Cebindeki Ejderha: Oyunlar Bize Parayı Nasıl Unutturuyor?

Bir oyunda kılıcına parıltı eklemek 19,99 TL değildir; 240 kristaldir. Yeni karakter kostümü 349 TL değildir; 4.800 elmas artı bonus paketidir. İşte büyü burada başlar: Para, kendi çıplak adıyla sahneye çıkmaz. Maskelenir, renklendirilir, bölünür, oyunlaştırılır. Davranışsal iktisadın bize fısıldadığı acı gerçek şudur: İnsan zihni değeri hesaplayan soğuk bir makine değil, sembollerle kandırılabilen, ödülle eğitilebilen, kayıptan korkan ve anlık haz karşısında pazarlık gücü zayıflayan bir canlı sistemdir.

Microtransaction, yani oyun içi küçük satın alma, ilk bakışta masum görünür. Bir kahve parası, bir atıştırmalık kadar. Fakat zihnin muhasebe defteri market fişi gibi çalışmaz. 20 TL tek başına önemsizdir; fakat yüz kez tekrarlandığında artık bir oyun değil, davranış mimarisidir. Küçük ödeme, büyük pişmanlığın atomudur. Oyuncu çoğu zaman bir ürün satın aldığını değil, bir eksikliği kapattığını hisseder: Daha hızlı ilerlemek, daha havalı görünmek, arkadaşlarından geri kalmamak, kaçırılacak etkinliğe yetişmek.

Para neden kostüm değiştirir?

Oyun içi para birimleri, algısal sis makinesidir. Gerçek para doğrudan harcandığında zihinde bir acı oluşur; buna ödeme acısı denir. Cüzdandan çıkan banknot ya da banka bildirimindeki tutar, kişiye kaybı hatırlatır. Fakat altın, mücevher, jeton, kristal gibi ara birimler bu acıyı yumuşatır. İnsan 199 TL harcadığını değil, 2.200 taş aldığını düşünür. Sonra 1.750 taşı bir pakete verirken ikinci bir zihinsel perde iner. Artık gerçek bedel bulanıktır. Oyun, para ile aramıza renkli bir tercüman koymuştur; tercüman ise tarafsız değildir.

Davranışsal iktisatta buna zihinsel muhasebe diyebiliriz. İnsanlar parayı tek bir havuzda değil, ayrı çekmecelerde değerlendirir. Maaş kutsaldır, bonus daha rahat harcanır, hediye kartı neredeyse bedava hissedilir. Oyun içi para da böyle bir çekmece yaratır. Bir kez satın alındığında artık gerçek para gibi değil, oyunun doğal kaynağı gibi görünür. Bu yüzden 500 kristal harcamak, 45 TL harcamaktan daha az vicdan azabı üretir. Zihin, kendi kendine küçük bir tiyatro oynar: Ben para harcamıyorum, sadece envanterimi düzenliyorum.

Bir diğer numara da demirleme etkisidir. Mağazada önce dev paket gösterilir: 9.999 elmas, yüzde 35 bonus, sınırlı süre. Yanındaki orta paket birden makul görünür. İnsan mutlak değeri değil, karşılaştırmalı değeri algılar. Oyun mağazası da bir pazar yeri değil, dikkatle kurulmuş bir psikoloji laboratuvarıdır. En pahalı seçenek çoğu zaman satılmak için değil, diğer seçenekleri daha mantıklı göstermek için oradadır. Kılıç sallayan oyuncu, farkında olmadan fiyat algısı deneyine katılır.

Eksiklik hissinin ekonomisi

Microtransaction sadece satın alma değildir; çoğu zaman eksiklik üretme ve giderme döngüsüdür. Sınırlı süreli etkinlikler kaçırma korkusunu tetikler. Günlük ödüller alışkanlık zinciri kurar. Rastgele kutular değişken oranlı ödül sistemini kullanır; bu, kumar makinelerinin ruhuna akrabadır. Her açılışta belirsizlik vardır, belirsizlik de dopamini çağırır. Beyin ödülü değil, ödül ihtimalini sever. Bu yüzden bir kutu daha açmak mantıksız görünse bile içimizdeki küçük avcı uyanır: Ya bu sefer çıkarsa?

Burada mesele oyuncunun zayıf iradeli olması değildir. Bu kolay ve haksız bir açıklama olur. Asıl mesele, bireysel iradenin endüstriyel ölçekte test edilmiş davranış tasarımlarıyla karşı karşıya kalmasıdır. Bir tarafta yorgun, meraklı, eğlenmek isteyen insan; diğer tarafta veri analitiği, A/B testleri, renk psikolojisi, ödül zamanlaması ve fiyat segmentasyonu vardır. Bu savaşta kılıçlar eşit değildir. Oyuncu bir maceraya girdiğini sanır, fakat bazen karşısındaki ejderha bölüm sonu canavarı değil, kendi dürtülerinin haritasını çıkaran sistemdir.

