Bükçe üzerine açılımlar

Çoğunlukla kadınların lisanı olan BÜKÇE konusuna dönmek istiyorum. (Bilmiyorsanız bu lisanın özelliklerini önce bi okuyun derim)

Bu tespitler yalnızca derin derin gülümseyip, iç geçirmeniz için yapılmamıştır eminim ) Gerçekten de anlaşabilmek için lisan birliği lazım. Örneğin ben doğuştan bu lisanı bilmeyenlerdenim. Bu sebeple gerek annem gerekse yakınımda olan insanlar tarafından erkeksi bulundum hatta insan olduğumdan bile zaman zaman şüphe edildi. Ciddiyim.

Günlüğümde ara ara belirttiğim gibi kadınlarla anlaşabilmem için önce neyi bilmediğimi keşfetmem gerekti. Çünkü kimse bana bükçeden söz etmemişti. Sonunda otuzbeşlerime filan geldiğimde bu konu üzerine eğilmeye karar verdim. Epeyce saha çalışması yaptıktan sonra nihayet onların farklı lisanlarını keşfettim. Önceleri bu bana samimiyetsizlik hatta bazen kötü niyet gibi geldi. Fakat yılmadım. İnsanların yarısı bu lisanı konuşuyorsa bunu hafife almamalıydım. Epeyce uğraşıp üstüne bir de kadın öldürdükten sonra (aman yanlış anlaşılmasın Bir Kadını Öldürmek kitabımdan bahsediyorum) bu lisanı neden kullandıklarını da anladım.

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu-1

Düş kişiselleştirilmiş mittir, mit kişisellikten çıkarılmış düştür; hem düş hem de mit ruhun dinamiğinin genel işleyişi içinde simgeseldir. Fakat düşte biçimler düş görenin kendine özgü sorunlarıyla tuhaflaşmıştır, mitte ise belirtilen sorunlar ve çözümler bütün insanlık için dolaysızca geçerlidir.

Öyleyse kahraman, yerel ve kişisel tarihsel sınırlamalarla çatışarak onları aşmış ve genel geçerliliği olan, olağan insani biçimlere ulaşmış bir kadın ya da erkektir.

Batının Daidalos’u (ve bizim Dedem Korkut) yüzyıllarca, sanatçı-bilim adamı (alp-eren) tipini temsil etti; Şaşırtıcı biçimde kaygısız, sosyal yargının olağan sınırlarının ötesinde duran, çağının değil sanatının ahlakına bağlı olan, neredeyse şeytani bir insan tipini. İnanmış, cesur ve doğruyu bulmasıyla bizi özgür kılacak kahramandır o. (Bilge kişi ölümcül labirentten-hayat- sağ salim çıkabilmek için çok basit bir yol önerir;   içeri giren kahramanın girişe bağlayabileceği ve labirentte onu çöze çöze ilerledikçe açabileceği basit bir iplik yumağı verir.)

Gözüm kalmadı cihanda Gelmez yola gidiyorum

http://www.youtube.com/watch?v=Kd_EYiBehuI&feature=BFa&list=AVGxdCwVVULXee7DDJsnRKTO8jNEF7MDA5&index=31

Gözüm kalmadı cihanda Gelmez yola gidiyorum

Aşık dedemin yüzü jung amcama ne kadarbenziyor!

Gerektiğince gören yaşlı kişi arketipi sonsuzca gerçek. Bu kişi örneği her zeka düzeyinde görülebilir, ayırt edici özellikleri aynıdır hep; yaşlı bir köylü olabileceği gibi, Lao Tzu gibi bir filozof da olabilir; yaşlılıktır bu, bir yere varmış olmaktır.

Yine de içimi dolduran o kadar çok şey var ki; Bitkiler, hayvanlar, bulutlar, gün, ay, gece ve insanda o sonsuz olan.

Ve Eroğlu Musa dayım da aşağıdan yukarıdan yolun sonunu görmüş

http://www.youtube.com/watch?v=3IxEoYzss-c

Ben yine de yolun sonuna bakıyorum;  başım mütemadiyen sağa sola, yukarı aşağı gidiyor, arada çember yapıyor ve içimde şu var: yaaa…yaaa..yaaa

Katolik nikahı -gizliden- devam ediyor!

Şöyle bir iddiam var, bakalım ne zaman ispat edilecek: Amerikan film ve özellikle dizi senaristlerinin çoğunluğu boşanmış aile çocuklarıdır!

Boşanan çiftlerin çocukları için öyle feci açık ve gizli acındırma kampanyası var ki, inanılır gibi değil. Bu kampanyalar çocukları menfaatçiliğe, kendine acımaya iterken, anne-babayı da gizli vicdan azaplarına gark ediyor. Berbat bi durum.

Toplum ve onun temsilcisi devlet, kendi çocuklarını sevip, kollamayı, bağrına basmayı beceremediği için, faturayı hasbelkader evlenip çocuk yapmış iki kişinin üzerine atmaya çok hevesli! Katolik nikahı aynen devam ediyor!

Tabi birçok ana-baba da boşanırken ve sonrasında yetişkin insan tavrı sergileyemiyor. Örneğin çocuklar için biraraya gelip gerçek bi yetişkin sohbeti yapamıyor, tarafsız bireyler olamıyorlar. Böylece henüz erişkin olmayan çocukları için fikir birliği de oluşmuyor. Yine çevremde gözlemlerime göre, ebeveynleri ayrılmış çocuklarda garip bi hınzırlık var, belki de bu yolla öç aldıklarını sanıyorlar. Toplum da (anneanneler,babaanneler,dedeler,öğretmenler hatta komşular hepsi bunda suçlular) her vesileyle, kullandığı araçlar kanalı ile bu çocukların haksızlığa uğradığına dair maniplasyon yapıyor.