Maskelerimiz !

Patron her zamanki gibi yine kötü bir fıkra anlatıyordu .
Etrafını sarmış tüm çalışanları kahkahayı patlatmak için fıkranın son kelimesine odaklanmışlardı.

Fıkra bittiğinde çalışanlar atabildikleri kadar güçlü bir kahkaha attılar.
tek bir kişi hariç.

Patron ona sordu :
-fıkram çok güzeldi çünkü herkes güldü. Bir tek sen gülmedin. Neden ?
çalışan :
-çünkü ben yarın işten çıkıyorum ve bu fıkranızı da diğerleri gibi iğrenç buluyorum.
Diğerlerine gülmek zorundaydım çünkü siz benim patronumdunuz , ama artık gerek kalmadı !
Fıkranız berbat , diğerleri gibi…

dedi.

İyi Adam !

İyi olmaya çalışan biri ; özde kötü biridir!

iyi olmaya çalışan biri iyi olmak için çaba göstermektedir ve er ya da geç yorulup bu çabadan vazgeçecektir, çünkü bu kişi iyi olmak için kötülükle savaşmaktadır. Sonsuza kadar savaşmak doğamıza aykırı olduğu için
bunu sürdüremez.

Gerçek iyilik, çaba olmadan gelen iyiliktir.

Sonradan eklenen meziyetler yüksek erdemler bile , fazla tutunamadan düşer…
Çünkü bunların temeli zayıftır.

Evladiyelik

Bu deyimi yaşı büyük olanlar daha iyi hatırlayacaktır. Benim çocukluğumda satıcılardan sıkça duyduğum, ailemin de alışveriş yaparken çokca önem verdiği bir ifadedir “evladiyelik”.

Yani kullan kullan, evladın dahi kullansın anlamındadır.

Elbette her şeyde olduğu gibi alışveriş ve ticarette evrim geçirmiş evladiyelik ürünler ve deyimin kendisi rafa kaldırılmıştır. Şimdi moda “tek kullanımlık”, “kullan at” şeklinde ürünlerdir.

Ama asıl dikkat çekmek istediğim nokta “evladiyelik” kültüründe yetişen insanların evlerinin bir süre sonra “çöp ev” olmasıdır. Ne varsa biriktirip atmaya kıyamaz hale geliyorlar. Mala daha çok önem ve değer veriyorlar. Yeni nesil ise malı daha çabuk ve hızlı tüketip daha az değer veriyor.

Ben sanırım yeni nesilin tüketim anlayışına sahibim. Belki insanın geliriyle de yakından ilgilidir bu durum.

Eşzamanlılık üzerine

Eszamasal olaylar gûncel yasamin içinde ya fark edilmezler, yada rastlanti olarak geçistirilirler.Yasanan bir olay, verdigimiz bir karar çogu zaman dev bir olaylar zincirini olusturup, bir çok insanin yasamini etkileyebilir.iste Eszamansal Olaylar…

Not. Konuyu Laniakea romanı içinde etraflıca bulup değerlendirebilirsiniz, tıklayınız.

Ünlü Oscar ödüllü aktör Alec Guiness çok dakik olmasiyla taniniyordu. Normalde çalar saatinin çalmasindan birkaç dakika önce uyaniyordu. Çalistigi ve Londra’da kaldigi pazar günlerinde sabah 8:00’deki ayinde olabilmek için saat 7.20’de kalkiyordu, ayinden sonra da saat 9:50’de oturdugu yer olan Petersfieid’e giden trene yetisiyordu. Nasil olduysa oldu, bir pazar günü uyanamadi. Karanlikta odadaki saati 7.20 olarak gördü ve alelacele giyindikten sonra westminister Kathedrali’ne yetisti. Ayin basladiginda oradaki insan toplulugunun normalden fazla oldugunu fark etti. Vaazin ortasinda saatine bakinca saat 8:00 yerine 9:00 ayininde bulundugunu fark etti, bu nedenle de 9:50 treni yerine 10:50’deki trenle gitmeye karar verdi. Istasyona geldiginde, treninin geciktigini gördü. Normalde gittigi tren Londra’nin biraz disinda raydan çikinca ön vagon devrilmis ve kimseye ciddi bir sey olmamasina ragmen vagondaki yolcular hafif yaralanmisti ve Guiness trende ön vagonda oturmayi seviyordu. Arastirmaci Arthur Koestler, aktörün sadece bir saat yirmi dakika geç kalmadigim, ayni zamanda da saati de yanlis gördügünü belirtmekte. Eger bu böyle olmasaydi, belki ayine gitmemeye karar verebililir ve 9:50’deki kaza yapan trene yetisebilirdi.

Bilinçli rüya makinesi…

arkadaşlar ben bu konu üstünde çalışıyorum…bu beyne bağlanacak bi sistemle rüyaları kontrollü, daha gerçekci ve daha uzun görmemizi sağlayacak…bu kişisel deneyim ve araştırmalarım sonucu projeleşti diyebilirim…ama astral seyahat gibi metafizik uydurmalar değil tamamen bilim!

sizinle bu konuda tartışalım istiyorum buyrun hoşgeldiniz…xenix özellikle sen özel mesajım ulaşmadığı için burda tartışalım istiyorum.

not=özel mesajlarım ulaşmıyor sanırım yöneticiler lütfen bi göz atsın.