Klişeler

Hepimizin günlük yaşamda rastladığımız çoğu zaman sorgulamadığımız ama sorgulandıkça absürdleşen klişeleri bu başlık altında toplayacağımıza inanıyorum. Benim son bir haftadır derlediğim klişeler şunlar.

Geniş çaplı soruşturma: Bir olayın arkasından televizyonda haberlerde sıkça rastladığımız bir kalıptır. Fakat hiç bir zaman dar çaplı soruşturma yoktur.

Ülkemizin birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu şu zamanlarda… : Ne zaman birlik ve beraberliğe ihtiyaç duymadığı bir zaman var ki?

Yerine göre davranan, yerine göre giyinen: Yine izdivaç programlarında veya günlük hayatınızda çok karşınıza çıkan bir klişe. Nerede ne yapılacağını bilmeyenlerin yuvarlak cümleleri.

Adam gibi adam: Adam gibi adam isteyen kadınların sıkça söylediği fakat adam nedir dediğinde cevap veremediği (Veya yerine göre davranmasını bilen dediği) bir kalıptır.

Beni taşıması lazım
: Yine kadınlardan sıkça duyduğumuz ama ne anlama geldiğini hala çözemediğimiz bir klişe.

Her şey kontrol altında
: İnsanları sakinleştirmek adına uydurulmuş devlet adamlarından veya polis, asker gibi silahlı güçlerden bolca duyulan bir klişe.

Rüyalarla yeniden dirilmek

Rüyaların, içindeki muazzam ve haberin dahi olmadığı sen ile buluşmanı sağlıyor, bu büyük olanağın farkında mısın?
Yoksa o muazzam senin barındıklarıyla karşılaşıp alabora olmaktan mı çekiniyorsun? Eğer öyleyse bil ki, buzdağının görünen minik ucu olarak eriyip gidersin bu hayattan fakatbu kez tamamen hiçliğe karışamamak seni zamansız gibi zamanlarda yakalar.
Korkunun ecele faydası yok der atalar, en hayırlısı hala hayattayken ölüp yeniden dirilmektir.

**

Rüya görüşmeciliği yöntemi, insanların için olağanüstü bir aydınlanma ve şifalanma fırsatı sunduğu halde, bununla neden yalnızca bi kaç insan ilgilenir?
Bu sorunun cevabı oldukça basit; çünkü insanlar doğdukları andan itibaren “öğretme” denen dıştan yükleme türü eğitime tabi tutulurlar ve sistem onları bilginin dışardan alınacağına dair hipnotize eder. Böylece aslında alıcı/verici bir sistem olan insan mekanizması sadece tek yönlü çalışmaya başlar; cevaplar hep dışarda ve hazır sunulmalıdır insanlara. Bu hayat tarzı, dünya insanını tek yönlülüğe mecbur bırakır, içsel bilgeliğe uzanan diğer yönü kullanılmaya kullanılmaya pas tutar, yaratıcılık ve ayma kapasitesi ve bunun sağladığı doğal sevinç günden güne sönen bir ateş gibi ufalır.
Kullanılmayan uzuvlar beden bilgeliğince saf dışı kalırlar ve nesilden nesile giderek kaybolurlar.
Bu tespitlerim size bir şeyler hatırlatabildi mi?

Şaşırtıcı rüyalar

Şaşırtıcı rüyalar

9.10.03 de gördüğüm rüya

Büyük ve modern bir hastane ya da üniversiteye benzer bir yapının içinde küçük bir oda var. Burada bir iş ya da deneme yapıyorum; bu hem izinli hem de illegal gibi bir şey. Koridorlardan geçip odaya geliyorum içeri giriyorum, tam karşıda büyükçe bir fotokopi makinasını andırır bir alet var. Sol duvarda ise tam diktörtgen şeklinde duş kabinine benzer bir yer. Kapısı yok. Su yukardan aşağıya milyonlarca ince çizgi şeklinde, akmadan ve ses çıkarmadan iniyor. Bir çeşit ışık, hologramı çağrıştırıyor. Üzerimdeki elbiseleri çıkarıyorum o duş yerinde banyo yapacağım. Bu arada kapı çalınıyor. Aslında kapı açık olmasına rağmen kişi içeri giremiyor, ben çıplak olduğum için hafifçe aralıyorum. Babamın ben çocukken daha sinirleri bozulmadan önceki kilolu ve şakacı hali. Bana yönetimin araştırma sonuçlarımızı merak ettiğini, artık onlara bir açıklama yapmamızı beklediklerini söylüyor. Bu arada bana yardımcı olan genç bir kız varmış, onun sigortalı olup olmadığını da soruyorlarmış.

Her Güne Bir Şiir

Şiiri sevmenin bir önceki aşamasını çoktan geçtim. Kısa denemeler bile yaptım. Anladım ki; ben şiir olmadan bendeki şiircilik bitmez…:)

Mısralara aç, yazabilme duygusuyla kıvranan bu naçizhane kalemi elimden bırakmak istemiyorum. Olmadığım kadar iyi hissediyorum yazarken. Sadakatsiz davranıyorum bazen, köşe yazıları, politik yazılar, gündelik koşuşturma içinde unuttuğum mısralar, en ufak bir boşlukta hatırlatıveriyorlar kendilerini… 🙂 Tüm şair ve şiirlerine ulaşmak mümkün değil. Burada tanıştırılmak, tanıştırmak, tanışmak isterim.

Ben şiiri seviyorum…:)

Günaydınım,
Bu sabah yenice uyandım,
Bu sabah sevice uyandım,
Sana uyandım bu sabah…
Hem nasıl uyandım,
Evren parmak ısırdı bu uyanışa…
Günaydınım…:)
Ben, sana uyandım…

Muhammed ve Nietzsche

Her ne kadar farklı tanınsalar da aslında ortak yönlerinin çok olduğunu düşünüyorum. Bu yazımda ortak noktalarını yazmaya çalışacağım. Tarafsız bakan birisi ortak noktaları görebilecektir.

Her ikisi de tanrıları öldürmüştür. Ve bunu açıkça ifade etmişlerdir. Her ikisi de aforizmalarla konuşur ve kitaplarında bu aforizmaları etkileyici bir şekilde kullanırlar. Her ikisinin de felsefesinde ölümden sonra sonsuzluk vardır. Her ikisi de ideal insan davranışlarını ve biçimini tanımlamıştır. (Biri müslüman biri üst insan demiştir) Her ikisinin de kadınlarla ilgili sorunları olmuştur. (Aişe, Zeyd’in karısı Zeynep, Lou Salome)

Her ikisi de kendisini yüce bir noktaya taşımıştır. Her ikisi de bulunduğu çağın çok ilerisindeydi.

Ve her ikisi de ölümüne yakın, yakınları tarafından akıl hastası olarak görülmüştür. (bkz: [s:Kırtas hadisesi] )