İlişkiler-1

Şimdiye kadar sahip olduğunuz en kıymetli ilişki, kendinizle olan ilişkinizdir. Başkalarıyla olan ilişkileriniz, bir anlamda kendinizle olan ilişkinizin bir aynasıdır. İlişkilerle ilgili meydan okumalar ve sorular içeriye taşınılmalıdır.(T)
Kendimizle olan ilişkilerimiz de çok boyutludur ancak an itibariyle çevremizde yürütebildiğimiz ilişki çeşidi kadardır. Hem nicelik hem de nitelik açısından değişmez değildir iç ve aynası dış ilişkiler. Zaten biz hayat oyununu neden oynuyoruz ki? 🙂

**

Gerçekte ne kadar planlarsanız planlayın ya da ne kadar aydınlanmış olduğunuzu düşünürseniz düşünün, diğer tarafa gittiğinizde, tekrar enkarne olmayacağınızı düşünseniz de ya da eğer enkarne olacak olursanız, sağlıklı ve zengin bir aileyi seçeceğinizi düşünseniz de büyük bir ihtimalle seçemezsiniz.

Çocukken ne olmak istedin ? Ne oldun ?

Etiket kısmına birşey yazmayı beceremedim, aklıma 3 harfli geldi yazı verdim. Sonsuz beni affet 🙂

Sanırım 6-7 yaşıma kadar, büyünce peygamber olucam dedim, ama korkuverdim söylemedim büyüklere, kızarlar dedim. Sonra dedim uzaya gideyim ben, astronot olayım dedim, biraz daha süt içiverdiğimde boyum değişmese de kemiklerim güçlendi, ben uçak pilotu olayım dedim. Sonra beceremedim, insanları şartlayan reklamcı oluverdim. Hay lanet ben.

Sonra düşündüm durdum. Meğerse hala taş devrindeki gibi öyleee takılmaktaymışım. Hangisi ulaşılmazsa oymuş… Meğerse hayalperestin tekiymişim:D Sağ beynimde pekmez kalmadı:D

Etkileyici bi rüya!

“Milyonlarca insan, iç içe geçmiş dairelerde yan yana, bağdaş kurup oturmuşlar. Ben de diğer insanların arasında bir yerde oturuyorum; hepimiz griyiz, genel olarak ortam gri zaten. Önümde oyun tahtasına benzer bir şey var, üstünde daha önce hiç görmediğim anlamda bir oyun duruyor, âdeta hayat gibi bir şey; ve tahtadaki objeler renkli… Hepimiz sırayla kendi tahtamızda bir hareket yapıyoruz, kimse birbiriyle ilgili değil, dikkatimiz önümüzdeki tahtaya yönelik. Ben oyunda bir objeyi öyle bir hareket ettiriyorum ki, muzipçe bir duygu içindeyim; kimsenin bu hamleyi fark etmeyeceğini, belki on hamle önceden düşünülüp bırakılmış bir işaret ışığı gibi olduğunu düşünüyorum, bundan çocukça bir heyecan duyuyorum. Ben biliyorum ya, bana yeter gibi bir duygu içindeyim.

Sonra karşıda bir adamın -bizlerden biri, bağdaş kurmuş gri bir adam- beni izlediğini fark ediyorum, sanki yaptığım yaramaz hamleyi fark etmiş gibi bakıyor. Bunun belli belirsiz beni memnun ettiğini, egomu okşadığını hatırlıyorum.

Aşk ile…

Hayatın değişimine destek olan kelimeler var. Kaç heceden oluştuklarının önemi yok. İnsana getirdiği değişimi acayip. Misal do – ğum, iki hece ama insan hayatına getirdiği değişim, ucu belli olmayan bir yaşamı gözlemlemek, beslemek, büyütürken desteklemek. Yada ö – lüm, koca bir hikayenin sonu. Bitiş… Kocaman bir değişim… Ha bir de aşk var! O sadece tek heceli. Ama çok hengameli… Geldiğinde doğum gibi, bittiğinde ise ölümün insan üzerindeki yansıması kadar yıkıcı etkisi . Ne garip değil mi? Başlayış ile bitiş arasının olmazsa olmazı gibi…

Her günün defterini dürmeli kişi kendince. Bir diğer günün hayatına ne katacağını umutla beklemeli. Bilge öyle demişti ama!!! “Sen sessizce bekle, doğru olan sana gelecek, kendin ol sadece”… Ben bu bilgeye güveniyorum ha