İyileşme denen DURUM

Terapistin ego ve transpersonel güçle ilişkisi ve ruhsal konumu, yalnızca açık olarak “vakayı nasıl idare ettiğini” değil, aynı zamanda kişiler arası arşetipik alanı nasıl etkilediğini de belirleyecektir. İnterpersonel arşetipik alanı nasıl etkilediği daha geri planda olsa da daha önemsiz değildir. Bu anlamda iyileşme süreci, iyileştiricinin kendisinin eş zamanlı olarak harekete geçen kompleksleri üzerine bilinçli bir biçimde çalışmak suretiyle hastayla “kuluçka odasını” paylaşmasını gerektirir. Her iki tarafı da kaçınılmaz olarak etkileyecek bir dönüşüm süreci yaşanacaktır. Ne var ki iyileştirici hastayı kendi süreçlerinin hedefleri doğrultusunda kasıtlı olarak kullanmamak zorundadır.

Istırabı bilinçli olarak paylaşma deneyimi, iyileştirenin bilerek ya da bilmeyerek terapi sürecine taşıdığı kurbanın karşılığıdır. Hastayla birlikte hissetmek, kavramak ve rezonans kurmak, böylece rahatsızlık ile rahatsızlığın uygun terapik modeli ve iyileştirici benzerliğinin doğasını kavramak suretiyle içsel bir araştırmada hastanın bireyliği ile ortak olmasını sağlayabilir.Dr Whitmont
*
Bu riske girmek istemeyen iyileştiriciler (doktorlar, şifacılar vb), ihtisas alanlarındaki genelleştirilmiş semptom ve tedaviyi kullanırlar, bu ise sadece zihinden kurulan, son derece yüzeysel bir ilişkidir. Böylece ne iyileştirici ve hasta gerçek bir rezonansa girmeyerek değişim-dönüşümün alanına ulaşamazlar.
İyileşme,yani sapmanın giderilmesi, her iki tarafın da assetlerini(varlıklarını) ortaya sürmelerini gerektiren bir işlemdir, ve çoğu kez kendini sağlıklı zanneden iyileştirici bunu göze almaz. Bu sebeple gerçek iyileştirmeler aşk ve kaza gibi bilincimizle kontrol edilemeyen durumların ortaya çıkmasını bekler hale gelir.

Birleşiklik kanuna sığar mı?

Evren denince üç ayrı âlemden söz ediyoruz. Bu üç âlemi tanımlamaya ve açıklamaya
çalısan üç ayrı önemli fizik kuramı vardır. Makro evrenin olusumunu ve gökteki uzak
yıldızların özelliklerini inceleyen bilim kuramı, Einstein’ın Genel Göreli…lik kuramıdır. Yakın
çevremizle ilgili olusumları ve görüngüleri (fenomenleri) açıklayan bilim kuramı Newton’un
Klasik Mekanik kuramıdır. Atom altı mikro evrendeki etkilesmeleri inceleyen ve açıklayan
kuram ise Kuantum kuramıdır. Her üç kuramın kendine ait varsayımları ve ilkeleri bulunur.
Fakat bu ilkeler ve varsayımlar birbirleri ile uyusmadıklarından bu üç kuramı birlestiren
Birlesik Alan kuramı henüz olusturulamamıstır
http://www.halukberkmen.net/pdf/244.pdf
**Belki bir böyle birleşik bir kanun-alan arayışı gereksizdir; çünkü bilinçli gözlemci zaten bu üç farklı alanda gezinebilme onur/kabiliyetine sahiptir-sibelin notu**
*
Fraktal: Düzensizligi ele almanın biçimi.
Bir gelincik tarlasında esen nazik rüzgar, biricik ve tekrarlanamayan ol-an…
*
İnsanın işlevleri değişmez bildiğim kadarıyla, bize düşen öncelik sıralarına hiper-süper dikkat göstermektir, ve evet bu sıralamayı değiştirmek elimizde
*
Tüm yaratımlar, aydınlığı ve karanlığı içinde taşır. Ona bakanlar hangisini isterlerse onu görsün diyedir bu. Evrenin özü, ona her bakanın tercihini kutsar, kendini bomboş ona sunmuş olanın aracılığı ile her seferinde bir başka şey ama aynı şey olarak akar gelir buraya, görünür olur.
Gerçek Soruyu (cevabını bilmediği) kim akıl ederse öğretmen odur.
*
Alışkanlıklarımı, bir bir özenle keyifle seçtim evet, ve evet onları feda etmeliyim.
*
Reyting icad oldu mertlik bozuldu!
İngiliz ITV’nin kanallar direktörü David Liddiment şöyle söylüyor:
“Beklenmeyen şeyler, gördüğü ana kadar halkın onu istediğine dair fikrinin olmadığı programlar için bir yer olmalı, yeteneğe fırsat veren bir yer!”
*
BBH ajansından John Hegarty : “Sözcükler, iletişimin engelleridir.”
Biçare Yunus ne bile, ne kara okudu, ne ak!
*
Hesabı tutan kadınlardır
*

Ne Hissediyorsun?

