Vasiyetvari :)

Daha bi-iki ay önce ölünce gömülmek yerine başka bişey istediğim gelmişti aklıma. İnternette arattım, baya bi vakit harcadım ve doğuluların yakılma ritüelinden başka bi şey bulamadım, onun da mitsel sebeplerini araştırdım tatmin edici bi cevap bulamayarak canım sıkıldı.

Gömülmek itemeyişimin sebebi, benden geriye bişey kalmasını istemediğimden, öyle orda burda bilinçsiz ıvır zıvır duygu parçacıklarımın kalmasını arzu etmediğimdendi. Ayrıca bir vasiyetim de öldükten sonra en az üç gün bedenime bi şey yapılmasını istemediğim gibi morga konulmak da istemediğimi, artık kokmamam için üstüme başıma buz kalıpları koyarak idare edilmesini oğlumdan ve (o unutursa diye) yakın arkadaşlarımdan rica ettim, hem de bikaç kez. Umarım unutmazlar. Ve hala aynı fikirdeyim.

Şimdi bi de az önce okumaya başladığım Adamus’un yeni konuşmasına bi bakın, daha başlar başlamaz cevap aradığım konu! Dakka bir gol bir! 🙂

Oyun Hamuru ya da Potansiyel

Müthiş bi tipi var burada (köprüden önce son çıkış), tam on dakikada heryer bembeyaz oldu. Hava tüm gizemiyle karardı, bilinmeyenden bilmeyerek yağıyor. Olağanüstü bir yer burası, şahane bi dünya! Özgür iradeye aşk veren bilinmeyen, sana sonsuz şükranlarımı sunuyorum. (Yollarda olanların işleri kolay olsun dilerim.)

**

Gözlerinizle gördüğünüz dünya/maddi gerçeklikler yalnızca duygu/düşünce bileşiminizin dışa yansıtılmasından ibarettir. Ve bu haliyle de gerçektir tabi, sizde olandır. Gördüğünüz/algıladığınız dünya; kurduğunuz mantıksal bütünlüğe ve duygularınızın dalgalı ritmine boyun eğerek masumca varoluyor.

O varoluş, çocuklar için hazırlanmış yumuşak, renkli, güzel kokulu bir oyun hamurudur.

Yaratma işlemi, düşünme ve hayal etme kabiliyeti ile yapılmakta olup, kullandığı araçlar; başta kelimeler olmak üzere, dışarı üflediğiniz her şeydir.

Işıltılı İnsan

Günaydın frekanslarr, kendimizi kendi sözcüklerimizle, mimiklerimizle, telepatik sinyallerimizle rahatça ifade edebiliyor oluşumuzun, yanlış anlaşılmalar olursa sakince bunları açıklığa kavuşturabildiğimiz,takılmadan geçip gidebildiğimiz, kendimize güvencimizin tam olduğu büyük bi “zaman yardımı-itici gücü” aldığımızı düşünüyorum. Sizler de bunu hissediyor musunuz?

**

Zodyak bizim, 26.000 yıllık devasa kozmik saatimizdir. Zamanın neresinde olduğumuzu görmemiz için ona bakmamız doğru olacaktır. Kadim uygarlıkların bize bıraktığı bilgiler, kozmik saatte bu burçlardan birine, Kova burcuna girilmekte olduğunu göstermektedir. Bundan yaklaşık 26.000 yıl önce, Kova Çağı’na girişimizde, CroMagnon insanın gelişimini ve Neanderthal insanının sonunu görürüz. Bu dönemde, g…ünümüz insanının atası olan CroMagnon insan tipi, Erken Homo Sapiens ve Neandertal insanı melezi olarak ortaya çıkmıştır.

Tesla’nın ilginç hastalığı(!)

Nikola çocukluk çağlarında ilginç bir hastalıkla yüzleşir. Konuşulan nesneler hakkında zihninde imajlar oluşmaktadır. Zamanla bu imajlar o kadar gerçekçi hale gelir ki, onların dokunulabilir olup olmadığı tereddütleri baş gösterir. Büyük rahatsızlık ve endişe kaynağı olan bu durum psikolojik ve fizyolojik olarak açıklanamaz. Bu konu üzerine yoğunlaşır. Zihnindeki imajların bir ekrana, hatta başkalarının zihnine yansıtılabileceğini iddia etmektedir ve bunun üzerine çalışır.

İlerleyen süreçte, kendi deyimi ile zihinsel seyahatlere çıkmakta, yeni şehirler görüp yeni insanlarla tanışmakta ve hatta onlar ile arkadaşlık etmektedir. Onu 17 yaşına kadar yıllarca meşgul eden bu durum, belki de ileride yapacağı yüzlerce icadına katkıda bulunacak bir yeteneğe dönüşür. Tesla, bu yeteneği sayesinde çalışmalarında modellere, çizimlere ve hatta deneylere ihtiyaç duymadığından bahseder. Deneydeki nesneleri ve deney koşullarını zihninde oluşturup süreçleri işletebilmekte ve bu sayede henüz deneyi gerçekleştirmeden sonuçlarını analiz edebilmektedir. Bir cihazı zihninde devreye koyabilmekte; çalışırken oluşan aksaklıkları tespit edip üzerinde düzenlemeler yapabilmektedir. Baştan sona zihinsel planda gerçekleşen işlemlerin sonuçları gerçeğiyle aynıdır. Enerji, para ve zaman avantajı sağlayan bu yöntemiyle çalıştığı 20 yıl boyunca bir istisna bile olmadığını söyler.

Sihir zamanları

Sihir zamanlarına ulaştık, ne istediğinize, özellikle birinci tekil şahıstan  cümleler kullanırken (sesli sessiz fark etmez) çok dikkat edin canlarım.

**

Allah sana şah damarından daha yakınken, sen nasıl olur da zayıf olduğunu, yeterli gücünün olmadığını, isteklerinin sana gelmediğini sanırsın be hey gafil kardeşim. Nereye kadar bu oyunu sürdürebileceğini sanmaktasın? Duydum ki ölümden korkarmışın, yahu sen daha yaşamaya bile başlamadın! (Yaşayanları tenzih ederim)

**

İstanbul uyanırsa, Türkiye uyanır! Ve bu durum evrende uyanık gezenlerin işine gelmez 🙂 well well well… Biz sizin neyi ne için yaptığınızı biliyoruz şekerler

**

Taş yerinde ağır (türk atasözü)… Ne büyük laftır bu! Bütün atasözleri birbirinden gözalıcı 🙂 Biz muhteşem varlıklarız. Hayal ediyoruz oluyor. Taşları üstüste yığıyoruz. Hepimiz bi ucundan tutuyoruz. Bir elin nesi çıkar, iki elin sesi. Üç elin kasesi, dördüncünün nefesi, beşincinin projesi, altıncının merhameti, yedincinin spirali, sekizincinin kudreti, dokuzuncunun bilgeliği,onuncu da “hani banaaaa hani banaaa” dediiii