Bilgiyi Yorumlama

Eskiden bilgiye ulaşmak çok zordu. Sınırlı sayıda insan kitap okur bilgi sahibi olurdu. Bu onu diğerlerine göre avantajlı hale getirirdi. Günümüzde ise bilgiye ulaşmak çok kolay. Bilgisayar başına oturan veya cep telefonu olan herkes, en başta google, wikipedia gibi sitelere girerek bilgiye ulaşabiliyorlar.

Fakat eskiyle şimdi arasında şöyle de bir fark var. Eskiden bilgi daha çok süzülmüş olarak kitaplarda bulunuyor ve yanlış bilgiler genelde söylentilerle yayılıyordu. Şimdi ise bu söylentilerin hepsi yazılı hale getirildi ve sanal ortamda yerlerini aldılar.

Artık günümüzde bilgiye ulaşmak değil, onu doğru yorumlamak gerekiyor. Yeni nesil çocuklara ve bizlere, bilgiyi doğru yorumlayabilmek için ne tür önerilerde bulunursunuz?

korku mu, korkunu, korkuyu bana anlatır mısın? çözümleyebilir misin? yenebilir misin?

Merhaba;

Hergün, her an, her geçmiş ve gelecek diye adlandırdığımız süreçde korkuyu düşünüp, korkuyu adlandırıp, ya da adlandırmadan, birşeylere karşı kendimizi hep dik dur, güçlü ol, gardını düşürme diye telkinlerde bulunuyoruz, yada bulunmuyoruz? Fakat hepimiz birşeylerden korkuyuz. Sağlığımızı kaybetmekten, ei,mizi dostumuzu, ailemizi kaybetmekten, sevdiğimiz bir canlıyı yada oyun oynarken herşeyi unutmamızı sağlayan oyuncağımızı kaybetmekten korkuyoruz.

Öyle ya da böyle korkuyoruz.

Peki ya nedir bu korku?

Ben korkuyorum. Buraya yazı yazarken bile, kimliğim belli olursa diye korkuyorum, o kişi olduğumu anlamasınlar ama soruma katılsınlar diyorum.

Ben korkuyorum sık sık her sabah kalktığımda ve her gece yatarken korkuyorum. Sabah kalktığımda yaşamaktan, gece yattığımda ölmekten korkuyorum. zihnim ikiside bir desede, korkum hala devam ediyor tüm hızı ile.

sonra bedenime bir darbe alıyorum bu darbe daha önceyi anlatıyor bana, ve darbe ilginç bir şekilde sırıtan alice harikalar diyarı kedisi gibi görünüyor ayna karşısında, bedenim üzgün görünmüyor, bir hayli mutlu görünüyor, fakat neden o iz bozulmasın diye korkuyorum. Neden zaten bir acı çekilipde yenisi çekilmesin diye daha ortada birşey yokken korkupta, yapacağımız her eylemde 2 kez düşünüyoruz.

Sonra bir gün korkuya karşı başkaldırıyorum ve korkuya başkaldırmayı bırakmış biri ile karşılaşıyorum. Korkunun aslında keyifli ve saldırgan olundukça tadını sürebildiğini hissettiriyor öğretiyorum. sonra o kişi üstümde ciddi bir korku bırakıp kendi korkusuz dünyasında yaşıyor ve ben gene korkuyorum. Bir şekilde hep korkuyorum ve değişik ilüzyonlar ile süslenip allanıp pullanıp gene yapışıyor beni bırakmak istemez gibi. Sonuçta bu yabancı değil. ben korkuyorum. karanlıktan korkupta karanlıkta tirtir titrerken inat edip ışık yakmazsızın uyumaya çalışarak yok etmeye çalışıyorum. ama tedavi edemiyorum.

Ben hiç değil, sadece dengeli korkmak istiyorum, ihtiyaç olduğu kadar, beni zinde tutacağı kadar korkmak istiyorum. Beni kontrol eden bir korku ile barınmak istemiyorum bu diyarda, ama başka diyarı imgeleyemiyorum, netleştiremiyorum. korkuyorum: )

Korkumu bana anlatırmısın?

