Bir direnişin öyküsü… Sevan yine bürokrasiyi tiye almış görünüyor.
Her ne kadar bu adamın büyük bir egoya sahip olduğuna inansam da (face’deki yazılarından biliyorum), yine de yaptıklarını takdire şayan görüyorum.
Haberin linki 1
Haber linki 2
Bir direnişin öyküsü… Sevan yine bürokrasiyi tiye almış görünüyor.
Her ne kadar bu adamın büyük bir egoya sahip olduğuna inansam da (face’deki yazılarından biliyorum), yine de yaptıklarını takdire şayan görüyorum.
Haberin linki 1
Haber linki 2
Hani seni hayran bırakan
gözlerini kamaştıran ben var ya?
İşte onu seni kızdırıp gücendiren
ben yapıyor.
Kontrol ederdim eskiden olsa
ettiğimi sanırdım
hayran olunanı da
Onu yaratanı da
sisten bi denizin içine
gömerdim
Hallettim sanırdım
kuşlar ve insanlar
kahkahayla gülerdi belki
ANlayamazdım
Oysa şaşkınım şimdi
bu hayretlik işlere
karışmayanım
Belli ki kaçmayanım
sa
Almanya’nın Potsdamm Üniversitesi ülkede farklı etnik kökene sahip insanların bir arada yaşadığı bölgelerde Almanca dili üzerinde araştırma yaptı . Araştırmada 14-17 yaşları arasındaki gençler 48 saat boyunca mikrofonla dinlendi. Araştırmanın başındaki Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Profesör Heise Wieker, ‘lan’ ve ‘valla’ kelimelerinin özellikle başkent Berlin’in Türklerin çoğunlukta olduğu Kreuzberg mahallesinde Alman gençler tarafından da kullanıldığını söyledi. Wieker, bunun yeni bir diyalekt anlamına gelmediğini, sadece başarılı entegrasyonun göstergesi olduğunu söyledi. (milliyet)
Ormana içlerine gittim,
Ve vahşi kuşların ötüşünü duydum
Sen ne kadar tatlıydın; diye şakıdılar,
Cıvıldadılar; öttüler aynı şeyi.
Ardıç, karatavuk, ketenkuşu, duraksamadan,
Nakarat tekrarladı,
Ve tekrar başladı çünkü
Sen daha tatlıydın.
Ve sonra denize gittim,
Ve onun da çağladığını duydum,
Kadim bir gizemin bir parçası,
Senden ve benden yapılma.
Kaç bin yıl önce
Seni sevdim, ve sen çok tatlıydın-
Daha kalamazdım, ve böylece
Tekrar ayağına kaçtım.
Martin Scorsese’in fazla uzun olmayan (83 dakikalık) Hugo filmi, seyredilmesi gerçekten gereken bir filmmiş.
Filmi çok beğendim, her sahne birer sanat fotoğrafı gibi tasarlanmıştı. 3D olması tüm detayları gözler önüne seriyordu. Bi aktivite filmi olmasa da, kaba kuvvet, kesme-biçme, canavar düdükleri olmasa da üç boyutlu bir film yapılabileceğinin kanıtı gibiydi adeta. Bir film eleştirmeni değilsem de, sıradan bir seyirci olarak gözlere müthiş bi ziyafet çektiğini söyleyebilirim.
Fakat bu işin bence sadece küçük bir bölümü; çünkü Scorsese bu filmde o kadar çok şey söylemiş ki şaşarsınız! Kısa ve durgun bir filmde (çoğu kişi sıkıcı bulmuş yaptıkları yorumlarda) bu denli az sözcükle bu kadar çok şey anlatabilmek kolay olmasa gerek.