Deep Web

Geçen gün bir arkadaşın sayesinde öğrendim bu konuyu.. Elbette merak ettim ama girip bakmaya da cesaret edemedim.. Bu konuda bilgisi olanlar veya yeni olacak olanlar, sizler ne düşünüyorsunuz?

Aşağıdaki yazı ve ekşisözlük yorumları konu hakkında detaylı bilgi verecektir;
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=29409772
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=29633244
Resim 2
Resim 3
Resim 1

İnternetin Karanlık Yüzü: Deep Web

Deep Web, yani Derin Ağ internetin nereden baksanız girilmeyen çok büyük bir kısmını kapsamaktadır. Girilmemesinin sebebi ise arama motorlarında Deep Web’in içinde tuttuğu sitelerin görünmemesidir. İnternette bir şeyler aramak okyanusa bir ağ atmaya benzer. Bu ağ ile pek çok şey yakalayabilirken, bilginin çoğu derinde kalır. Bunun cevabı oldukça basittir; İnternet verilerinin çoğu dinamik sitelerin içerisinde bulunur ve standart arama motorları asla onları yakalayamaz.

Dünya çapında bulunan bilgilerin 400-500 kat fazlası Deep Web’de bulunur. Deep Web üzerinde bulunan halka açık bilgilerin toplamı 7,500 terabyte kadardır. Normal internet üzerinde ise 19 terabayt kadar bilgi vardır. Deep Web’in içerisinde neredeyse 550 milyar tane döküman bulunur, normal internet ise sadece 1 milyar kadar barındırır. 200,000 adet Deep Web sitesi vardır. En büyük 60 Deep Web sitesi 750 Terabyte kadar bilgi barındırır, sadece bu siteler yüzey internetini geçerler. En önemlisi ise Deep Web’de aradığınız her şeyin cevabını bulabilirsiniz.

Yüzeyde kullandığınız internetin altında Deep Web olarak adlandırdığımız Derin Net’in neden “Derin” olduğunun ise bir sebebi var. Burası genel olarak Hacker’ların, Bilim Adamlarının, Uyuşturucu Tüccarlarının, Astronomların, Katillerin, Fizikçilerin, Devrimcilerin, Hükümetin, Polisin, Federallerin, Teröristlerin, Sapıkların, Data Tüccarlarının, Kaçakçıların ve buna benzer pek çok insanın kullandığı bir yer. Görebildiğiniz gibi, ahlak skalası oldukça geniş bir mekan.

Fakat böyle olmasına karşın Deep Web oldukça zengin bir içeriğe sahip. Anonim olarak istediğiniz şeyleri öğrenebileceğiniz oldukça önemli bir kaynak, belki de en önemlilerinden birisi çünkü Deep Web’de bilgiler gün ve gün değişiyor, eğer doğru kanalları kullanmayı öğrenebilirseniz ve tedbiri elden bırakmazsanız normal internet kullanıcılarından oldukça ötede bir yere sahip olduğunuzu göreceksiniz.

Peki ama bu ne anlama geliyor? Normal internete yeni düşen bilgileri daha erken öğrenebilmek, istediğiniz sektörün içinden daha hızlı bilgi edinmek, trendleri daha yaratılmadan takip etmek veya yaratmak, genel olarak toplumun bir adım ötesinde olmak anlamına geliyor.

Fakat bilmeniz gereken bir şey var ki, bu oldukça ciddi ve tehlikeli bir dünya, içerisine bir kere girdiğinizde karşılaştığınız bilgiler başınızı döndürebilir ve daha fazlasını kazmak isteyebilirsiniz. Ne kadar fazla derine giderseniz o kadar fazla kaptırıp kaybolabilirsiniz, bunun yanında Deep Web virüslerin yaratıldığı, komploların kurulduğu ve türlü türlü pazarlığın, çekişmenin yaşandığı bir yer, yani anlayacağınız gerçekten tehlikeli, bu sebeple önleminizi almanız sizin için çok iyi olur, her ne kadar anonim olmanız garantilense bile hiç bir şeyin garantisi yoktur.

