Basat’ın zaferi-5

Meselin önceki bölümleri için; bakınız

Görüldüğü üzere Basat, Tepegöz’e karsı, öncelikle bilinen ve daha önce toplumunun denemis
olduğu yöntemleri kullanır. Fakat bunların olumsuz etkilerini görünce, toplumun diğer üyeleri gibi
sorundan kaçmak ya da yenilgiyi kabullenmek yerine, “evrenin bilinci insan”ın “düsünme” ve “bilgisini
kullanma” niteliklerini ortaya çıkartan “bilgece” bir eylemlilik içine girerek, yeni yeni çözümler üretir ve
bunları dener.
Basat’ı bilgelik ve gücün birlesimi bu eylemliliğe sürükleyen unsur, yine, ona söylenen
“sen insansın!” bilgisinde yatmaktadır. Bir baska deyisle, Basat’ı bu eylemliliğe sürükleyen unsur
“farkındalığının farkına varması”dır.
Anlatının bundan sonraki kısmı, zaman ve mekânlar üstü bir baska durumun yasanmasıyla sürer.
Tarihin her döneminde, zulmedenler, yenilgiye uğradıklarını anladıklarında, yozlasmanın ve kendi varlık
alanının değerlerine yabancılasmanın kalıtsal etkileriyle bir çesit kurtulus saydıkları bir eylemliliğe
girerler. Onlar, böylesi durumlarda yasamlarının dısındaki bütün varlıklarını, değerlerini, karsısındakine
teklif ederek
ve acze düsmüs insan edasıyla yalvarıp yakararak, yasamlarını kurtarmaya çalısırlar. Ne ki,
buradaki samimiyetleri gücü tekrar ellerine geçirecekleri zamana kadardır.
Anlatmanın son olay dizisi de bu sekilde baslamaktadır. Aslında elindeki bir kozu daha oynamak
isterken, yasamını sona erdirecek bilgiyi (kınsız kılıç) de Basat’a vermis olan Tepegöz, artık, tümüyle
kaybettiğini anlayınca benzer bir eylemliliğin içine girer ve kendisini affetmesi için Basat’a yalvarmaya
baslar. Basat’ın Aruz Koca’nın oğlu olduğunu öğrenince de, yine, zaman ve mekan üstü zalim ard
niyetinin bir “son çare”si olan;
“İmdi kardasuz kıyma mana”
“geçersizliğine” sığınır. Ancak, Basat önüne diz çöktürdüğü Tepegöz’ün boynunu kendi kılıcıyla “urıp”
kafasını ‘insan bedeninden’ ayırdıktan sonra büyü bozulur ve yozlasmanın, kendine yabancılasmanın ve
doğaya karsı girisilen ‘kirletme’ eylemlerinin ürünü bu varlık tabakasını, ait olduğu, varlık kazandığı ve
kisilik özelliklerini aldığı “kozmik anne karnına” s i m d i l i k geri gönderir.

Hacı Bektaş Veli’nin Edebi Kişiliği

Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri ile birlikte değer yargılarında önemli değişmeler ortaya çıktı. Türk kültürü, İslami kültürün getirdiği etki ile yeni ve farklı bir kimliğe büründü. Anadolu’da İslamiyet öncesi inanç sistemleri ve İslamiyet yeni bir sentez oluşturdu.

Hacı Bektaş Veli ikliminde gelişen edebiyat, birçok bakımdan orijinal bir edebiyattır. Bu özelliği ile diğer edebiyat ürünlerinden ayrılır. Adına genel olarak Alevi-Bektaşi edebiyatı da denilen bu yapı kendine özgü edebi türler oluşturmuştur. Din ulularını över, onlara ait menkıbeleri şiirleştirir, usûlden erkandan ayinden bahseder.

