İslam Mistizmi Üzerine…

“kuantum felsefesi ve tasavvuf ” adlı başlıktan ilhamımı alarak;

akıl yürütmeler sonucunda sistematik düşünce süreciyle ortaya cıkan felsefi bilgiye nazaran, akıl ötesi bir tavırla mistik düşünce kalıpları sonucunda meydana gelen tasavvuf felsefi bir değerlendirmeye açık mıdır? tasavvuf felsefi bir endişe taşır mı?

daha net haliyle; tasavvuf, felsefi bir bilgi midir?

felsefe olarak alınabilir mi tasavvuf?

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa’nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.

                    Cahit KÜLEBİ

dilenci şapkası değildi o!

son bilmem kaç haftadır -belki olmuştur 1-2 ay- taksim meydan metro çıkısı merdivenlerinden çıkarken bir şapkaya çarpıyor gözüm;

yerde, eski,hüzünlü ve çokça utanan bir şapka..

sahibine bakmak için hafif yukarı kaldırıyorum gözlerimi.. merdivenin basamağını işgal etmemek ve insanların kolay geçmesine yardımcı olabılmek için öylece köşeye sıkışmış,büzüşmüş bir amca. genç mi yaşlı mı bilemem, niye mi? dizlerinin arasına doğru eğmiş kafasını eğebildiğince, elleriyle kapamış yüzünü, görmesin kimseler beni buralarda diye.. önüne koymuş şapkasını ; bir buyum var dercesine..

sanki tükenmiş,bitmiş herşeyi. çocukları var sanki okul okuyan. eşi var sanki hergün işe giden bir eşi oldugunu düşünen. aylar olmuş işten çıkarılalı da , araya araya iş bulamamış ,ailesinede bişey diyememiş hani; en çok insan burda var diyip bir köşe seçmiş kendine; kuytularda..

ne “allah rızası için” şeklinde başlayan cümleler kuruyordu nede gelip gecenlerin attıkları paralı alıyordu. sanki bi tanıdık çıksa birden tabi eğer olurda yüzünü görmeden tanıyabılceği kadar yakın birisi çıkarsa; şapkamı düşürmüştüm de alıyordum diyecek..

utanıyordu..

evet ortada bir utanç meselesinin olduğu bir hakikat lakin sanki yanlış kişi utanıyordu burda.. o nerden bilecekti ki birgün birileri çocuguna okul harçlığı verme mutluluğunu çok görecek ona.. bilemezdi evine ekmek götürme mutluluğuna göz dikenler olduğunu..

ne çok insan geliyor geçiyor önünden , aynı şeyleri mi görüyorum diğerleriyle her bakışımda şapkaya ve amcaya.. bilsem ki yanına gidince çekinmeden,utanmadan,sıkılmadan konusacak dökecek derdini; dinlerdim seni amca..

TRAPEZ, MOTORSİKLET VE AŞKIN DENGELERİ ÜSTÜNE “Sirk” /Kayıhan Keskinok Sergisinden*

Oldukça uzun sayılabilecek bir süre bakıyorum resimlere, “Trapez ve motorsiklet ne kadar da bir aşkın dengeleri üstüne… Denge imkânsız, ancak; belki bir dengesizlikle kurulabilir” diye yazıyorum, küçük, lila, cadı ajandama… Bir motorsikletin üstünde trapez’e ulaşmaya çalışan figür’e fısıldıyorum…“çok düşeceksin ama… Çok acıyacaksın…”gülümsüyor, gülümsüyorum… Yine de çıkıyoruz trapeze…

Kayıhan Keskinok’un “Sirk” temalı resimlerinin birbirinden farklı zaman ve mekanlara ait sirk gösterilerinin üst üste bindirilmiş görüntülerinden oluşuyormuş hissi, ortak bir imgelem belleğinde modern zamanlı bir kolajla kesitlenmiş bir sirk’e dönüşüyor izleyicisinin karşısında. Cesur ve bütünüyle gösterisinin (-ve belki gösterişinin) ustası kadınlar, kadınların şiirsel hareketleriyle kıyaslandığında merkezi bir gücü (-ve belki dengeyi) vurgulayan erkekler… hareketlerindeki tekrarlarla devinim yaratan atlar, antik zaman torsları, arsanlar, güvercinler, parlak sarı, parlak turuncu küreler ve resme hakim olan tül ve saten hissine tezat mekanik dünyaya ait pırıl pırıl bir motorsiklet sizi bir kez daha kendi iç dengeleriniz ve aşka dair bildikleriniz üzerine sorguya götürüyor…

