His Dark Materials trilogy- Philip Pullman

Bitmesin bitmesin diye içimden mızıldanırken yine de Witch’s dreem dün bitti. Böylece yanımda getirdiğim ikinci kitaba başladım; American Gods… Bir yandan okuyup bir yandan da eyvah bu kitap ne kadar kalın olsa da bana yetmeyecek bu seyahatin sonuna kadar diyordum.
Diyordum ki, salıncağımın yanından geçmekte olan onyedi yaşındaki arkadaşım Adam Sinan aniden durdu ve bana eğer istersem bir kitap daha doğrusu bi üçleme önerebileceğini söyledi. İngilizce mi ama dedim, evet dedi. Hımmm bi bakayım o zaman dedim biraz ümitsizce (ve bunu belli etmemeyi umarak). Adam otuz saniye içinde kitapları bulup getirdi.

His Dark Materials trilogy- Philip Pullman
Hemen ilk kitaba başladım, Northern Lights. İlk on sayfaya geldiğimde şaşkınlık içindeydim, kırk sayfaya varınca artık dayanamadım, bu bir tesadüf olmaktan öteydi. Hemen yazarını araştırdım ve fantastik dalında birbaşka dahi ile daha (Neil Gaiman’dan sonra) tanışmakta olduğumu anldım.  Zaten okuduğum ilk kırk sayfa bunun kanıtı olmuştu bana. Müthiş bir konu, harika sade bir anlatım. Yine birçok sembolle karşı karşıyayız. İşin ilginci Witch’s dream ile venezuella büyü dünyasına dahil olmuştum boyluboyunca, bu kez İngiltere fantastik büyü dünyasına konuk oluyorum.

Sanırım zaman içinde söyleyecek çok şey çıkacaktır. Ama en güzeli şu an artık kitabım biterse korkusundan kurtulmuş durumdayım 🙂 Ve en ilginci içimden geçeni, beklediğimden çok daha müthiş bir serüvenle taçlandıran Adam’ın telepatik olarak beni anlamış olması 🙂

*

Hani şu 3.boyut ve perde olayını bilirsiniz. Perde iner ve oyun başlar! Çünkü öncenizi, sonranızı, amacınızı unutursunuz ve yeni piyesin bir rolü olursunuz. Oyunda/rolünüzde başarılı olmak ve perde yeniden kalkmadan önce seyircilerden yüklü bir alkış almayı umut edersiniz. Aslında oyunla ilgili pek çok kişi, senaristi, yapımcısı, yöneteni, teknik ekip diğer oyuncular, seyirciler vs hepsi aynı beklenti içindedirler ve başarının herkesin kendi payına düşeni iyi yapmasıyla gelebilecek bölünemez bir bütün olduğunu da biliyorlardır.
Güzel, perde olayını tiyatro ile özdeşleştirince açık biçimde anlıyoruz. Yine de… Eh işte yine de bu “unutma” olayından çok şikayetçi olanlar var, çaresini arayanlar (fallar, kehanetler, mistik mıstık pek çok yolla) var, demek ki tiyatro örneği tam içe sinmemiş diyorum. İşte bu yıllar önce okuduğum trilojide öylesine güzel biçimde sunulmuştu ki; “neden bilmeden yapmak, yaşamak zorundayız” sorunsalı, herkes benim gözlerimle okuyabilsin isterdim. Hiç de felsefi bi yanı yok ya da her şey kadar var, aslında her şey fizik! Şimdi söylesem aa bu çok basit canım aşikar dersiniz 🙂
Yine de söyleyeceğim, kendim için, bi daha unutmayayım diye. çünkü ne olacağını, ne yapmanız gerektiğine dair kesin bilişiniz olduğunda o şey anında minik bi atom altı parçacığı gibi şekil değiştiriveriyor. Yani geçmiş olsun oluyor. Senaryonun bunca anlık olarak update edilebilmesi size de benim gibi, gücümüz hakkında fikir veriyor mu?