Peki çözüm ne? Yasaklamak her zaman bilgelik değildir; fakat görünür kılmak zorunludur. Oyunlar gerçek para karşılığını açıkça göstermeli, harcama geçmişini anlaşılır sunmalı, özellikle çocuklar için koruma katmanları kurmalıdır. Oyuncu da kendi iç muhasebesini keskinleştirmelidir: Bu paketi gerçekten istiyor muyum, yoksa bende eksiklik duygusu mu üretildi? Şimdi almazsam ne kaybederim? Bu para kristal değil de nakit olarak önümde dursa yine harcar mıydım?

Microtransactions bize modern insanın kadim dersini yeniden anlatır: Değer, yalnızca fiyat etiketinde değil, algının karanlık odasında oluşur. Oyunlar eğlence olabilir, sanat olabilir, topluluk olabilir. Ama para görünmezleştiğinde, oyuncu kendi arzusunun efendisi mi, yoksa tasarlanmış bir dürtünün taşıyıcısı mı olduğunu sormalıdır. Çünkü en pahalı satın alma bazen bir kostüm değildir; insanın kendi kararını kendisinin verdiğine dair inancıdır.

Paranın Kokusu

Aztekler, İspanyolların neden altına düşkün olduğunu anlayamıyordu! Yenilmezdi, içilmezdi, yeterince sert olmadığından alet yapılmazdı! Eh belki bir iki süs takısı olabilirdi! Aztekler bir şey satın aldıklarında ödemeyi kakao taneleri veya kumaş toplarıyla yapıyorlardı. Öyleyse bu yumuşak maden neden bu kadar önemliydi? İspanyol Fatihi Cortes bu soruyu şöyle cevapladı: “Çünkü ben ve arkadaşlarım ancak altınla giderilebilen bir kalp hastalığından muzdaribiz!”

Paranın icadı teknolojik bir dönüm noktası değil, zihinsel bir devrimdi. Bu devrim sadece insanların ortak hayal gücünde yaşayan yeni bir gerçekliğin yaratılmasında gizliydi. Üstelik para sadece metaller ve banknotlar demek değildir. 2006 yılı verileriyle; tüm paranın %90’ından fazlası sadece bilgisayarlarda mevcuttur!

İnsanlığın ekonomik tarihi narin bir danstır.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

 

Zor Sorular

paraBu zeka soruları diğerlerine nazaran biraz daha zor. Ama çok da zor değiller. Başlığa bakıp da aldanmayın. Kolay gelsin.

ZS 1 – Bir adam elindeki çeki bozdurmak için bankaya gitti. Fakat veznedar bir yanlışlık yaptı ve çekin üzerinde yazılı liralar yerine kuruş ve kuruşlar yerine de lira vererek çeki ödedi. Adam da dikkat etmeden paraları cebine koydu. Eve giderken paranın 5 kuruşunu düşürdü. Bu vesile ile parasını saydı ve cebinde çekin değerinin tam iki katı parası olduğunun farkına vardı. Çekin üzerinde yazılı olan miktar ne kadardı?

ZS 2 – Dedektif çiftlikteki büyük soygundan sonra yaptığı soruşturmada şunları öğrendi;

Baba: İnek, koyun, at ve tavşanlarımızın sayısı eşitti. Her 5 inekten biri çalındı.
Anne: Çaldıkları at sayısı, bıraktıkları koyun sayısı kadar.
Oğul: Geri bıraktıkları hayvanların 5/14’ü tavşan.
Kâhya: Her tür hayvandan çalmışlar. Sayısı azalmayan hayvanımız kalmadı.

Dedektif bunlardan birinin yalan söylediğini ortaya koydu. Acaba hangisi idi?

ZS 3 – Ambra isimli kral ölünce yerine Enfre tahta çıktı. Enfrenin bir ikiz kardeşi vardı. Ayrıca kralın 41 i hariç bütün çocukları ikiz, 41 i hariç bütün çocukları üçüz ve 41 i hariç bütün çocukları dördüzdü. Kralın kaç çocuğu vardı?

Güzel Zeka Soruları

Bu yazıda yine bir kaç tane güzel zeka sorusu soracağım. Cevaplarını yorum olarak ekleyebilirsiniz. Her zamanki gibi cevapları söylemeyeceğim. Zamanla tartışıldıkça bulunacaktır doğru cevaplar.

