Kıyamet- Kıyam et

Dün gece kıyamet konusunda ve başka bazı konularda arka arkaya vizyonlar gördüm. Bunları anlatmanın bir yolunu bulmaya çalışacağım. Görüntüleri anlatmak bana hep zor gelmişse de unutmak istemediğim için (hiç olmazsa kendime hatırlatacak simgelerle) iz düşmek isterim.

Kıyamet bana nedense tarot destesindeki mahkeme kartını anımsattı. Üşenmedim kartın anlamını okudum;

“Mahkeme kartının kelime anlamı olarak genelde yanlış anlaşıldığı ve son mahkeme yani cezalandırma, lanetlenme, korku ve endişe gibi anlamlar çıkarıldığı görülmektedir. Oysa bu kartta görülen diriliş (yeniden doğma), daha önceleri saklı veya başka şeylerin altında kalmış olanın kurtuluşu anlamındadır. Gerçeğin, Tanrısal olanın, karanlık derinliklerden kurtularak gün ışığına çıktığını gösterir. Kartın tamamen olumlu yorumlanması gerekir.Kendini bulmak veya değişim sürecinin olumlu tamamlanması için atılan önemli adımı simgeler. Daha güncel olarak bu kart, tüm dertlerden ve endişelerden, gereksiz çekingenlik ve utançtan kurtuluşa işaret eder. Ayrıca bu kartın ışığı altında gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir olay sayesinde kısmetimiz olan hazineyi bulacağımızı gösterebilir.”

Acımak: Sevgi noksanlığı

Acımaya gerek mi vardı,
Kimseyi fakir yapmasak;
Ve Merhamet de gereksizdi,
Herkes bizceleyin mutluyken;

William Blake

**

Bir yerinden bişey koparsa acır; çünkü sen sevginin ta kendisisin. Sevginin kaybı acı verir.

**

Dikkatinize dikkat edin frekanslar. Bunu ikibin yılından beri yazarım. Belki tuzağa düşmemek için kendime hatırlatmalar yapıyorum; çünkü dünya ortamında kendimizi tuzağa düşürecek öyle şahane senaryolar var  ki! Üçünden beşinden sıyırsanız altıncının tuzağına kolayca düşebilirsiniz. Şimdi ve burada yaşamanın ne demek olduğunun otuz yıldır lafı edildiği halde ne demek olduğunun anlaşılamaması bile bir yönümüzün buna şiddetle karşı çıktığının göstergesi. İnsanlar basit şey istemiyorlar, karışık ve karmaşık şeyler içinde kaybolup gitmek onlara DEĞİŞMEMEK için büyük bi garanti sunuyor. Aman dönüşülemesin de ne olursa olsun! Gerçekten insan frekanslarım durumu abartmadım. Gelin bu döngülerden çıkalım, korkacak bi şey yok bunda.(Tıklayınız)

Yeni Üyelere Nasıl Davranılmalı ?

” En sessiz kelimelerdir fırtınayı getiren, güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetir dünyayı.” (NietzsCHE)

İnsanların en az %90’lık kısmının dini inancı olduğunu hemen hepimiz kabül ederiz. Sonsuza da yeni üye olanların en az yarısının teist olduğunu göz önüne almak doğru olabilir.

Bu yeni üyeler içinde teist olanlar kendilerince güzel ve doğru olduğunu düşündüğü üzere ilk mesajlarını yazarlar. Din, iman, ezan, kuran, Allah, Muhammed sözcükleri ile dolu bir ajitasyon metni gelir hemen. Veya Mevlana’dan güzel sözler de duyabiliriz.

Yine bu yeni üyeler içinde ırkçı, etnik kökenci bir iletiyle ilk yorumlarına başlıyanlarda çıkabilir.

Şimdi bunlara karşı, tecrübeli üyeler nasıl davranmalı? Bu sorumun altında yatan fikir ise; bu insanları kazanmak için, en azından ateistlerin kibar, bilgili, hoşgörülü insanlar olduğu fikrini bu yeni üyelere kabul ettirmek.

Yaz

Bir şiir yaz bana sevgililer gününde
Ne hakkında olursa olsun
bal parmaklarından damlasın
sen bi şiir yaz
Ekonomiye katkı yapan çok nasılsa
eksikliğin duyulmaz
istersen en güzel anını yaz
istersen seni yolundan eden
bi kararını yakaladığını yaz
ve sonra onu boz boz bozduğunu yaz
ne yazarsan yaz az
buna özgürlüğün benden çok sevinir
bak bekliyor kapıda
tam ölümünün yanında
yaz sevdiceğim yaz.

sa

13.02.2012-Beylerbeyi

Seninle ben, gökkubbeden önce olanız.

Geceleri uçardım hep
bi cesaret geldi bana
uçuyorum
güneşin gözüne baka baka
görüş alanım pırıl pırıl
hafif bulutumsular boğazın üstünde
insanlar insanlar kuşlar
köprü kalabalık
deniz dalgalı mavi mavi
ohh be dünya varmış böyle
nazlı nazlı dalgalanan bayrağın üstüne konuyorum
beni de sallıyor.
hep salıncak severdin
al sana bi salıncak der gibi oldu felek
Bu güzelliğe doyum olmaz galiba?!

Dur, sıkıldığım zamanlara ödünç vereyim
bir avuç, ne olur ne olmaz.
Ey sıkılan, acıyan her ne varsa
açtım avcumu, dökülsün altın parıltıları
biraz da derinlere, daha derinlerime
kırık faylarıma olsun
ahhh ben ışığın bulaştığını bilmezdim
gündüz uçmamıştım ki hiç!
parasız kalırsam bu işe girişeyim ben
kova kova ışık badanasına…