İyi ki Doğdun Oğlum

-Eski günlüğümden-

Bugün oğlumun doğum günü, onunla ilgili hatırladığım bazı anıları yazmak istedim birden.

Bi kere on gün geç doğdu, galiba bulunduğu yerde keyfi yerindeydi ve bu dünyaya da pek hevesli değildi. Ellidört santim, dörtbuçuk kilo çeken cüssesi, uzun saçları, pembe ve gergin derisi ile ona bakan yeni doğmuş diyemezdi herhalde. Bi filmde kullanılmış olsaydı, eh işte türk filmi, yeni doğmuş bebek bulamamışlar, bize yutturuyorlar diyebilirdik. Hamilelik döneminde çok huzurluydum (bi iki şiddetli fmf atağı dışında), eşim üzerime titriyordu. Bebek çok hareketliydi, çok çabuk hareketlendi ve yoğun tekmeleri doğana kadar artarak sürdü. İçimde bi şey olduğunu bilmek olağanüstü hoştu. Hamilelik nefis bi şey. Bu arada sanırım hamileliğin beşinci ya da altıncı ayında iki kaşımın arasında bi işaret ortaya çıktı, kuş ayak izi gibiydi. Öylesine belirgindi ki biraz utanırdım. Doğurur doğurmaz geçti.

Eğlence

Eğlence dediğimizde göreceli olarak kimine göre kahvede arkadaşları ile okey oynamak kimine göre disco/bar kimine göre gezmek kimine göre ise binlerce lira harcayarak bir şeyler yapmak.

Fakat alınan tat, duygu aynı. Ne kadar para harcarsanız harcayın bir başka kişiden daha çok eğlenemeyebilirsiniz. Bu içinizde olan bir duygu, basit şeylerden bile eğlenebileceğiniz bir anlayış.

Peki durum gerçekten buysa; bir yıl boyunca eğlence sektörüne harcanan para, emek, enerji ile yine bir yıl içinde 20 milyar insanın doyacağını biliyor muydunuz?

Dünyada aç insan olduğu sürece yüksek para harcayarak, enerji ve zaman harcayarak yapılan eğlenceler henüz daha insan evriminin tamamlanmadığını gösterir.

Yılbaşı eğlenceniz, neşeli ama ucuz olsun…

Beyazların Okulu

EVET BEN BEYAZLARIN OKULUNA GİTTİM. OKULUN KİTAPLARINI GAZETELERİ VE İNCİL’İ OKUMAYI ÖĞRENDİM. ANCAK ZAMANLA BUNLARIN YETERLİ OLMADIĞINI GÖRDÜM. UYGAR İNSANLAR, İNSAN YAPIMI BASILI SAYFALARA ÇOK FAZLA BAĞLILAR. BEN YÜCE RUH’UN KİTABINA, YANİ ONUN YARATTIĞI HERŞEYE BAKIYORUM. EĞER DOĞAYI TANIMAYA ÇALIŞIRSANIZ, O KİTABIN… ÇOK BÜYÜK BİR KISMINI OKUYABİLİRSİNİZ. BİLİYORSUNUZ, EĞER KİTAPLARINIZIN HEPSİNİ ALIP GÜNEŞİN ALTINA SERER, ONLARI BİR SÜRE İÇİN KAR, YAĞMUR VE BÖCEKLERE BIRAKIRSANIZ GERİYE HİÇBİR ŞEY KALMAYACAKTIR. OYSA YÜCE RUH SİZE VE BİZE, DOĞA OKULUNDA ORMANLARI, IRMAKLARI, DAĞLARI VE BİZİ DE İÇİNE ALAN HAYVANLARI ARAŞTIRMA OLANAĞI VERDİ… TATANGA MANİ, STONEY KABİLESİ..

**

Bir akım, bendini yıkmış

Bir çağlayan, ortasında kaldığımız.

Bilinen, Bilinmeyen ve Bilinemeyen

Evrende olan her şeyi bilinç veya algı açısından baktığımızda bu üç kategoriye sokuyorum. Bilinen; hepinizin anladığı gibi bildiğimiz şeyler. Bilinmeyen ise henüz bilmediğimiz ama ileride bilebileceğimiz şeyler. Bir de “Bilinemeyen” kısmı var. Bunlar ise bir insan olarak asla bilemeyeceğimiz şeyler.

Evrende aklımızın kavrayamayacağı ve duygularımızla sezemeyebileceğimiz şeyler vardır.

~ Ludwig von Mises ~

Sizce doğru mu? Sizin fikirleriniz nelerdir bu konuda?

Sevinçli reborn’umuza devam

Yazının öncesi için tıklayınız

Ayyy çok ciddisiniiizzziz :((( Ay ben uyuyum bari… Az oynamak isteyen olursa beni nazikçe uyandırsın.

**

Allah kimseyi mükemmelliyetçi bi anneye düşürmesin, hele bi de tek mükemmeli kendisinin bildiğinden emin olanlardan muhafaza etsin.

Benim nasıl bi bileşim olduğumu hiç merak etmeyen, benden bi an bile çekinmeyen annişlerimrica ediyorum benden uzak durun.

Tıkış tepiş zihninize dolmuş doğruları bana dayatmak için, beni bi hiçmişim gibi yoğurmak isteyenleriniz benden uzak durun.

Beni korkutuyorsunuz. Huzursuz ediyorsunuz

**

Annişler, beni sevdiğinizi sanıyorsunuz ama neden bunu hiç hissedemiyorum?

Beni korumanıza ihtiyacım var, öldürmenize değil.