Sanatçının herhangi bir zamanı imlemeyen mekân oluşturma gücü olsa olsa bir “düş” ya da ancak “gerçek” olabilir bu resimlerdeki gösteriler diye düşünmenize neden oluyor. Örneğin bir resmi ya da daha doğru bir ifadeyle resme konu edileni tarihlendirebilmek, bir tahminde bulunabilmek için giysilere-kostümlere, mekâna, mekânın kurgulanışındaki fiziksel unsurlara, objelere bakmak mümkündür. Keskinok’un mekân yaratmadaki zarafeti gücünü sağlam desenlerinden ve renklerden alıyor. Renkler mekana dönüşürken zamanı tonlarında eritiyor. Keskinok’un her biri bir sirke ait olabilecek figür ve objeleri kendi gerçeküstü denilebilecek renkleri ve mekân anlayışıyla “gerçek” ten yalıtmış olması resimleri bir Sirk’in ta kendisi ve aynı zamanda bir sirk’in soyutlaması gibi algılamamıza neden olmaktadır. Tam da bu noktada kavramlar zihni ziyaret eder… Sanatçının trapezleri, atları, motorsikleti ve birbirlerine uzanmaya-ulaşmaya çalışan figürleri, yüksekte yer alan çiftleri ve denge gösterileri yapan tek figürleri kullanması bir sirkte bulunanlar gereğinden çok bir karşılıklı olma ve karşılıklı devinim için denge koruma, denge oluşturma ya da tehlikeli denge gösterileriyle her an yitirilebilecek bir zafer arayışına atıfta bulunur nitelikte görünmektedir. İç içe, birbirinin üstünde devinen görüntüler zamanı olmayan fakat akışı, bir hızı olan ve bu yolla gerçeklik kazanan hisler evrenini oluşturuyor gibidir. Tekrarlanan hareketler, nesneler ve hakim renkler bir düşüncenin, bir kavramın etkili bir şekilde anlatılmasına hizmet ederken bir o kadar düşsel ve açıklanamaz oluşuna da işaret etmektedir…

Trapez; düşsel bir atmosferin şiirsel dengesi, güvenin ve tek olmanın çift kişilik dansının ancak çok yükseklerde yapılabileceğinin çağrışımı… Atlar, özgürlüğün ve boyun eğmezliğin imgesi ve çoğu kez hızı belki hız tutkusunu simgeleyen motorsiklet… Durmaksızın ışığın ve rengin tülden etkisiyle devinirken Keskinok’un “Sirk”inde; kendinizi, bu resimler aşkı ve zamanı anlatmak için yapılmamış, bu resimler aşktan ve zamandan yapılmış derken bulmanız mümkün. *(Marsseh- Gazi Üniversitesi Resim Heykel Müzesi 23 Kasım 2007-20 Ocak 2008)

Tuva için yol arkadaşları arıyoruz…

Sn Sibel Atasoy;
Tarafımızdan istemiş olduğunuz talebinize istinaden, hazırlamış olduğumuz -TUVA-KYZYL gezisi çalışmamız ekte bilgilerinize sunulmuştur. Teklifimizin faydalı olmasını diler, işbirliğiniz için teşekkür ederiz.
-Bu bir ön teklif olup, aşağıda belirtilen servisler doğrultusunda tarafınıza rezervasyon yapılmamıştır. Uçak ve otellerin müsaitlik durumuna göre rezervasyon yapılacaktır.
-Fiyatlar şu an için geçerli olan bilet ve otel fiyatları baz alınarak hazırlanmış olup, oda ve bilet fiyatlarına gelebilecek artışlar fiyata yansıtılacaktır.
-Uçak saatlerindeki değişikliklere göre tur programında da değişiklik yapılabilir Alan vergisinde meydana gelebilecek artışlar kontrolümüz dışında olduğundan dolayı fiyatlara yansıtılır.
-Teklifimiz 10-15 kişi içindir ve , 25.05.2010 tarihine kadar geçerlidir.
Saygılarımla
Asuman Dağıstanlı
Incentive Manager
www.baracuda.com.tr
+90212-212 30 30
TEMMUZ -AĞUSTOS 2010
TUVA (KYZYL) (7 GECE-8 GÜN)
1. Gün : İstanbul-Moskova-Abakan İstanbul Atatürk Havaalanı Dış Hatlar Gidiş Terminalinde 07.00’da buluşma. Pasaport, bilet, bagaj ve gümrük işlemlerinin ardından 09.25 ’de  Donbass Havayolları 7D 4622 sefer sayılı uçağı ile Moskova ve Simperefol  aktarmalı olarak ertesi sabah .06:15 ’de Abakan’a varış.Özel aracımız ile  yaklaşık 4-5  saatlik yolculuktan sonra Tuvan’ın başşehri Kyzyl’e varış, otel’e yerleşme. Öğleden sonra dinlenme ve serbest zaman,geceleme otelde.

