-
-
5 Ekim, 15:00 – 7 Ekim, 16:00
-
-
Rüya kampı, üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isimdir.
Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.
Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan üçüncü “Rüya Kampı” hakkında detaylı
bilgi vekayıt olmak için lütfen [email protected] adresinden bizimle iletişime geçiniz.Kamplara yalnızca 3 kişi alınabileceği için kayıt açısından talep tarihleri öncelikli olacaktır.
Etkinlik programı:
Cuma günü
15.00 Yerleşme, havuz ya da denize girme, dinlenme
18.00 Çay kahve eşliğinde ikindi sefası
18.30 Yaşam Tasarımı hakkında bilgilendirme ve kişisel dosyaların katılımcılara takdimi, sorulara cevaplar
20.30 Akşam yemeği
Cumartesi
08.00 Deniz kıyısında yürüyüş ve yüzme
09.00 Kahvaltı
10.00 Rüyalar konusunda genel bilgilendirme, rüya çeşitleri ve uygulamalı çalışma
14.00 Öğle yemeği
15.00 Dinlenme, güneşlenme-havuz
17.00 Kişisel rüya analizleri ile soru sorma sanatı uygulamalar
20.00 Akşam yemeği
21.30 Karamürsel şehir merkezinde gezinti veya katılımcıların isteği doğrultusunda bir BAK (BirleşikAlan Kullanımı) oynanacak. BAK nedir: https://blog.sonsuz.us/?p=4102Pazar
08.00 Deniz kıyısında yürüyüş veya yüzme
09.00 Kahvaltı
10.00 Katılımcıların rüyalarının analizi, uygulamalı çalışma, sorular
14.00 Öğle yemeği
15.00 Ayrılma saatine kadar havuz ve denizToplam 13 saatlik yoğun bir çalışma ve yanı sıra keyifli bir ortamda hafta sonu geçirmek için rüya konusuna özel ilgisi olan arkadaşlarımıza dikkat çekici bir fırsat sunduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle sağlık ve farkındalık konusunda eğitmenlik yapan kişiler, psikologlar için danışanlarına büyük yardımı olabilecek bir sistem olduğunu da belirtelim. Daha önce bu eğitimi alan arkadaşlarımız, çalışmalarında kullandıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını belirtiyorlar.
Rüya eğitmenimiz Sibel Atasoy hakkında bilgi:
https://blog.sonsuz.us/?page_id=2Bu etkinlik için bir kişilik yerimiz mevcut
Yeni Dünyaya Geçişte Kadının vizyonu
Öncesi için tıklayınız
Kadınlara düşen büyük bir vizyon var; çocuklarının 0-4 yaş eğitimi… Bu hayati bir durumdur, tüm insan uygarlığı için en önmli şey. Eğer kadınlar bunu nasıl yapabileceklerinin ayırdına varır iseler ve keskin bir kararlau ygulama geçerseler, tüm dünya yalnızca bir (yazıyla bir) jenerasyonda değişir. SİHİR GİBİ
Çözümü bilen kadınların çoğalmasını sevinçle izliyorum, umarım çocuklarını ( ya da torunlarını) bu aydınlanmanın ilk jenerasyonu olabilecek biçimde yetiştirecekler.
Erkekler eğitim konusundan nerdeyse çıktılar. Anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin hepsi kadın. Ama neden çıktılar? Çünkü kadınlar artık kadın değil, erkekleştirildiler ve bu halleriyle altın döller yetiştiremezler.
Nedir o halde erkekleştilmek? Bunu ciddi olarak düşünün kadınlar, canlarım, bunu lütfen titizce yapın.
Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız (ki ben ve benim gibiler de bilmiyordu) Kurtlarla koşan kadınlar kitabını alın bir okuyun. Çevrenizdeki kadınlara alıcı gözuyle bakın, hala 1000 yıllık buğday gibi olanlara raslarsanız ona sarılın, gözlem yapın inceleyin onları.
Hürrem sultanlar, benim ailemde, senin ailende, komşum, annem, teyzen, halaları, her yer onlarla doldu. 3000 yıllık titiz bir planlamanın sonucu ya da korkunç bi yanlış anlamanın.
Siz sadece domatesiniz, buğdayınız, mısırınız mı GDOlandı sanıyorsunuz :(((
Yukarda olan aşağıda, içte olan dıştadır.
Bi yerlerde sapma olduysa, düzeltebilme şansımız var demek ki, bu (bin yıllık buğday ve 12000 yıllık işlenmiş buğday bulundu!) zamanda yolculuk şansıdır.
Uyanın! Erkekleri taklit etmekten vaz geçin, onları şefkatle sevin. Hemcinslerinizin bilgeliğini takip edin, birini, herhangi birini alın örneğin, üstüne düşmüş gölgeleri şöyle azıcık elinizle kenarlara itin, bakın göreceksiniz altında parıldayan güneşi.
Uyanın, uyanın kadınlar.
Ben uyandım bu kabuslu rüyadan. Kadınların dehaları gözlerimi kamaştırdı. Ve işte ben uyandım.
Birden olmadı yirmi yılda etap etap uyandım.
Dünya için ümitsizliğe kapılmaya gerek olmadığına uyandım.
Gidişatı düzeltmenin sırrına vakıf olduğumuza uyandım.
Her bir kadının bacaklarına bağlı el değmemiş GDOsuz tohumları gördüm de uyandım.
İşte coşkuyla doluyum şimdi.
Uyanmayanları da çağırıyorum, nazikçe tık tık diyorum. Rüyadan hızla uyanmak zarar verebilir, yavaşça nazikçe dokunuyorum.