Deep Web kanunsuz bir yer, bunun sebebi orada bulunan bilgilerin çoğunun kişisel sunucularda tutuluyor olması ve bu sunucuların korunması için sahiplerinin ellerinden geleni yapıyor olması. Bu demektir ki Deep Web’de hemen hemen aklınıza her türlü illegalite ile karşılaşabilirsiniz. Bunların başını Çocuk Pornosu, Terörist Ağları, Uyuşturucu Ticareti, Kiralık Katiller, Silah Ticareti ve buna benzer tonla şey çekiyor.

En önemli şeylerden birisi Deep Web’i kullanmadan önce İngilizce biliyor olmanız çünkü orada bulunan içeriğin neredeyse yarısından fazlası İngilizce. Girmeden önce de her türlü tedbiri almanız sizin için iyi olur, bunların başında Proxy geliyor tabii ki.

Girmek için ne yapmalısınız peki? Öncelikle Hidden Wiki denilen bir ansiklopediyi bulmanız lazım. Buradan istediğiniz içeriğe ulaşmak için şansınız oldukça yüksek. Deep Web’de dönen alışverişe dahil olmak için, yani bir şeyler alabilmek için orasının para birimi olan Bit Coin’lere sahip olmanız lazım. Normal para karşılığı edilebileceğiniz bu Bit Coin’ler insanların birbirini koruması için gerekli, korunmak için gerçek para kullanmıyorlar, Bit Coin ise gerçek paranın orada ki karşılığı oluyor.

Deep Web’e girmek için Tor Network denilen bir program çekmeniz gerekiyor, bunu çektikten sonra içinde gelen özel Browser ile Deep Web üzerinde gezmeye başlayabilirsiniz fakat unutmayın, Deep Web’de gezebilmek için Deep Web adreslerini bilmeniz lazım, bunun için Hidden Wiki’nin sürekli değişen, güncel adresini bir yerlerden edinmelisiniz.

Son olarak, Deep Web’de bulacağınız bilgilerden korkmanıza gerek yok, bilgiler orada, onlarla ne yapacağınız tamamen size kalmış.

Kaynak

İlişkilerdeki Yaş Farkı

İlişkilerdeki yaş farkı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ilişkinin geleceği için belirgin bir tehdit mi, yoksa avantaj mı? Bir kadın ya da bir erkek yaşça kendisinden çok büyük ya da çok küçük bir erkekle veya bir kadınla ilişki kurarsa mutlu olabilir mi? Kadın kaç yaşında olursa, erkek kaç yaşında olmalıdır, kaç yaşa kadar normaldir? erkek genç ise, kadın kaç yaşında olmalıdır, kaç yaşa kadar normaldir?

 Birçok kadın  yaşı ilerlemiş erkeğin, hayat deneyimiyle kazandığı birçok şeye sahip olduğunu belirterek,  yaşı ilerlemiş erkeğin kazançlarını düşündüğünde onları güvenilir bulduklarını söylüyor.Bu bana bir ebeveyn ilişkisini anımsatıyor. Tarihte Abdülhak Hamid ve Lüsyen aşkı buna örnektir.  Ben çevremde ise, genç kızların yaşıtlarıyla anlaşamadıklarını, onları çocuk gördüklerini görüyorum.

Piyangodan ne çıkarsa onun rüyası

Uyanmış iniyor rüyanın öte yakasından aşağı.
Victor Hugo

… Özgür irade duygusunun yitirilişiydi bu tehlike. Olanı inkar ettikçe, olmayanın pençesine düşerdi insan, boşluğu doldurmak için hep birden üşüşen zorlantıların, fantazilerin ve dehşetlerin pençesine düşerdi, bunu biliyordu.
Ama boşluk oradaydı.Bu hayat gerçeklikten yoksundu; yaratmaya hacet olmayan yerde yaratan rüyanın kumaşı epriyip gitmiş, delik deşik bir şeye dönüşmüştü. eğer var olmak buyduysa, o boşluk belki çok daha yeğdi. Bu canavarlara ve aklın ötesindeki kaçınılmazlara boyun eğecekti. Eve gidecek, hiçbir ilaç almadan uyuyacak ve piyangodan ne çıkarsa onun rüyasını görecekti.

