buzdan kaleler

burdan bakınca herşey ne kadar uzak kalıyor
tek bir hayatmı
belki birden fazla yaşadığımız ama tek zannettiğimiz
buzdan kaleler inşa etmişim her biri kendine özel
yıkılmaz, sarsılmaz, herbiri muhteşem kendimce
ne kadar aptalca
minik bir ateşle eriyor
yeni baştan alıyorsun
buzdan kaleler inşa etmeye..

İki kayık bi de helikopter

Bu fıkranın papazlı, hahamlı, keşişli,  her neviden versiyonu var, ben yeniden yazmayım diye imamlı olanı aşağıda paylaşıyorum:

Bir gün imama söylemişler sel olacak köyü terk ediyoruz sende gel, imam ben gelmem dinim bütün bana birşey olmaz demiş, herkes gitmiş imam camide sel başlamış hoca bakmış işler kötü minarenin ilk katına çıkmış hemen kayıkla gelmişler hocam gelin kurtaralım sizi, hoca yine demiş ben gelmem, ikinci kata çıkmış sel oraya kadar gelmiş yine bir kayık gelmiş hocam bak öleceksiniz gelin diye, hoca benim dinim bütün allah beni korur demiş.  Sular yükselince hoca minarenin üstüne çıkmış, helikopter gelmiş hocam bak gidecek yeriniz kalmadı gelin, hoca yine demiş allah beni korur. Derken sel minareyi geçmiş hoca ölmüş cennete götürmüşler, hoca meleklere ben tanrıya kızgınım ona okadar güveniyordum beni kurtarmadı demiş, tanrı yukardan seslenmiş ben o salağa iki kayık bi de helikopter gönderdim kendisinin suçu……..

Kıssadan hisse almak lazım. Ben bu fıkrayı seneler önce ilk duyduğumdan beri bayılırım. Maneviyatla ilgili herşey bu dünyanın varlığı ve tertibi ile ilgilidir, yani gösterge burdadır.  Başka bi yerde boyutlar ve cennetler beklentisi insanın elini kolunu bağlıyor.

Gizemle, mistisisizmle, dinle, maneviyatla ilgileniyoruz; çünkü bu dünyayı seviyoruz, onun iyileşmesini sevinç dolmasını arzu ediyoruz. Peki nasıl olacak? Devamını oku “İki kayık bi de helikopter” →

Birlikte Yaşayalım Projesi

Birlikte Yaşayalım Projesi

 Taslak-1

  

Tanım

  

Birlikte Yaşayalım Projesi (Biryap), Dünyanın daralan kaynaklarının optimum kullanımı çerçevesinde, bireylerin sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerin, toplam yaşam kalitesini bariz biçimde artıracak şekilde estetik ve çağdaş bir yörüngede birleştirilmesini hedefleyen toplu yaşam birimleri oluşturmaktır.

 

Mevcut Durumun İncelenmesi

Sorun Analizi

 

  • Türkiye’de ortalama yaşam süresi son yıllarda 67 yaşa kadar çıkmıştır ve görünen o ki bu rakam her yıl Avrupa’da olduğu gibi yükselecektir. Aynı zamanda Türkiye son yıllarda yine Avrupa’da olduğu gibi giderek artan ölçüde çekirdek aile modelini benimsemiş görünmektedir. Bu durumda yaşlı insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri gerekli her türlü desteği alabilmeleri için bu sahada hizmet veren örgütlenmeler için çoktandır planlı faaliyetler içine girilmiş olmalıydı ancak bu konuda büyük bir bilinçsizlik ve hazırlıksızlık içinde olunduğu açıktır. Sadece huzur evi anlamında bile bakılsa gerek sayısal gerekse nitelik anlamında büyük bir zaafiyet olduğu görülecektir.
  • Emeklilik yasası değişmeden önce genç yaşta emekliliğe Devamını oku “Birlikte Yaşayalım Projesi” →