Bu gece Hıdırellez

Dileklerimizi gözden geçirmek, gönlümüzden geçen şeyleri dilemek için uygun ve  anlamlı bir gece.

Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyecek şekilde) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.

 1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz

  1. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz.

  2. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın.

  3. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın.

  4. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın.

  5. Çocuklar hepimizin olsun.

  6. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun.

  7. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun.

  8. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar.

10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir.

  1. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir.
  2. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz.

  3. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik ve yaşama saygı olsun. Düşünceleri ifade etmeye saygı olsun. Doğal yaşam korunsun.

  4. Yeni Dünya’da matematik, oyunun işlevsel bir parçası olarak ilgi ve sevgi görecek şekilde konumlansın.

  5. Eğitim sistemi toptan değişiyor.Ansiklopedik ve dogmatik , ezbere dayalı eğitimin yerine, çocukların özgürce kendilerini gerçekleştirebilecekleri ve yaratma güçlerininin önünü açacak koşullar temin ediliyor.Yani müfredat, çocukların katılımı ile oluşturulup, öncelikle uygulamaya konuluyor.

  6. Yeni dünya’da insanlar hem kendilerinden vazgeçmedikleri için hem de dünyanın kaynakları açısından diğer varlıklara saygılı olduklarından, çocuk yapma konusunu hassasiyetle düşünürler.

17.Uzayda kot ve t-shirt le gezebilelim,nefes almak sorun olmasın, ışınlanmak sureti ile jüpiterin yörüngesinde sevdiğimizle bi şampanya içebilelim.

  1. Kurt kuzuyla gezer olsun.
  2. Tüm insanlar “İnsan-i Kâmil” olsun.

  3. Bütün insanlar Cennet ve Cehennemi halen yaşamakta olduklarını bilir, güven içinde yaşarlar.

  4. İnsanlar çift cinsiyeti kapsayacak şekilde doğarlar, hayatları süresince tercihleri gereğince, istedikleri her an potansiyellerinden birini ya da diğerini kullanırlar. Böylece bir insan; bir çocuğunun babası diğer çocuğunun annesi durumunda olabilir.

  5. Yeni Dünya’daki insanlar, tüm potansiyellerini sonuna kadar kullanırlar ve ancak ondan sonra yeni bir çıkış elzem olduğunda bir çocuğun doğması için ortak karar verirler.

  6. Yağmur hep güzel yağsın. Herkes istediği lezzeti tadabilsin. Kahvaltılar açık büfe olsun. İsteyen istediği yerde yaşasın.

  7. yeni dünyada içimiz dışımız bir olacak.Herkes kendinde varolan tüm kapasiteyi bilecek ve bunu maksimum kullanacak.

  8. Yeni Dünyada maddi ve manevi refah olacak, herkes en sevdiği işi yapacak, dinlenme hakkı isteyene tanınacak, herkes topluluktaki diğer kişilerin mutluluğunu hedef aldığından, huzur ve sevinç en yüksek duygulanımlar olacktır.

26.İnsanlar rüyalarını kaydedip daha sonra seyredebilsin. Hatta bu rüyaları isteyen başka insanlara seyretmesi için sinema benzeri yerlere versin. Gidip başkalarının rüyalarınıda seyredelim. Oscarlar en iyi rüyalara verilsin.

27.Yeni dünyada, birlikte var olabilmenin büyüsünü kavrayabilen,sevgi içinde var olmasını bilen insanlar olsun…

  1. İnsanlar “aklı eren” olsun.İdrâk ettiklerini tatbik edebilenler olsun.
  2. Yeni Dünya’da kişisel ve toplumsal aidiyet duygusu ve sahiplenme güdüsü yer bulmaz, bu insanlar evrendeki tüm varlıklarla katılım ve iletişim içindeolduklarını bilirler.