*

.. Mevcut haliyle bütün dünya benim tarafımda olmalı, çünkü onun büyük bir kısmını da rüyamda görerek bizzat yarattım. Eh aslına bakılırsa o da pekala benim tarafımda. Yani ne de olsa ben onun bir parçasıyım. Ondan ayrı bi şey değilim ya. Yeri arşınladığımda yer benim tarafımdan arşınlanıyor, havayı soluduğumda onu değişiriyorum, dünya nasıl benimle bağlantılıysa ben de her şeyimle sonuna kadar bağlantılıyım onunla.

*

“Bilinç altından korkma sakın! Kabuslarla kaynaşan karanlık bir lağım çukuru değil o. Hiç alakası yok! Sağlığın, hayal gücünün, yaratıcılığın pınarıdır bilinçaltı. Bizim adına ‘kötülük’ dediğimiz şey uyugarlığın, onun kısıtlamalarının ve baskılarının bir ürünüdür asıl; bunlar kişiliğin kendini özgürce, kendiliğinden ifade etmesini engeller.”

*

“Gerçekliğin ruhumuz bile duymadan belki de sürekli değiştiriliyor, yineleniyor olduğunu-ama bizim bunu bilmediğimizi, bu bilgiye yalnızca rüyayı görenin ve rüyadan haberdar olanların vakıf olduğunu düşündünüz mü hiç?”

Ursula Le Guin X rüyanın öte yakası

*

“Bir yıldız için  nebula neyse düşünce için o olan gündüz düşü, uykunun yanı başında konuşlanır ve uykunun sınırı olarak onunla yakından ilgilidir. Yaşayan saydamlıklarla dolu bir atmosfer: İşte bilinmeyene bir başlangıç. Ama onun ötesinde Mümkün Olanlar Diyarı uzayıp gider, hem de uçsuz bucaksızca. Başka varlıklar, BAşka gerçeklerdir orada olan. Doğaüstü bir yanları yoktur, sonsuz doğanın esrarengiz devamıdırlar yalnızca… Uyku Mümkün Olan’la temas halindedir, ki ona olası olmayan deriz.Gecenin dünyası bir dünyadır. Gece gece olmaklığıyla bir evrendir. … Bilinmeyen dünyanın karanlık şeyleri, ister hakiki iletişim yoluyla olsun, ister uçurumun erişilmez uzaklıklarının hayali bir büyüteç altında büyümesi yoluyla olsun insana komşu oluverirler… ve uyuyan kişi, tam olarak görmeden, hepten bilinçsiz de olmadan bir anlığına o yabancı hayvansallıkları, tuhaf bitki örtülerini, korkunç ya da parlak solgunlukları, hayaletleri, maskları, siluetleri, çok başlı yılanları, karambolleri, aysız ay ışıklarını, muğlak mucize bozumlarını, karanlık derinliklerde serpilip büyüyenleri ve ortadan kaybolanları, gölgede süzülen şekilleri- adına Rüya Görmek  dediğimiz ve aslında görünmez bir gerçekliğin yakına sokulmasından başka bir şey olmayan bütün o gizemi görür. Rüya Gece’nin akvaryumudur.”

