Yasalar/düzen ve Doğal akış

Dünyada ne kadar çok tabu ve yasak olursa,
Bir o kadar yoksul insan olacaktır.
İnsanlar ne kadar şiddetli silahlara sahip olursa,
Devlet o kadar sıkıntıda olacaktır.
İnsan ne kadar çok kurnazlık ve beceri sahibi olursa,
İşler o kadar kusurlu görünecektir.
Ne kadar çok yasa ve emir göze çarparsa,
O kadar çok hırsız ve soyguncu olacaktır.

Lao Tzu

**

Bir asmanın, hırsızı ya da yoldan geçen arsız bir kişiyi kovaladığı görülmüş müdür hiç? Ama insan, toplumun eşitlik anlamına geldiğini unuttuğunda ve onu yasalarıyla bozduğunda, işte o gün hırsız doğdu.

Epiphanes

**

Dış yasalar, kurallar (şeriat), iç disiplini az olan ya da hiç olmayanlar için yararlıdır elbette ancak diğerleri için yaratıcılığı ve özgürlüğü boğan bir kabus haline gelir. Ve bütün insani evreler işte bu açık hapishanede sanki karşıtlıklar gerçekmişçesine bir delilik halinde yaşanır gider. sa

Sıcak Su Neden Soğuk Sudan Hızlı Donar

İngiltere’de Kraliyet Kimya Birliği, “Neden sıcak su, soğuk sudan hızlı donar?” sorusuna ikna edici bir yanıt verebilen kişiye 1000 sterlin ödül vadetti.
Bugüne kadar Aristo’dan Dekart’a ünlü filozofların bile yanıt bulamadığı, gündemde olan bu bilmeceyi, bakalım Sonsuzus’un zeki üyeleri arasında çözebilecek var mı 🙂

Kelimelerin rengi testi.

Herkesin malumudur beyin sağ ve sol lob olmak üzere ortadan ikiye ayrılır. Sağ taraf sanatçıdır.Sol taraf mantık ve dil üzerine uzmanlaşmıştır. Tabi bu aslında yüzde yüz böyle değildir.Ama genel olarak doğruluğu olan bir bilgidir. Aşağıdaki kartı hazırlayanlar beynin iki lobunun görev farklılığına dikkat çekmek istemişler.

Kelimelerin rengini söylemeyi deneyin ama düşünerek değil. Hızlıca ve seri bir şekilde söyleyin.

Sol taraf okumayı deneyecektir, sağ taraf ise rengi söylemeye çalışacaktır…ve zorlanacaksınız.Çünkü beynin iki lobunun bu konudaki görev paylaşımı farklı ve siz aynı anda ikisini birlikte çalışmaya zorlamış olacaksınız.

Bütünselliğe ulaşmak

Her kadının, ömrünün bir yerinde kurtlarla koşmayı hatırlaması gerekir. Bisiklet sürmek gibi asla unutulmayan bişeydir bu. Böylece kendi erilliğine kapı açan kadın, gerçek dişilliği de görür, artık bir erkek tarafından onaylanmayı beklemez, bütünselliğini ele geçirir.

**

Neye inanıp, neyi sık sık dilinize düşürüyorsanız, zamanın buna uyması kaçınılmaz olur; çünkü zaman sizsiniz.

**

Büyük bir şans eseri (ya da bilmediğim bir sebepten) konratım sona erdikten sonra(2003), Oyun Kuramını ve Bir Kadını Öldürmek kitabını yazdım. Bunlar yaşamın tüm mekanizmalarını deşifre ediyordu. Oyunların kaza ya da şans eseri (nerden bakıyorsanız birini seçersiniz) başladığını ve yine ancak bu sebeple sona ermezlerse sonsuzca süreceklerini söylemiştim (2004).
Ve bundan sonra derin bir can sıkıntısına kapıldım; çünkü mekanizmalarını bildiğiniz bir oyunun zevk vermeyeceğini sanıyordum.
Başlangıçı(tanrı) aramaya kodlanmış yaşamımın sona erişiyle serbest kaldım bir süre. Neredeyse her gün sabah uyandığımda yine yaşıyor olduğuma şaşırıyordum çünkü hayatın kendisi için işlevsiz kalmış unsurları eleyeceğini biliyordum. Fakat sonunda her gün yeniden doğmayı kanıksadım ve yaşam için hale işlevimden ümit kesilmemiş olduğunu anladım.
Bu kez kendimi yanlara açılmaya adadım. Bu ayrı bir serüvendir.
Şu an itibariyle o günkü sıkıntıya-boşluğa, kaza unsurunu başlangıç ve sona atfedişim ve oyun içindeki salınımını bildiğim halde göz ardı edişimin sebep olduğunu biliyorum. Bu küçücük ayrıntı ise devasa bir fark ortaya çıkarıyor; çünkü Oyun’un bildik mekanizmalarına rağmen onu sonsuzca gizemli hala sokuyor.
Ve bu gizem, yaşamdan zevk almak için yeter şartı fazlasıyla sağlıyor 🙂