  3. Bu listede yazdığımız özellikler halen yaşamakta olduğumuz dünyada, değişik düzeylere yayılmış olarak vardı ve var. Yeni Dünya insanı, mevcudiyetini bu listede yer almayan bir çok alt katmana borçlu olduğunun bilincindedir. Alt katmanların kendi olgunlaşma süreçlerini en ideal ve rahat ortamlarda geçirmesi için gereken yapmakta tereddüt etmez.

Tekamül/bilinçlenme döngüsünün bir süreç olduğunu bilir, bu sebeple elma ile armutu eşitlemeye çalışmaz.

31.Gündelik yaşamda kullanacağımız bazı bilgi ve uygulama yöntemleri için birebir efor ve zaman harcanması gerekli değil.Örneğin; araba kullanmak, bilgisayar kullanmak yada yemek yapmayı öğrenmek için, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği yükleme cd leri olacak..Hemen birkaç dakika içinde bu bilgileri kendimize “load” edebileceğiz.Böylelikle zaman ve enerjiden

tasarruf edebileceğiz. Söz konusu bilgilerin halen bildiğimiz yöntemle yapılmasını daha zevkli bulanlar için de bir engel yok.

  1. Herkesin birbirini takdir ettiği ve onurlandırdığı bu sistemde, “mutlu” bir isim değil mutluluğun kendisi oldugunu bilir..
  2. Yeni Dünya’da hakim seviye samimiyet olduğundan, kullandığımız lisan (telapatik iletişim haricinde gerektiğinde)yeniden gözden geçirilir, tüm insanlar kelimenin büyüsünün farkındadır. Bu sebeple çocuğa isim vermek büyük onur/sorumluluktur. (bu ritüelin gereği ve açılımı bilahare yapılmalı.)

34.yeni dünyada, insanlar duygularının farkında olsunlar ama duyguları OLmadıklarını da bilsinler isterim..istekler arzular umutlar elbette harika ama “akalım bakalım” anlayışı, onlara tutunmadan da yaşamayı mümkün kılar.

  1. Sağlık, yaşlılık, ölüm ve savaş gibi çok sayıda istihdam sağlayan sektörler olmayacağından, sanata ve oyuna yönelik iş alanları artacak, yerleşim birimleri ikiyüzbin kişiyi geçmeyen doğayla uyumlu yerler olacak.
  2. insanlar,yaşam alanlarında, birbirlerinden enerjisel olarak beslenmek yerine kendi enerjilerini doğayla karsilikli alip verme bicimine donusturmektedir.

Böylece,sahip oldukları doganin enerjisini alma, depolama, dönüstürme ve geri verme bilgisi ile kurdukları ilişkiler de dahil olmak üzere, tüm üretim modellerini değiştirmişlerdir.

Örneğin;daha az yemek yemek, daha çok enerji biriktirmek,bu enerji ile mesafeler arasında araçsız hareket etmek mümkündür.

  1. Yeni Dünya’da insanlar, AN’da gerekeni yaparlar, acımasızdırlar (kendine acımanın tersi olarak), bu sebeple pişmanlık duymaz, şikayet etmezler. Sadece gerekeni yaparlar (bir dağ aslanı gibi örneğin).
  2. Binlerce yıllık insanlık öyküsünde ve hatta çok daha eskilerde yaşanmış ve kollektif bilinç havuzuna atılmış tüm bilgilere, ihtiyaç duyduğumuz an ve “bilinçli” bir şekilde ulaşabileceğiz.Bu , tüm insanlığın kullanımına açık çok büyük bir kütüphane gibi iş görecek..

39.Ağızdan çıkan sözleri, bir kelime işlemci programına yazı olarak aktaran teknolojik gelişmeler. Kafamızda oluşturduğumuz imajı, resimi, vizyonu, vs görüntü olarak aktaran cihazlar olsun.

40.Ne hissettiğimiz bilinsin, karşımızdakileri de biz bilelim..auraları görelim, bedenin ötesindeki enerjiyi görelim

  1. Aracı kavramları kaldıralım, nihai hedefimizi istemeyi öğrenelim.
  2. Yeni dünyada geçmiş ve gelecek şimdi’nin içinde olacak. 1 mm’lik adım farkının yarattığı değişim gözlemlenebilecek. An’da karar verip uygulayacağız yine ama şimdi’nin içinde oynama imkanı olacak.