Ne hissediyorsun?

Bu soruyu sıkça duyalım artık, özellikle çocuklar duyabilsinler, tabi ebeveynler, öğretmenler, bilgisayar oyunu çocuk programı kurgulayanlar kullanıyorsa duyabilecekler. Bu soruya alınacak cevap soruyu duymak kadar önemli değil. Ne hissediyorsun sorusu çocukların yeni gerçekliği yaratmalarındaki öncelik sırasını belirleyecektir.

Düşünceler duyguları oluşturur ancak hisler üzerinde kontrol sağlayamaz. Altı duyumuzu her an kullandığımızdan emin olalım, çocuklara örnek olalım.
Sorularımız şöyle olsun örneğin:

“Kokusu nasıldı?” “Dokusu nasıldı?” “Sesi ne hissettirdi?” “Rengi nasıl geldi?” İçine gelen his neydi?”
Bu soruları duydukça çocuk, kendini -tüm bedenlerini- o anda duyumsamaya çalışacaktır. Doğru-yanlış  cevabı yoktur bu soruların. Anda uyanıklığı geliştirici kolay bir yöntemdir. Deneyin, arkadaşlarınız üzerinde, yakınlarınızda zevkli bir oyun gibi deneyin lütfen.

Borgen Dizisi

Danimarka yapımı bir dizi, 2010’da başlamış ve maalesef ben ancak digitürke gelince seyretmeye başladım. Danimarka başbakanı olan bir kadının çevresinde geçen konu, ABD politikalarına karşı ve sosyalist bir bakış açısını yansıtıyor. Amerikadan ve tabi onun özentisi memleketimizden bakıldığında sanki ütopik bir dünya gibi görünüyor 🙂
İngiliz dizileri gibi biraz  yavaş ve doğal, her bir yanı manken dolu değil. Gerçek insanlara bakarmış gibi olunuyor. Hele az önceki dördüncü bölümün büyük kısmı Grönland’da geçiyordu. Daha önce Botswana’da geçen bir kadın dedektiflik bürosu dizisi vardı, onun sayesinde Botswananın yerini öğrendim, insanlarını kültürlerini, bakış açılarını… O da ABD politikalarına karşıydı. Gerisi çekildi mi bilmiyorum ama türkiyeye gelmedi.
Borgen’de, sözü edilen bi çok şeyin yaşandığını göreceksiniz 🙂
EK: başbakan taksiye biniyor, evinde hizmetçi bakıcı vesaire yok, iki çocuğuna üniversite öğrencisi bir kız part time bakıcılık yapıyor. Sadelik diz boyu.

Cumartesinin BAK’ı

Dün yapılan BAK uygulamasında; “Tatminkar ve sürdürülebilir ilişkiler kurulamamasının sebepleri” soruldu.
Cevap özetle şöyleydi: “Çocuk şu an ve burada yaşıyordu ve meraklıydı, erkekler çocuk gibiydi ve hemen önlerinde kontrol etme kaygısı vardı. Kadın ise kayıtsızdı ve anne öğretilerine yakındı. Hisler ritm duygusuyla ortada dolaşıyor tüm rolleri harekete geçiriyordu. Zihnen edinilmiş bilgiler sıkıntılıydı ve ağlayarak duyguya dönüştüğünde hisleri yanına çekti. Hisler ondaki bu karmaşayı-sorunu çözmek için onu şu an ve buradaya sürükledi ve onu tatmin etmeye adadı kendini,  ve sonuçta uyuştu ve hareketsiz kaldı.”
Oyundan önemli cümleler:
0-6 yaş anne öğretisi: Ben her yerdeyim
Kontrol etme isteği: kaygılıyım korkuyorum
Erkek: Kadının bizimle ilgilenmiyor, dışarılara bakıyor.
Çocuk: Hisleri dikkatle izliyor ve bunu neden yapıyorsun diye soruyor. Şimdi ve buradan herkesi iyi görebiliyorum, herşeye hakimim.
Kadın: Her şeye kayıtsızım, havaya giremiyorum
Hisler: Her şeyde bir ritm var, döngüler var, birden atmışa kadar, sonra yeniden başa döner.
Zihnen edinilmiş bilgiler: farkındalıksız olarak şu an ve buradaya yerleşti. Onun varlığı hisleri uyuşturdu.