  1. Gün : Kyzyl Sabah kahvaltısından sonra  rehber eşliğinde panaromik şehir turu.(Central Square,Center of Asia Monument,Buddhist Temple) görülecek yerler arasındadır.Şehir turu sonunda  otele dönüş ve serbest zaman..Geceleme oteldeTuva Ulusal Müzesi’ni ziyaret için otelden ayrılış.Müzede 6. ve 12. asırdan kalma taş oyma figürleri ve ayrı bir bölümde sergilenen Şamanizm kostüm örneklerini görebilirsiniz.Tur bitiminde otele dönüş ve serbest zaman,geceleme otelde..

  2. Gün : Kyzyl Sabah kahvaltısından sonra Tuva Ulusal Müzesi’ni ziyaret için otelden ayrılış.Müzede 6. ve 12. asırdan kalma taş oyma figürleri ve ayrı bir bölümde sergilenen Şamanizm kostüm örneklerini görebilirsiniz.Tur bitiminde otele dönüş ve serbest zaman,geceleme otelde..

  3. Gün : Kyzyl Sabah kahvatısından sonra Şaman Kliniği gezisi için otelden ayrılış..Tur esnasında Tuva halkının en eski geleneği olan          Şamanizm’in tıp konusundaki manevi rehberlik destekli tedavi yöntemleri üzerinde bilgi sahibi olabilirsiniz.Tur bitiminde otele dönüş ve         serbest zaman,geceleme otelde.
     

  4. Gün :Kyzyl Sabah kahvaltısından sonra tamgün dinlenme ve alışveriş için serbest zaman,geceleme otelde.
     
    6.Gün :Kyzyl Sabah kahvaltısından sonra yarım gün Khoomei performansı olarak adlandırılan müzik gösterisi için otelden ayrılış.Tuva müzisyenlerinin Khoomei  olarak adlandırılan titreşimli bir gırtlak tekniği ile sundukları özel gösteriyi izledikten sonra otele dönüş,geceleme otelde.
     
    7.Gün :Kyzyl Sabah kahvaltısından sonra Tozbulac termal bölgesi ziyareti için otelden ayrılış.Bölgede yaklaşık 50 termal  kaynağı bulunmaktadır.Fotoğraf meraklıları bölgede  eşi  bulunmaz kareler yakalama şansı bulabilirler. Tur bitiminde  otele dönüş,geceleme otelde.
            
    8.Gün :Kyzyl-İstanbul  Sabah kahvaltısından sonra öğlene kadar dinlenme ve alışveriş için serbest zaman.Daha sonra dönüş için havaalanı transferi.Bagaj ve gümrük işlemlerinin ardından 17.10 hareketle 1 gün sonra 14.15’te İstanbul’a varış ve turumuzun sonu.
     
    TUR FİYATI:
     
    İKİ KİŞİLİK ODADA KİŞİBAŞI: 1475 EURO
     
            
    Programa Dahil Olan Hizmetler
    Dombass Hy ve iç uçuşlar da domestic havayolları ile İst-Abakan-İst Gidiş-Dönüş Uçak Bileti.
    4*Odugen Hotel (vb) de 7 gece kahvaltı dahil konaklama.
    Programda  bahsedilen  tüm şehir turları.
    Abakan-Kyzyl-Abakan transferleri.
    Alan-otel-alan transferleri.
    Havalimanı Vergileri.
    Zorunlu Seyahat Sigortası
    Rehberlik hizmetleri.
    Programa Dahil Olmayan Hizmetler

Vize işlem ve servis ücreti ( 60 € )
Yurt Dışı Çıkış Harcı
Programda bahsedilmeyen tüm ekstra harcamalar.
ÜLKE BİLGİLERİ
KYZYL Tuva Cumhuriyetinin başkentidir ve Yenisey ırmağı üzerinde kuruludur.Kent, Tuva’nın idari, sosyal ve kültür merkezidir. Parlamento Binası, Ulusal Tiyatro ve Uluslararası Humey Bilim Merkezi buradadır. “Humey”de Tuva’da gırtlaktan söylenen şarkı biçimi olan humey araştırmaları yapılmakta ve öğretilmektedir.
Asya kıtasının coğrafik olarak tam ortası Kızıl şehridir. Bu sebeple Küçük Yenisey akarsuyu ve Büyük Yenisey akarsuyunun şehir ile kesiştiği yerde dikilitaş kurulmuştur. Bu anıt 1964 yılında Asyanın ortasını işaret etmek için dikilmiş ve buraya da Asyanın merkezi (Tuvacada Азияның төвү) adı verilmiştir.
Kızıl, 1914’te Belotsarsk (Rusçası: Белоцарск= Beyazlar; Çarlık tarafı olanları işaret etmekte) adıyla kuruldu; 1918’de Khem-Beldiri (Хем-Белдири), 1926’da da bugünkü adı Kızıl’ı aldı. Kızıl; kırmızı demek olup Kızılları ; Çarlık tarafı olmayanları işaret ediyor. Kızıl Havalimanı, kenti havayoluyla başka kentlere bağlar.
Kızıl, tarihin ilk Orhun Yazıtları’nın bulunduğu yeridir.