  3. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin,cinslerin birbirini maddi ve manevi olarak sömürmeyeceği, çocuklarımızın, modern, barışcıl, yenilikçi, soru sormaya dayalı ,tamamen özgür bir eğitimle tanışacağı, İnsanların sevgi yolu sonuna kadar açık,paylaşımcı bir yaratımla desteklenen, eşitlikçi bir evrensel kültürün sevgi ışığı altında dans ettiği kocaman bir pist olsun isterim yeni dünya.

 44. yeni dünyada sevginin herşeyin üstesinden geleceğine inanıyorum. Evrensel sevgiyle bütünleşmiş yürekler istiyorum.

 45. Yeni dünyada hayvanlar özgürce dolaşsın, yaşama hakları titizlikle gözetilsin. Onların yaşam şartlarının mükemmelliğine ayrılacak çaba insanlarkine ayrılan ile eşit olsun.

 46. Umut mutlaka olsun.. yılmadan yıkılmadan, umut hep olsun.. umut edersem güvenirim, güvenirsem üzerine herşeyi inşa edebilirim..gücüm beslenir, bilgim beslenir.. ben de çevremdeki herşeyi beslerim, ben bizlerin toprak hava ve sudan oluştuğumuzu düşünüyorum ve insanoğlu var olanı düşünür diyorum..biz istedikçe de olacak biliyorum…

  1. Yeni dünyaya enkarne olanlar, tüm anlaşma ve derslerini hatırlasınlar ve birbirlerini yürekleriyle tanısınlar,öğrensinler ve sevsinler.
  2. Herkesin bilgisi ve sevgisi birbirine yansısın,olması gereken dengeler kurulsun.

 49. İnsanlar gelişimden yana, meraklı olsunlar ve tüm bunları ödül ve ceza olmaksızın kendiliğinden yapsınlar.

  1. dilediğimiz enerji düzeyinde yaşabildiğimiz gibi dilediğimiz boyuta ve “madde haline” dönüşebilelim. güzel bir kayanın yanında bir kaya olarak yaşamayı tercih edebileceğimiz gibi bir karıncayı evinde ziyaret edip “ay bu kış da ne çok hazırlanmışın” dememiz mümkün olsun. Koku ya da tat olabilelim. evrene dahil oluşumuz görüntümüzden bağımsız fakat bize özgü tanımlanabilir olsun..renk skalası gibi, bir kokuya yereşip “anne ben burdayım bundan sonra budur enerjim bir koku olarak dahil olucam evrene, benim için endişelenme. PS. seni çok seven kızın” diyebilelim
  2. Yeni Dünya’da insanlar etkili dinleme yaparlar. Dinlemek bir sanata dönüşmüştür ve büyük bir zevk unsurudur.

 52.Şu olagan dunyada, olagan dogal kosullarda, mevcudun en iyi, yani, herkes ve her sey için en hayirli olacak bicimde degerlendirebildigim(iz)den emin olmak isterim.

 53. Olumlu şeyler dilerken çektiğimiz zorluk bir yana, burada dilediğimiz/dileyebileceğimiz tüm olumlu şeyleri dilemeye gerek bırakmayacak, çünkü zaten gerçekleşmiş olduğu bir dünya/insanlık dilerdim. Ama asıl dileğim tüm bu dileyebildiklerimiz gerçekleştikten sonra da, hala dilenebilecek sonsuz şeyin kaldığını görebilmek. Kısaca; “tüm olumlu şeyleri diledikten sonra dileyecek birşey kalmayacak” kısır düşüncesinden kurtulmayı diliyorum.