Kendisini köpek sanıyor

Rusya’nın Sibirya bölgesinde polisin, kedi ve köpeklerin arasında tutulan 5 yaşında bir çocuk bulduğu bildirildi. Rus polisi tarafından yapılan açıklamada, tüm hayatını Sibirya’nın Çita bölgesindeki bir kedi ve köpek şirketindeki odada geçiren çocuğun Rusça bilmediği ve polisin kendisini gözetim altına aldığı zaman köpek gibi tepkiler verdiği kaydedildi.
Açıklamada, dış dünyaya hiç çıkarılmayan çocuğun kedi ve köpekler tarafından büyütüldüğü belirtilerek, “Hiç yıkanmayan kirli elbiseler içindeki çocuğun tavırları tamamen bir hayvanınkine benziyor ve yanına yaklaşan insanların üstüne atlıyor” denildi.
Küçük çocuğun tutulduğu odada ne ısıtma, ne su ne da kanalizasyon sistemi olduğu belirtilen açıklamada, Nataşa adındaki kız çocuğunun bir yetimhanede psikologlar tarafından gözetim altında tutulduğu kaydedildi.
Açıklamada, gerçek yaşı 5 olmasına rağmen 2 yaşındaki bir çocuk gibi görünen Nataşa’nın kaşıkla
yemek yemediği ve birlikte yaşadığı hayvanların birçok tepkisini yansıttığı belirtilerek, “Bakıcılar odayı terk ettiğinde Nataşa kapıya doğru sıçrayıp havlıyor” denildi.
Polis, 5 yaşındaki Nataşa’nın annesini sorgularken,
kayıp olan babasının ise aranmasına devam ediliyor. (Milliyet)

Çocukların 0-4 yaş arası eğitiminin hayati derecede önemli olduğunu, “Dünyanın OLMAsının-Tonal” çocuğa kim tarafından öğretilirse bunun daha sonra neredeyse hiç değiştirilemeyeceğini savunduğum yazılarım ve toplantılarım oldu. Bazı arkadaşlarım bunu kabullenmekte zorlanıyorlardı, sanırım yukarıdaki örnek oldukça ikna edici!

Dünya Çevre Günü

Dünya demek ben demek, BİZ demek, yani bugün bizim günümüz. Ve her zaman olduğu gibi çareyi dışarılarda aramaktayız.

Neden kendimizi sevmiyoruz ve saymıyoruz?

Kızılderilinin hissettiğini anlayamıyoruz, neden? Anlasak da gözümüzün yaşardığı ile kalıyoruz, unutmamız yarım dakika sürüyor. Bindiğimiz dalı kesiyoruz. Güzelliği estetiği sevmek hoş şeyler ama bunlar doğallıkla da sağlanabilir. Doğanın kendi dengesini sağlayabildiği optimum değerler var, bunları dikkate almak o kadar zor mu?

Örneğin ikiyüzbin nüfusu aşan yerleşim birimleri doğa dengesininin bozulmasına sebep oluyormuş (bilimsel incelemeler sonucu). Herşey bu hassas tespitin dikkate alınmaması ile arkası arkasına yıkılan kuleler misali birbirinin üzerine çöküyor. Bi de bakmışsınız sadece NEW York ilinin bina havalandırmaları için kullandığınız enerji, Çinin yıllık  kullanımının dört katını bulmuş! Dikine doğru büyümeye gerek yok, sonra biri gelip yıkıveriyor!

Aşağıda sorun kaynaklarının Bakanlıkça tanımı var, sıradan ve ruhsuz ama yine de bugünün hatırına ekleyelim 🙁

Vazgeçtim adresi burda isteyen baksın: http://www.cevreorman.gov.tr/co_03.htm

Onun yerine çok iyi bildiğiniz Şef Seattle’in mektubunu yayınlayacağım: Devamını oku “Dünya Çevre Günü” →