Söz vermiştin…

Gözlerinde güneşi hapseden çoçuk
Hani…
Söz vermiştin yeşermeyecektin,
Sevginin var olmadığı iklimlerde…
Rüzğarlarla dans eden bulutlar,
Bestelerken ruhunun şarkısını,
Tüm mevsimlerde açacaktı mavi yıldız çicekleri…
Hani…
Sevdanın sarp kayalıklarında,
Korkunun zincirlerini kıracaktın…
Özgürce açarken kanatlarını,
Süzülecektin koca bir yürekle,
Sana bakan uçurumlardan aşağıya…
Hani…
Sevda denizinin görünmez derinliklerinde
İhanetin sarhoş dalgalarıyla,
Köpüklerinde kaybolmayacaktın,
Kumsallara vururken bedenin…
Hani…
Sevdanın yollarında,
Yanacaktın kor ateşlerde…
Ölüm bile sarmalarken seni,
Haykıracaktın adımı sonsuz evrenlere…
Hani….
Söz vermiştin…
Göz kırpacaktı sevdan,
Gökyüzünün karanlığında,
Gülümseyerek parlayan yıldızlara…

                                                   06/01/2010

                                                       01:45

                                                 Mesa/ ANKARA

‘Gerçek’ Varoluş Deneyimi

Sorguladığımız veya kabullendiğimiz “gerçeklik” ne kadar gerçek? Varoluşun algısal hali nedir?
“İnsan” gerçekte nasıl bir varlık?
Hemen tüm mistik öğretilerin nirvana, cennet, vs. şekillerde ifade ettiği boyut gerçekte var mıdır?

İzlerken çok etkilendiğim bu videoyu sizlerle paylaşmak istedim:

Yukarıdaki video, Jill Bolte Taylor adında bir biliminsanının deneyimleri hakkında vermiş olduğu konferanstan alıntıdır.

Gayet öznel bir deneyim olduğu için özenle dinlememiz gerekiyor sanırım.

20 dakikanızı ayırıp bir kulak verin derim, Türkçe altyazı seçeneği mevcut.

Bence mükemmel bir özet ve muhteşem bir deneyim.

Siz ne düşünüyorsunuz?

LAVOİSİER in kellesi

Kimya biliminin dehası Lavoisier’in, asıl eğitimi hukuk idi ve Paris Barosu” na kayıtlı bir avukattı.

Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip “Bu kelleler hiçbir işe yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

Lavoisier, matematikçi Lagrange’ı çağırdı. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra beyninin bir süre daha düşünmekte olduğunu anlarız.”

Lavoisier’in kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı..

Matematikçi Lagrange diyor ki, “Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar boyunca yanacak meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta sürüneceklerdir. ..”

Alıntı…

Gece

Uykuma sarılırım ve taş parçasının içine gömülürüm neşeye,

Zamanın ihanetine ve haksızlığına karşı duyarsız.

Kör, uyuşuk, kazanırım; bunlar benim güçlerim..

Ah, hiç uyandırmayın beni o çınlayan sesinizle!

Michelangelo

Tevazu

“Tevazu, tüm karmaşıklığı, sınırları, şartlanmaları, önyargıları, kusur ve eksikleriyle kendisinin bütünüyle farkında olan zihnin faal bir halidir.

Öğrenme, bir tevazu hali içerir açıkça.Tevazu ise boyun eğicilik değildir. Kişinin kendi önemine ilişkin düşük değer biçmesi değildir. “Ben bilmiyorum sen biliyorsun, onun için öğret bana değil. Tevazu daha ziyade tetikte olan ve bilmek, öğrenmek isteyen bir zihindir. Bir boyun eğme, kabul etme hali değildir. Tevazu bir erdem değildir; işlenerek oluşturulamaz; vardır ya da yoktur. Yalnızca kibirli, gururlu kişilerdir tevazu geliştirenler. Yüzlerine bir tevazu maskesi geçirirler.Ama gerçekten, sözcüğün gerçek anlamında mütevazi değillerdir. Böyle öğrenen bir zihin, kabul etmeme, inkar etmeme, hiçbir düzlemde ve hiçbir zaman kendine değer biçmeme niteliğine sahip olmak zorundadır. ” J.KRİSHNAMURTİ Yeni Delhi, 1 Kasım 1964