Uyanın kadınlar.
Sığlık ve derinlik, birbirini var eder. Dünya ortalamaya çeker.
Böylece perde açılır, oyun başlar.
AŞK BAHÇESİ
William Blake
Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.
Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.
Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.
Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde “Sen Yapmayacaksın,” yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.
Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.
Çeviren: Vehbi Taşar, 8 Ağustos, 2006
RUH HUZURU
İyi bir şeydir insanın uzaktan bakabilmesi hayata,
Ve anlayabilmesi hayatın kendini nasıl algıladığını,
Ayakta kalabilen, atıldıktan sonra tehlikenin kollarına,
Fırtınalarda ve rüzgârlarda yolunu bulabilmiş birisidir.
Ama güzelliği tanımış olmaktır daha da iyisi,
Bütün bir hayatın düzeni ve yüceliği olan güzelliği,
Harcanan çabaların zahmeti mutluluğun kaynağı olduğunda,
Ve bilmek, zaman içindeki onca zenginliğin adını.
Yeşillenmekte olan ağaç, dallarla örülü zirve,
Gövdenin üstündeki kabuğu saran çiçekler,
Tanrının doğasından gelme bir hayattır hepsi,
Çünkü üzerlerine eğilmiştir göğün bütün rüzgârları.
Ama meraklı insanlar kalkıp sorduklarında bana,
Bütün bunları hissedebilme cesaretinin anlamını,
Ne olduğunu kaderin, yücenin ve kazancın, derim ki
O zaman, hem yaşamak, hem de düşünmektir yaşadığını.
Eğer doğa yalın ve dingin yaratmışsa birini,
Bu bir uyarıdır insanoğluna neşeyle bakmam için,
Neden? Çünkü korkutur bilgeleri bile açıklık dediğin,
Ancak başkaları da gülüp şakalaşıyorsa tadabilirsin neşeyi.
Erkeklerin ciddiyeti, zaferler ve tehlikeler,
Kültürden ve bilinçten kaynaklanmadır bunların hepsi,
Hedef ise tektir: İyilerin en yücesi,
Kendisini varlığıyla ve güzel kalıntılarla belirler.
Bir seçkinler topluluğudur sanki bütün bunlar,
Onlardandır ne varsa anlatılmaya değer ve yeni,
Hiçbir zaman kaybolup gitmez eylemlerin gerçeği,
Tıpkı yıldızlar gibi, yaşam da görkem ve neşeyle parlar.
Gözüpek eylemlerdir yaşam denilen,
Yüce bir hedef, uyum dolu bir devinimdir,
Atılımlar ve adımlardır, mutluluk kaynağı erdemdir,
Ciddi iştir, ama katıksız gençliktir buna rağmen.
Pişmanlık ve geçmiş, bu yaşamda,
Temsilcisidir farklı bir varoluşun, biri yolunu
Açar zaferin, huzurun ve çekilmiş
Ne varsa yüce alanlara;
Ötekiyse sürükler işkencelere ve buruk acılara
Yaşamı hafife alanlar yıkılıp gittiklerinde,
Ve imgeyle yüz dönüştüğünde
İyi ve güzel davranamamış birinin yansısına.
Bir yanda algınabilirliği canlı varlığın,
Öte yanda kalıcılık, insan eliyle,
Neredeyse bir ikilemdir, biri adanırken yalnızca
Duygulara, ötekinin yolu uzanır acılara ve yaratıcılığa.
Friedrich HÖLDERLİN
Çeviri: Ahmet CEMAL
Kurgucular-Curiosalar
Dünyamız, gelecekte bol kanlı savaşlar hayal edebilen kurgucularla dolu ve üstelik bunun “gelecek” olduğuna inanmamızı bekliyorlar. Komik! sa
*
Tiyatro ve sinema, şamanın tedavi yönteminin uzantılarıdır. sa
*
-Deri nedir Sibel?
-Beni bütünden ayıran sınır.
-O halde?
-İsim deridir.
*
Sorunuzu netleştiremediğiniz takdirde cevapların karmaşık olacağı barizdir. sa
*
Büyük özen ve merakla incelemek demek, nerdeyse dayanılmaz olan ayrıntıya dalma eğilimine karşı koymak demektir. DJ
Çok anlaşılır ve basit duruyor değil mi? Oysa böylesi bi duruma ulaşmış insan (ölmüşler ve canlılar hepsi) şaşılacak derecede azdır.
Sebebi ise muhtemelen insanlardaki eski büyücü tarzının baskın çıkmasıdır.sa
*
Okuduğum en güzel bilimkurgulardan olan Hiçi Destanı üçlemesine gördüğünüz yerde el koymanızı öneririm. Eski kitaplardır her an bi yerlerde önünüze çıkabilir. Öylesine güzel birkurgudur ki anlatılanların bi yerde gerçekten olmakta olduğuna inanırsınız. Elimdeki işleri bitirdiğimde onları tekrar okumam gerektiğini hissediyorum. Gerçekten bilimkurgu yazarları içinde dahiler var. Ve nedense bu bana tuhaf bi sevinç ve gurur veriyor.
*
Hayaletler hep bizimle, ister gör ister görme fark etmez.
Bunu ispat edebilirim, saatlerce yazıp, örnekleyebilirim ama bence bu hiç de neşeli olmaz. Kurgu gibisi yoktur, hadi açın stardust (yıldız tozu) filmini bu akşam, tam da film havası zaten, uzanın koltuğunuza ve görün hayaletlerinizi.