“… Müzik, tanrının sesi.”

Küçük, çelimsiz bir kız çocuğu sahneye çıkıp da neredeyse boyu kadar olan trompete üfleyerek silenzio’yu çalarsa söylenecek başka bir söz nasıl bulunur bilemiyorum artık.

“… Müzik, tanrının sesi.”

Nino Rosso’nun o kültleşmiş eserini üflesen düşecek olan bir kız çocuğunun ağzından dinlerken dudaklarımdan dökülen bu sözlere ben de şaşırdım. Çok iddialı bir söz değil miydi bu?

İyi de, başka nasıl izah edilebilirdi insan üzerinde oluşan bu etki? Sanki gaipten gelen bir ses gibiydi. Gaip olan her şey ötelerden değil miydi?

Niye üflemeli çalgılar daha çok tanrısal oluyordu peki? Mevlâna da üflememiş miydi? Ve onun üflediğini şimdi bütün dünya dinlemiyor muydu?

Ve panflüt! Zamfir, The Lonely Shepherd için üflerken aynı şekilde savrulmuyor, uzaklarda un ufak olmuyor muydu insan?

Niye her şey üflemek üzerineydi? O gizemli ses niye bir ağacın kovuğuna gizlenir gibi üflemeli çalgıların içine yuva yapmaktaydı?

Sevgili Mevlâna’mız günümüzde yaşasaydı panflüt ve trompet de dener miydi dersiniz?

Ya dört büyük melekten biri olan İsrafil kıyamet borusu için sura üflerken… Nasıl bir şeydi acaba o sur denen şey? Ney gibi miydi? Yoksa panflüt gibi mi? Ya da trompet?

İsrafil neye üfleyecek bilmiyorum; ama bildiğim ve daha fazla inanmaya başladığım bir şey varsa, o da müziğin tanrının sesi olduğu gerçeği.

Su Perileri

Nymph’ler (Nymphe veya Türkçe nemf, nimf olarak da anılırlar) Yunan Mitolojisi nde yeri ve denizi dolduran sayısız çokluktaki dişi, tanrısal varlıklardır. Ölümsüz değillerdir ama tanrılar gibi ambrosia ile beslendiklerinden çok uzun yıllar yaşarlar ve hep genç ve güzel kalırlar. Doğurganlık ve zariflik simgesidirler. Mitlerde genellikle güzellikleri yüzünden başlarından geçenler anlatılır, genel olarak perilerin güzelliğine vurgu yapılır.

Çok sayıda nymph türü vardır ve bunlar yaşadıkları yerlere göre ayrı adlar alırlar. Oreadlar dağlarda, Naiadlar akarsularda, Dryadlar meşe ağaçlarında yaşarlar.

NympH’ler hakkında diğer bilinenler söylentiler;

1- Yunan mitolojisinde hep tanrı ya da yarıtanrıların tacizine uğramış su perileri…

2- Işıl ışıl saçları, muhteşem gözleri ile size bakan, teni, vucudu kusursuz, bir su yaratığı..

3- Yunan mitolojisinde ormanlarda ve sularda yaşayan dişi tanrısal varlıklardır. Homerosbize onların zeus’un çocukları olduğunu söyler. İkinci dereceden önemli tanrılardır,olympostaki toplantılara çağrıldıkları da olmuştur. Bir çok tanrı ve mitolojik kahramanla cinsel ilişkiye girmişlerdir, hatta çocuk bile yapmışlardır. Erkek düşmanı olanları da artemis’in avcı kızlarına katılmıştır. Doğa içinde beraber yaşadıkları erkek cinsleri; yarı insan yarı yaratık şeklinde cin olarak tabir edilen satyrler, satyrlerin kartlaşmış hali olan silenler,bağları bahçeleri koruyan penisi kendisi kadar uzun olan priapos ve çobanların tanrısı keçi ayaklı pandır.

4- Antik yunan mitolojisine göre; kırlarda ormanlarda ve sularda yaşayan peri kızları. Doğanın bereketini ve lutfunu temsil ederler. Genellikle mağaralarda otururlar ve hayatlarını şarkı söylemek ve yün eğirmekle geçirirler. Yaşadiklari yerlere göre çeşitlenirler (pınarlarda ve akarsularda yaşayan naiaslar, dağlarda oreaslar, korularda alseidler, hamadryadlar gibi…)

Not: Bunların erkek versiyonlarına satyr denir..

Ambrosia, Yunan mitolojisine göre kimi zaman Tanrıların yiyeceği, kimi zaman içeceği ve genel olarak “sonsuz hayat” veren balımsı bir madde olarak tasvir edilir.
Homeros’un anlatılarında nektar olarak tasvir edilir ve hoş kokulu olduğu söylenir.
 
 

 

 

 

Merdivende

Merdivende

 

Nereye vardığı belli olmayan merdivenler

Bazen alttan bakarsın birleşmiştir ufukla

Tanrıya varmaktadır bir anlamda

Bazen üstten bakarsın birleşir Ereşkigal’e

O bir tanrıçadır  bilinmeyende

Yer altının tanrıları cezalıdır bize göre

Özeniriz hep gökyüzüne, boyumuz büyüsün isteriz

Çocukken de ölürken de!

Ne garibiz kim koydu bu programı bize

 

Merdivenlere kutsal diyesim gelir

Düzeyleri bağlar, mucizevidir

Cins yaş ırk inanç farkı yoktur

Ne inenlerde ne çıkanlarda

Kimse kimseyi garipsemez merdivende

Kimse göz göze gelmez yollarda olduğu gibi

Kimse diklenmez, gücünü sınamaz

İner ya da çıkar, herkes eşittir merdivende

 

Araba yok, egzoz yok, firen sesi bulunmaz

Ya yukarda ya aşağıda kalmıştır o

Bu sebeple belki caka satılmaz

Kömürcünün kostarikalı kankası olunmaz

Akıldan bile geçmez aslında

Kimse göz göze gelmez yollarda olduğu gibi

Kimse diklenmez, gücünü sınamaz

İner ya da çıkar, herkes eşittir merdivende.

 

 

Sa

06.05.09 – Beylerbeyi

 

James Randi

Randall James Hamilton Zwinge adıyla Kanada Toronto’da dünyaya gelen James Randi (d. 7 Ağustos 1928) veya sahne adıyla “The Amazing Randi” illüzyonist ve sözdebilim alanındaki hileleri ortaya çıkarmaya çalışan ateist bir araştırmacıdır ve James Randi Eğitim Vakfı’nın kurucusudur. Randi’nin eğitim kurumu herhangi bir paranormal, doğaüstü veya okült bir güce sahip olduğunu bilimsel testler altında kanıtlayan kişiye 1 milyon dolar ödül vereceğini açıklamıştır. Bugüne kadar bu ödülü kazanabilen kimse olmamıştır.

http://www.randi.org