Alevi ve Bektaşi teolojisinin ana kaynakları hiç kuşkusuz menakıbnameler ve velayetnamelerdir. Menakıp, tasavvuf
tarihinde sufilerin ortaya koydukları inanılması güç doğaüstü olaylar demek olan kerametleri nakleden küçük hikayeler anlamında tahminen IX. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlamıştır. Bu yüzden IX. yüzyıldan itibaren kaleme alınan tasavvuf kaynaklarında, veli anlayışına paralel keramet anlayışı geliştirilmiş ve bunun teorisi oluşturulmaya çalışılmıştır. XI. yüzyıldan sonra yazılmış bazı tasavvuf kaynaklarında keramet teorisinin daha da gelişmiş olması sonucunda ilk defa kerametlerin bir tasnife tabi tutulduğunu görüyoruz.

kapitalizmin dualizmi

Kapitalist Toplumda Materyalizmin Hükümranlığı Ve Muhafazakâr aklın ‘İdealist’ ‘düalist’ yapısı

Çağın sancısı öyle bir derin öyle bir sarsıcı ki; bundan bir çocuk doğar mı? Bir insan dünyaya gelir mi bilemeyiz. Ama çok zaman geçti ki karnındaki şişliğe ve sancıya rağmen hala kusamıyor. Belki de şimdi, insanlık yaklaşık iki yüz yıl yediği haltı kusuyor ve kendi kusmuğuna bakmaya bile cesareti yok.

Açlığa terk edilen binlerce çocuk şu an ölümü bekliyor. Doğu Afrika’da milyonlarca insan yüzyılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Daha doğrusu yaşatılıyor. Çünkü en önemli nedenlerden birisi batının sömürü çarkının içinde yıllarca Afrika’nın bulunuyor olması. Afrika’nın bütün zenginliğinin batı tarafından yağmalandığı artık bilinen bir gerçek. Gelişmiş ülkeler ve yaşlı Avrupa kendi yarattıkları krizleriyle uğraşırken her zaman ki bencilliği ve umursamazlığı takınıyor bu konuda.

Somali’ye Yardım

Somali’nin durumu ortada. Her gün binlerce insanın yoksulluktan öldüğü, recm cezasından öldüğü, iç savaşlardan öldüğü, elindekini almak için öldürüldüğü bir ülke. Kısacası hayatta kalma olasılığının çok düşük olduğu bir ülke.

Ve bugünlerde her yerde somali için yardım ilanları, vakıfları, hesap numaraları gibi şeyler karşıma çıkıyor.

Şimdi anladığım kadarıyla bu ülkenin doğru düzgün tarımı yok, sanayisi gelişmemiş. Belki hala avcı, toplayıcı bir kültür var. Ama beni düşündüren şey, yardımlarla bir ülkenin ne kadar idare edileceği. Veya taşıma suyla değirmenin ne kadar döndürüleceği.

Fikrim ise, Somali halkının devletlere dağıtılması. Onlara yardım götürüleceğine onları diğer ülkelerin içine dağıtmak. Mesela İstanbul’da her gün yenmeden çöpe atılan yemeklerle en az 100.000 insan karnını doyurur. Bunun Londrası, Berlini, Paris’i var. Zamanla bu kişiler çalışmaya da başlayabilir. En azından ne çöpe giden yemek, ne kime gittiği belli olmayan vakıflar, ne de taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışmayacak insanlar kalır.

Son Kitaplardan

Bu hafta üç kitap okuyabildim: Neverwhere-Yokyer (Neil Gaiman) ve Yavaşlık(milan Kundera ve Suskunlar (İhsan Oktay Anar). Üçünden de razıyım doğrusu.

Gaiman her zamanki gibi dualitenin ayaklarını bağlamaya uğraşıyor, Kundera, kat kat maskeleri soymakla meşgul hala (96 yılına göre normal). Anar ise “geçmişin nameleri ah o kutsal günler”i resmetmeye devam ediyor.

**

Kendine yardım edebilecek birine bir DOOR açmıştı, Richard ona yardım etti ve bu onun kendi dünyasından yuvarlanmasına sebep oldu! Yokyer-136

**

“Biilcümle İslam’ın nêcat ve saadet ve selametine pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler demine devranına Hû diyelim, Hûûûû!..!”  Suskunlar- syf 17

**

Senin temiz kalbine ihtiyacımız var. Bazıları var ki buraya gelir ve huzur bulur, yine bazıları var ki buraya gelir ve bizler onda huzuru buluruz. Suskunlar-syf123