. Bir şey yaşıyorsunuz,bu şey genelde ilişkilendiğiniz biri ya da bi objeyle ilgilidir, ilişkiye geçilmediğinde siz sadece durgun bir göl gibisiniz  2.Yaşadığınız olayla ilgili bir çıkarımda bulunuyorsunuz. Şunu bi daha böyle yapmayacağım, ya da yapacağım şeklinde. Ben buna kendinizle yaptıgınız bir kontrat diyorum. Dikkat ederseniz bu konratın dili gelecek zaman ya da geniş zaman kipidir. Böylece bütünlüğünüz sizden aldıgı bu direktifi her ne olursa olsun gerçekleştirmek için can siperane çalışacaktır.Siz kontratı yapıp geleceğe gönderdikten sonra bunu yaptıgınızı unutursunuz.
3. Şimdinizde bir başka olay daha yaşadınız ve yeniden bi sonuca vardınız, bi kontrat daha yapıldı, geleceğe gönderıldi ve unutuldu! Bunlardan her gün yüzlercesini yapıyorsunuz. Ve çoğu birbirleriyle çelişen kontratlar ve hepsi bi arada geleceğinizi parsellemiş ve onu bilinen kılmıştır artık! Tabi ki bi falcı baksa geleceğinizi yüksek oranda görür, ben bile baksam görürüm çünkü ağzına kadar kontrat dolu!
4. Bunun ismin kontrat yerine düğüm de diyebilirsiniz, milyonlarca düğümle oluşturulmuş gelecek halınız emrinize amade. Peki sorun nerede? Sorun şu ki bunları yaptıgınızı anında unuttuğunuzdan geleceğinizde normalde bulunan sınırsız potansiyellerin hiç biri bu belirlenmiş halının deseni arasına giremiyor. Siz ne deneseniz, kaç yaşam koçu, ya da guruya gitseniz, çabalayıp didinseniz hayatınızda kayda değer bi yenilik, her şeyden önemlisi SEVİNÇ olmuyor, neden?
5. Çünkü sevinç, bilinmeyenden gelir, beklenmeyen şeylerin oluşumu bizim gerçekten yaşadığımızın göstergesidir. Geleceğinizi boşaltınız. Böylece sınırsız potansiyeller denizi ile karşılaşacaksınız.
6. Geleceğiniz gidin, kontratlarınızı tek tek yakalayın ve kelimelerinizle onları bozdugunuzu haykırın.Sadece boşaltın. Plana filan ihtiyacınız yok sizin  Bunun adına ister özetleme, ister bütünleme deyin fark etmez. Kontratlarınızın alanına gitmek çok kolay. Sakince oturun ve yüksek sesle, filanca konudaki kontratlarımı göster diye bağırın. Boşlukta yeterince bekleyin, aynen bilgisayar ekranı gibi alt alta dökülecekler. BAK uygulamasına katılmış olanlar bunun nasıl kolayca olabildiğini deneyip gördüler.
7. Ortaya çıkan bu kontratların geçerliğini yitirmiş olanlarını derhal yine haykırarak fesh edin. Aslında keşke hepsini fesh edebilseniz. lsun zamanla:)
8. Bir kere değil, ilk zamanlar her gün bir kez bu uygulamayı yapınız. Souçlara takılmadan, beklentiye girmeden boşalınız. Karşılıksız sevgi diye diye yoruldunuz velakin ne çok karşılık beklediğinizi bilmiyorsunuz. 10 gündür yapıyorum ama bu hafta da sayısal tutmadı, ruh eşim hala sokağın ucunda görünmedi, bir gram dahi veremedim henüz gibi şeyler, hala allaha kavuşamadım, su üstünde yürüyemedim, ışığım yeteri kadar parlamadı vs vs demeyin. Bunların hepsi, ayrım olmaksızın hepsi bir başka kontrattır geleceğe yollanmış. Biz sadece boşaltmakla ilgiliyiz, doldurmayı dert etmeyin, evren boşluk sevmediği için o zaten dolmaya mecbur 

Bu notu kendi bütünlüğüme hatırlatmak için yazdım, birden içimden geldi, muhabbetimiz bol olsun 🙂

