Kelebeğin Kanadı Değil, Bütün Orman Titriyor

Bir olayın tek başına gerçekleştiğine inanmak, sahnede yalnızca başrol oyuncusunu görüp ışıkçıyı, metin yazarını, dekoru, seyirciyi ve salonun elektrik faturasını unutmaya benzer. Ağ bağlantısı düşüncesi bize şunu fısıldar: Hiçbir şey yalnız değildir. Bir karar, bir çöküş, bir aşk, bir ekonomik kriz, bir hastalık, bir fikir ya da bir tweet; hepsi görünmez iplerle başka şeylere bağlıdır. Dünya, tek tek taşlardan oluşan bir duvar değil, sürekli gerilen, gevşeyen ve titreşen bir örümcek ağıdır.

Modern zihin çoğu zaman basit nedenler ister. Çünkü basit nedenler rahatlatıcıdır. Trafik kötüdür çünkü sürücüler dikkatsizdir. Çocuk başarısızdır çünkü çalışmamıştır. Toplum huzursuzdur çünkü insanlar öfkelidir. Oysa ağ düşüncesi bu aceleci hükümleri elinden alır ve seni daha zor ama daha dürüst bir yere çağırır: Bağlantılara bak. Sürücünün dikkatsizliği, şehir planlaması, toplu taşıma yetersizliği, ekonomik baskı, uyku düzeni, telefon bağımlılığı ve kültürel sabırsızlıkla birlikte okunmadan anlaşılamaz. Bir insanın davranışı çoğu zaman yalnızca karakterinin değil, içinde düğümlendiği ilişkiler ağının ürünüdür.

Neden yerine örüntü görmek

Ağ bağlantısı düşüncesi, neden aramayı bırakmak değildir; nedeni tek bir ok gibi değil, çok yönlü bir akış gibi görmektir. Klasik düşünce sorar: Bunu ne yaptı? Ağ düşüncesi sorar: Hangi ilişkiler bunu mümkün kıldı? Bu küçük değişim, zihinde büyük bir devrimdir. Çünkü artık olaylara suçlu arayan bir dedektif gibi değil, izleri, yankıları ve geri beslemeleri takip eden bir iz sürücü gibi yaklaşırsın. Bir ormandaki yangını yalnızca kibrite bağlamak eksiktir; kuraklık, rüzgar, ihmal, iklim, yönetim, bitki örtüsü ve insan arzusu da yangının sessiz ortaklarıdır.

Bu bakış, insanın egosuna da meydan okur. Ego, ben yaptım demeyi sever. Ama gerçekten öyle mi? Bir fikrin doğuşunda okuduğun kitaplar, çocukken duyduğun cümleler, arkadaşının sorduğu tuhaf soru, toplumun yasakları, bedeninin kimyası ve çağın teknolojisi birlikte çalışır. Sen merkez değilsin; sen bir kavşaksın. Bu küçültücü değil, tam tersine büyüleyicidir. Çünkü bir kavşak olmak, yalnızca geçiş noktası olmak değil, akışları dönüştürme gücüne sahip olmak demektir.

Görünmeyen bağların ahlakı

Ağ bağlantısı düşüncesi aynı zamanda etik bir uyanıştır. Eğer her şey birbirine bağlıysa, hiçbir davranış bütünüyle özel değildir. Aldığın ürün, seçtiğin kelime, paylaştığın bilgi, sustuğun haksızlık, beslediğin korku; hepsi bir yerlerde dalga üretir. Bu, insanı paranoyaya değil, inceliğe davet eder. Çünkü ağ içinde yaşamak, her adımda suçluluk taşımak değil, etkilerinin farkında olmaktır. Bilge kişi, yalnızca doğru eylemi değil, eylemin hangi bağlamda neye dönüşeceğini de düşünür.

Psikolojik düzeyde de aynı ilke işler. Bir öfke patlaması yalnızca o anın meselesi değildir; bastırılmış ihtiyaçlar, öğrenilmiş savunmalar, aile mirası, bedensel yorgunluk ve görülme arzusu aynı anda konuşur. Jungiyen bir gözle söylersek, kişi yalnızca bilinçli niyetlerinden ibaret değildir; gölgesi, arketipleri ve kolektif hikayeleriyle birlikte davranır. Bu yüzden kendini anlamak, tek bir cevabı bulmak değil, içindeki ağı haritalandırmaktır. Hangi düğüm hangi acıya bağlı? Hangi korku hangi eski sadakatin bekçisi? Hangi arzu sana ait, hangisi atalarından devralınmış bir yankı?

Ağ bağlantısı düşüncesi, çağımızın en gerekli zihinsel kaslarından biridir. İklim krizinden yapay zekaya, yalnızlıktan politik kutuplaşmaya kadar hiçbir büyük mesele tek nedenli değildir. Bu yüzden tek hamleyle kurtuluş beklemek çocukça, tek suçluya öfke kusmak ise konforludur. Gerçek düşünce, karmaşıklıktan kaçmaz; onun içinde düzen arar. Belki de olgunluk, dünyayı bir bilardo masası gibi değil, bir canlı organizma gibi görmeye başladığımız anda başlar. Topa vurup sonucu beklemek yerine, nabzı dinlemeyi öğreniriz. Çünkü kelebek kanat çırptığında yalnızca hava hareket etmez; bütün orman, bütün tarih ve belki de içimizdeki eski savaşçı hafifçe yer değiştirir.