  1. Yeni dünyada evrenin sonsuzluğunda yolculuk yapmak isterdim.Uçsuz bucaksız karanlığın sonunu görebilelim.Kendimizde tanrıyı keşfedelim.
  2. bana ait; aklımdan geçenlere dilim, elim yetişebilsin, bize ait; kontrollü iyiler olmasın, korkumla merağıma ait; tüm olasılıklar aynı anda 1 olsun

  3. Rüyalarda uyanalım, o zaman bütün bu dilekler kendiliğinden gerçekleşebilir.

  4. Zaman var oldukça boşluğa basamak dizdiğimizi bilerek, sırf zevk almak için basamak dizmeye devam edelim. Sonra basamakları seyredelim keyifle.

  5. Hiç kimse adına dilekte bulunmadan, sadece kendimde gerçekleştirip, değiştirebileceğim, tüm gayriinsani özelliklerimin insani olması ve değiştirebileceklerim hakkında hemen bir şey yaparak uygulamaya karar verdiklerimi devam ettirme kararlılığı,
    Dilek tutmak yerine harekete geçme iradesi,
    Tüm bunların ötesinde sadece kendimin değişmesi ile tüm dünyanın değişebileceği gerçeğine kendimi ikna ederek yaşayakalmak.

  6. Yeni Dünya’nın temeli şüphesiz sevgi ve uyum olacaktır.
    Ben buna ek olarak;
    -Bu dünya’nın bir yaratıcılık ve tam anlamıyla hizmet dünyası olmasını düşlüyorum..
    -Her bireysel yaratımın toplum adına ve her toplumsal yaratım’ın ( aslında birey demek toplum demek olacak orada herhalde ) tüm hizmet talep eden varlıklar adına kullanılabilmesini düşlüyorum..
    -Çalışmak kavramının özünün hizmet ve yaratım olacağı ve adeta bir imece usulü şeklinde üretim yapılacağı bir toplum düşlüyorum….. Devamını Gör
    -Kendi sistemimiz içindeki tüm bize benzeyen ya da benzemeyen varlıklarla adeta bir yakın akrabalık ilişkisi içinde olmayı ve tüm evrendeki tüm varlıkların açıkça farkında olunacağı bir dünya düşlüyorum..Daha az ilerlemiş varlıklara tüm sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla hizmet eden ve bizden daha ilerde olan varlıkların istenen her an desteğini alan bir yaşam düşlüyorum..
    -Ağır kimyasa bedenlerden kurtulmuş, binlerce yıl yaşayacak, hiçbir fiziksel acının olmadığı bir yaşam düşlüyorum..
    -Tüm geçmiş yaşamlar üzerinden keyifle sohbet edip özgürce gülebileceğimiz bir yaşam bir dünya düşlüyorum..
    -Yemek yemenin yalnızca bir zorunluluk olacağı ve onun dışında o dünya üzerinde yaşayan tüm varlıklarla yaşamı paylaşmak adına ilişkinin olduğu bir dünya düşlüyorum..
    -Bu dünya’da asla para gibi bir mefhumun olmayacağını biliyorum:)
    -Rüyalarımız rüya olmaktan çıkacağı ve gerçekliğimizin bir parçası olacağı bir dünya düşlüyorum..
    -Güneşimizi daha yakından ve bilmediğimiz yönleriyle tanımayı düşlüyorum..
    -İletişimin artık sözlere sözcüklere gerek olmadan yürüyeceği ve müziğinde kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde dinleneceği:) bir dünya düşlüyorum…
    -Bu dünya’da yer alacak tüm varlıkların başkalarına hizmet yoluyla ilerlemeye devam edecekleri ve sevgi ile bilgeliğin derslerini öğrenirken meditasyon ya da başka şekillerde tüm varoluşla iletişim içinde olacakları bir dünya düşlüyorum..
    -Ve şimdilik son olarak, tüm kaygı, endişe, beklenti ve korkulardan özgürleşmiş varlıklardan oluşan ve ilerlemişliğin bir üstünlük olarak görülmediği bir dünya düşlüyorum ve böyle olacağını biliyorum..

