Bazen insanoğlu her şeyi tanımlamış mıdır diye aklıma bir soru gelir. Ota, ot, çöpe çöp demiş hadi geçtik. Güzele güzel, iyiye iyi, kötüye kötü demek nerden aklına düşmüş acaba? Tabii Türkçe 🙂
Kelimelerin nasıl doğdukları ilgi çekici bir konu benim için. Peki, yaşayıp da adı konmamış durumlar var mıdır? Kıvranıp durduğunuz bir türlü tanımlayamadığımız, ad veremediğimiz durumlarınız var mı? Mesela birinin beni söylemese de onayladığını biliyorum, o kişi de benim bunu bildiğimi biliyor. Yani kişiler arasında ifade edilmeyen ancak her iki tarafın da kesin olarak bildikleri, anladıkları şey: (manadaşlık) ?? olabilir miydi acep? Ya da telepati’den türeyen (Türkçe değil bu sözcük, ya neyse) bir sözcük olabilir miydi? Hıh?
Sizin de benzer durumlar ya da bazı durumlar için uydurduğunuz kelimeleriniz var mı? Ya da bildiğiniz ama normalde kullanılmayan kelimeler ve anlamları? Yoksa da icat edin canımm 😉
Allem Kallem
1- Kadın ile, silah arasındaki fark nedir?
2-Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası,bir gaz sobası,bir de mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz..
Önce hangisini yakarsınız?
3-
1=5
2=25
3=125
4=625
5= ??
Kolay gelsin..
Sosyal Darwinizm
Evrim kuramı konusu, dindarların tam olarak bir türlü anlamadıkları konulara çok iyi bir örnek bence. Çoğu zaman dindarlar, evrim kuramını değil, kasıtlı olarak kendilerine yanlış, eksik ve çarpıtılmış olarak anlatılan bir karikatürü eleştiriyorlar. sosyal darwinizmin tümüyle bilim dışı ve geçersiz olduğu çoktan gösterilmiş olan savlarının evrim kuramı ile karıştırılması da bunun başlıca örneklerinden biri.
Dindarların, evrim kuramı ile ilgili kaygıları tamamen yersiz değil; gerçekten de ortaya atılmasından kısa bir süre sonra, evrim kuramı, kimileri tarafından, bireyler ve toplumlar arasındaki eşitsizlikleri açıklamak, bazı ırkların diğer ırkları köleleştirmesini haklı kılmak için kullanıldı. Beyaz ırkın daha üstün bir ırk olarak, diğer ırkların üzerinde egemenlik kurmasının doğal olduğunu, dahası bunun kaçınılmaz bir sonuç olduğunu ileri sürenler ortaya çıktı. İnsan topluluklarının birbirleri ile kıyasıya rekabet ettiğini ve bu rekabetin sonunda üstün ve güçlü olanların kalmasının, diğerlerinin yokolmasının kaçınılmaz ve aynı zamanda da -ideolojik ve ahlaki açıdan- gerekli olduğunu ileri süren görüşlere, Darwin ile aslında doğrudan hiçbir ilişkisinin olmamasına karşın, genel olarak “sosyal darwinizm” denilir. Sosyal darwinizm, en acımasız olarak, naziler tarafından, milyonlarca yahudi ve çingenenin katlini haklı ve adil göstermek için kullanılmıştır.
Ev Sahibi
Konu kapitalizm olduğunda öfke püskürtenler, her fırsatta sosyalist olduğunu söyleyenlerin…
Konu faiz olduğunda, faizin ve faizciliğin haram olduğunu söyleyenlerin…
Neden geneli birden fazla eve sahiptir? Neden kendi yaşadığı evin dışında kiracısı bulunan evleri vardır?
Oysa biliyorsunuz ki kapitalizm de faizcilik de paraya para kazandırmaktır emek harcamadan. Eee ev sahibi olup bu paranızı başkasına verip üstüne bir de bundan para kazanmayı nasıl açıklıyorsunuz?
Sözde dindarlarla sözde antikapitalistçilerin çoğunun kiralık evleri olan ev sahipleri olması ne ilginç değil mi?
Öğretimde Not Sistemi

Belki ilk ve orta öğretimde gerekli olabilir ama, üniversite düzeyinde yapılan öğretimde, not sistemini kesinlikle -çıkar ilişkisine- veya havuç – kırbaç ilişkisine benzetiyorum. Öğrenciler sadece not ve geçmek için çabalıyor. Dolayısı ile bunu her zaman bir zorunluluk olarak görüyorlar. Not için çalışan biri de hayat tarzını da bu şekilde belirler.
Diyelim ki not sistemini kaldırdık ve sadece öğretim vermeye başladık. Bir müddet sonra not kaygısı olmayan öğrenciler günlük yaşamın baskısı sonucu bazı ödevlerini yapmamaya başlayacaktır. Ödevlerini yapmadıkça derslerden geriye kalmaya başlayacak ve anlamakta daha zorlanacaktır. En nihayetinde ipin ucunu kaçıracak ve o üniversiteden mezun olamayacaktır.