Siz geniş zamanlar umuyordunuz

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk , saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.

Behçet Necatigil

Açın!

SibelA:Eski sandıkları açın! Tozlu tavan aralarından, bodrumun rutubetli köşelerinden çıkarın va açın. İçinden bi sürü hapsolmuş ruh çıkacak ve özgürleşecek.İşte böylece sen,ben, hepimiz, güzel dünyamız da özgürleşiyoruz. Siz kıyametin nasıl olacağını sanıyordunuz ki?!

Hanife A: çocukken bize anlattıkları kıyamet masalları vardı.gök kırılıp parçalara ayrılacak, dağlar yerinden oynayacak, ayağımızın altındaki toprak yarılıp biz günahkar kullarını içine alacak vs:) kıyamet, kıyamdan geliyor.anlamına baktım .diyor ki:Ayağa kalkma, ayakta durma. Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme. Ayaklanma, başkaldırma, karşı gelme..anladın sen onu:)

SibelA: Eylem eylem eylem! ey eylem bazen eylenerek bazen eğlenerek, şu anda burda 🙂

ÖZLEDİM…

Bak yine geçti zaman…

Ben seni yine özlemekteyim.

Öyle özledim ki seni… Hatta sesindeki tınıyı…

Alışamadığım tek şey bu senin özlemin…

Her şeye alışıyor da insan, içindeki özlemi bir türlü söz geçiremiyor…

İçime bakınca neler gördüğümü bir bilsen…

Öyle özledim ki seni…

Beni sevme şeklini öyle özledim ki…

Bana sorsan sana olan özlemimi…

Bende belki tam anlatamam sana olan hasretimi…

Her gece seni düşünerek uyuyorum, ne kadar uyumak denirse ona…

Belki rüyama gelirsin diye düşlüyorum…

Ama yine yoksun işte… Yine gelmezsin rüyalarıma…

Canımın taaaa içi, öyle özledim ki seni…

Herkese adil olmak istiyorum, hiç değilse bize zarar vermemeyi,

Sigara Farkındalığı

Dün bir hastanenin göğüs cerrahisinde bir kaç saat geçirdim ve akciğer operasyonlarının ne kadar sancılı, acılı olduğunu gördüm ve sonra dışarı çıktığımda öbek öbek birikmiş insanların nasıl o yağmur ve soğukta acele acele sigara içtiklerini gördüm.
Ben de bir zaman sigara kullandım ama hızlı ve geri dönüşsüz bırakmamın sebebini sigaraya bağımlı olmamaya bağlıyorum.Yani hiç bir zaman kendimi sıkıntıya sokarak sigara içmem gerek içmezsem kötü hissederim durumuna girmedim 7-8 yıldır hiç sigara içmedim ve şu an sigaralı ortamlara tahammül edemiyorum 🙂

Düşünce yapısını değiştirerek bir çok şeyin üstesinden gelinebileceğine inanıyorum.Mesela kilo vermem gerek dedikçe verilmez ve hep kilo alırken bulursunuz kendinizi.Sigarayı bırak diye baskı yapılınca size sizin daha bir içesinizi gelir.
Ya da kendiniz kendinize baskı yaptıkça o sorun inatçılaşır yapışır üstünüze.Kuantuma bağlayıp haydi hayatımızı yaratalıma bağlamayacağım ama kendinizle ilgili değişikliklere farklı bakış açılarıyla kapılar açabilirsiniz.

Büyülü Diyarlara Yolculuk

Paşa bağları/ Kapadokya

Milyonlarca yıl önce Kapadokya içerisinde bulunan doğuda erciyes, batıda hasan dağı ve melendis dağlarının patlaması ile yöreye dağılan lavların soğumasından sonra insan oğlunun ilk ayak bastığı çağlarda kapadokyanın da tarihi başlamış oldu. Kapadokya yöresi, asırlardan beri bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Hititler, frigler, medler, persler ve ok kavminin eğemenliği altında kalan bu bölgede, romalılardan kaçan hristiyanlar da yerleşmiş ve değeri biçilmez bir kültürün zenginliğine sahip bir bölge olmuştur. Halen dünyanın dört bir yanından insanlar buralara gelerek tarihlerinin izlerini arıyorlar. Kapadokya, sadece nevşehir değil, kayseri, konya niğde illerini de kapsayan bir bölgenin adıdır.

Gecenin karanlığında ilerlerken gökyüzündeki yıldızlar ışıktan birer nokta gibi parlıyorlardı. Gökyüzündeki ay’ın etrafındaki hale, gri ve sisli bir pembelikle sarmalanmıştı. Yağmurdan sonra aniden beliriveren renk çümbüşü gökkkuşağı nasıl bir harikulade görüntü sergiliyorsa , Simsiyah gecenin içinde parlayan yıldızların arasında bize gülümseyen ay’ın etrafı da sanki, kendine has gökkuşağıyla sarmalanmıştı. Yolun iki yanında aniden beliren yüksek kayalıkların arasından virajı döndüğümüzde, önümde beliren manzara karşısında şok olmuştum. Sanki büyülü bir dünyanın kapısından içeriye izinsiz atlamıştım. Tavşanın peşinde koşarken, ayağı kayıp çukurun içine düşen ve kendini hiç tanımlayamadığı bambaşka dünyanın içinde bulan harikalar diyarındaki alis, şu anda benden başkası olamazdı. Bilinmez bir sis dalgası beni sarmalarken muazzam bir ruh hali içinde, aynı zamanda da ürkütücü bir güzellik gözlerimin içinde görünmez bir kuvvetle beni kendine çekiyordu.