Başlıksız

Az önce yani tam gece yarısı, balkonda sigaramı içerken aklımdan enteresan bir düşünce geçti. Nedense kendimi Minority report filmindeki Agatha gibi hissettiğimi fark ettim. Kulaklarımın içinde sular gulu gulu etti. Son günlerde belki Florindanın rüyacısının da etkisiyle tuhaflığım arttı. Bunu tarif etmek gerçekten de güç ve zaten de gereksiz.

İşte tam Agatha’yı neden düşündüğümü anlamaya çalışırken aşağıda yoldan tam birbirinin aynı boyda aynı irilikte altı siyah bir de beyaz köpek koşturarak geçtiler! Sanki onaylama(yora) gibiydi. İki seneyi aşkındır burdayım daha bir köpek bile görmemiştim, sadece uzaktan sesleri gelirdi hep.

Herneyse,  che sera sera. Az önce Fridge dizisinde dr.Bishop’un cesaretini kazanmak için tanrıdan beyaz bir lale beklediği ve bunun nasıl gerçek olduğunu seyreden olduysa ne demek istediğimi de anlayacaktır. Şıracının şahidi bozacı!

Her şeyden bıktım galiba.  Özellikle de bilgiden, ve özellikle de tekrar eden bilgilerden. Bu sebeple yeni bir şey söyleyebilene kadar yazmamaya karar verdim.

Evrene zoom

Zoom (üzerine tıklayınız),On yıldır laptoplarım değişirken hiç kaybetmediğim bir görsel. Burada beni ilk andan itibaren yakalamış bi şey var?

Kendi yazdığım ilk kitabı bile kaybetmiş biri olarak bu becerinin benden değil başka bi şeyden kaynaklandığını anlamak zor olmasa gerek 🙂

Lütfen sunumu ileri geri defalarca seyredin, bakalım içinize bi şey doğacak mı?

Bilinç Yolculuğu -3

 El zanaatı: Özellikle eski el sanatları, hastaların ya da normal sağlıktaki insanların kendi kişisel tarihlerini bulma ve silme işlemi için birebir işlev gören şifa araçlarıdır. Bunlar arasında takılar, çeşitli oyma işleri, simgesel tılsım yapma sanatları, çocuk oyuncakları, uçurtmalar, patchwork olarak bilinen yamalı yorganlar, hat sanatı, marangozluk, ebru işleri vb daha birçokları sayılabilir. Sanat önemlidir; çünkü ruhun mevsimlerini ya da ruhun yolculuğundaki özel veya trajik bir olayı anımsatır. Sadece kendimiz için de değildir sanat, peşimizden gelenler için eşi bulunmaz bir haritadır. Bütün bunların ötesinde el zanaatı ve sanat, yapana iç sessizliği yakalama fırsatı vermesi sebebiyle emsalsiz bir araçtır.

CC öğretisinde el zanaatına bolca yer verildiğini de büyük bir memnuniyetle fark ettim. On iki kitap boyunca birçok el sanatından bahsedildiğini hatırlıyorum, bunlara ilaveten Don Juan CC ye av tuzağı yapmayı öğretmiş, avlanmanın inceliklerini bilfiil yaşatmıştı. Bitkilerle konuşma, onların yerlerini tespit etme, onların devşirilme, tasnif edilme, saklanma ve karışım yapma tekniklerini yaşayarak öğretmişti. CC uzun yıllar süren öğrenciliğinin çok uzun saatleri boyunca kendisine öğretilmiş böylesi işleri yaptı. Bu özelliği ile bana, kırk yıl boyunca düzgün odun kesmeyi ve istiflemeyi öğrenen Yunus Emre’yi anımsatıyor.

CC’nin Don Juan ile tanışmasının ilk zamanlarında bu konuya her ikisinin de bakış açılarının değişik olduğunu hemen her satırda görebiliyoruz. İşte IxtlanYolculuğu’ndan bir sahne:

 Castaneda, tıbbi otlarla ilgili bilgi vermesi karşılığında ona para ödeyeceğini söyler. Don Juan da “sen benim zamanıma karşılık, kendi zamanını koy” der. Bitkiler konusunda söylenecek bir şeyin olmadığını, bu nedenle para almasının söz konusu olamayacağını söyler. Çölde hava kararana dek yürürler ama Don Juan tek bir bitki göstermez. Dinlenmek için bir çalılığın dibine otururlar ve Don Juan “Bitkiler hem canlıdırlar hem de duyguları vardır” der. Tam o sırada ansızın rüzgâr çıkar ve etraflarındaki çalılıkları sallar ve çalılıklar hışırdamaya başlar.  Don Juan “ Bak işittin mi? Çalılar da rüzgâr da söylediklerimi doğruluyor” der.

