Birlikte Yaşayalım Projesi

Birlikte Yaşayalım Projesi

 Taslak-1

  

Tanım

  

Birlikte Yaşayalım Projesi (Biryap), Dünyanın daralan kaynaklarının optimum kullanımı çerçevesinde, bireylerin sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerin, toplam yaşam kalitesini bariz biçimde artıracak şekilde estetik ve çağdaş bir yörüngede birleştirilmesini hedefleyen toplu yaşam birimleri oluşturmaktır.

 

Mevcut Durumun İncelenmesi

Sorun Analizi

 

  • Türkiye’de ortalama yaşam süresi son yıllarda 67 yaşa kadar çıkmıştır ve görünen o ki bu rakam her yıl Avrupa’da olduğu gibi yükselecektir. Aynı zamanda Türkiye son yıllarda yine Avrupa’da olduğu gibi giderek artan ölçüde çekirdek aile modelini benimsemiş görünmektedir. Bu durumda yaşlı insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri gerekli her türlü desteği alabilmeleri için bu sahada hizmet veren örgütlenmeler için çoktandır planlı faaliyetler içine girilmiş olmalıydı ancak bu konuda büyük bir bilinçsizlik ve hazırlıksızlık içinde olunduğu açıktır. Sadece huzur evi anlamında bile bakılsa gerek sayısal gerekse nitelik anlamında büyük bir zaafiyet olduğu görülecektir.
  • Emeklilik yasası değişmeden önce genç yaşta emekliliğe Devamını oku “Birlikte Yaşayalım Projesi” →

Kendisini köpek sanıyor

Rusya’nın Sibirya bölgesinde polisin, kedi ve köpeklerin arasında tutulan 5 yaşında bir çocuk bulduğu bildirildi. Rus polisi tarafından yapılan açıklamada, tüm hayatını Sibirya’nın Çita bölgesindeki bir kedi ve köpek şirketindeki odada geçiren çocuğun Rusça bilmediği ve polisin kendisini gözetim altına aldığı zaman köpek gibi tepkiler verdiği kaydedildi.
Açıklamada, dış dünyaya hiç çıkarılmayan çocuğun kedi ve köpekler tarafından büyütüldüğü belirtilerek, “Hiç yıkanmayan kirli elbiseler içindeki çocuğun tavırları tamamen bir hayvanınkine benziyor ve yanına yaklaşan insanların üstüne atlıyor” denildi.
Küçük çocuğun tutulduğu odada ne ısıtma, ne su ne da kanalizasyon sistemi olduğu belirtilen açıklamada, Nataşa adındaki kız çocuğunun bir yetimhanede psikologlar tarafından gözetim altında tutulduğu kaydedildi.
Açıklamada, gerçek yaşı 5 olmasına rağmen 2 yaşındaki bir çocuk gibi görünen Nataşa’nın kaşıkla
yemek yemediği ve birlikte yaşadığı hayvanların birçok tepkisini yansıttığı belirtilerek, “Bakıcılar odayı terk ettiğinde Nataşa kapıya doğru sıçrayıp havlıyor” denildi.
Polis, 5 yaşındaki Nataşa’nın annesini sorgularken,
kayıp olan babasının ise aranmasına devam ediliyor. (Milliyet)

Çocukların 0-4 yaş arası eğitiminin hayati derecede önemli olduğunu, “Dünyanın OLMAsının-Tonal” çocuğa kim tarafından öğretilirse bunun daha sonra neredeyse hiç değiştirilemeyeceğini savunduğum yazılarım ve toplantılarım oldu. Bazı arkadaşlarım bunu kabullenmekte zorlanıyorlardı, sanırım yukarıdaki örnek oldukça ikna edici!

Dünya Çevre Günü

Dünya demek ben demek, BİZ demek, yani bugün bizim günümüz. Ve her zaman olduğu gibi çareyi dışarılarda aramaktayız.

Neden kendimizi sevmiyoruz ve saymıyoruz?

Kızılderilinin hissettiğini anlayamıyoruz, neden? Anlasak da gözümüzün yaşardığı ile kalıyoruz, unutmamız yarım dakika sürüyor. Bindiğimiz dalı kesiyoruz. Güzelliği estetiği sevmek hoş şeyler ama bunlar doğallıkla da sağlanabilir. Doğanın kendi dengesini sağlayabildiği optimum değerler var, bunları dikkate almak o kadar zor mu?

