Kadınlar ne ister?

Freud ve Bettelheim dahil, psikoloji alanındaki kimi düşünürler, Mavisakal masalında anlatılan belli bölümleri kadınlara cinsel merakları yüzünden verilen psikolojik cezalar olarak yorumlamışlardır. Klasik psikolojinin şekillenmeye başladığı dönemlerde, kadınların merakına tamamen olumsuz bir anlam yüklenirken, aynı özellikteki erkeklere araştırmacı adı yakıştırılmıştır. Kadınların her işe burunlarını soktuğu söylenirken, erkeklere öğrenme heveslisi denmiştir. Aslına, kadının merakının sadece sıkıcı bir röntgencilikmiş gibi sıradanlaştırılması, kadının içgörüsünü, içedoğuşlarını, sezgilerini inkar eder. Tüm duyularını yadsır. Onun en temel güçleri olan ayırt etme ve neden sonuç ilişkilerine dayanarak belirleme (determinizm) yetilerine saldırmaya çalışır. (Tıklayınız)

İlerlemek zorunlu mu?

5/12/2005 ·Tarihinden bi günlük notu (Ne kadar ciddiyim? Vay canına dedim görünce!)

Belki inanmayacaksınız ama son yılımın tek çelişkisi bu oldu/oluyor!

Dünya tarihine bakıldığında evrim en bariz realite. Sanki evrilmek mecburi gibi görünüyor.  Üstelik sonsuzca devam edebilirmiş gibi görünüyor (bulunduğum noktadan bakıldığında); çünkü evrim, zamanı hiç takmıyor!

Evrilmekten kaçmak mümkün değil mi?!

Zaten benim “oyun kuramı” da sonuçta evrilmenin bizi bi yere götürmediği olgusu üzerine yapılanıyor.

Küçük anılara devam

Konu başı için tıklayınız

Babam çok ikna edici konuşur ve örnekleri çok etkileyici olurdu. Müthiş bir dinleyiciydi. Kendisini ziyarete gelen köylüleri saatlerce -sanki dünyanın sekizinci harikasıymış gibi-dinleyebilirdi. Bu bana ilginç geliyordu. Ben okumayı öğrendiğim andan itibaren tarih ve sosyolojiye merak sarmıştım (bu babamın da çok iyi olduğu konulardı), daha sonra bilim ve siyeset gündemime girdi. Bireysel konular çok daha sonra fark ettiğim alanlar oldu, yani psikoloji, mana alemi vs 🙂

Ben arada roman da okurdum, babam bunu pek de desteklemezdi ama bişey de demezdi. Sonraki yıllarda durup durup bana “kefken, büyük taarruzu oku” derdi. Ona göre hayat hakkındaki herşey kurtuluş savaşımızda gizliymiş.

**

Yine Kendim…

Nereye gidersen git
Dönüp dolaşıp döneceğin yerdir
Kendin…
Bir yazının kıyısında,
Bir hayalin ucunda,
Bir durumun avucunda gezinsen de,
Kendine dönersin yine…
Düşersin kuyuya kendin,
Çıkarsın düzlüğe kendin,
Bahanedir uzatılan dal,
Kuyuya sallanan ip!!
Yine kendinlesin,
Nereye gidersen git…
Ahkam kesen insanlar
Sarıverir etrafını,
İyi bir tesadüf bulaştırır sana..
“gülümse” derler,
“yaşa” derler, önüne akan yaşamı.
“kaderini sev, ona güven” der bir kaçı…
Bilmezler unuttuklarını,
Hatırlamazlar gerideki zamanı…
Sadece ahkam keserler,
Sev hayatı!!!
Gitmiyorum buradayım.
Ne karanlık geceye,
Ne kuytu köşeye,
Ne ıssız sessizliklere..
Burada, tam burada
Kimsesiz kaldı çağlayan şelale…
Artık suya da kapadı kendini,
Ne açan güne, ne kapanan düne
Tanıdık ta değilim,
Yine kendim, yine kendim..
Ben anladım,
Kimsesi yok kendimin..