Castaneda bitkiler konusunda bir şeyler öğrenme arzusunda olduğunu, karşılığında ücret ödeyebileceğini yineler. Don Juan para gerekmez, sana bitkiler konusunda bildiğim ne varsa anlatacağım der ve ekler. “Ola ki, yoktur bitkilere değin öğrenilecek bir şey, yok ki onlara değin söylenebilecek bir söz”. Castaneda Don Juan’ın ne demek istediğini anlamaz ve Don Juan üç kez aynı sözü yineler. Tam o sırada alçak uçuş yapan bir askeri jet geçer ve gürültüsü ile yeri göğü inletir. Don Juan elini kulağına yerleştirir ve “İşte dünya da benimle aynı düşüncede” der.

Satın alınabilecek bir bilgi değildir söz konusu olan, bütünüyle adanma gerektirir; “benim zamanıma karşılık senin zamanın!” Der DJ, ruhun sağlıklı gelişimi için gereklidir bu. Savaşçı olma yoluna girildiğinde dünyadaki her şey bize yardımcı olmak için seferber olmuş gibidir. Yukarıdaki özette karşılaştığımız türden “doğrulamalar” ve yoralar sadece savaşçılara gelmiyor şüphesiz, ama onları sadece savaşçılar duyup görebiliyor.

CC, öğrenciliği esnasında binlerce sayfa not tutmuş, daha sonra bunların arasında bir tasnif yapmaya çalışarak önemli ve gerekli gördüklerini bu on iki kitaplık seriyle okuyuculara sunmuştu. Herhalde böyle bir seçim yapmak oldukça zor olmuştur. Kitaplarda kullanılan dilin dolaysızlığı, tutarlılığı ve zaten kültürel olarak aşina olduğumuz usta-çırak ilişkisinin yalın biçimde sunumu bir okuyucu olarak beni tam da DJ nin söylediği gibi yüreğimden yakalamıştı. Yirmi seneden uzun süren bu yolculuk esnasında birbirinden kopuk ve gelişigüzel alınan notların ortaya çıkardığı bütünde ben tek bir çatlak ses duymadım. Hiçbir çelişkiye rastlamadım. Dünyada bazı muhaliflerin iddia ettiği gibi eğer bu yolculuk, CC’nin bir hayal ürünü idiyse bile gerçek olmasından daha az kıymetli yapmazdı onu. Hem zaten gerçek ve hayal dediğimiz nedir ki?

Bize gereken, burnumuzun dibinde ölçüsüz erkin var olduğuna bizi ikna edecek bi öğretmendir. DJ

sa-26.12.2009

Fringe ve Farklı Bilinç Halleri

Uzun zamandır Fringe dizisini izliyorum, kuantum fiziğinden bildiğimiz kavramları bir gerilim kurgusu ile de olsa  görünür kıldıkları için hoşuma gidiyordu. Fakat birinci bölümü izlemediğimin farkında değildim doğrusu. Dün gece TNT kanalında birinci bölüm tekrarına rastlayıp şaşırdım 🙂

Olivia Dunham’ın dr. Bishop’u ve oğlunu nasıl bulduğunu anlamış olduk. Konu da oldukça ilginçti. Castaneda öğretisinden bildiğimiz, ortak rüya görme, farklı bilinç halleri kavramını işliyordu 🙂

Olivia, bilinci kapalı ölmek üzere olan ortağı ile iletişim kurmak için, Dr.Bishop’un önerisi ile LSD tatbik edilerek su dolu bir tankın içine indi. Bir süre sonra rüyasında uyandı ve ajan arkadaşının ismini seslendi. Bir kaç deneme sonunda ajan arkadaşının da çifti onu duyup ortak rüyaya geldi. Orada aynen castaneda ve La gorda’nın yaptıkları gibi önce buluşma heyecanı yaşadılar sonra da istedikleri bir sahneye gittiler. Orada bu birleşme beyindeki titreşimlerin birbirini bulması ile açıklanıyordu. Oysa Castaneda’da bu durum birleşim noktalarının aynı yere kaydırılmasını icap ettirir. Diziyi izlerken birleşim noktasının hareketinin beynin yaydığı titreşimle bir ilgisi olup olmadığını merak ettim.