Son zamanlarda sıkça karşılaştığım ilginç bir durum var. Bir çok insan bilimi bilgi ile karıştırıyor. Ve durmadan “bilim değişir, bilim değişkendir” gibi sözlerin arkasına sığınıyorlar. Hatta bunlara bir çok örnek veriyorlar. Efendim, Newton öyle demişti, ama sonra Einstein böyle dedi. Şimdi de kuantum mekaniği çıktı. Ve daha bir çok konuda benzer karşılaştırmalar.
Öncelikle değişen bilim veya bilimsel yöntem değil, bilgidir. Bilimi dogmatik inançlardan ayıran özelliği de zaten bu kısımda yatar. Dogmatik inançlarda bilgi değişmez. Ama bilimde değişir. Çünkü bilim, bilgi temelli değil, yöntem temellidir. Bu yöntemlerde çok zor değil, ilkokul öğrencinin bile anlayabileceği kadar basittir. Gözlem, deney, ölçülebilirlik.
Peki insanların bilim ile bilgiyi karıştırmalarının sebebi ne olabilir? Bilim denince neden iki adım uzak durma dürtüsü hissederler? Acaba bütün eğitim/öğretim hayatı boyunca derslerden kaçmak isteyen öğrenci psikolojisinin bir devamı mıdır? Yoksa anlayamayacağı kompleksinin bir ürünü müdür? Soru sormak, merak etmek istememek midir?
“Ben bunu böyle kabul ettim, üstünde daha da düşünemem. Zaten bana da öbür dünyaya da faydası yok.” demenin bir başka yöntemimidir bilimi kötülemeye çalışmak.
Fakat yine tespit ettiğim bir başka konu var ki, ne zaman insanların başı sağlıkla derde girse kendilerini bilimin kollarına atarlar, ne zaman biraz para bulsalar altlarına son teknoloji araç çekerler, ne zaman soğukta üşüseler klimaları açarlar ama hiç bu değirmenin suyu nereden geliyor demezler. Kendileri insanlık yararına zerre gram bir bilgi bulamadıkları için de bilimi kötüleyip dururlar. Üstelik ne olduğunu dahi bilmeden.