  7. Yeni Dünya’da kendimden güzel bir kendim yaratabileyim ve diğer güzelleri de güzel göreyim…Ne kadar çok güzel olursa o kadar güzel olur dünya…:-)

  8. Bir Dünya özlüyorum evet, nasıl uyum içindeyse ağaçlar,kuşlar,toprak ana ve tabiat. Dostluğu,özdeşliği,kardeşliği gibi,mavi deniz,mavi göğün.Bir Dünya özlüyorum aynı uyumla;ulaşıldığı yerde içsel özgürlüğün.

  9. Yeni Dünya sakinleri, tüm gerçekliklerin, birer illüzyon olduğunu bilir, hepsi boşluğa basamak dizmektir onların. Buna karşın hepsini onurlandırır, o an hangisini istiyorsa onda oturur.

  10. Ben bütün canlılara sevgiyle ve saygıyla davranılmasını ve herkesin benim gibi vejeteryan olmasını istiyorum.

64…

Not: Konu başı için: https://blog.sonsuz.us/?p=328&cpage=1#comment-1479

The Witch’s Dream

Henüz Türkçeye çevrilmemiş olan bu kitabında Florinda Donner, Curmina’daki büyücü Mercedes Peralta yanında çıraklık yapıyor. Yörenin kültürü bu konulara tam olarak aşina zaten, insanların günlük hayatı içinde yer alıyor bu kavramlar.
Dikkatimi çeken ilk husus, Florinda’nın ilk kitabı Being-in-Dreaming (Rüyacı olarak çevrildi)deki kişiliği ile bu kitaptaki kişiliği arasında en ufak bir benzerlik yok. İki kitap adeta iki farklı kişi tarafından yazılmış gibi!
Bir yazar ve iyi bir okuyucu olarak bunu doğru anladığımı sanıyorum. Üç sene arayla yazıldığını sandığım iki kitaptaki Florinda’ların birbirlerinden bunca kopuk olmaları bana normal gelmedi. Şüphesiz Florinda, Don Juan gurubuna kabul edilip orada ciddi bir ilk eğitim almıştı ama, bunun bu kadar kısa zamanda bir insanı başka bi insan haline dönüştürdüğünü varsaymak zor.

Bana ilginç gelen bu hususu belirttikten sonra, Mercedes Peralta’nın bazı tespitlerinden bahsetmek istiyorum. Peralta’ya göre büyücülük kavramı içinde üç ana ayrım var:

  1. Medyumlar
  2. Şifacılar
  3. Cadılar.

İlk ikisi görevleri açısından rahatça anlaşıldığı için kendisi de üçüncü için bazı açıklamalar getirmiş. Örneğin kitabın bir yerinde cadının, kaderin gizemini anlamak açısından belirli bir yola sahip olduğunu söylüyor. Yine başka birkaç yerde ise, onların şans çarkını hareket ettirmeye yetkin olduklarını, üstelik kendi özel bağlantılarını yapabilmeye de muktedir olduklarını belirtiyor. Bu çarkın nasıl hareket ettiği ile ilgili sekiz erkekten sekiz öykü dinliyoruz, kendilerinin hayat öyküleri. Bu öyküler okurken de, üzerinde düşünürken de iç sızlatıcı şeyler. Anladığım kadarıyla Mercedes,  gerçek öyküler yoluyla şifalanma ya da farkındalık artırma yolunu benimsemiş bir büyücü.

Bu durumları zaten CC serisinden biliyorduk ancak bu kitapla  birlikte tanıştığım yeni bir kavram var: Curiosa! İngilizce sözlükte bir karşılığı yok ve ben de daha önce duymadım. Mercedes, Curiosaların da bir çeşit büyücü olduklarını ancak farklı sembolik araçlar, ritüeller ve büyülü sözler kullandıklarını söylüyor. “Curiosa’lar sonsuzluğun bilinmeyen şeylerine dalmışlardır. Onlar, bilinen ve bilinmeyen arasındaki görünmeyen iplikçikleri, bir örümceğin yaptığı gibi ağ şeklinde örerler .”  
Orada bazı insanlar curiosa’yı sırtından çıkan kanatları ile saydam beyaz bedenlerinin gökyüzüne ulaştığını gördüklerini anlatırlarmış.

