Evde Yemek ve İsraf

Arkadaşlar dışarıda,lokantada, yemek yemenin evde yemekten daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.Japonların da bu alışkanlık konusunda baya bir mesafe kat ettiklerini okumuştum.Lokantada yemek yemek birçok yönden avantajlı:
1-Alışverişten kurtuluyorsun,
2-Yemek hazırlamıyorsun,
3-Bulaşık yıkamıyorsun,
4-Artan yemekleri çöpe dökmüyorsun.
Sorularım:İnsanlar dışarıda yemek yerse daha çok zaman kazanır mı,dışarıda yemek yeme kültürü insanları daha çok sosyalleştirir mi?Dışarıda yemek yemeyi nasıl popüler hale getirebiliriz?
Yorumlarınızı bekliyorum iyi günler.

Sosyolojiden psikolojiye

Politika sevmiyorum, eskiden de sevmezdim. Sadece hayatı güzelleştirmenin mümkün olabileceğini umut ederdim, bunun yöntemlerini düşünür araştırırdım.

Bu kişisel bi tercihti, belki yapım uygun değildi. Biliyorsun taraftar olmaya yatkın biri değilim oysa politika nerdeyse tamamen taraftarlık üzerine inşa ediliyor. Evet, güzelleştirmeye kendimizden başlayalım toplum nasılsa buna uyacaktır diye düşündüm. O zamanlar daha toydum bi anlamda, örneğin evrelerden haberim yoktu henüz . Herşeyin birbirinin ilacı olduğunu ve bu denli müthiş bi bağ içinde olduğumuzun  bu kadar farkında değildim.

Şimdi biliyorum ki, her şey olabileceği şekilde oluyor; bu bir kadercilik anlamında değil, kişisel yetilerin maksimum kullanabilmesinden bahsediyorum. Eskiden bastırılmış bu denli duygu olduğundan hele de toplumsal olarak bunun daha da çarpıcı sonuçları olduğunu fark edememiştim. Çocukluktan beri sosyoloji, tarih, antropoloji severdim, fakat sanırım konuları incelerken bu işin insana ne kadar ve çaresizce bağlı olduğunu bilmiyordum. Ezcümle, evet sosyolojiden psikolojiye dönmüştüm hayatımın bi yerinde.

Her şey burada:fact and fiction

Her şey çift F arasında (ingilizcede); fact and fiction

Nilufer O: Turkcede de cift h arasinda, hakikat ve hikaye 🙂

Sibel Atasoy Çok hoş ,bravo ve teşekkürler nilcim, aslında ben fact’i pek de hakikat anlamında kullanmıyorum, daha çok eylem tarafı beni çekiyor. Velakin eylemin hakikat olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla 🙂

Nilufer O Serbest cagrisim yapti, ingilizce soldan saga dogru yaziliyor, factten fictiona, hakikat kelimesi ise koken olarak arapcadan geliyor, hakk’tan cikiyor ve hikayeye ulasiyor. Ve dediginiz gibi, hikayedeki eylem ( fiil) hali hakikati gosteriyor, hakikat eylem ayrilmaz ikili, cok tesekkurler bu idrake vesile oldunuz Sibel 🙂

Kadınlar neyin peşindeler?

Kadınlar neyin peşindeler? Gerçekten?
Eski biçilmiş roller hızla siliniyor, sanki bi merci tarafından yutuluyor veeeee bu boşluğa ne doluyor? Bi fikriniz var mı?
Sanırım artık insanları iki cinse bölmek de zorlaşıyor. Böylece toptan ve en sade şekliyle sadece insan diyebileceğiz herhalde.
“Sadece insan”ların eski tarz ilişkiler kurup sürdürmesi beklenemeyeceğine göre, her bişeyi yeniden inşa etmek gerekecek. Daha doğrusu o kendiliğinden inşa oluyor da bizler; özellikle gözlemci konumunda olan yazarlar, şairler, ressamlar, kurgucular yeni oluşumun ilk ipuçlarını bilerek ya da bilmeyerek ele geçirmeye başlayanlar, onları izlemek lazım.
“Nereye gidiyoruz zaman erirken dondurma tadında” demiştim, hakikaten de öyle bi andayız galiba.

Daha geçenlerde ilişkiler konusundabi dizi yazı yazdım, tabi bunun için araştırdım ve gözlemledim. Belki şimdi oturup üzerinde biraz düşünmeliyim.
Aman canım düşünme yaşa işte diyenler de vardır (içimden bi ses diyor örneğin) velakin bir yönüm de izlemeye ve tahmin yapmaya bayılıyor işte, ne yapabilirim ki! 🙂

Bilişim Zenginleri

Bilgisayar ve bilişim sistemlerinin gelişmesine paralel olarak bu konuda faaliyet gösteren bazı kişilerin çok zengin olduklarını hepimiz biliyoruz. Bunlardan bir kaçı Bill Gates, Steve jobs, Mark Zuckerberg, Ellison.

Bu kişilerin çoğu, bir kaç yıl içinde 100.000 (yüzbin) insanın ömür boyu çalışarak kazanacakları toplam parayı kazanmış durumdalar. Hem de tamamen yasal yollarla. Sizce bu durum bir sorun mudur? Veya olağan bir şey midir? Bu durum hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Kapitalizm ve sosyalizm açısından da değerlendirmek adına güzel örnekler olduğunu düşünüyorum.