Yapacak çok iş var

2005.Günlükten

Elimdeki kitaplar biriktikçe birikiyor.

Ve ben bundan oldum olası hoşlanmam. İlgimi çekenlerle, okuma hızım birbirini karşılamalı. Belki daha az internete takılmalı, daha az briç oynamalıyım.

Üstelik dün yayımeviyle görüştüm. Elime nur topu gibi bi yayın takvimi tutuşturdular.

Demek ki bi de yazmam gerekecek!

Sibel olarak eskiden tanıdığım şahıs, bu kadar tembel ve sorumsuz değildi.

Neyse, yapacak bi şey yok, biraz gayret edeceğiz. Sızlanmakla bi yere varılmaz.

Unutmadan not edeyim;

Dün gece en iyi dostumla karşılıklı sohbet ederken birden zihnimin içinde bi görüntü belirdi; sakallı 2 – 3ooo yıl öncesinin arap giyimine benzer örtünmüş bi adam, çevresindekilere karşı gür bir sesle şöyle bağırıyordu: “Allahın yarattığı hiçbir şeyi inkar etmiyorum”

İki can alıcı soru

Uzun hayatımda kendimi defalarca aydıran ve nerden geldiği belli olmayan (çünkü düşünülmüş değil, o anın getirisi olarak) iki önemli soru çınlar! Resmen sesini duyuyorum dedirtecek kadar açık ve canlıdır kulaklarımda.
Birincisi: Kendine mi acıyorsun Sibel?
Bu soru çınlar çınlamaz bir düşten uyanmışçasına dirilir ve kahkahalar atmaya başlarım. İçinde kaldığım kafes aniden patlar ve saçılır, yeniden özgür olurum.
İkincisi: Nereye Kadar?
Bu acaip bi çınlamadır, çağ kapatır, yeni çağ açar! Sık duyulmaz ama duyulduğunda kökten temizlik yapar. Sanırım ölümümün bana sunduğu bi ikramdır bu!
Bu iki çınlamaya da müteşekkirim doğrusu, her nereden geliyorlarsa 🙂

Haklı Çıkmak-%100 teslimiyet – PART TWO

2005. Günlükten

Tekvin’e bakarsanız; Adem topraktan yaratılmış ve tanrı onun içine can üflemiş. Havva ise onun etinden ve kemiğinden olmuş.

Yani Tanrı, Adem uykudayken onun kaburga kemiğini almış ve boşluğu etle kapatmış. O kemikten Havva’yı oldurmuş.

Erkeği kadınla sakatlamış!

Zaten ona ait olanı, göz görgüsü olarak karşısına dikmiş!

Ve binlerce milyarlarca ben’den görüp, tatmak, koklamak için onları ha bire çoğalmaya teşvik etmiş.

Demiş idik.

Az önce oğlum uğradı, az bi muhabbet ettik. Ona bu konudan bahsettim ve dedim ki:

“Aman oğlum, bir kızı öyle memnun et ki hayatında, o da sana kendini bütünüyle teslim etsin. Böylece eksik kaburganı yerine yerleştir, bu iş olsun bitsin Allah aşkına!”

Anonymous Kimdir/Nedir?

“Bu maskenin ardında etten fazlası var..Bu maskenin ardında bir fikir var ve fikirlere asla kurşun işlemez”

Anonymous, tam tarih bilinmese de 2008’den beri faal bir şekilde internette hacker olarak dolaşan anonim bir grup insan diyebilirim.. Aslında tanımlamalara da karşılar, o nedenle onları bir çerçeveye oturtmak zor. Onların ne bir liderleri var, ne bir ideolojileri, ne bir dinleri ne de tarikatları var. Tek istedikleri şey, özgürlük.

Şimdiye kadar birçok şeyi ifşaa ettiler. Şimdiki hedef ise, Gülen Cemaati. KCK davası gereğince tutuklanan gazetecilerin haklarını aramayı bir borç bildiklerini açıklayan Anonymous üyeleri, Dünya’nın bütün gazetecilerini Gülen Cemaati’ni araştırmaya davet etti.

Öylesine bi gece

2005.Günlükten

Dün gece, beni seven iki kişiyle; (ki biri oğlum, diğeri kuzenimdir) sohbet ettik.

Benim giderek tuhaflaşan halime bakarak biraz sorguya çektiler.

Dünya neydi, benler, dinler, yaradılış vs vs. gibi konuları ardı ardına sordular ve dersimi ne derece aldığımı bi iyi imtihan ettiler.

Bütün saçmalıklarımı sabır ve anlayışla dinledikten sonra biri önündeki sehpada duran çakmağı eline alıp havaya kaldırdı “ne görüyorsun burda peki?” diye sordu.

“Yeşil bi çakmak” dedim.

“Biz de çakmak görüyoruz” dediler bir ağızdan

“O halde bizden farklı bişey görmüyorsun?!” dedi diğeri

İçimden bi savunma isteği gelmiş olsa da üzerine gitme isteksizliği de geldiğinden gülümsemekle yetindim “doğru” dedim.