Mercedes’in dünyasını Florinda’nın gözünden izlerken aklıma sık sık Clarissa Estes geldi. Sanırım bazı şeyleri daha bütünlüklü anlayabilmeye başladım.

Dört Ay, Dört Kadın

Son dört ayda beni sevindiren Kıryamalı dört kadından ilki Deniz olmuştu. Biliyorsunuz çocuklara Go oyununu tanıtmak sevdirmek amaçlı sekiz haftalık bir eğitim projesi yürürlüğe koyduve sanırım şu sıralar sona yaklaşmıştır. Bizleri yeniden sevindirmek için bir satır da olsa bilgilendirmediği için (Deniiiiizzzz… Duyuyorsan boy ver!) kesin konuşamıyorum.

İkincisi Karamürsel’den, gerçekten yürekli, çalışkan, zeki bir yama, adı Sevgi Yüreklik. Olağan üstü bir hayali vardı: Yeryüzü ile dost, kendine yeterli, sanat, bilim ve bilimum yaratıcı çalışmaları içerisinde toplayan komünal bir yaşam kurmak. Bu hayalini gerçekleştirmek adına annesinden borç para alıp Karamürsel’e yakın bir dağda arazi satın aldı. Hayalini projelendirdi ve insanlara sundu. Birçok kişinin sevgi ilgi ve onayına mazhar olan proje, yani artık adıyla sanıyla Yurt Köyü, bu ay itibariyle dernekleşti, fiziki ve sanal alt yapı çalışmaları başladı. En kısa zamanda ilk meyvelerini sunacak. Dün İstanbul gurubu toplantısına katıldım, Sevgi’yi kalbim sevgiyle titreyerek dinledim, heyecanına katıldım ve artık elimden ne gelirse projeyi desteklemek üzere bilendim Ona da bir kaç kez üyesi olduğu Kırkyama’ya faaliyetler ile ilgili bilgilendirme yap çağrısı yaptıysam da (Sevgiiiiii… Duyuyorsan boy ver!) korkunç iş temposu içinde kayboldu gitti.

Üçüncü kadın yine kırkyama yazarlarından Berrin. Onu çoğunuz tanıyorsunuz. Uzun zamandır gündemimizdeki İstanbul’da buluşma, üretme, yaratma mekanı arayışımızla ilgili dirayeti eline aldı, kararlılıkla aradı ve istediğini buldu. Şu an, henüz tanımadığım iş ortağı ile birlikte Taksimde kiraladıkları mekanın fiziki ve sanal makyajı ile uğraşıyorlar. İsim annesi de ben oldum: Tuva Sanat ve kişisel gelişim merkezi, çok yakında işlerliğe kavuşacak. Eğitimciler ve projeler , fikirler havalarda uçuşuyor. Bundan sonra yapacağımız eğitim ve diğer toplantılar için artık adresimiz belli. Sanırım yakında en azından açılışını ve taşıdıkları idealleri bizlere buradan (Berrriiiiinnnn… Duyuyorsan boy ver!) haberdar ederler.

Dördüncü kadın, Bodrumdan bir üyemiz, adı Mutlu. Yıllardır psikologluk yapıyordu ama bir de ideali vardı, çalışmaları genişletecek, topluca kucaklanacak bir mekana sahip olmak istiyordu. Ve bu ay o da  Ortakent’te harika biir bahçe içinde özel bir yer bularak, orada Mu meditasyon gurubunu başlattı. Sanırım yakında başka eğitim ve seminerler de planlanacaktır, en kısa zamanda gidip hayırlayacağım inşallah. Umarım bize planladıkları ve halen başlayan faaliyetlerle ilgili bilgi aktarmı (Mutluuuuuuu…. Duyuyorsan Boy ver!) yapacaktır.