Küresell fayda için AĞ örmek

http://www.ted.com/talks/lang/tur/gordon_brown.html

17 dklık bir konuşma ama vaktiniz varsa dinlenmeli. Söz konusu ağ varoluşumuzun temeli olarak zaten var, hatta ünlü “kelebek etkisi” bu sebeple oluyor. Zenginlik/yoksulluk, iyilik/kötülük gibi dualitik çukurlar öylesine büyümüş durumdaki yine burda anlatılan finansal ve iklimsel krize vardık. Yeryüzü ananın mevcut yapısı ve zekası bütün meselelerin çözümünü biliyor ve uyguluyor üstelik bunun için insanın bilinçli aklına ihtiyaç duymuyor. Enerjetik varlığımızın bileşkesi yeryüzünün kar-zarar tablosunu anında oluşturuveriyor! Finansal kriz ya da önümüzdeki heyula iklim krizi tesadüfen önümüze konulmuş bir matematik problemi mi yani?! Biri bizi test etmek için oturup sınav soruları mı hazırlıyor?!
O halde insana düşen, aklını başına devşirmektir, bizle ya da bizsiz bu gemi gidecek, bilinçli hayvanlar olmak için seçimimizi yapmamız lazım. Biliyorum bu lafım bazı kişileri gücendirebilir yine de söylüyorum 🙂

World Wide Web

Gece boyunca nedense “M” ve “V” harfleri gözümün önünde dansediyorlardı, bana bişey söylemek ister gibiydiler. Ben de onlara fırsat verdim; “M” harfi son zamanlarda sıkça konuşulan Marduk kelimesini, “V” ise V for Vandetta’yı anımsattı bana. Hala bi anlam yok gibiydi yalnızca geziniyorduk üçümüz, derken Sonsuz.us daki  arkadaşımız Lilith’in Terminatör konusuna şöyle bir cevap yazdığını gördüm:

“belki de kirlenme ve temizlenme döngüsünü her seferinde aynı hassasiyetle yapabilmenin kendisidir “saflık” dediğimiz”

Bende bir ampulün yanmasına sebep oldu bu güzel önerme ve dedim ki:
Bir başka deyişle; “Savaşçı gerekeni yapar”, bunun manası;
1. Yapılacak olanı kusursuzlukla bilir!
2. Ve bildiğini yaparken kendini ölümüne (kendine karşı) ortaya koyar.

Eğer bunları yapabiliyorsa, evet söylediğiniz gibi pür Saflıktır. İşin kirlenme ve temizlenme ediminin zerrece önemi yoktur.
Ne kadar basit değil mi?

Ve işte o anda gezinmekte olan M ile V, birden W oldular! Komikti… W ile başlayan ve şu anda dünyada en çok kullanılan kelime nedir diye sordum; www dediler.

Ya işte böyle geldik WWW’ye…

Şimdiye kadar hiç sorgulamamıştım nedir bu kısaltmanın açılımı diye, şöyle kısa bir araştırdık:

World Wide Web olduğunu WEB’in ise Özel bir işletim sistemi anlamına geldiğini öğrendik. Bu durumda WWW’nin açılımı şöyle bişey oldu:

Dünya Çapında özel ağ sistemi…

Burada yolun başındaki konuya yeniden dönebiliriz tabi; yani Terminatör dizisi. İnsanlığın makineler tarafından altedilişinin serüveni. Olaya böyle de bakılabilir ve hatta biraz korkuyla endişeyle bakarsanız durumun Terminatör vaziyetinde gerçekleşmesine sebep de olabilirsiniz.

Oysa bambaşka bi şekilde de bakabilir, insanın ruhsal/bilinç yolculuğunda epeyce uzun bir yol almışlığın, adeta bir ağ örtüsü gibi birleşmenin, bireysel benzersiz oluşumların paylaşımının yarattığı harikulade yeni bir oluşumun, maddi ortamdaki izdüşümü gibi de algılanabilir. Yanılıyor muyum?

Arkadışımız oe şöyle bir açılım getirmiş:

Ben de siz M ve V dediğiniz an, yok bu M ve W olmalı diye düşünmeye başladım (delinin zoru :).

Major arkana’da (tarot) M ve W sıklıkla geçiyor. 2. kartta üstte, 6. kartta kollar örneğin.

M bilinç/erkek (hatta ilginçtir ingilizce karşılığında bile Man), W bilinçaltı/dişi (ve Woman, her ne kadar bu simgeler İngilizceye göre düzenlenmiştir diye düşünmesem de, birşekilde etkileşim olmuş gibi).

Veya M aklın aşağıya boşaltan elleri
W bedenin yukarıya ulaşmaya çalışan elleri.

Mükemmel bir sezgi ve akıl kullanımı, bunlar bi araya gelince gerçekten çok hoş oluyorlar,
İkimizin işaretleri şu anlamda yerine oturuyor galiba;
eğer W kadın/dişi damgası ise, 3 tane W, ağ örtüsü olur işte ,
Eril yönün bireyselleşme, dişi yönün birleşme olduğunu biliyoruz.