Örneğin ikiyüzbin nüfusu aşan yerleşim birimleri doğa dengesininin bozulmasına sebep oluyormuş (bilimsel incelemeler sonucu). Herşey bu hassas tespitin dikkate alınmaması ile arkası arkasına yıkılan kuleler misali birbirinin üzerine çöküyor. Bi de bakmışsınız sadece NEW York ilinin bina havalandırmaları için kullandığınız enerji, Çinin yıllık  kullanımının dört katını bulmuş! Dikine doğru büyümeye gerek yok, sonra biri gelip yıkıveriyor!

Aşağıda sorun kaynaklarının Bakanlıkça tanımı var, sıradan ve ruhsuz ama yine de bugünün hatırına ekleyelim 🙁

Vazgeçtim adresi burda isteyen baksın: http://www.cevreorman.gov.tr/co_03.htm

Onun yerine çok iyi bildiğiniz Şef Seattle’in mektubunu yayınlayacağım: Devamını oku “Dünya Çevre Günü” →

Şirinler

Bir Düşülke Olarak Şirinler
Bazen ormanın sesini dinlerim
Kuşların cıvıltısını
Geyiklerin kahkahasını
Tavşanlar kayaların üstünden zıplar
Herkes onları dinlemekten hoşlanır
Tabii her zaman değil!
Şair Şirin

TV izlemem. Bunun çeşitli ve yazıyla ilgisi olmayan nedenleri var. Ama
çocukluğumdan beri kaçırmadığım bir çizgi film dizisi var; Şirinler.
“Çok uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde” diye başlayan bu
sevimli toplumun hikâyesi aslından erdemden var oluşa, dayanışmadan
bireyselliğe, özgürlükten kötülüğe çeşitli bilgi alanları,
olgular, durumlar ve kavramlara ilişkindir. (Zaman’la ilgili yazımda
–Bahçe s. 14- artık muhalefet ve biçimlerinin de bizzat sistemin
yaratıcı-yapıcılarınca tanımlandığı, hatta oluşturulduğunu öne
sürmüştüm. Bu yazının sonrasına denk gelen Matrix filmi iyi bir örnek
olmuştur. Bu filmde kişiler gerçekliği ve gerçeklik bilgisini radikal
biçimde sorgulamaktadırlar. Oysa şikayet edilen şey bizzat bütün film
ekibi ve Pazar potansiyelince korunmuştur ve korunmaktadır. Filmde anılan
yazımla veya diğer şeylerle ilgili başka çıkarımlar yapmak da
mümkündür. İşte Şirinleri buna benzer filmlerden ayıran şey; bireyin, onun tıkanmasına neden olan gerçeklikle karşılaşması ve çoğu zaman onu yeniden üretmesi değil, kolektif bir yapı içerisinde yaşaması-yaratılmasıdır. Şirinler’de gerçekleştirilen devrim, sürekli ve toplumsaldır. Yani Şirin Hayatı yaratılmış,
gerçekleştirilmiş bir şeydir.) Son derece gelişmiş ve bütüncül bir
bilincin ürünü olan dizi, kendi içinden çözüm üretebilecek donanıma
ve belirgin bir bağımsızlığa sahiptir. Buradaki yöntem, süregelen
ilişkileri yinelemek değil, yenilemektir.

Şirinler toplumu tam olarak 103 kişiden oluşur. 103. kişi, yıllar önce
ormanda kaybolmuş, bizim Tarzanımız gibi Devamını oku “Şirinler” →

Çocuk böyle öğrenir

‘Eğer bir çocuk kavga ve gürültü içinde yaşarsa kavgacılık öğrenir,

Eğer bir çocuk korku içinde yaşarsa korkmayı öğrenir.

Eğer bir çocuk daima ona acıyan insanlarla beraber yaşarsa kendini zavallı hissetmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa nefret etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk cesaret ve heyecana değer verilen bir çevrede yaşarsa kendine güvenmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk övmeyi bilen insanlarla beraber yaşarsa başkalarını taktir etmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk sevgi içinde yaşıyorsa sevmeyi öğrenir.

Eğer bir çocuk kendini adam yerine koyan bir çevrede yaşıyorsa hayatta erişmek için çalışmaya değer bir amacı olmasını öğrenir.

Eğer bir çocuk dürüst hareket eden insanlar içinde yaşarsa adaletin ne olduğunu öğrenir.

Eğer bir çocuk sözlerine güvenilir insanların içinde yaşarsa hakikatin ne olduğunu öğrenir.

Eğer bir çocuk açık kalpli, güler yüzlü ve anlayışlı insanların arasında yaşarsa dünyanın gerçekten yaşamaya değer, güzel bir yer olduğunu öğrenir.
 
 
ANN LANDER