Victor Hugo

SÖZCÜK EVİ VIII/Koridor 46/ 71.Oda DÜŞLERİN TAHTA ATI

La Sybille’i beklerken, burada, Cortazarla birlikte Paris’in orta yerinde, cebimizde göçmen oluşumuz dışında birkaç bozuk para, bir iki jeton ve sümüklü, lekeli, buruşmuş, muhakkak daha önce kullanılmış peçetelerimizle yeniden henüz akan burnumuzu sileriz, hava soğuk olmalı..Sek sek bir Tibet yolculuğu içimizde…gelecek olmalı La Sybille’i Cortazar’ın, A. İlhan’ın Belma Sebil’i ile birlikte…Seni ben Kallavi sokağında gördüm diyor şair…şair olmanın evreni katlanılır ve gerçeküstü bir yer kılma becerisi üzerine yapılan sohbete küçük bir grup katılımcı eşlik ediyor….Düşler diyor incecik, herhangi bir şeyin buğusu, tütsüsü gibi bir kadın; düşler tahtadan yapılmış bir attır diyor…sizi eğlendirir, oyalar, heyecanlandırır, zamandan ve mekandan kopartır ancak bir yere götüremez…Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor diyor kesinlikle bir şairden çok fizikçi edası olan bir adam…gözlük çerçeveleri kemikten….evrenin ilk gününden beri burada, bu odadaymış gibi emin kendisinden ve varlığının izafiyetinden bu odanın…Buğu hanım tırnaklarına bakarak konuşmasını sürdürüyor..iki elini birbiri içinden geçirmek suretiyle tek el yapmış, on parmaklı ve on parmağa ait on tırnaklı bir ele bakarak….hıh…düşlere sahip olamazsınız, sadece içlerinde ikame edersiniz diyor…tabi bu yer değiştirmeye ilerleme diyecekseniz o başka diyerek fizikçi görünümlü şairin doğrudan gözlerine bakıyor…Cortazar, taşı bir sonraki kareye itelemekte…Ansızın “ya siz?” diye soruyor Buğu hanım…Burada hiçbir şey düşünmeden la sybille’i bekliyorum, eşlik ediyorum Cortazar’a desem sanırım yeterince nazik olmayacak zira bu sohbetin ne zaman başladığını bile bilmiyorum…kapı aralıktı Cortazar koşarak içeri dalınca onu burada bulabileceğimizi düşündük…düşündüm…sanırım yok. Ama gelecek…olmalı..La Sybille gelinceye kadar sek sekte gökyüzü hanesini bulur Cortazar beni sinir eden umursamazlığı ile…

Ya siz? Ne düşünüyorsunuz düşler hakkında? Ben torbadan çekilen kelimeleri seviyorum..koşulsuz ellerimizde duran…oyuncu ve çağrışımlı…bana istediğini yaptırmayan, istediklerimi kesinlikle yapmayan, kendi doğası, tınısı ile evrilen…tesadüfi ve umulmadığı kadar anlamlı sözcükleri seviyorum. Buğu hanımın ilgisini çekmiş olmalı ki cüceler minik bir çuha çuvalla yanımızda beliriyor… Şair tedirgin…kontrol biçimin vazgeçilmezidir diyor…Üzerinde çalışmalı, etüd etmeli diyor.. Buğu hanım ilk çektiği sözcüğe hayran hayran bakıyor…”kabuk” nedir diye soruyor… Tenimizdir ve bizim bir mandalina ile olan ortak yanlarımızdan biridir diyorum…

İnanç?

Herhangi bir peygamberle aynı devirde yaşasaydınız ve onun tebliğine şahit olsaydınız, ona inanmanızı ve bu adam doğru söylüyor demenizi sağlayan şey ne olurdu?

Aslında bu soru bile, soruya konu edilen özneyi (yani bizi) tarihselliğinden soyutladığı için irrasyonel bir muhteviyat kazanıyor biraz, farkındayım.

  1. yüzyıl sahabilerini veya müşriklerini, 14 veya 20 asır evveline götürmek ve o günün insanıymış gibi muhakemede bulunmalarını beklemek saflık olur.

Tabi hal böyle olunca, şöyle bir soru daha beliriyor ister istemez:

E hadi o zamanın insanı anlasın diyeydi, sembolikti, vesaire..

Peki ya 20. veya 21. yüzyıl insanı neden bir peygamberi hak etmez?

Sıkıntı nerde?

Tekrarlamaya gerek var mı?

Şu güzelim, bilgi dolu (:) modern insan, nası bi hikmetle ve en yenisi 1400 yıl evveline ait bir yazılımla davet edilir hak yoluna?

Tercüme, fıkıh, kelime kökü, sahih hadis, zart, zurt.. Bu tür parazitleri saymıyorum bile.

Biz niye hak etmiyoruz yahu, Peygamber Tanju veya Nebi Berkant aracılığıyla tanrının şu çağda bize seslenmesini?