Yeni Dünyalar-Duygu out DUYU in

Diyorsunuz ki, “Bu kadar aydınlanmış olsaydım, borsanın yarın ne yapacağını tam olarak bilirdim.” Doğrusu aydınlanmış bir insan borsanın ne yapacağını umursamaz. Aydınlanmış bir insan gerçekten başka birinin düşüncelerini okumayı umursamaz, çünkü tüm düşüncelerin yüzde 95’i çöptür. Aydınlanmış bir insan aslında temelde hiç (bir şeyi) umursamaz, Şimdi ânında olmaktan mutlak bir sevinç duyar.(Adamus)

**

Eski Enerji, eski dinazor kemikleri, sizin kemikleriniz. Benzin falan alırken bunu hiç düşünüyor musunuz – “Bu benim kemiklerim, başka bir yaşamdan!” Bununla mı süreceksiniz arabayı? Aaah! Veçhelerinizin sizi sevmemelerine hiç şaşmamalı! (İlginçtir bu konuyu ikibuçuk sene önce bi şiirimde gündeme getirmişim, önemli bir konu: https://blog.sonsuz.us/?p=1718 )

Morarmış Duygular

Mor bir gecenin ağırlığı üstümde
Mor mor halkalar oluştu gözlerimde
Mor bir battaniyenin altında
Mor bir gecelik içinde
Mor yazan bir kalemin ucunda kaldım…

Mor mor harelenmiş anların, yazıların
Morumsu anlatımına bakıp
Mor düşlere daldım…

Ve, Mor bir sabaha uyur uyanık kaldım
Uyandım…

Bu nasıl bir yangın!
Mor alevler çıkaran ağzından,
Mosmor ölüm getiren celladım..

Kalktım sabahın moruna
Yürüdüm mor bir halıda üç-beş adım
Ummanında uğurladım zihnimi
Nefesimi tuttum, kalp çarpıntımı
Mor bir iplikle bağladım
Gem vurdum benliğime
Mor mor ağladım.
Bundan böyle mor benim adım.
Kendim kendime yazdım
Okudum, düşündüm morardım…

delişey,

Büyük Şehrin Paradoksu

Büyük şehirlerde iş olanakları arttıkça, göç alıyorlar. Göç aldıkça daha çok insan, daha çok hizmet ihtiyacı, daha çok ev, daha çok iş yeri ve daha çok göç.

Elbette daha çok göç aldıkça daha çok işsiz insan, daha hızlı yozlaşma, daha çok hırsızlık ve yavaş işleyen sosyal adalet sistemleri.

Kendi kendinin üstüne çöken büyük şehirler.

Rüyacılar, inorganik varlıklar

Çözemediğin bi problem konusunda inat etmeyi bırakıp ara verdiğinde, sabah genelde problemi çözersin çünkü gece psişen o konuyu güzelce incelemiş olur. Yani herkes aslında rüyalarda çalışır sadece rüyacılar değil. Tek fark onlar rüyada olanları yönetemez ya da yönetmeyi tercih etmez.

**

Sorumluluğu almamak için attığımız manasız taklalar şaka gibi.

Z.M. Olimpiyatlarda o taklalara puan veriyorlar.. 🙂 herşey nasılsa öyle tam ve güzel..o taklalarda bir şeyleri geliştiriyordur ki atlıyodur..çocuklar hangi adelesi gelişme safasındaysa onu geliştiren hareketi çok sık yaparlar ve bir gün o hareketi gerektikçe ve yeterince yapmaya başlarlar(denge)..

SA. Söylediğin doğru ama çocuklar(ve yetişkin olamayanlar) için. İşin şaka kısmı bu değil, yetişkin olamayanların sanki yetişkin olmuş pozuna girerek edim ve yaptırımlarda bulunmayı hak görmelerini kastediyorum.

İnsanın tembelliği

Bi sözün hangi şartlarda söylendiğine bakmaksızın onu yargılamayı kendime uygun bulmuyorum. Çünkü bana göre herşey doğrudur velakin eksik olmak durumundadır. Bunu bilmek yetmez yaşamak gerekir tabi 🙂 İcad ettiğimiz tüm tanımlamalar,  o icad/gereklilik anının bi fotoğrafıdır sadece, onu başka anlar için kullanmak imkansızdır!

Örneğin “bi Türk dünyaya bedeldir” sözünü alıp başka anlar ve durumlar için kullanmaya çalışmak, bi siyasi ya da ekonomik modeli alıp başka bi zaman ve mekana giydirmeye çalışmak gerçekten beyhudedir.

Herhangi bi anın ihtiyacından doğmuş bir “uygulama” ve bunun “çıkarımı”nı, başka ve gerekmeyen durumlar için tekrar tekrar kullanmaya çalışmak insanoğlunun bi tembelliği galiba.

T.E: Yani her yeni zaman kendine göre yeni bir teori üretmeli mi diyorsun?