Bunun şöyle bi de devam prensibi var: anda ağzınızdan çıkıveren tespitleri, örneğin “acı sevmem” veya “bi daha asla yalınayak dolaşmayacağım” gibi geniş ve gelecek zaman kipleriyle söylenmiş tespitleri (kontratları/düğümleri) kulağınıza çarptıgı anda derhal sağ elinizle havada yakalayın (sinek yakalar gibi) ve aynı cümleyi geçmiş zaman kipine dönüştürerek tekrar edin: “acı sevmezdim” veya “yalınayak dolaşmazdım” gibi, zaten düzeltilmişini söylerken muhtemelen kahkaha atacaksınız. İşte o sözü o kahkaha şifalandıracak. Böylece düğümler halı haline gelemeden çözülecekler. En azından ben yıllardır böyle yapıyorum, beni tanıyanlar herhalde hatırlayıp gülmüşlerdir:)

A bu arada düğümsüz halı da mümkün  Beş sene kadar önce yeni eve geçerken eşyasız oturmakta altı ay kadar direndikten sonra annemi kıramayıp asgari bi eşya alımına giriştim ve bu arada bi türlü halı beğenemedim bir yılın sonunda beğendiğim, eh bu olsun bari dediğim bi halıya rastladım, gri renkte uzun merserize gibi ipeksi saçaklı bi halı ve onun yavrusunu satın aldım. Neyse günler geçti bi de baktım ki elini o uzantılara atıp hafifçe çekince elinde kalıyor! Herhalde bi yanlışlık var bu işte deyip mağazayı aradım, cevap şuydu, bu halılar düğümsüz yapılmıştır! hahahahahaha bi gün sabahtan akşama kadar otur başına tek tek çek iplikleri, ortada halı diye bişey kalmaz. çok komik, şu anda aklıma gelince paylaşayım dedim belki bunu metafor dünyasına çevirirsiniz.

Düğümcü geldiiiii hanım!…

Karanlıkta uyanmalara hala alışamadım bana eski günleri hatırlatıyor, havaalanına gitmek için daha sokak lambaları yanarken üşüyerek karanlık sokakları yüzlerce kere kat ettiğim günleri 🙂
Bu sabah daha istanbul uyanmadan balkonda kahvemi yudumlarken aklıma şu geldi; Kendi işlevi mi gördüm net biçimde, ben sibelin hayatında somut şeylerin düğümlerini çözüyor, soyut şeyleri birbirine bağlıyorum. Küçücük çocuktan beri bir düğüm çözücüyüm, zaten mesleğimi bile bu yönde geliştirdim (bilmeden). Her ne yapıyor olursan ol işlevin uyarınca yapıyorsun. Belki Yaşam Tasarımına ve kuzey ay düğümlerine bu sebeple dikkat çekmeye çalışıyorumdur.
Ben her şekilde bu yaşamımı sevdim. Tatmin oldum.
Günaydınn frekanslarıımmmmm.

**

Küçücük bir çocukken bile düğüm olmuş her objeyi bana getirirlerdi, ayakkabı bağcıklarından tutun da, iplik yumakları, saçlar, içinden çıkılamayan problemler… İşin tuhaf yanı kendi ayakkabılarımın bağcıkları basit bir yürüyüşte bile en az dört kez çözülürler, ne kadar sıkı bağlamaya uğraşırsam daha çabuk çözülürler. Komiktir. Sonunda parmaklarımın sıkamadığına karar verdim 🙂 Nörolojik bir problemim yok, herhalde doğam böyle.

Büyüdükçe çözülemeyen her şeyi bana getirmeye başladılar 🙂 Gencecik bir kızken bile koca koca adamlar çaresiz kaldıkları çözülemeyen vakalarda beni bulmaya başladılar. Ben buna hep hayret ettim, benden isteneni yaptım ama şaşırmaktan da kendimi alamazdım, acaba benim neyime güveniyorlar diye sorardım içimden habire.

Çözmek  çok kolay benim için. Bunun da sebebini düşündüm ve çok sabırlı olduğumu gördüm, telaş etmiyordum ve her zaman çözebileceğime dair -en ufak bir şüphe barındırmıyorum- doğal bi hissim var. Bu ilginç 🙂
Bir düğümü önüme getirdiklerinde o devasa yığın beni korkutmaz, öyle sakince durup beklerim. Dostlar alışverişte görsün diye elimi atarım içine bi kaç sayfa çeviririm ya da bi iki şeyi ileri geri hareket ettiririm, bi şey bildiğimden değil, öylesine, bişey yapmış olmak için! Sonra birden bi mucize gerçekleşir, düğüme neden olan hatalı atkı gözümün önünde belirir. Zaten onu görünce iş de bitmiş olur, kalan kısım bi nevi hamallık yalnızca.