Mjöllnir ve kalbur saman…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Develer tellal, pireler berber iken… ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken…

Öyle sanıyorum ki, bu dizelere duyduğum hayranlık belki hiç bitmeyecek. Armoni…sanki bir damla masal sağanak olup bastıracak ve yağmurda açan kanatlarıyla yüzlerce minik çan…

Mjöllnir: Tanrı Thron’un sahip olduğu, adının anlamı “parçalayıcı” olan kocaman bir çekiç.

aLınTı: ViKiPeDi

Çekici Brokk ve Eitri isimli iki cüce kardeş yapmışlardır.. Çekiç yapılırken Loki sinek kılığına girip cüceleri ısırarak rahatsız edince bir kaza olmuş, çekicin sapı kısalmıştır…

Yanıp Sönen R: kötülük tanrısı, LoKi… Çekiç yapılırken sinek kılığına girip cüceleri rahatsız edince.. bir kaza olmuş.. ve çekicin sapı bu nedenle kısa kalmış…

(Hangi kelimeyi kullanırsam hayranlığımı daha iyi ifade edebilirim?)

Yapmama eylemi

Hatırlayabildiğm en küçük sibelden bu yana biçok şeyler değişti ancak değişmeden kalan şeyler de oldu. Bunların başında gerek edindiği yeni bilgiler gerekse kişisel deneyimlerini yazılı ve sözlü olarak başkalarıyla paylaşmak için duyduğu zorlayıcı baskı geliyordu.

Özellikle geçmiş zaman takısı kullandım çünkü çevrede gördüğüm (daha doğrusu artık görmezden gelemediğim) işaretlere bakılırsa hayatımın en yaman “yapmama”sının eşiğinde olduğumu anladım.

Başka işaretler de var ancak onları şu an söylemeyeceğim, en bariz olan ise çevremdeki sanal ya da fizik iletişim içinde olduğum insanların deneyimlerini paylaşma konusunda şaşılacak denli isteksiz davranmaları diyebilirim.

Uzunca hayatım boyunca tüm kişisel deneyimlerimi (üçüncü şahıslarla olan bir kaç tanesi hariç-izinlerini almamış olduğum için-) hiç çekinmeden paylaştığım düşünülürse artık içimin tamamen boşaldığını, belki yalnızca bir kabuğa dönüşmüş olabileceğim ihtimalini de göz ardı etmeksizin, ne olduysa oldu, geçti, bitti diyorum 🙂

Şu andan tibaren bir yapmama eylemi olarak hiç bir deneyimimi ne yazılı ne de sözlü paylaşmıyorum.

Ne zamana kadar? Kimbilir! :))) Hayatı tersine çevirmek heyecanlı olacak.

*Otistik degil, OTİZMLİ…!

*Otizm, normal sayılan tepkilerin aksi yönde davranış sergileyen bazı çocukların algı düzeylerinin bilinenin tersi yönde hareket etmesidir.

*Çok dikkatsiz veya tam tersi aşırı duyarlı ve dikkatli olabilirler.Örneğin; çok alışılmış olan göz kontağı kurmak onlar için gereksiz olabilir veya göz kontağı kurduklarında da size değil de daha uzaklara bakıyormuş gibi görünebilirler.Her şeye karşı -özellikle koku, ışık ve sese- olan aşırı hassasiyetleri onları tahammülsüzlüğe sürükleyebilir.Normal sayılabilecek çocukların aksine tehlike ve korku anlayışları da farklıdır.Çok yükesek bir yerden atlamayı tehlikeli bulmazlarken, kaldırımdan aşağı inmekten korkabilirler.

*Beklenen türden davranmayan her çocuk bir doktora götürülüp gereken teşhislerin konması sağlanmalıdır.Son yıllarda bir çok filozof, sanatçı ve bilim adamının otizimli olabileceği üzerinde tartışmalar ve araştırmalar sürüyor. Bunu göz önünde tutup otizimli çocuğun içindeki cevheri çıkarmaya yardımcı olabiliriz, kim bilir…

*Otizm lanetli bir hastalık değil, zamanla çocuğun çevreye belli oranda kazandırılabilineceği bir tür farklı olma durumudur.

*UNUTMAYIN, sizin de çocuğunuz, kardeşiniz veya bir yakınınız otizmli olabilir.