Dün gece otobüste hepsi zihnimde ve yüreğimde bana yolculuk arkadaşlığı yaptı, ben de bu yazı ile onlara teşekkür etmek istedim. Sizleri kutluyor ve başarılarınızla gururlanıyoruz.

Bu arada ressam arkadaşımız Leyla’nın başlattığı ve azimle devam ettirdiği “Güzelliğin Çoğaltılması” aktivitelerini sevinç ve merakla takip ediyoruz. Keşke bu sayfalardan deneyimlerini bizlere aktarsalar.

http://www.kirkyama.org/?p=748

Oyun üzerine…

Insanlar toplumsal varliklardir ve tekil olamazlar. Bu nedenle sürekli diger insanlarla
olan iliskisini degerlendirmelidir. Ilk caglardaki insanlar gibi balta girmemis, vahsi
dogada yasamiyoruz ama yasadigimiz sehirler insanlarin sadece vahsiligini gizlemis
durumda. Dogayi evcillestirmemiz kendimizi de evcillestirmemiz anlamina gelmiyor,
hatta birbirimizden gercek benligimizi saklamak icin binbir türlü yöntemler ürettik.
Tüm hayatimiz bu yöntemleri desifre etmek ve yeni yöntemler belirlemek icin geciyor.

Bu öyle bir oyun ki, oyunun kurallarini bildikten sonra ögrendigimiz kurallar eskimis
oluyor, cünkü insanlar bilinen birseyi tekrarlamaktansa, Dostojewski’nin degimi ile,
kendi deliliklerini yapmayi yegliyorlar. Bu nedenle de hakikat devamli bir adim daha
ögrendigimiz kurallarin ötesinde gidiyor.

Bilinen kurallarin tekrarlanmamasi özgürlügümüzün ifadesidir. Hic kimse özgürlügünü
herhangi kurallar ugruna feda etmek istemez. Kurallar ile özgür irade arasinda bir oyun
süre gidiyor. Biri digerini yakalamayi basardigi zaman, denge dengesini yitiriyor.
Eger kural agirlik gösteriyorsa iliskiler kristallesmis oluyor, her gün birbirini kovaliyor.
yeni birseylerin de olusmasi imkansizlasiyor. Insanlarin degisiklige olan özlemi günün
birinde su üstüne cikiyor.

Diger taraftan özgürlükcü olanlar kisiler arasindaki bagi unutuyorlar, böylelikle
özgürlüge sahip oluyorlar ama iliskileri sona eriyor, cünkü iliskiyi sürdürebilmek icin
ortaklasa eylemlerin olmasi gerekiyor. Özgürlük ile kuralcilik arasindaki bu gidip
gelis iliskileri de taze tutmaya yariyor. Oyun herhangi kaliplasmis iliskilerin devamini
saglamak icin bir yöntemdir. Oyun “amacsiz” oldugu icin kaliplasmis olan iliskileri
tekrar rayina oturtmak icin en etken enerji kaynagidir. Oyun oynayamayanlarin
iliskileri sona ermeye mahkumdur. Oyunsuz iliski sadece cikar amaclidir, o sadece
cikar ile ayakta durabilir. Cikarin da bittigi anda iliskiler sona ererler.

Oyunun önemi cocuklar icin de cok önemlidir. Kücük yasta cocuklara oyun oynatmayi
ve oyundan haz almayi ögretmelidir. Böylelikle kücük yastan beri oyun oynamaya
alisan cocuklar hayatlarinda daha basarili olacaklardir. Cünkü kücük yasta oyundan
mahrum kalanlar o oyunu ergin yaslarda ögreneceklerdir ki bu da onlarin canlarinin
daha fazla yanacagi anlamina gelir. Hem büyük yasta oynanan oyunlar esnekligini
kaybederler.

Bizler ne kadar oyun oynuyoruz? Oyuna ne kadar önem veriyoruz? Cocuklarimizi
oyunlu mu büyütüyoruz, yoksa onlara devamli neye dokunmalari gerektigini, neden
uzak durduklarini mi ögretiyoruz?