Soru 1: Bir gölün içinde kayıktasınız. Ve suya bir evrak çantası atıyorsunuz. Göl seviyesinde ne gibi bir değişme olur?
bozuk-para
Soru 2: İki kişilik bir oyun oynuyorsunuz. Kare bir masa ve elinizde demir 1 liralıklar var. Sırayla bozuk paraları masanın üstünde bir yere koyuyorsunuz. Tek kural hiç bir paraya değmemesi. En son parayı koyabilen kazanıyor.

Nasıl bir taktik izlerdiniz, ilk parayı kimin koymasını isterdiniz?

Soru 3: Bir okuldaki 100 kapalı dolabın önünde birer öğrenci duracak şekilde yerleşirler.
1. düdük çaldığında 1 in katları olan tüm dolap kapakları açılır.
2. düdük çaldığında 2 nin katları olan dolaplar açıksa kapanır kapalıysa açılır,
3. düdük çaldığında 3 ün katları olan dolaplar yine aynı şekilde kapanır veya açılır,
. . .
Bu böylece 100. düdük çalana kadar devam eder. 100. düdük çaldığında sadece 100. dolap kapağı açıksa kapanır kapalıysa açılır.

Soru şu, bu işlemin sonucunda kaç dolap kapağı açık kalır?
Devamını oku “Güzel Zeka Soruları” →

Para nereden gelirse gelsin düşüncesi=savaş

Politikacılara konuşayım. Diğer ülkelerden olan ve müttefik olanların karşısında masada düzenli olarak oturuyorsunuz. Onlar karanlık tarafı finanse ederken size gülümsüyorlar. Neticede, savaş ile kazanılacak para var! Yıllarca bunun yolu bu oldu. Ama bu uzun sürmeyecek. Politikacı, bunu bildiğin ortaya çıktığı zaman, sorumlu tutulacak olan sensin. Bununla ilgili hiç bir şey yapmadın.

Zor kazanılan vergi fonlarınızın çoğu karanlık orduya gidiyor! Ve hükümetinizde bunu bilenler var. Sadece bir kaç sözcükle bununla ilgili ne yapılacağının yanıtını size vereceğim: Uluslararası şeffaf adli muhasebe. Uluslararası şeffaf adli muhasebe! Karanlığın finanse edilmesini temizleme ve savaş çıkarma yeteneklerini yok etme zamanıdır.
Paranın nereden geldiğini bilen ve bununla ilgili hiç bir şey yapmayan lider durumda olanlar için bir uyarım var. Liderliğinizin günleri sayılı. Işık bunu ortaya çıkaracak ve kaybedeceksiniz. Kryon
Ülke yönetimleri için böyleyse kişisel olarak da bundan farklı değil çünkü evvelden beri her bir insanın bir ülke ve onun uyanık bilincinin de kral/kraliçe olduğunu söylerim. O halde kendi iç ülkemize bakıp savaşı finanse eden öğeleri görebilir bunları işlevsiz bırakabiliriz. Tüm sistemler, kurallar ve kanunlar keyfidir, ayrılığa hizmet eder ve ayrılık da bir amaç için organize edilmiştir; göremediğimiz iç rüyamızın dışta belirginleşmesi, bilincin gelişmesi için gerekli bulunmuştur. Bütün bunlar özgür irade prensibinin deneyleridir desem pek de yanılmış olmam. Şu anda önümüzdeki sınav; hem özgür iradeye hem de barışa sahip olup olunamayacağıdır belki.
Günaydın sevgili frekanslar
Aklıma gelmişken;
Sigaranın alkolün yasak olduğu hatta yetişkin olmayanlara satılmadığı, dolaplara saklanıldığı bir dünyada; savaş oyuncaklarının, video oyunlarının, filmlerinin ve kitaplarının alenen çocuklara pazarlanmasını komik buluyorum. Çılgınca egzoz salan arabaların, fabrikaların nöbet derecesinde reklam edilmesini tuhaf buluyorum.
Sonra düşününce bu mantıksızlığın gerekçesini buluyorum; en azından genç yaşlarında sağlıklı ve savaşa arzulu savaş erlerini çoğaltmak! Silah sanayini, ilaç sanayini, inşaat sektörünü ilelebet yaşatmak. Biz bunu gerçekten istiyor muyuz ya?
Çocuklarınızı bu savaş çığırtkanı oyunlardan nasıl koruyabiliyorsunuz? Çok zor işiniz vallahi.