İlk çağlarda insanlar, konuşarak anlaşmayı öğrenmeden önce, iletişimlerini el, kol,vücut hareketleri ve çıkardıkları tuhaf seslerle sağlıyorlardı. İnsanlık tarihinin başlangıcındaki uzun süreler, insanların bedensel hareketlerinden oluşan sözsüz mesajlarla yaşandı. Bireysel yaşama dayalı ilk çağ insanları, başka insanlara ihtiyaç duydukça,bedenleri ile gerçekleştirdikleri anlaşma yeteneklerini geliştirmek zorunda kaldılar.Beden dili, insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dili durumunda olmuştu.
Sözel olmayan işaretlerin doğuştan gelme, sonradan öğrenilme, genetik olarak aktarılmış veya başka bir şekilde edinilip edinilmemiş olup olmadıklarını anlamak için epeyce araştırma ve tartışma yapılmıştır.
Kanıtlar, sözel olmayan işaretleri görsel veya işitsel kanallardan öğrenmeleri mümkün olmayan kör ve sağırların, dünyanın dört bir yanındaki pek çok farklı kültürdeki davranışların ve en yakın antropolojik akrabalarımız olan maymunların gözlenmesinden elde edilmiş.