Öğrenme azmi

Ben ilkokulun sonlarına kadar filan kayısının ismini zıkkım olarak biliyordum!
Çok sonra bu ortaya çıkınca anneme sorduk o da çok güldü. O kadar çok sormuşum ki bi gün, bu ne dediğimde annem de kanter içinde “zıkkım” demiş ve ben öğrendiğim için rahatlamışım :))))

*

İlla ki keseceksiniz de bari dik açılar olmasın, amorf filan kalsın öğretmenim, annecim, ninecim.

*

Hisle duygu arasındaki benzerlik ve farklar nelerdir?

Hislerin zihin yoluyla manipüle edilemediğini sanıyorum, neyse odur. Duygular ise suni olarak düşünceler tarafından oluşturulabilir, hatta hareket geçiriş şifresi belirlenip davranışlarımızı belirleyen organımıza yerleştirilebilir, artık ne zaman o şifre söylense o tür duyguyu hissetmemiz kaçınılmaz olur. Hisler ve duygular TDK sözlüğünde bile karışmış durumda, başka tür kelimeler bu kadar karışmazken bu iki kelimenin böyle birbirinin yerine ikame eder pozisyonda bırakılmalarını doğrusu kazayla açıklayamıyorum şu an.

**

Büyük bilgeler, bilgeliği korumak için onları çocuk hikayesi gibi görünen şeylere sakladılar. Mutwa
Hikaye anlatıcısının sanatı, birçok bilgi seviyesini içerir ama en derin seviye “ebedi felsefe” adı verilen şeydir.  Ve belki de mitolojik bilgelik, çocuklara yönelik paketlenmek durumundadır; çünkü biz, tür olarak hala çocuk gibiyiz.

Işınlılar nedir?

Mikrofotograflar bugün baktim ve bu güzellik buldum- “büyüleyici” Mr Spock söylerdi 😉

Işınlılar ya da Radiolaria; ameböid hareket eden Protozoa altaleminin bir sınıfı ya da Protista aleminin bir şubesidir.

Genellikle küre şeklinde, her tarafa uzanmış ince yalancıayakları olan, daha çok sıcak denizlerde bulunan silisten oluşmuş kabukları bulunan planktonik canlılardır. Hepsi denizlerde yaşayan, heterotrof canlılardır. En büyük özellikleri; vücutlarını iki bölgeye ayıran bir iç kapsülün bulunmasıdır. İç tarafta kalan kısım, endoplasma, dış kısım ise; ektoplasma olarak adlandırılır.

Işınlıların çoğunda silisyum dioksitten yapılmış iskelet bulunur. Başlıca iskelet elemanları; iğneler, dikenler ve uçları dallı ya da çatallı çubuklar ve değişik şekillerde delinmiş kürelerdir. Bunlar, kapsülün hem iç, hem dış kısmında bulunabilirler ve değişik kombinasyonlarla çok ilginç görüntüler oluştururlar. Bazılarında çan, vazo, kafes gibi şekiller alıp, simetrili görünmelerine sebep olurlar. Kabukları jeolojik devirlerde kalın katmanları oluşturmuştur.

Yalancıayaklar çoğunlukla filopot tipinde, her yöne doğru ışınsal uzanmışlardır. Işınlıların vurgan kofulları bulunmaz. Başlıca besinlerini kamçılılar, diyatomlar, ve küçük kopepotlar oluşturur. Çoğalmaları; ikiye bölünme ve çoğa bölünme şeklindedir.

Ernst Heinrich Philipp August Haeckel (d. 16 Şubat 1834, Potsdam – ö. 9 Ağustos 1919, Jena), yüksek rütbe sahibi Alman bir biyolog ve filozoftur.

Başlıca ilgi alanını evrim oluşturmuştur. Darwinin Almanya’daki çalışmasını ilerletmiştir. Organizmaların biyolojik gelişimi ve türlerin evrimsel gelişimi teorisini geliştirmiştir. Lamarck görüşüne yakın, Darwin’in görüşlerini benimsemiş bir bilim adamıydı. Biyogenetiğin temel yasasını oluşturdu. Artık geçersiz olduğu bilinen bu teze göre bireyoluş (gelişim) soyoluşun tekrarıdır. Şube ve ekoloji terimlerini ilk kullanan bilim adamı olmuştur.

Rüyalardaki Simge ve İmgelerin, Gerçek Yaşamdaki Payı Nedir?

Çok fazla rüya görmeyen biri olarak, son bir kaç ayda gördüğüm rüyaları zihnime kaydettim. İlginçtir, gördüğüm rüyaların yaşamımda bir çok olayla bağlantısını fark ettim. Rüyamda rastladığım simgesel objeleri gerçek hayatımda yaşadıklarımla mukayese edince epey şaşkınlık yaşadım. Tesaadüf olması da muhtemel elbette. Bir bağlantı olması da muhtemel. Sonuçta rüya, ben ve iç dünyam arasında bir bağ!

Acaba rüyada gördüklerimden etikeniyor ve gerçek yaşamımda gördüklerim doğrultusunda mı devam ediyorum?

Bu rüya konusu ne tür bir psikolojidir?

Bilinçaltımızın adeta bir uzay olduğunu düşünürsek, bu uzay ile iletişime geçmenin aracı rüya/rüyalar diyebilir miyiz?

delişey,

DON Juan ve Grubu

Amaçlarını, kartala yutulmadan özgürleşebilmek, üçüncü dikkat alanına ulaşmak şeklinde tanımlıyorlar. Fakat bence bunu nasıl başarmayı planladıkları daha önemli benim açımdan.

CC okuyan herkes bunu kendine göre anlamıştır ben sadece kendi anlayışımı söylüyorum: Bence onlar bu 17 kişiyle dünyanın küçük bir modelini çiziyorlar. Hepsi ayrı nitelik ve yönleri ve becerileri gösteriyor. Bunlar bir naguale teslim olarak (tamamen güvenerek) birlikte oluşturdukları yapıyı nötrleştiriyorlar. Hem kişisel özellikleri kaybolmuyor ama dışardan bakıldığında tıpkı nötronlar gibi yüksüz oldukları anlaşılabiliyor. İşte bu yüksüz yapıyı nagualin istenci ve kabiliyeti oluşturmuş oluyor. Yüksüz bi şey ise dikkat çekmeden bi yerden bi yere sıvışabilir 🙂

12 – EYLÜL-

12 EYLÜL = 650bin gözaltı – 210bin dava -7BİN KİŞİ İÇİN İDAM CEZASI İSTENDİ-517sine idam cezası verildi.50Sİ ASILDI- 300 kuşkulu ölüm-171 işkence ile ölüm-299 cezaevinde ölüm-14 kişi açlık grevinde öldü- 95 kişi çatışmada öldü-43 kişi intihar etti.

Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.39 ton gazete ve dergi imha edildi.30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.

KAÇINIZIN İLGİSİNİ ÇEKER BİLEMİYORUM AMA….


Fazlası için kaynak: http://www.gazetekucukcekmece.com/gundem/12-eylulde-ne-oldu-h9038.html

Fazlası için kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi